Dar Kapı - Andre Gide

Dar Kapı - Andre Gide

Dar Kapı - Andre Gide

03.08.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Dar Kapı - Andre Gide
Birçoğumuz hatırlar “Selvi boylum al yazmalım” filminin son sahnesinde Türkan Şoray’ın repliğini: “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti...” Andre Gide, bu film çekilmeden yaklaşık bir asır önce, Dar Kapı adlı romanında sevginin vuslat olmadığını; iyilik, dostluk ve emekten müteşekkil duygusal bir bileşim olduğunu ispatlıyor biz okurlarına.

Gide, 1947′de Nobel Edebiyat ödülünü almış Fransız bir yazardır. Batak, Kalpazanlar, Pastoral Senfoni, Dünya Nimetleri, Kadınlar Okulu, Dostoyevski yazarın diğer eserlerinden bazılarıdır. Yazımıza konu olan Dar Kapı ise 1909′da yayımlanmıştır.

Kitabın kapağını açıp yazar tanıtım sayfasını hızlıca geçtiğinizde İncil’den alıntılanmış şu satırlarla karşılaşıyorsunuz : “Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar çok azdır.”

Kitabın özünün aslında bu satırlar olduğunu kitabın ortalarına geldiğinizde duyumsasanız da kitap bittiğinde gerçekten anlıyorsunuz ki, aşk adına tabir edilen bütün tanımlar, aslında dar bir kapıdan caddeye açılan bütün çıkmaz sokakların ortak adıdır. Neden mi? Çünkü yazarımız, kendi hayatındaki erdem ve vuslat asıllı gerçekleri yani ki Gide-Madeleine aşkını, Jerome-Alissa aşkı ile kitaba konu etmiş ve böylece Alissa’nın dilinden erdemi, gerçek aşkı, vefayı ve fedakârlığı ve aslında en çok da sabrın tanımını okuyucularına sürükleyici bir üslupla aktarmıştır.

İnanç nedir, taviz nedir, aşk nedir ya da ne olmalıdır? Erdem denilen şey için bir ömür feda edilebilir mi ya da her daim sabrın sonu selamet midir?” sorularının cevaplarını kitaba ustaca gizlenmiş Hristiyan imgeleri ile bulacaksınız. Aslında bütün dinlerin özünün bir olduğu gerçeğini ve bozulmuş olsalar bile diğer dinlerin doğru kalan taraflarının varlığını bu kitapta okumakla göreceksiniz.

Kitabın ana kahramanları Jerome, Alissa, Robert, Juliette, Jerome’nin yengesi Lucile, dayısı, annesi ve Bayan Ashburton’dur. Alissa, Robert ve Juliette, Jerome’nin kuzenleridir. Genç ve güzel yenge Lucile’nin başka bir adamla kaçması üzerine kuzenlerinin yaşadığı şehre annesi ve Bayan Ashburton ile beraber dönen Jerome, döndüğü günkü vaazda Peder Vautier’in: “Dar kapıdan girmeye çabalayınız.” sözlerine kulan kabartır. Asıl hikâye bundan sonra başlar. O sıralar 14 yaşında olan Jerome, kuzeni Alissa’ya kör kütük âşıktır ve Alissa, Jerome için varılacak istikamette dar kapıdır. Bundan sonra pembe dizi tadında süregelen türlü olaylar ve Alissa ile Jerome’nin birbirlerine yıllarca yazdıkları mektuplarla ilerleyen kitap Alissa’nın ölümü ile sona yaklaşır. “Bütün yaşam boyunca ayrı kalanları yakınlaştırır ölüm...”(sf. 35) Alissa, herkesten uzağa kaçtığı bir şehirde, bir düşkünler evinde, izbe bir odada yaşama gözlerini yumduğunda Jerome’ye son mektubu da ulaşmıştır. Bu son mektup diğerlerinden farklı olarak epeyce uzundur. Çünkü bu ilginç mektup, kimi sayfaları yırtılmış olsa da Alissa’nın yıllardır tuttuğu günlüklerden başka bir şey değildir.

Kitapta en fazla göze çarpan, okuyucuyu etkileyen bölümler de bu mektupların bir kısmının yer aldığı sayfalar olmaktan kaçamaz. İşte o sayfalardan bir kısmı:

İyi doğmuş bir ruh için üzüntüsünün karşılığında ödül alma fikri kırıcıdır, onun için erdem süs değildir. Hayır, güzelliğin biçimidir.
Mutluluk burada çok yakınımda olsa, kendini bana sunsa, ona ulaşmak için şöyle bir elimi uzatsam...
Tanrım çok iyi biliyorsun ki seni sevmek için ona ihtiyacım var.
Tanrım sana kalbimi verebilmem için onu bana ver.
Tanrım senin adına cesaret edemiyorum; ama artık duamı dile getiremiyorsam, yüreğimin baş döndürücü dileğini sen bilemeyecek misin?
Ne olur kalbimin susuzluğunu gider. Tanrım, küfre düşmeden sonuna kadar gidebilecek miyim?”

Kitabın sonlarına gelindiği halde Jerome, ne bir başkası ile evlenmeyi düşünür ne de Alissa’nın sürekli bahsettiği erdeme ulaşmaya çaba harcar, her şeyi boş vermiştir. Sıradan bir yaradılışın değersiz düzeyine düşme ihtimali ile kusursuz inancı arasında kalan Alissa dünyada değil ahirette vuslatı seçmiş ve hayatı boyunca en sevdiği insanın sadece ruhuna ellerini dokundururken cisminden sürekli kaçmıştır. Ve şimdi ahirette sevdiğini beklemektedir. “Seni orada bulacak olmasaydım, gökler umurumda olmazdı” diyen Jerome için Alissa’nın bu tutucu tavrı çekilir işkence değildir, lakin o da bu davranışlar karşısında beklemeyi ve sabrı öğrenir.

Yaklaşık bir asır önce, asil bir aşk, günaha tırnaklarını geçirmeden son bulurken “ahh nerde o eski aşklar!” demeden duramaz okuyucu. Kitabın kapağını kapatırken yavaşça mırıldandır: “Ahh mutluluk denen şey ruha ne kadar az yabancı. Onu dışarıdan oluşturduğunu düşündüğümüz etkenler ne kadar da önemsiz.” (sf. 79)

Dar Kapı
Andre Gide
Timaş Yayınları
Büşra Nur Karaarslan - 03.08.2011

,

7831

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Yorumlar
  • Kizil-kartal4 2012.06.11 09:28

    etken kelimesini unut.matematiksel ve bilimsel terim gibi bir tınısı var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin