Davut Bayraklı İle Kitaplarının Hikayesi

Davut Bayraklı İle Kitaplarının Hikayesi

Davut Bayraklı İle Kitaplarının Hikayesi

04.05.2017 - Bilal Can
Davut Bayraklı İle Kitaplarının Hikayesi

İlk kitabınızın yazılış öyküsünü bize anlatır mısınız?

Benim ilk kitabım Konuşan Tarih’tir. Arkadaşlar arasında resmi tarihin bize söylediği yalanlar üzerine sohbetlerimiz oluyordu. Çoğu zaman farklı bir konuyu ele alıp her yönüyle incelemeden bırakmıyorduk. Zamanla bu konuşmalar neden yazıya dökülmüyor diye sormaya başlayanlar oldu. O zaman bu işi yapabileceğimi düşündüm. Zaten konuşuyor ve anlatıyorduk. İşin yazı matematiği bir nevi hazır sayılırdı. En çok yanıldığımız, en çok doğru bildiğimiz yanlışlardan başlarsak bu işin altından kalkabiliriz diye düşündüm ve neticede de Konuşan Tarih ortaya çıktı.

İlk eserinizi ne zaman yazdınız? Neler hissettiniz?

Ben, yıllarca okudum. Uzun soluklu bir okuma serüvenim oldu. O dönemlerde elime kalem almıyordum. Yazmak bana uzak görünen bir şeydi. Ancak bu kadar çok okuma mesaisi yapınca bir yerden sonra insanın içindeki yazma iştiyakı bastırılamaz bir noktaya çıkıyordu. 2013 yılında ilk kitabımın yazımına böylece başlamış oldum. Acele etmeden, bir yılda kitabı bitirdiğimiz zaman ortaya güzel bir eser çıktığını düşündük. Özellikle okuyuculardan gelen müspet yorumlarla birlikte bir yazar olarak, üstümüze aldığımız bir işi hakkını vererek yerine getirmek insana büyük bir keyif veriyor. Bu, bir insanın ilk defa baba olması gibi bir histir.

Yazmasaydınız delirir miydiniz? Yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

Yazmasaydım delirmezdim. Yazmasaydım hiçbir şey olmazdı. Zira İsmail Saib Sencer gibi bir münevver hiç yazmamıştı. Böylesi müstesna insanların yazmaması, yazma eyleminin okuyan, düşünen bir insan için şart olduğu tezini çürütmeye yeter de artar bile. Neticede biz elimize kalem alıp yazdık. Yazınca da çok fazla bir şey değişmedi. Kimisi okuyarak ve anlatarak hizmetini ifa ediyor kimileri de yazarak. Benim durduğum noktada yazmak, arızasını gördüğüm bir meseleyi insanların gündemine taşımak demektir. Tabi bu durum sadece arızalı haller için geçerli değil. Bazı meseleler vardır ki her hangi bir arızası yoktur ama insanlar ya az biliyorlardır, ya hiç bilmiyorlardır ya da meseleye gerektiği kadar önem vermiyorlardır. İşte bu noktalarda tesadüf ettiğim bir durum olursa o meseleleri de yazmak benim için bir iş oluyor. Bir nevi içinde yaşadığım topluma hizmet etmek için bir araç, bir vesile yazmak.

Size göre okumak yazmanın neresindedir? Okumadan yazmak mümkün mü?

Okumadan yazmak belki şairlere has bir durumdur diyebilirim. Şairler dışında bir insanın okumadan yazabileceğine kani değilim. Mutlaka okumalı, düşünmeli ve tefekkür boyutunu genişlettikten sonra da yazmalı insan. Ancak o zaman muhatabını doyuran, onun önünü aydınlatan bir ışık yakabilir. Bunu yapmanın ilk yolu da okumaktır. Okuma eylemi yazarı ve yazıyı besleyen bir eylemdir. Okumadan yazılabileceğine inanmadığımı tekrar edebilirim yani.

Bilal Can - 04.05.2017

,

1280

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin