Değerler Çarşısından Ahlâk Devşirmek

Değerler Çarşısından Ahlâk Devşirmek

Değerler Çarşısından Ahlâk Devşirmek

24.03.2021 - Resul Olcay
Değerler Çarşısından Ahlâk Devşirmek

Geçmiş, sadece geçmiş değil, günün olumlu-olumsuz olaylarında dahli olan en mühim etkenlerdendir de. Geçmişe yönelmekten maksat, oradan sadece hikâyeler devşirmek değil, güne ibretler, dersler, ödevler de çıkarmak olmalıdır. İşte, Merhûm Câbirî'nin, büyük bir emek mahsulü olan, hınca hınç bilgi dolu, tamamı yirmi yıla baliğ, muhalled dörtlüsü bu amaca matuftur. Câbirî, 'Arap Aklı' serisinin bu son eserinde de, kültür seyyâhı makamında okurunu, Beydaba'dan Ardeşir'e, İbn Mukaffa'ya, Mâverdî'ye; Parmenides'ten Aristo'ya, Kindî'ye, Farabî'ye; Hipokrat'tan Galen'e, Ebû Bekir er-Râzî'ye, Sâbit b. Sinan'a; Züheyr b. Ebî Sülmâ'dan Ümeyye b. Ebî Salt'a, İbn Kuteybe'ye; Muhâsibî'den Gazzâlî'ye, Râgıb el-İsfahânî'ye, İzz b. Abdüsselam'a, İbn Teymiyye'ye... Ve daha onlarca "ahlâkî yasa koyucu" ustaya, çok heyecanlı, hayranlık verici, keyifli olduğu kadar da meşakkatli bir tarihî ve kültürel yolculuğa çıkarıyor.

Eserimiz, müellifin iddiasınca, "Efrâdını câmi ağyârını mâni" (öğelerini toplayıp zıtlarını dışarıda bırakan) 'Arap-İslâm Ahlâkî Düşünce Tarihi'yle ilgili ilk eser olma özelliği taşıyor.

Etimoloji

Ahlâkla edeb çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da, anlamı lügatte de hayatta da aynı değildir, ilki yaratılışa, ikincisi eğitime taalluk eder.

Tekili "huluk", çoğulu "ahlâk" olan kelimenin anlamı "seciye, huy, karakter, mizaç"tır.

Kişilerin düşünmeksizin, plan yapmaksızın ve zorlanmaksızın, kolaylıkla kendilerinden ortaya çıkan davranışların kaynağı olan meleke (alışkanlık, yeti).

Fransızcadan dilimize girmiş ve yerleşmiş olan “karakter” takriben aynı manaya geliyor.

Büyük fakih ve dil bilgini Cürcânî, ahlâkı şöyle tanımlar ve örneklendirir: "Ahlâk (huluk), kişinin kök salmış içsel derinliğini yansıtan bir mekanizmadır.

Bu mekanizma çirkin fiiller üreten bir yapıya dönüşmüşse, ona kötü ahlâk denir. İçinde cömertlik ahlâkı yer etmediği hâlde ve içinden gelmediği hâlde malını infak eden biri için "cömertlik ahlâkına sahip bir kişi" denilemez. Yine bir kişi kızgınlık anında kendini zorlayarak, aşırı gayret sarf ederek susuyorsa, buna da "yumuşak huylu bir kişi" denilemez. Nice insanlar vardır ki, cömerttirler ama malları olmadığı için veya başka bir engelden dolayı infakta bulunamazlar. Nice insanlar da vardır ki, ahlâkî özelliği cimrilik olmasına rağmen gösteriş için veya başka bir yönlendirmeyle mal infak ederler."

Yöntem, Yapı ve Yaklaşım

İlk iki eser, "bilgi sistemleriyle" “aklın yönetimini”;

üçüncü eserimiz "siyasetle" “şehrin yönetimini”;

bu eserimiz ise "değerler düzeniyle" “nefsin yönetimini” "eleştirel analiz yöntemiyle" irdeliyor.

Epistemolojik köken ile siyasî belirleyicilerin metodu nasıl farklı ise, değeler düzeni alanıyla ilgili olduğu için eserimizin usûlü de diğerlerinden farklı. Eser, yöntem ve ilkelerin belirlendiği 'Mukaddime' ve 'Giriş'ten sonra 'II Kısım', 'IV Konu' ve 'Yirmi Üç Bölüm'e ayrılmış. Esasında, karmaşık görünen bu taksimat, okura, durduğu yer ve disiplinli okuma açısından, büyük kolaylık sağlıyor.

Câbirî yaklaşım olarak, siyasetten ahlâkı kovan modern yaklaşımı değil, siyasetle ahlâkın mündemiç olduğu "kadîm" yaklaşımı benimsiyor.

Âhlâk(lar)ın Menşei

Ahlâkî aklı oluşturan ve yönlendiren şeyin, "epistemolojik düzen" değil, "değerler düzeni" olduğunu belirten Câbirî, davranışların ahlâkî yönden ayrıma tâbi tutulması, yani erdem veya fenalık (fazilet veya rezilet) sayılmasını "akla" dayandırmaktadır.

Akılla şeriatın çelişmezliği ilkesini benimseyen üstad, ikisi arasında çıkan çatışmada şeriatı te'vil ederek (yorumlayarak) akla tâbi kılınmasını salık verir. Kitabın büyük bölümünü kapsayan ikinci kısımda ahlâkı oluşturan değerler düzenini tasnif edip, büyük bir maharetle okuruna sunar, özetle:

Birinci konuda; yani "Fârisî Mirasta", nirengi nokta "sultan"dır. Onun da birincil ve değişmez şartı itaat olduğundan ahlâkî yapısı "itaat ahlâkı"dır.

Câbirî, bu mirasın en önemli aktörünün Sasanî İmparatorluğunun kurucusu Ardeşir (m.180-242) ve onun 'Vasiyyetname'si (Ahdu Ardeşir) olduğunu belirtir. Konuyla ilgili bütün eserler, âyet ve hadîs kullanılsa da, döner dolaşır Ardeşir'e dayanır.

İkincisi; yani "Yunan Mirası", nirengi nokta bireydir. Onun da birincil ve en mühim şartı nefsî kuvvelerin dengesi ve organların uyumu olduğu için ahlâkî yapısı "mutluluk ahlâkı"dır.

Câbirî, bu alanın kökenini Platon, Aristoteles ve Galen'e dayandırır.

Üçüncüsü; "Sûfî Mirası", nirengi noktası halktan kopup, Hakk'ta fenâ bulmaktır (Allah'ta yok olmak), ahlâkî yapısı "fenâ ahlâkı"dır. Bu alanın kökeninin, her ne kadar İslâm boyasıyla boyansa da, Harran Okulu, Hermetizm ve kadîm Hint ve özellikle Budizm olduğu fikrindedir.

Dördüncüsü; "Saf Arap Mirası", nirengi noktası, İslâmî Dönemde yerini "riyaset" ve "hilâfet" alan "seyyidlik/efendilik" olduğundan ahlâkî yapısı "mürüvvet ahlâkı"dır. Kaynağı Câhiliyye Dönemi edip ve şairleridir.

Lügatte "yiğitlik" demek olan "mürüvvet" ıstılahî olarak, bütün güzel hasletleri içinde "toplayan" (câmi) ve bütün kötü ahlâkî özellikleri "dışarıda bırakan" (mâni) bir kavramdır.

Konuya dair, Japon müsteştik Toshıhıko Izutsu'nın, semantik analiz yöntemiyle yazdığı 'Kur'ân'da Dinî ve Ahlâkî Kavramlar' kitabı büyük önemi hâizdir.

Beşincisi; "Saf İslâm Mirası", nirengi noktası Kur'ân'dır. Câbirî'ye göre Kur'ân bir ahlâk kitabı, Sünnet (ve Sîret ise) ise o ahlâkın uygulanmış halidir. Kur'ân'ın, imanın ikizi ve ayrılmaz parçası olarak nitelendirdiği merkezî kavram olması hasebiyle ahlâkî yapısı "salih amel ahlâkı"dır. Kökeni Kur'ân ve Sünnet. Eser veren ilk isim Haris el-Muhâsibî'dir (ö.h.243). Konuya dair eser veren diğer isimler: Gazzâlî, Râgıb el-İsfahânî, İbn Teymiyye, zirve eseri veren ise, Câbirî'nin "Sultânu'l-ulemâ" (âlimlerin sultanı) diye vasfettiği, ümmet tarafından kıymeti pek bilinmeyen âlim İzz b. Abdüsselam'dır (h.577-660).

Sonuç ve Ufuklar

İslâm dünyasına hâkim olan ahlâkî yapının, Kisracı "Fârisî miras"ın "itaat ahlâkı" olduğu görüşünde olan Câbirî, kendine has genel uygulamasına inkıyat ile eseri, genel tespit ve güncele verdiği mesajla noktalar:

"Araplar ve Müslümanlar henüz uyanıp ayağa kalkamadı, ne İran ne de diğer İslâm ülkeleri istenen düzeyde bir diriliş, bir rönesans gerçekleştirebildi. Kanaatimce bunun nedeni, kendi içlerinde babalarını defnedememiş olmalarıdır, babalarını yani Ardeşir'i." [Sh. 812]

Kitap, ahlâka dair, kendi gününden geriye doğru, tâ Beydaba'nın 'Kelile ve Dimne'sine kadar yazılmış yüzlerce eserin usaresi hükmünde.

İmkânı olsa, kitabın okunmasını tavsiye değil, şart koşardım.

Arap Ahlâkî Aklı

Muhammed Âbid el-Câbirî

Çeviri: Muhammet Çelik

Mana Yayınları, 2006

824 sayfa

Resul Olcay - 24.03.2021

,

1750

Resul Olcay Hakkında

Resul Olcay

75'de Gölbaşı'nda doğdu, Gölbaşı'nda mukim ve muammer. Muhibbi kitap, müebbet talip, okur-yaşar abd-i âciz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin