Dergi Soruşturması: Ahmet Tepe

Dergi Soruşturması: Ahmet Tepe

Dergi Soruşturması: Ahmet Tepe

16.09.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması:  Ahmet Tepe
  1. Sizin için dergi nedir?

Cevap:

Edebiyat dergiciliğinden hareketle bakıldığında kimi dergiler şair ve yazarlara yol açıcı, onları yetiştirici, toplumun ya da bir milletin kimliğini, değerlerini koruyucu ve biriktirici diğer taraftan bazı dergiler ise bir milletin kimliğini ve değerlerini kuvvetlendirmek için çaba, gayret sarf eder ve bu özelliğiyle öne çıkar, varlıklarını bu şekilde tahkim ederler. Şunu da rahatlıkla ekleyebilirim ki her dergi bir kimliktir, bir duruştur nerde bir dergi varsa orda bir çaba, bir gayret ve muhakkak güzel şeyler vardır. Ve bir dergi çok şeydir efendim.

  1. Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

Cevap:

Şöyle ki; dergi demek “emek” demektir. Keşke “Mustafa Uçurum” hocam gibi ayda 50 adet dergi takip etmekle kalmayıp bir de bunlar üzerine yazılar yazabilseydim. Bu konuda Mustafa hocam güzel işler yapıyor, örnek almamız gereken bir büyüğümüzdür, ağabeyimizdir. Mümin şairler olarak güzel hasletlerimiz sirayet etmeli yüzümüze, ruhlarımıza. Yani çok çalışmalıyız, sürekli bir gayret üzere olmalıyız. Şimdi Mustafa Hoca’nın dergi soruşturmasını okuyunca burada takip ettiğim dergi sayısını vermekten çekince duymaya başladım. Hadi yine de söyleyeyim; Temmuz, Yedi İklim, Hece, Ay Vakti, Edebiyat Ortamı, Muhit, Kitap-lık, Cins ve İzdiham dergilerini takip etmeye çalışıyorum.

  1. Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

Cevap:

Yazmadan önce iyi bir okur olduğumu söylemeliyim. İlk şiirimin yayımlandığı dergi Temmuz dergisidir. Ve aynı zamanda ilk şiir kitabım da Temmuz kitaptan çıktı. Bu özelliğiyle Temmuz dergisinin benim kalbimdeki yerinin ayrı olduğunu belirteyim. Yedi İklim, Hece, Güneysu (Osmaniye kökenli bir dergi) ve Kara Tahta (Malatya kökenli bir dergiydi, şimdi çıkmıyor) dergilerinde şiirlerim yayımlandı.

  1. Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

Cevap:

Yazmak çok da aklımdan geçen bir eylem değildi. Yukarıda da belirttiğim gibi iyi okuyordum, iyi bir okurdum. Her şair ve yazarın “gerçek ülkesi” çocukluğudur derim. Şöyle ki; büyük şair ve yazarların biyografilerini okuduğunuzda onların büyük acılarıyla, sıkıntılarıyla tanışmış olursunuz ki hep ayrı yerlerde durmuşlardır kendi akranlarından. Bunu niçin söylüyorum, şunun için; her şair ve yazar için bu dergiler birer mektep olmuştur. Yetiştikleri bir mutfak, içini döktükleri bir dost ve sığındıkları bir muhit aynı zamanda. Çünkü bir ülkenin geleceğini gerçekte belirleyen yetiştirdiği yetkin şair, yazar ve bilim adamının sayısıyla doğrudan orantılıdır. İlk atandığım Gaziantep/İslahiye ilçesinde özellikle Kırklar dergisiyle beraberliğim olmuştu. Elimin altında birkaç adet Kırklar dergisi dururdu daima. İlk biriktirdiklerim Kırklar hazinesindendir. Beni yetiştiren ilkokulum, ilk hoca(m)larım Kırklar ve ekibi olmuştur. Kırklar dergisinin temsilciliğini yapıyordum. İsmail Kılıçarslan, Ali Emre, İbrahim Tenekeci, Abdullah Harmancı, Yusuf Özkan Özburun Kırklar dergisi aracılığıyla o dönemde tanıştığım ilk isimlerdi. Yine Ay Vakti’nde Şeref Ağabey’in ismini anayım buradan o dönemden. Üzerimde az emeği olmamıştır Ay Vakti’nin. Şunu da ekleyeyim ki; Merhum Asım Gültekin o dönemde (yanılmıyorsam 2002 yılıydı) askerlik vazifesi için İslahiye’ye gelmişti Osman Toprak hocamla birlikte. Onun da “beyaz sayfalar” isimli bir köşesi vardı Kırklar dergisinde. Rahmet olsun Asım kardeşimizin ruhuna.

Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Cevap:

Dergiciliğe bir ömür veren isimler var aramızda hala. Bir gelenek olarak başlayıp günümüze kadar uzanan ve devam eden büyük okullardır dergiler. Mehmet Akif’ten başlayıp, Necip Fazıl, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu ve günümüzde, Arif Ay, Rasim Özdenören ve Ali Haydar Haksal gibi büyüklerimiz dergiciliğe bir ömür vermişlerdir. Bence dergiler günümüzde de titizlikle takip ediliyor ve okunurlukları da üst seviyededir. Mesela ben dergilerin çıkış günlerine doğru hala heyecanlanırım. Hepimiz biraz ya da çok yazdığımız dergilerin dili, etiği ve kimliği değil miyiz? Demek ki hala dergilerin genel etkisinden, duruşundan söz edebiliriz. Dergiciliğe bakış biraz da insanın kendi duruş ve hayata bakış tarzıyla alakalı. Hayatı hafifseyen dergiciliği hafifser ve kimliğini ve duruşunu da... Değil mi ki dergi demek kimlik, duruş demekti. Önce sağlam bir “duruş” lazım hepimize…

  1. Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Cevap:

“Kağıdın kokusuna” birlikte sarılmalı ve birlikte sahip çıkmalıyız. Dijital ortam aramızda olan bir gerçekse de asla bir basılı yayının zevkini vermiyor, ben dijital ortamda okumayı asla sevemedim, hoşlanmıyorum dijital ortamdan. Ömrümün sonuna kadar seveceğimi de sanmıyorum. Basılı yayın olduğu sürece tabi ki. Ruhumu yoruyor, belimi büküyor, dokunamıyorum harflere, yeni aldığım kitabın ilk sayfasını kokladığım gibi koklayamıyorum dijital ortamda ilk ya da başka sayfaları. Bu kadar yani. Şöyle bir gerçek de var ki bu asır çocuklarının eline bir kitap tutuşturmak kadar zor bir şey de kalmadı sanırım. Bir kitabı tanımak da zorlanıyorlar. Anlatamıyorsun bir kitabı dijital asrın çocuklarına. İlk defa görmüşlüğün şaşkınlığını okuyabiliyorsun gözlerinde. Nerdeyse bu nedir diye soracaklar? Bu da başka acı bir gerçek.

Teşekkürler.

Kısa Özgeçmiş:

1973 yılında Samsat/Adıyaman'da doğdu. İlk, orta ve lise'yi Samsat/Adıyaman'da tamamladı.1998'de Pamukkale Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Aynı yıl Gaziantep/İslahiye'de göreve başladı.

Şiirleri Temmuz, Yedi İklim, Hece ve Karatahta dergilerinde yayımlandı.

Evli ve dört çocuk babasıdır.

Kitaphaber - 16.09.2020

,

605

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Yorumlar
  • Yaşar Akgül 2020.09.16 17:40

    Teşekkür ler hemşerim güzel söyleşiydi...sevdim ve de memnun oldum...selamlarımı muhabbetler imi iletiyorum...dualarla...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin