Dergi Soruşturması: Atakan Yavuz

Dergi Soruşturması: Atakan Yavuz

Dergi Soruşturması: Atakan Yavuz

02.10.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması:  Atakan Yavuz

Sizin için dergi nedir?

Benim için dergi genel anlamıyla bir şenliktir. Eski tanıdıklarla orada selamlaşır, yeni simaları orada görürüz. Edebiyatın nabzını alır; dilin yenilik arayışlarını, kabuk tıkırtılarını, sönümlenme ve sarsılmalarını hissederiz. “Hissedeceğiz de ne olacak?” diyen bahtı güzel okura cevabım şudur: Servet-i Fünûn’dan Garip’e oradan doksanların dergilerine bakacak olursak, ülkemizin on yıl sonrasının gündelik dilinin önce dergilerde mayalandığını görürüz. Servet-i Fünûn’a bakılsaydı Hürriyetin İlanı (1908), biraz daha yakından geçmişe doğru (Tanzimat) bakılsaydı bu hürriyetin aslında esarete dönüşeceği anlaşılırdı. (“Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten.”) Aynı şekilde Tek Parti dönemindeki Garip’in Süleyman Efendi’sinin nasırlarına değil yüzüne iyi bakılsaydı Demokrat Parti iktidarını, gözlerinin içine bakılsaydı 60 ihtilâlını görebilirdiniz. (”Yazık oldu Süleyman Efendi’ye”) Siyaset 2000’lerde normalleşmeden on yıl önce dergilerde dil normalleşti vs. Yani akıllı bir sosyolog ya da siyaset bilimci veya geleceği merak eden sıradan kişi dergilere göz atsa geleceği okuyabilir. “Bunların ne önemi var?” derseniz şunu ilave edeyim: Bugünkü anlamda vatan ve hürriyet sözcükleri bizde önce şiire girdi, sonra coğrafyaya.

Her şey bir kitaba girmek içindir ama dergilerin sayfalarında demlenmesi kaydıyla. Dergiler bu demlenme vazifesini görür. Yazar da metni okurun şirazesinde yeniden ölçer. Dergi elbet metni değil, yazarı/ şairi de demler. Yazar orada beklemeyi, ümid etmeyi, hayal kurmayı ve kırılan hayalini tamir etmeyi öğrenir.

Mekân olaraksa bir dergâh, hankâh vazifesi görür dergiler, orada bulunuş şekliniz, mesafeniz yazarlık ve okurluk serüveninizi de belirleyecektir. Bugünkü dergilere baktığımızda bir mekân olarak derginin rahlesinden geçmiş ve geçmemiş metinlerin farkını görebilirsiniz.

Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

Dergâh, İzdiham, Varlık, Kitap-lık, Natama, Pathos, Virüs gibi dergileri izliyorum. Veronika, Şiirden dergileri var genç meraklılar için, bir enerji yakaladılar. İnternet ortamında da güzel işler yapılıyor. Başka Dünyalar, Mustafa Aydoğan’ın çıkardığı Sade İmge dergisi, Kafagöz vb. Ayrıca yeni bir dergi var: Buzdokuz. Bu derginin çeviri editörlüğünü yapıyorum. Poetry dergisini düzenli okuyorum. Hilda Doolitle, Ezra Pound’un, Eliot’un çıkış yaptığı mezkûr dergi hâlâ yayımlanıyor. New Yorker’daki hikâyelere, Atlantic, London Review of Books, TLS ve muhtelif dergilerin İnternet sitelerindeki makalelere bakıyorum.

Bir dönem dize seçtiğim için en küçük fanzinlere bile baktım. Şiir hâlâ tekno-kaptalizme direniyor. Sözün onurunu savunuyor. İnsanın onurunun orada olduğunu biliyor.

Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

Pek çok merkezî dergide şiir, derkenar, çeviri ve şiir üzerine yazılarım yer aldı. İlk şiirimi edebiyatçı arkadaşım Mustafa Oral’ın dergisinde yayımlamıştım. Arya Evi idi sanırım adı.

Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

İlk soruda kısmen cevapladım. Edebiyat benim için okuru değil benzerini arama meşgalesi oldu. O yüzden mekân olarak dergileri, oralarda kurulacak dostlukları, yol arkadaşlıklarını önemsiyorum. Edebiyat bir medyadır, kelimeler üzerinden kurulan köprü; bizi metne ya da okura değil insana götürür. Edebiyatın bunun dışında önemi yok.

Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Bugün bile arkadaşlarla konuşurken Defter’i yâd ediyorsak ortada bir çıta sorunu olduğu anlaşılır. Bence merkezî dergicilik bir alışkanlığa dönüştü. Siyasî bir terimle söyleyecek olursak “epigone” oluştu dergicilikte. (Genel ataletin bir sebebi bu. Diğeri sosyal medya ile gelişen iptal kültürü/ cancel culture. Risk almadan konuşuyoruz artık. Oysa düşünmek risk almaktır.) Üç-beş şiir, bir-iki tanıtım, anma, bir-iki Batılı romantik şairi tercüme etmek değildir dergicilik. Okura göre dergi yerine, okuru zorlayacak, onun konforunu bozacak, alışkanlıklarını yıkacak bir nevzemin, bir tâze zeban bulmak için kendi kendini de yıkmayı bilmelidir dergi. Yani yalnızlığı göze alacak bir söz dizimine ihtiyaç hâlâ var.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Teşekkür ederim.

Teşekkürler.

***

Atakan Yavuz: Amasyalı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. “Kunduz Dersleri”, “Bakış Talimi” ve “Tanıyor Olabileceğin Kişiler” adlı üç şiir kitabı yayımlanan şairin “Hata Günlüğü” ve “İyiler Asla Özür Dilemez” adında iki deneme ve “Dünyanın Rengi” adında bir anlatı kitabı bulunmaktadır. Ayrıca modern Türk şiirinin kurucularından Cenap Şehabettin üzerine “Görülmeyen Modern” başlıklı bir biyografi kitabı hazırlamıştır. Hâlen muhtelif dergilerde çeviri, deneme, şiir ve şiir üzerine yazılar yayımlıyor. İstanbul’da yaşıyor.

Kitaphaber - 02.10.2020

,

2177

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini ve kitaphaber adına yaptığımız söyleşileri bu profilden sizlerle paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin