Dergi Soruşturması: Banu Özbek

Dergi Soruşturması: Banu Özbek

Dergi Soruşturması: Banu Özbek

23.09.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması:  Banu Özbek

  1. Sizin için dergi nedir?

Cevap: Dergiler okul işlevi görür/görmüştür benim için. Bu soru/ş/turma için düşündüğümde dergi/lerin hayatımda aslında ne kadar etkili olduğunu da hatırlamış oldum. İlk gençliğimden beri dergiler ile kâh okuyucu kâh yazın olarak muhatabım. Hatta mütevazı bir dergi arşivim var diyebilirim. Edebi dergiler ağırlıklı olmak üzere siyasal, sanatsal, aktüel her kulvarda ve görüşte dergi okumalarım oldu.

Dergiler ile ilgili eksikliğini hissettiğim şey şimdi tv’de olan -ama aslında ol/a/mayan- tartışmalar. Bir tezin, kavramın aylar boyu süren tartışmaları, analizleri olurdu. Monolog yaparak ya da kaçak güreşerek hakikatin tek ve en doğru seslendiricisi olmak gibi bir vasat yoktu. Altı dolsun dolmasın her iddianın bir karşı ya da alternatif iddiası olurdu. Bu, kişi tekelleşmesinin önüne geçtiği gibi okuyucuya farklı açılardan bakabilme yetisi kazandırırdı. Dergiler sağlıklı tek bilgi kaynağı olarak görülürdü. Kültürel olarak ötelenmişlik, kendini ifade mecralarının tıkalı oluşu dergiler aracılığıyla aşılırdı. Cemil Meriç'in “dergiler, hür tefekkürün kaleleri” demesi boşuna değil. Hürlükleri tartışılır ama tefekkür vardı. Bu ruhu şimdi de bulmak bulsak bile sürdürebilmek artık zor. Daha iyi, zeki içerikler üretiliyor belki ama etkisi kısa sürüyor, hızla tükeniyor. Değil aylarca bir tezi, kavramı tartışmak hakkıyla bir metni okuyabilmek bile zorlaşıyor. Elbette birçok temel neden daha vardır dergilerin mevcut durumuyla ilgili. Ben kendimce önemsediğim, eksikliğini hissettiğim bir vecheden bahsettim yalnızca. Ama dergilerin özellikle edebiyat dergilerinin hala hem okul hem de nefes alınacak mecralar olduğu düşünce ve hissiyatını hiç kaybetmedim.

  1. Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

Cevap: Düzenli, düzensiz, değiş tokuş yaparak ve e-dergi olarak; Yolcu, İzdiham, Fayrap, Dergah, Ay Vakti, Nihayet, Yedi İklim, Kafka Okur, Psikesinema, Altyazı, Sinematek, FilmArası, kapandı ama anmak isterim Hayalperdesi.

  1. Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

Cevap: Sanırım 90’lı yılların başıydı Yansıma adlı dergide şiirlerim yayınlanmıştı. İlk şiir “kurbağa sıçrayışı” idi. Sonra Otuzuncuharf Dergisi’nde şiir ve denemelerim yayınlandı. Yolcu, Yol Düşleri, Yokuş Yol’a, Aşkar, Bakmaklar, Nordik dergilerinde şiir ve denemelerim oldu. İki yıla yakın Turuncu Dergisinde film tahlilleri ve denemeler yazdım. Sekiz yılı aşkındır Yolcu dergisinde film tahlilleri yapıyorum.

  1. Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

Cevap: Yadsınamaz. Kendini geliştirmek, istikrarlı olmak, sebat etmeyi öğrenmek, etki tepkiyi ölçmek, adını ve sözünü duyurabilmek için dergiler hem mihenk hem de fırsattır. Dergiler de varlığını yazarlarına borçludur. Çift taraflı bir süreçtir bu aynı zamanda. Hatta okuyucuyu da katarsak üçlü bir süreç. “Sahne tozu yutmak” deyişini ödünç alarak dergi tedrisatından geçmek, o havayı solumak, yazılı olarak eserini görmek bambaşka bir duygu. Sadece yazar olarak değil, iyi bir dergi okuyucusu olmak bile kıymetli.

  1. Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Cevap: Dergicilik bir virüs olsa gerek. Şaka bir yana üzülerek söylemeliyim haberim bile olmayan dergiler var. Çeşitlilik ve kendini ifade imkânı açısından heyecan verici olsa da iddia bakımından dezavantaj. Gönül işi, delilik işi diyenlere selam çakarak işin piar kısmını da es geçmemek gerekir kanımca. Muhatabı olmayacaksa söze ne hacet. Artı “körler sağırlar birbirini ağırlar” modundan da çıkmak gerekiyor galiba. İnsan kendini en çok başkasında tanıyor, test ediyor. Öteki demekten özellikle kaçındım. Asgari müşterekte birleşmenin yeter şart olması kâfi.

  1. Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Cevap: Muhataplarımızdan sözlerinin altını doldurmalarını istemek hem muhataba hem de kendimize olan borcumuzdur. Böylelikle karşımızdakine de aynı yetkiyi vermiş oluruz. Bilgi kirliliği, “ben yaptım, söyledim oldu” mantığı, manipüle etme/ edilme olasılığının önüne böyle geçebiliriz diye düşünüyorum. Aynı zamanda bilginin temeline dair donanımlanma zorunluluğu da oluşur. Umarım bu minvalde sözler sarf etmişimdir.

Teşekkürler.

Teşekkürlerimiz karşılıklıdır.

Kısa Özgeçmiş:

1973 İstanbul doğumlu. Sivaslı. Evli ve iki çocuk annesi. İ.Ü. Felsefe mezunu. 1992-1994 yıllarında Feza Sineması’nın açmış olduğu Sinema Okulu’nda senaristlik, yönetmenlik, oyunculuk eğitimi aldı. Film yorumculuğunda karar kıldı. “Umudun Ötesi” adlı kısa filmin senaryo ve çekim ekibinde bulundu. Hatır için biraz radyo programı yaptı. İMH bünyesindeki Günışığı Derneği’nde dört yıl film yorumları yaptı. Yansıma, Otuzuncuharf, Aşkar, Bakmaklar, Yolcu, Nordik, Yol Düşleri, Yokuş Yol'a dergilerinde şiir ve denemeler yayınladı. İki yıl Turuncu Dergisi'nde film tahlilleri ve denemeler yazdı. Sekiz yılı aşkın süredir Yolcu Edebiyat ve Düşünce Dergisi'nde film tahlilleri yazıyor. İMH Bahariye Mevlevihane’sinde “Batı Düşünce Tarihi” dersleri veriyor. Yolcu ve Turuncu Dergilerinde yazdığı film analizlerini “sonsuz KARE sonsuz” adıyla kitaplaştırdı. İstanbul'da yaşıyor.

Kitaphaber - 23.09.2020

,

2036

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini ve kitaphaber adına yaptığımız söyleşileri bu profilden sizlerle paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin