Dergi Soruşturması: Mehmet Tepe

Dergi Soruşturması: Mehmet Tepe

Dergi Soruşturması: Mehmet Tepe

21.08.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması:  Mehmet Tepe
  1. Sizin için dergi nedir?

Dergilerin edebiyat için vazgeçilmez kaynak olduğuna inanıyorum. Dergiler, edebiyatın en dinamik araçlarıdır. Mesela kitap donmuş bir bilgi kaynağıdır; ama dergiler her zaman güncel ile geleneği kıyaslama ve tartma şansına sahiplerdir. Nitelikli her dergide modern şiirin ve öykünün izlerini takip edebilir, günümüz şiiri veya edebiyatın diğer türleri hakkında bizi kanaat sahibi yapabilir. Dergilerin bir ekip işi olduğuna inanırım. Eğer sağlam ve vefalı arkadaşlarınız yoksa dergi işiniz de çok defa akamete uğrar. Biz Mehmet Sümer yönetiminde Şarki dergisini Adıyaman’da 9.sayıya kadar çıkardık. O dönemde dergiciliğin bir vefa, cefa ve feragat işi olduğunu öğrendim. Şarki dergisinin en önemli amacı merkez dergilere ulaşamayan gençlere yer açma ve onlara bir dergi kültürü kazandırmaktı. Şarki kapandıktan sonra birkaç genç merkez dergilerde ürün yayınlamaya başladı.

  1. Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

Zamanım ve tüm dergilere ulaşabilme imkânım olsa her ay birçok dergi okumak isterdim. Fakat böyle bir imkân yok maalesef. Dergilerden dolayı kitap okumayı ihmal etmek de istemiyorum. Yine de Yedi İklim, Dergâh, Muhit ve Hece dergilerini düzenli olarak takip ediyorum. Bu arada Genç dergisi de özellikle gençler için takip ettiğim çocuklarıma okuttuğum bir dergi. Okur dergisi de adrese geliyordu ama maalesef uzun süredir dergiyi edinemiyorum. Okur, takip ettiğim ve çok beğendiğim bir kitap dergisiydi. Ayrıca, Cins, Sincan İstasyonu, Varlık, Mahalle Mektebi ve Şiar ve Aşkar da dönem dönem takip ettiğim dergiler arasında.

  1. Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

Dergâh, İtibar, Yedi İklim, Şiar, Şarki, Aşkar, Hece, Türk Dili ve Muhit dergilerinde ürün değerlendirmek nasip oldu. İlk şiirim Dergâh dergisinde yayımlandı. İlk şiir sevincini anlatamam. Samsat Lisesinin pansiyonunda nöbetçi öğretmendim. Etütte telefon çaldı dergiden bir arkadaş arıyordu. Hayırlı olsun, Dergâh’ta şiirin çıkmış deyince gece sevinçten uyuyamamıştım.

  1. Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

Bir yazarın yazarlık sürecinde dergilerle iletişime geçmemesini anlayamıyorum. Hayatımda ilk defa bir edebiyat dergisini (Dergâh)1997’de Sakarya’da bir kitabevinde görmüş ve ayakta derginin birçok sayfasını okumuştum. 1999 ya da 2000 yılında Ünlem dergisine müstear isimle ilk şiirimi göndermiştim. Çünkü dergilerin bir insanın yetişmesindeki rolünü hissetmiştim. Ünlem dergisinde rahmetli Alaeddin Özdenören, gönderdiğim şiir hakkında övücü ve güzel yorumlarda bulunmuştu. Dergi aylar sonra elime hasbelkader geçti. Oldukça heyecanlanmıştım. Dergiler, edebiyatımızın altyapılarıdır. Bir şair kendisini ilk olarak dergilerde test eder. Ben bu durumu futbolla ilişkilendiriyorum. Nasıl ki futbolcular bir takımın altyapısında yetişir, kanatlanır, tecrübe kazanır; bir şair ya da yazar da dergiler aracılığıyla kendi rüştünü ispat eder, diye düşünüyorum. Eğer bir yazar adayı ‘ben dergiler için değil, kendim için yazıyorum ve tanınmak diye bir kaygım yok,’ diyorsa bana göre o yazar adayı kendi yazdıklarına ve kendine güvenmediği için dergilere ürün göndermiyordur. Hangi genç şair bir derginin kapağında çıkan şiiri için heyecanlanmaz, sevinmez. Var mı böyle bir dünya? Dergilerdeki ürünler okurla buluştukça size yönelik gerek dergi ekibinden gerekse okurdan gelen olumlu ve olumsuz eleştiriler kendi yazdıklarınızı daha bir gözden geçirmenizi ve olgunlaşmanızı sağar. Ama ben bir anda birden çok dergide görünmeyi şahsen doğru bulmuyorum. Bu konuda Behçet Necatigil’in ‘çok görünme, çok görürler ‘ifadesi çok hoşuma gider. Fakat bir yazar kendi meşrebine, düşüncesine sanatına yakın birkaç dergide yazmasının ona yararlı olacağına inanıyorum. Yani dergi komasına girmeye gerek yok. Bir de Kültür Bakanlığının bana göre her liseye en az bir edebiyat dergisi göndermesi gerektiğine inanıyorum. Liselerde okuyan genç, dinamik heyecanlı ve yaratıcı fikirleri olan öğrencileri kültür dünyasıyla buluşturma adına bir imkân olur belki.

  1. Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Bizde dergicilik 19.yy’ın ikinci yarısında bir iskelet olarak ortaya çıkmıştır. Yani dergilerin edebiyatımızda yüz elli yıllık bir ömrü vardır. Edebiyatımızın hemen her döneminde bir edebiyat dergisinin etrafında bir düşünce akımı fikir topluluğu kurduğunu söyleyebiliriz. Bizim edebiyatımız aslında bir dergiler edebiyatıdır. Birçok dergi bir okul görevi görmüş ve Türk edebiyatında iz bırakan onlarca yazar ve şair dergiler aracılığıyla ilk ürünlerini okurla buluşturmuşlardır. Servet-i Fünun’dan, Genç Kalemler’e, Mavi dergisinden Papirüs’e, Varlık’tan Hisar’a, ve Mavera dergisine kadar birçok dergide bu entelektüel elektriğin yüksek voltunu hissedebiliriz. Edebiyat eskiden kıraathanelerde ve dergilerde nefes alırdı. Ya şimdi? Kıraathaneler uzun bir süreden beridir edebiyata ve kitaba kapılarını kapatmış bulunmaktadır. Edebiyat, kültür ve sanat bir eksik bir fazla yine dergilerde nefes almaya çalışmaktadır.

Günümüz dergicilik hayatına baktığımızda dergiler edebiyatı geniş kitlelere ulaştıran, yazar okur etkileşmesini sağlayan araçlardan biri konumunda olmuştur. Edebiyat dünyası, dergiler olmazsa nefes alacak yer, sanatçının kendi ispat edeceği alan bulmakta çok zorlanır. Günümüz dergiciliğinin özellikle uzun soluklu olan dergilerin bir edebiyat kadrosu oluşturduğunu ana gövdenin bu kadro ile kendi yolunu çizdiğini izlemekteyiz. Bazı önemli edebiyat üstatları da bir yazar veya şairin her dergide görünmelerinin tehlikesine dikkat çekmişler ve nasıl ki insanın evi vardır dergiler de ev gibidir, bir sanatçının yeri belli olmalıdır, derler. Tabi ki başka dergilere de bazen ürün vermekte bir beis görmezler. Fakat bazı dergilerin yayın yönetmenleri bir sanatçının kendi dergileri dışında herhangi bir dergiye ürün vermelerine şiddetle karşı çıkarlar. Bu durum birçok genç şair ve yazar adayının önünü tıkayan ve onları edebiyattan soğutan bir durum olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize, A dergisine birkaç ürün veren bir sanatçı daha sonraki aylarda B dergisine de ürün veriyor. A dergisinin yayın yönetmeni o sanatçıya artık kapılarını kapatabiliyor. Günümüz dergilerinde bundan dolayı bir genç sanatçının çok rahat olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki her ay bir dergide görünmek iyi bir durum değildir ama bana göre bir sanatçının ürününü değerlendirebileceği alternatif iki, üç dergisi olabilmelidir. Dergilerin yayın yönetmenlerinin kendi sanatçısını başka dergide görmek istememesinin en önemli nedenlerinden birinin dergilerin yayın yönetmenleri arası kavganın dergiler üzerinden yürümesi ve dergiler arası kavgaya dönüşmesi diyebiliriz. Öncelikle bu tür sun’i tutumların son bulmasının edebiyat dergiciliğimiz için çok iyi olacağını tahmin ediyorum. Son dönemlerde edebiyat çevrelerindeki ‘çete’ olayına da çok itibar etmemek lazım. Sonuçta yukarda da değindiğim gibi dergiler bir çete değil ekip işidir, Dergiye gece gündüz mesaisini veren şair ile dergiye sadece şiir gönderen şairin dergideki işlevi aynı olabilir mi? Dergiler aslında varlıklarıyla birbirlerini beslemelidirler. Birbirlerinin hayat kaynağı olmalıdırlar. Ama bu dediğimiz şeyler de bir temenninin dışında bir yer tutmamaktadır. Öncelikle dergilerdeki ayrıştırıcı dili ortadan kaldırmak lazım. Hatta başımdan geçen bir olayı da buraya aktarayım: Bir arkadaşla birlikte bir dergiye şiir verdik. İkimizin de şiiri ilk sayıda dergide çıktı. Ben daha sonra yine aynı dergiye şiir gönderdim; fakat arkadaşım beni arayarak artık o dergiye şiir göndermeyeceğini söyledi. Bunun nedenini sorduğumdaysa bana verdiği cevaba çok üzüldüm hem de şaşırdım: ‘ Ya Mehmet o dergi İsmet Özel’e karşı ve Sezai Karakoç ekolünü temsil ediyor. İsmet Bey’e karşı olan bir dergiye ürün göndermem, dedi. İşin geldiği nokta aslında bu kadar vahim.

  1. Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

‘Çok görünme, çok görürler.’ (B.Necatigil) Çok teşekkür ederim.

Kısa Özgeçmiş: 1979 Adıyaman doğumlu. Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Edebiyat öğretmeni. Toprak Saha adlı şiir kitabı 2017’de Yedi İklim yayınları arasında çıktı.

Kitaphaber - 21.08.2020

,

2469

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Yorumlar
  • Yaşar Akgül 2020.08.24 16:37

    Teşekkürler hemşerim...güzeldi söyleşiniz...genel olarak katılıyorum düşüncelerinize...ama maalesef bu da bizim gerçeğimiz...olsun her şeye rağmen yola devam etmeliyiz...size ve söyleşen kardeşimize selamlarımı iletiyorum....

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin