Dergi Soruşturması: Selçuk Küpçük

Dergi Soruşturması: Selçuk Küpçük

Dergi Soruşturması: Selçuk Küpçük

11.08.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması: Selçuk Küpçük
  1. Sizin için dergi nedir?

Cevap: Türkiye’de dergiler üzerine çalışan isimlerden birisiyim. Yıllardır dergi topluyor ve üzerlerine çalışarak yazılar kaleme alıyorum. Bu çalışmalarımdan ilki 2015 yılında kitaplaşmıştı. 1980’den 2015’e çıkmış ve kapanmış dergileri konu edinen 2 ciltlik yeni kitabımın muhtemelen 2020 sonuna doğru çıkacağını umuyorum. Bütün dergilerin öyküleri beni heyecanlandırır. Bu öykülerden Türkiye’nin sadece edebi değil politik, kültürel ve toplumsal fotoğrafına ulaşmak pekala mümkün. Ve bu çoklu fotoğraf ile ülkemi daha iyi anladığımı, yorumladığımı düşünüyorum.

  1. Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

Cevap: Lise yıllarımda uzakdoğu sporları dergisi Karakuşak’ı ve Müzik-Magazin isimli dergiyi takip ederdim. Şimdi arşivimin en kıymetli ürünleri olan bu iki dergiden çok şeyler öğrendiğimi belirtmeliyim. Üniversite dönemimde ancak edebiyat dergilerini takip etmeye başladım. Hemen her edebiyat dergisi ilgi alanımda idi. Zamanla günümüz şiirini, öyküsünü temsil etme performansına sahip olduğunu düşündüğüm, ana arteri inşa eden dergilere yöneldim. Ancak bu takiplerim hepsiyle organik bir ilişki kurduğum anlamına gelmemeli. Bunun dışında, çalıştığım alanlarla ilgili özel sayılar hazırlayan müzik, spor, edebiyat ve siyasi dergileri de takip ediyorum. Plak Mecmuası bu dergilerden mesela. Bir de sahaflardan topladığım eski dergiler var. Arşivimin eksiklerini buradan tamamlarım. Dolayısıyla sadece günümüz değil, geçmiş yılların dergileri de temel ilgi alanımda. Geçen ay Cemal Süreya’nın Papirüs dergisinin bendeki son eksik sayısını sahaftan bularak koleksiyonumu tamamladım mesela.

  1. Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

Cevap: İlk ürünlerim şimdi hepsi kapanmış olan Kırağı, Susku, Çerağ isimli dergilerde yayınlanmaya başladı. Sonra Dergah başta olmak üzere günümüz edebiyatını temsil eden birçok dergide yer aldım. Yazmayı isteyip yetişemediğim, içerisinde yer alamadığım dergileri de söylemek isterim. Mesela Üç Çiçek, Yönelişler, Şiir Atı, Sombahar, Ludingirra, Hayalet Gemi, Nar isimli dergilerde ürünlerimin yer almasını çok isterdim. Bunlar Türk şiiri ve öyküsünün 1980’den günümüze uzanan yolculuğunun sıkı dergileridir. Ve ben bunların çoğuna yetişemedim maalesef.

  1. Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

Cevap: Dergiler edebi kamuyu inşa eder. Bu inşa kimi zaman yapay da olabilir. Küçük çeteler büyüyerek ana arteri yönlendirmeye de çalışabilirler. Bununla beraber dergiler özellikle genç kuşak şair ve yazarların gerçeklik algısını deforme edip, onları hastalıklı adamlar haline de getirebilir. O yüzden şiir ve öykü eğer şairin, yazarın egosunu patlatıyorsa bunun ne Türk şiirine, öyküsüne ne de o yazarın kendisine yararı vardır. Dergi editörlüğü meselesi bu yüzden çok mühim bence. Bu editörler etrafına topladığı küçük gruplarla cuntacılık da yapabilirler.

Türkiye’de statüko, iktidar ve dergicilik meselesi de çetrefilli bir alandır. Geçmiş yıllarda bu ilişki Kemalizm üzerinden biçimlenirken bugün İslamcılık ile kendisini yeniden üretmeye çalışıyor. Bunlara “politbüro dergileri” denebilir.

  1. Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Cevap: Dergiler internet döneminden evvel toplanma merkezleri idi. Artık böyle bir toplanma merkezinden bahsetmek mümkün değil. Ama yine de çıkıyorlar. Kimi genç şair ve öykücüler kendi dergilerini ana arterdeki dergilere geçiş yapmak ve yasallaşmak için çıkarırlar. Muhalefet üreten çok nadir dergi ekibi konumunu koruyarak yoluna devam etmiştir. Çoğu çıktıkları yolda, önlerine ana arter tarafından sunulan ayartıcı teklifler karşısında büyülenerek iktidara eklemlendi. Bu ayartma eskiden Varlık üzerinden biçimlenirken şimdi mesela Muhit’le yürüyor.

Varlık’ın seküler bir Türklük, Muhit’in muhafazakar bir Türklük ve hatta Türk-İslamcılık ideolojisine yaslanan bir dergicilik üzerinden biçimlendiğini söylemek mümkün. Varlık ve Muhit’i burada temsil olarak anlamak gerekli. Yoksa bizatihi salt bu iki dergiyi anmamın özel bir nedeni yok. Günümüze ait bir fotoğraf çekmek niyetindeyim sadece.

Benim “Siyasallaşmış Türklük” dediğim bu dili mesela Dergah dergisinde bu kadar net göremiyoruz. Çünkü o, iktidar karşısında entelektüel mesafesini korumayı tercih ediyor. Bu tartışmalara “kültürel iktidar” kavramını da eklemek lazım. Yapılan onca tartışmalara, devlet desteğine rağmen Türk sağı kültürel iktidarı şekillendirebilmiş değil. Buna müktesebatının yettiğini söylemek zor. Varlık ise donmuş bir kültürel iktidar olarak kendisini çağın gereklerine göre yenileyemiyor.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Cevap: Dergilerin “hür fikrin kaleleri” olduğuna dair Cemil Meriç’in bir hayli sivilleşme ifade eden düşüncesine karşın ben tam tersini düşünüyorum. Türkiye’de dergiler içe kapanmanın, muhafazakarlaşmanın, politik ya da poetik cemaatleşmenin mekanlarıdır. Çok nadir dergi hür bir düşünce zeminine oturmuştur. Ancak onların da Türkiye’de bir gelenek oluşturduklarını göremiyorum.

Teşekkürler.

SELÇUK KÜPÇÜK: Gazi Üniversitesinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik öğrenimi gürdü. Ordu Ün. Güzel Sanatlar Fak. Sinema-Tv Bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Birçok edebiyat dergisinde ürünleri yayınlanan Küpçük’ün Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, Modern Türk Şiirinde Bellek Arayışı, Kirletilmiş Ölümler Kitabı ve Büyük Tefsir, Türkiye Edebiyat Dergileri Atlası, Aşk ve Teselli isimli kitapları bulunuyor.

Kitaphaber - 11.08.2020

,

2650

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Yorumlar
  • Kadir Gök 2020.08.11 19:22

    Çekilen fotoğraf net olarak durumu ifade etmiş. Teşekkür ederiz.

  • Kazim Şen 2020.08.12 19:48

    Teşekkürler..

  • Kamil Gün 2020.08.18 13:07

    edebiyat dünyası böyle mi sahiden?

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin