Dergi Soruşturması: Yunus Emre Özsaray

Dergi Soruşturması: Yunus Emre Özsaray

Dergi Soruşturması: Yunus Emre Özsaray

17.08.2020 - Kitaphaber
Dergi Soruşturması:  Yunus Emre Özsaray

Sizin için dergi nedir?

Yazar adaylarının kalem tecrübesi kazandıkları, yazmaya motive oldukları süreli yayınlar olarak tarif edebilirim dergileri. Kalem sahibi olmuş yazarlar içinse yazma şevkini diri tutan, onları disipline eden araçlardır dergiler. Tabi biz dergi dediğimiz zaman edebiyat dergilerini kast ediyoruz. Bu yüzden de böyle bir anlam yüklüyoruz dergiye. Günümüz edebiyat dergilerinin pek çoğu bundan öte bir fonksiyona sahip değil, olması da gerekmiyor. Genç Kalemler, Yeni Mecmua, Dergâh, Anadolu Mecmuası, Sırat-ı Müstakim, Hayat, Ağaç gibi dergicilik tecrübemizin ilk verimlerinden bazılarına baktığımızda bunlar edebiyat tarihinde önem arz etmiş ciddi meselelere ev sahipliği yapmışlar. Her biri, bir fikri cereyanın, siyasal aksiyonun edebiyatla mayalandığı yerler olmuşlar. Büyükdoğu, Hareket, Diriliş gibi dergiler saman alevi gibi yanıp sönmeyen uzun soluklu bir hareketin mecrası olmuşlar, etkileri hâlen devam ediyor. Lakin bunlardan sonra gelen dergilerin dergicilik adına öyle büyük hareket odakları olduklarını söylemek mümkün değil. Günümüz edebiyat dergiciliğine yazar yetiştirmek ve yazarı yazı disiplinine sokmaktan daha büyük anlam yüklemek kanaatimce hem dergilerde yazanları, hem dergi çıkaran kişileri hayal kırıklığına uğratır.

Takip ettiğiniz dergiler hangileridir?

İmkânım oldukça takip etmeye çalışıyorum. Dergâh, Yedi İklim Karabatak, Muhit, Cins, Muhayyel, Dil ve Edebiyat, Olağan Şiir, Söğüt zaman zaman takip ettiğim dergiler.

Hangi dergilerde yazdınız ve ilk eseriniz hangi dergide yayınlandı?

İlk eserim Ankara’da çıkan Kaçak Çay isimli bir dergide yayınlandı. Daha sonra Semerkand Dergisi’nde hikâyeler yazdım. Yedi İklim Dergisi, CF Dergisi, Cins, İtibar ve Muhit yazdığım dergiler oldu. Bunlar dışında hususen talep ettikleri için yazdığım başka dergiler de olmuştur.

Yazarlık sürecinde dergilerin yeri hakkında neler söylersiniz?

Dergiler yazar adaylarının kendilerini yetiştirdikleri, güzel dostluklar edindikleri, mecralar. İyi bir dergi okuru birkaç yıl içerisinde ortalama bir edebiyat bilgisine erişir. Dergiler sayesinde yazar adayı, kendi çağdaşlarının neler yaptığını görür. Bir disiplinle bu işe sarıldığında, sabır ve sebat gösterdiğinde fikrî tekâmül de sağlar. Dergileri takip etmek sıradanlıktan alıkoyar ve bulunduğu mekâna fark katan insanların ortaya çıkmasını sağlar. Dergileri takip eden birisi hangi meslek ile meşgul olursa olsun diğerlerinden farklı olur.

Türkiye’deki genel dergicilik hakkında neler söylersiniz?

Kaç dergi çıkıyor sayısını bilmiyorum. Türkiye’de dergicilik hakkında genel olarak konuşmak çok uzun bir mesele. Neresinden başlayacağımızı, nerede bitirebileceğimizi bilemeyeceğimiz kadar uzun bir konu. Öncesini ilk sorularda özet geçtiğimi varsayarak içinde bulunduğumuz zamanı özetleyeyim. Son yıllarda her biri farklı alanlarda yüzlerce dergi çıkıyor. Yemek kültürü dergilerinden tutun moda dergilerine, popüler kültür dergilerinden aktüel siyaset, edebiyat, eleştiri dergilerine kadar geniş bir yelpazeye Turkuaz ve Albayrak gibi iki farklı holdingin ciddi yatırımlar yaptığını görüyoruz. Bunların dışında Türk Edebiyatı Vakfı onlarca yıldır, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Server Vakfı gibi vakıf ve dernekler de son on on beş yılda dergiciliğe katkı sunuyorlar. Dergâh, İz Yayıncılık, Şule, Ötüken gibi yayınevlerinin bünyesinde de dergilerin çıktığını görüyoruz.

Bütün bunların yanında edebiyata gönül vermiş şair ve hikâyecilerin gayret ve imkânlarına dayalı olarak çıkan Yedi İklim, Bir Nokta, Ay Vakti, Temmuz, Kaygusuz, Budak gibi dergiler var. Peki, bu kadar dergi var ama henüz kültürel yapıya bir kendilik bilinci kazandırılabildi mi derseniz buna henüz evet diyebilmem mümkün değil. Edebiyata gönül vermiş hikâyeci ve şairlerin çıkardığı dergilerin yoluna devam etmesi, gençlerin bu dergilere yönlendirilmesi, burada gençlerin yetişmesi, ilerleyen safhalarda fikir dünyasına önemli eserler bırakmaları burada sanıyorum hayati önem arz ediyor.

Bir de fanzinler olmalı gençlerin kendi aralarında bir fotokopi kâğıdı ile çıkardıkları. Bu da ciddi anlamda teşvik edilmeli, bir farkındalık oluşturulmalı bana kalırsa. Hatta bu konuda ülke çapında biraz önce saydığım kurumların teşvik desteğiyle belki gelenekselleşecek yarışmalar yapılmalı. Gençler böylece okumaya, yazmaya, düşünmeye sevk edilmeli. Piramidin tepe noktasına odaklanıp bu iki damar gözden kaçırılırsa yukarıda kurulmaya çalışılan yapının bir kültürel inşa olarak anılması güçleşir. İster popüler kültür dergisi, ister edebiyat dergisi olsun kişi tecrübe kazandıktan yani kalem kıvraklığı kazandıktan sonra hangi alanda yazarsa yazsın, yazar ancak bir derginin mutfağında pişer. Bu yüzden dergiciliğin mayası olan bahsettiğim ana damar desteklenmeli ve hiçbir şekilde kesilmemelidir.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Teşekkür ediyorum.

Teşekkürler.

Kısa Özgeçmiş: 3 Nisan 1983 Ankara doğumlu. Çeşitli dergilerde deneme ve hikâyelerini yayınladı. Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünde okudu, İktisat Tarihi alanında yüksek lisans, Türk Dili ve Edebiyatı alanında doktorasını tamamladı.

Kitapları:

Kefendeki Misket, Hikâye

Mecnunun Şehri Terk Edişi, Hikâye

Hikâyeden Öyküye Toplumsal Değişim, İnceleme

Kitaphaber - 17.08.2020

,

1942

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini ve kitaphaber adına yaptığımız söyleşileri bu profilden sizlerle paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin