Devrilen Kazan - M. Turhan Tan

Devrilen Kazan - M. Turhan Tan

Devrilen Kazan - M. Turhan Tan

16.02.2011 - Hasip Çifci
Devrilen Kazan - M. Turhan Tan

Tarihin kanlı sahneleriyle dolup taştığı yeniçeri isyanlarının ayyuka çıktığı bir dönemden alıntılanarak biraz hayal gücü ve güçlü bir anlatımla devam eden "Devrilen Kazan" kitabını okurken Osmanlının ihtişamıyla uyanacak, düştüğü olumsuz durumlarda irkilecek belki yer yer yüreğinize oturan hüzünler göreceksiniz. Kitap ne kadar tarihi bir roman olsa da sonuç olarak lirik bir aşk hikayesini anlatmakta. Haremlerden alemlere sokaklardan cenk meydanlarına taşan efsuni bir masal olan kitap damağınızda edebi bir hazzın yanı sıra Osmanlı ve yaşayış biçimlerinden örneklemelerle geçmişten geleceğe izleri gözleriniz önüne serecektir.

Görünen o ki Osmanlı hükümdarlığının yedi yirmi dört zaman dilimi içerisinde yalnızca savaşlar çekişmeler yahut taht kavgaları yaşanmıyor hatta yerine göre şaşılacak derecede sıradanlık ve o ihtişamın ardında duran yada o ihtişamı yer yer zedeleyen kuvvetleri de ayan beyan okuyacaksınız. Kitap öncelikle tarihi bir roman olmasına rağmen içinde taşıdığı aşk hikayeleri, sevda masalları ve o dönemin resmi kayıtlarından alıntılarla birlikte okuyucunun kitapla bütünleşmesine yardımcı oluyor.

Hikâye; Kara Hüseyin'in evinde gonca bir gül gibi açılmadan kalan Seher'in Hüseyin'e olan aşkı ile başlıyor. Taze bir goncaya benzeyen Seher bataklığa düşen inci tanesiydi belki. Kazan çoktan devrilmiş yeniçeri ocağının yerinde yakıtı ateşler ve insanlar olan cehennem kuyusu oluşmaya başlamıştır.

Osmanlı Hükümdarlığına muhteşem yüzyıllar yaşatan yeniçeriler artık devletin giderek çöken temellerine dinamit lokumları döşüyorlardı. İsyanlar durulmuyor hem saraya hem halka eza veren bir profil çizen yeniçeri ocağı güven yerine güvensizlik, huzur yerine huzursuzluk nakşediyordu.

Tarihin ve aşkın iç içe olduğu aynı zamanda aşkın sonsuzluğu ile tarih sayfalarında nasıl yer tuttuğu tarihte kadına verilen değer kavramını, aynı zamanda da zıt iradelerin zorbalık ve gözünü kan bürümüşlüğün bütün hallerini kendi içinde sindiren kitap herkes tarafından okunulmayı hak ediyor.

Malum dizi tanıtımlarında abartıla abartıla söyleminden çekinilmeyen "Aşk, İhtiras, Kavga, Hırs, İhanet, Kan..." ve benzeri kelamları kendine layık gören dizilere taş çıkarır cinsten. Gözlerinizin önünde canlanan oyunlar perde perde sizi içine çekerken olacak olayların merakıyla kendinizi kitaptan koparamayacaksınız. Kısa bir süre önce televizyon ekranlarında yayımlanmaya başlayan "Muhteşem Yüzyıl" adındaki dizi ne kadar gerçekleri yansıtmıyorsa elbette ki kitabın her satırı tarihten izler taşımıyor. Sonuç olarak yazarın üstün yeteneği ve eşsiz hayal gücüyle bazı kaynaklara dayanan alıntılar birleşince ortaya çıkan eser mutlaka ilgi çekebiliyor.

Kitabı okurken dikkatinizi çekecek olan yazarın edebiyata olan düşkünlüğü belki de. Tarihi bir romanla edebiyatın ne ilgisi olabilir diye düşünenler için bu kitap ince bir ayrıntı gibi ellerimizde bazen şiir bazen deneme bazen tutkulu bir aşk bazen de tarihten kesitler sunuyor.

Kitabın başından sonuna kadar yeniçeri ocağından, nasıl kurulup nasıl büyütüldüğünden, Osmanlının kuruluşundan, düzenli orduya geçiş döneminden, aşkın kör kütük sarhoşluğuna kadar karmaşık, ince, uzun ve bir o kadarda kısa yolun süratle önünüzde kaybolup gitmesine kadar devrik bir hükümdarlığın devrilen kazanı kadar hüzzamına eş bir dil ile anlatılması sizi de bizim kadar etkileyecek.

Masum bir aşk ve önü görülmeyen bir rüyadan itibaren başlayan kitap tarihin derin soluğu içinde elinizde yanacak, sönecek bazen küllerinden dirilerek yeniden ortaya çıkan bir tufan olacak, bazen ölülerin konuşmalarına şahitlik edecek bazen de eşyanın dilini öğreneceksiniz. Yer yer tarihten alıntılar resmi kayıtlardan aktarımlar yapacak bazen hayal gücünün sonsuzluğunda içinde kaybedecek. Kan dökülecek, can verilecek, kin dolacak, yangın yeri olacak, devrik padişahların kellesiyle rüyadan uyanacaksınız...

Osmanlı tarihini, yeniçeri ocağının çöküşe sebebiyetini, dönemin aşklarından alıntıları, insanoğluna verilen nefsin körlüğünü ve yanı başında kuş misali ömürlerin zaman içindeki akışını sevenlere ve merak edenlere roman tadında okumak ve okutmak isteyenlere tavsiye ile sunulan kitap "Çağrı Yayınları" tarafından okuyucuya okuyucu merkezli olarak hazırlanmış ve servis edilmiş.

Kitabın yazılışından günümüze kadar geçen zaman içerisinde Türkçenin zaman akımına kapılığ değişimini de göz önünde bulundurursak kitap anlaşılması gayet net bir dille sade ve kulağa hoş gelen bir dizilimle ortaya çıkmış. Bu sebeple belki okurken okuyucusunu zorlamayan nadir eserlerden. Okuyacağınız her satırda ve her sayfada karşınıza çıkacak olan sürpriz olaylara hazırlıklı olun. Kitaplara tek bir açıdan bakanların fikirlerini değiştirecek olan kitabı çoğul bir ifadeyle tanımlarsak;

Bir dönemi en ince ayrıntısıyla, rengiyle, sevdasıyla, coğrafyası ve yaşam tarzıyla saat saat görmek isteyenler için ideal bir eser.

Hasip Çifci - 16.02.2011

,

2224

Hasip Çifci Hakkında

Hasip Çifci

Konyada doğdu, Konya'da yaşıyor. Kitap okumayı ve çocukları seviyor: her baba gibi.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin