DİKKAT YAZAR ÇIKABİLİR!

DİKKAT YAZAR ÇIKABİLİR!

DİKKAT YAZAR ÇIKABİLİR!

DİKKAT YAZAR ÇIKABİLİR!

Sağır ve dilsizlerle dolu toplumsal bir kurgumuz olsaydı, yine edebiyatı icat eder miydik bilmem, lakin eminim ki o zaman da jest ve mimikleri, işaret dilini yahut bakışları edebi bir yöntemle inceleme gayretine girişirdik sanki. Böylelikle işaret eden “yazar”, işareti anlama gayretine düşen “okur” mu olurdu acaba? Belki. Yazar hem yazan, hem de okur kimliği taşıyan bir kişi. Hoş, günümüzde yazmadan “sadece” okuyan kaç kişi kaldı orası da cevabı muallak bir soru.

Dikkat Yazar Var isimli eser, Jurek Becker’in 1989 yılında Goethe Üniversitesi’nde Frankfurt dersleri adı altında yaptığı üç konuşmadan oluşuyor. Edebiyat yok oluyor kaygısı, her çağda zaman zaman öne çıkan bir olgudur. Becker’da yazar bağlamında bu sorunun cevaplarını arıyor bir bakıma bu derslerde.

Birinci Ders

Edebiyat yok oluyor, edebiyat bitiyor, şiir bitti, roman yok oluyor, öykü kalmadı… vs. Bu ve benzeri sözler edebiyata edebiyat denildiğinden beri muhtemelen var. Edebiyat dönemsel yükselişlere ve düşüşlere sahne olan bir tür. Ancak insanın varlığı sürdükçe kendi varlığını korumaya alan bir kalkanı da var. Çünkü dil vâr olduğu sürece sözü üretecektir, söz ise yazıldığı her sahadan başını kaldırıp buradayım diyecektir okura. Becker bu ilk derste edebiyatın yok oluşuna dair istenilen ve beklenilen sonuçları sadece okur odaklı değil, yazar odaklı da ele alıyor. Batı ve Doğu Almanya’da edebiyat toplumsal hayatın neresinde ve nasıl bir önem arz ediyor bu konular çerçevesinde bir ilerleme söz konusu derste.

Yazar, neden yazar sorusu Becker’e göre “bir taraf tutma ve karşı koyma ihtiyacı”ndan doğuyor. Burada Becker’e katılmadan edemeyeceğim yalnız bir farkla, çağımızda şayet alkışlanan bir yazar olma eğiliminiz varsa gerçekten yazılarınızda bir şeylerin tarafı olmalı ya da şiddetle bir şeylere karşı çıkmalısınız, böylece muhakkak bir kitleye seslenmiş olur onlar için değer addedersiniz! Becker’ın “değersiz edebiyat” tanımı ise tam bu tutumun karşıtı niteliğinde: “… bir yazar huzurlu oluşunu, mutluluğunu, rızasını ifade etmek için yazdığında geniş bir alan dahi olsa edebiyatın sadece bir yan alanına ait olan bir sonuç ortaya çıkar: bu: değersiz edebiyattır.”

Bu ilk derste genel olarak Batı ve Doğu Almanya’nın yazarlarının karşılaştırılması ve sansür gibi bir olgunun gölgesinde, yazmak eyleminin icra edilmeye çalışıldığını görürüz.

İkinci Ders

Becker, ikinci dersini Batı Almanya’daki edebiyat ortamı üzerine şekillendiriyor. Sansürün yanında, kanunların ve uyulması gereken kuralların çerçevesinde sıkışıp kalan yazarların fikir beyanları ne derece geçerli olabilir? Yazar kalemini herhangi bir olguya bağlı kalmadan ve korkmadan oynatabilmelidir. Ancak seksenli yılların Almanya’sında bu mümkün değildir pek. Becker şartların ağırlığı altında yazmaya çalışan yazarların fikirlerini şüpheli bulur ki, bu pek tabiidir? Sonuçta baskı altında verilen hangi karar, ya da yazılan hangi metnin tam olarak doğruluğundan bahsedilebilir? Becker ikinci derste edebiyatın amacını da sorgular ve bu sorunun kesin bir cevabı olması gerektiğini düşünmez, bir cevap verilecekse amaca değil de o amacın ne olmadığına yoğunlaşılmalıdır ona göre, edebiyatın amacı “yağcılık yapıp birine yaltaklanmamaktır.” Bu durum dışında her şey, bir amaç dâhilinde olabilir edebiyat için. Batı Almanya edebiyatının, toplumuna ışık tutmadığını da eleştirir. Edebiyat en nihayetinde bir toplumun gelenek, görenek ve günlük ritüellerine dokunmalıdır, şayet bu yoksa aidiyet sorunu var demektir ki, Becker de muhtemelen bu durumu eleştirir.

Üçüncü Ders

İlk iki derste yazar odaklı olan Becker üçüncü derste ilgisini okura yöneltir. Kitaplarını gözden çıkarıp bodruma kaldıran hayranlık duyduğu bir arkadaşıyla, okuma alışkanlıkları, kitaplar ve onların kıymetleri üzerine sıkı bir tartışma içerisindedir. Becker bu tartışmanın bir yerinde dikkat çekici şu cümleyi kurar: “İlk kez okumanın, insanların hiçbirine doğuştan verilen bir ihtiyaç olmadığı bilincine vardım.” İnsanın şartları, onun yolunu ya okumaya götürür ya da o yoldan çok uzağa düşürür. Bireyin dünyayla ve elbet kendiyle bir derdi varsa okumak nihayet olan bir kapıdır. Çalarsınız o kapıyı, ısrarcı olursanız muhakkak açılacaktır, Becker’e açıldığı gibi.

Bir tartışmanın odaklanıldığı üçüncü derste, birbirine yenişemeyen iki taraf oldu Becker ve arkadaşı. Ve nedense o kitapların bodruma gitmesine dair haklı sebepleri de yok değildi bence arkadaşının. Ancak Becker’in arkadaşının kitapları tv ile kıyasladığı paragraf oldukça gülünçtü bana göre.

Ketebe yayınlarının Exlibris serisinin üçüncü kitabı olan Dikkat Yazar Var, Şahbender Çoraklı ve Ahmet Sarı’nın çevirisiyle okuruna doyurucu bir okuma keyfi sunuyor. Edebiyatın derinliklerine meraklı olanlar için dikkat çekici bir eser olarak raflarda okurlarını bekliyor.

Dikkat Yazar Var

Frankurt Dersleri

Jurek Becker

Ketebe Yayınları

78 sayfa

Gülnaz Eliaçık Yıldız - 09.02.2021

,

2316

Gülnaz Eliaçık Yıldız Hakkında

Gülnaz Eliaçık Yıldız

1987 yılının Aralık ayında Yozgat’ta dünyaya geldi.  Doğduğu bu şehirde yaşamaya devam ediyor. 2008 Yılında Yozgat Bozok Üniversitesinde Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümünü, 2016 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünü, 2020 yılında da yine Bozok Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 2011 yılından beri Kitaphaberde kitap değerlendirme yazıları yazıyor.

Yazı çalışmaları; Bir, Şehrengiz, Serencam, Kün Edebiyat, Yedi İklim, Ayraç, Berhava, Mâi, Hayal Bilgisi, Mahur Beste, Yolcu, Siyah Sanat gibi süreli yayımlarda yer aldı.

2016 Eylül ayından beri evli. Şimdilerde bir oğula anne, okumaya âşık bir dünyazede!

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin