Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi

Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi

Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi

03.02.2012 - Seher Ortaöner
Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi

Bana ne demekten vazgeç!
Herkesin derdini de sevincini de paylaş.
Herkes kimdir?
Herkes dediğin: Sensin!

Kitabın sahibinin engin tevâzuunu gösteren güzel, güzel olduğu kadar da manalı bir hikayesi vardır. 1942 yılında Sâmiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan adlı romanı neşredilir. Hocası kendisinden bu kitabı imzalamasını ister. O da hemen kalemi kağıdın üstünde yürüterek, '' Taşı dile getiren Büyük Üstadıma '' diye yazar ve hocasına uzatır. Arkasından bu güzel ânın duygularını kitabın ilk parçası ile ifade eder ve artık mensur şiirlerinden birinin adı belli olmuştur. Dile Gelen Taş...

Eser Aysel Yüksel'in yazarımıza ve kitaba dair bilgilerinin mevcut olduğu bir önsözle başlıyor. Akabinde kitaba ismini veren mensur şiir formatındaki dile gelen taş adlı yazının varlığı görüyoruz. Yine bu eserde de bir önceki tanıttığımız Hancı adlı kitabının içeriğiyle konular eşdeğer. Gerek anlatımlar, gerekse kitaba hâkim olan konular. Ki anlatımlar arasında geçen ve manası herkesce bilinmeyen kelimelerin de ne anlama geldiği sayfa altında okurlara veriliyor olması ince bir ayrıntı daha...

Bizde mensur şiir ve müstakil nesir örnekleri daha çok batı etkisiyle Tanzimat'tan sonra gelişen Türk edebiyatında görülür. Daha sonraki devirlerde Halit Ziya, Mehmed Rauf, Yakup Kadri, Refik Hâlit bu tarzdaki yazılan hemen sayabileceğimiz tanınmış eserler olarak bilinirler...

Eski Türk edebiyatında mensur şiir diğer edebi türlere nisbetle az kullanmıştır. Edebiyatımızda divan tarzı artistik nesrin veya sanatlı nesrin ilk güzel örneği Sinan Paşa'nın Tazarrûnâmesidir. Daha sonra bu türde eserler yazılmışsa da hiçbiri onun güzelliğine erişememiştir...

Samihâ Ayverdi'nin mensur şiirlerinin tasavvufi oluşları, kullandığı kelimeler, secili söyleyişleri, konusu ve konusunun işlenişi bakımından batı etkisiyle gelişen örneklerden ayırarak, eskilere bağlamak ve onun gelişen yeni şekli olarak düşündürmektedir...

Şimdi ise eser içeriğindeki bizlerce önem arzeden anlatımlara geçelim.
- Âdemoğlunun hatası, oyunu oyun bilmemekten ve işi ciddiye alıp, iplerini görmeyen kuklalar misali, sevk ve idare ediciye kafa tutmaktan doğmakta değil miydi?
- Seninle kendimi bulup, kendimi kaybederim. Benim ifret muhabbetimin adı sensin. Hep, sen, sen... diyorum. Çünkü herşey sensin Allah'ım!
- Sen istediğini düşün ve yap! Fakat bırak beni, yalnız seni düşüneyim Allah'ım!
- Derin derin düşünmekte olanın gözleri açık da olsa, görmeden bakar. Hak'la dolup taşan da dünyanın çeri çöpü içinde bulunsa da, onlara görmeyen gözlerle bakar durur.
- Hangi yaratılmış var ki gönlü bir gizli fermanla ayaklanırken, yolunu kesmek mümkün olsun? Çağrılırsa koşmamak, itilirse gitmemek kimin haddinie?
- Hala susuyorsun. Ben ise derdimi belki sorarsın diye işte seni lafa tuttum, oyaladım, mühletim bitti. Yoksa alacağın cevaptan korktuğun için mi çekiniyor, kaçamaktan gidiyorsun?

Dile Gelen Taş
Sâmiha Ayverdi
Kubbealtı Neşriyatı
199 Sayfa

Seher Ortaöner - 03.02.2012

,

8605

Seher Ortaöner Hakkında

Seher Ortaöner

Konya'da yaşamaktadır. İlahiyat fakültesi öğrencisidir. Hüsn-i Hat ve Ebru ile ilgilenmektedir.

Yorumlar
  • Ferhat Özbadem 2012.02.09 08:17

    Emeğinize sağlık. Kitaptan alıntının fazla olmasını saymazsak, güzel bir çalışma olmuş. İyilerin işi iyi işler yapmaktır. İyi işler diliyorum.

  • Seher Ortaöner 2012.02.25 12:25

    çok teşekkür ederim, yorumunuzu dikkate alacağım.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin