Dile ve Türkçeye Dair Yazılar

Dile ve Türkçeye Dair Yazılar

Dile ve Türkçeye Dair Yazılar

08.01.2014 - Mustafa Şevgin
Dile ve Türkçeye Dair Yazılar

"Dil, varlığın evidir" M. Heidegger

 

Dil, insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için en büyük vasıtadır. Dil bir insanın ekmeği ve suyudur. Nasıl ki bir insan ekmek ve sudan yoksun bir şekilde hayatını idame edemezse dilsiz bir insanda veya bir topluluk(Millet) hayatını idame edemez ve ölür.

Sağır ve dilsiz "Lâl" bir insan düşünün hayatında ne kadar zorluk çektiğini hepimiz biliyoruz; böyle bir insanda karşısındakinin, lal ve sağır olmayan birisinin konuşmasını zar zor anlıyor, sağlıksız bir iletişim ortaya çıkıyor. Günümüzde yani günlük hayatımızda da bizim karşılıklı iletişimimiz bu şekildedir. Birbirimizi çok az anlıyoruz veyahut anlamaya çabalıyoruz.

Ortalama yüz kelime ile konuşuyoruz ve bu kelimeler o kadar içi boş ki, ahenksiz ki koskoca bir millet dil bakımından yoksun ve fakirdir. Lise edebiyat derslerinde gördüğümüz eserleri anlayamıyoruz, yani elli yıl önceden yazılmış bir eseri anlayamıyoruz. Hatta 80'li yılların edebi söylemlerini de anlamıyoruz. Her iktidara gelen, yeni bir siyasi anlayışla Türkçemizde derin hasarlar meydana getirmiştir. On yılda bir dilde bir değişim söz konusu olmuştur.

Cemil Meriç'e göre dilsiz toplum olmaz. Dil bir milletin hafızasıdır. Eğer bir toplum dilini kaybederse hafızasını kaybeder, bugünü düne bağlayan köprüler dinamitlenir.

Fuzuli'yi Baki'yi Nedim'i Nabi'yi kaçımız anlayabiliyoruz; kaç tane akademisyenimiz şair ve yazarlarımıza hâkim.

Tabi bunun temel sebepleri şüphesiz "Harf İnkılâbı" ve sürekli değişen edebiyat anlayışımız. Osmanlı devletinin ardından Osmanlıcayı da bir gecede ortadan kaldırdılar ve sabahleyin halk cahil olarak uyandı. Aslında harf inkılâbın değişik boyutları vardır. Arapça bir alfabe olması, Kur-an'ı Kerim'inde bu alfabeyle olması; yani halkı din temellerinden uzak tutmaktır. Düşünün mesela Rus devrimini veya Çin-Mao devrimini hangisi harf veya dil devrimi yaptı…

Prof. Dr. Hayati Develi, "Dil Doktoru" adlı eserinde 'Dil'in kanayan yaralarına reçeteler sunuyor. Develi, dil sorunlarımızı en büyük sorun olarak vurgu yapıyor. Koskoca bir milletin dil ve edebiyat zenginliğini bir köşede sıkışıp kaldığını ve çocuklarımızın eskiye yabancı olduğunu, bu hazin durumu etraflıca ele alıyor.

"Bir toplum, kültür toplumu olabilmek için nesiller arasındaki iletişimi, yani dikey bildirişim kanallarını açık tutmalıdır; ta ki, bir tür olarak kendi varlığını simge kodlarını aktarabilsin. Bir insan, hafızasının sağlığı oranında sağlam bir şahsiyet olabilir. Hafıza kayıplarına bağlı durumları bir yana bırakacak olursak, dün söylediğiyle bu gün söylediği birbirini tutmayan, mesela verdiği sözleri unutan veya yerine getirmeyen, dün inandıklarının tersini savunan, borçlarını eda etmeyen bir şahsın sağlam bir şahsiyet olarak algılanması mümkün müdür? Tıpkı böyle, bir toplumun sağlıklı yapı oluşturması da ancak maşeri hafızasının sağlığı ile mümkündür. Maşeri hafıza dediğimiz şey, genel hatlarıyla, bir takım sembollerin anlamlarının hatırlanmasından ibarettir, yani büyük ölçüde "dil" ile ilgilidir." (sayfa:20,21)

Develi, bu kitabı yaklaşık on sene boyunca gazete ve dergilerdeki yazı ve eleştirilerinden meydana getirdi. Adı üstünde "Dil Doktoru" kendisi bir cerrahi hekimi gibi dilin kanayan yaralarını açıp; iyileşmenin formüllerini bizlere sunuyor. Kitap ele aldığı konu itibari ile başucu bir eser. Dil Anatomisi, Dil Patolojisi, Köktendilcilik gibi ayrı ayrı konularla birer tez şeklinde dile ve Türkçeye dair çözümler sunuyor. Kelime yanlışları, atasözü ve deyimlerin yanlış kullanımlarına, yabancı kelimelerin yanlış yerde kullanımlarına gazete ve dergilerden örneklerle bizlere geniş bir şekilde açıklıyor.

Dil Doktoru
Hayati Develi
Kesit Yayınları
231 Sayfa

Mustafa Şevgin - 08.01.2014

,

2888

Mustafa Şevgin Hakkında

Mustafa Şevgin

1986 yılında Urfa'da doğdu. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne bir süre devam ettikten sonra Erciyes Üniversitesi İletişim fakültesinden mezun oldu. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin