Dine Karşı Din - Ali Şeriati

Dine Karşı Din - Ali Şeriati

Dine Karşı Din - Ali Şeriati

30.09.2011 - Şüheda Hüsna
Dine Karşı Din - Ali Şeriati

"Deşt-i Kebir çölünde külleriyle dertleşen anka": Dr. Ali Şeriati

Kitap bu çok etkileyici sözle giriş yapmıştır. Bu girişle birazdan söyleyeceklerinin önemine binaen muhatabının bilincini uyandırmak istemiştir.
"Tarih denilen tamahkâr tüccarı" büyük insanlar var edermiş. İşte kitap, İslam karşısındaki şirk dini ile savaşmış ve bu uğurda şehid olmuş büyük adamın hayatını anlatmaya başlamıştır. "Kimdir bu adam"" sorusuna verilen cevaplarla Ali Şeriati"yle tanışır okur kitabın ilk bölümünde.

- Kimdir bu adam"

O adam diktatörlere boyun eğmiş halk için özgürlük şarkıları söylemiştir! O adam Deşt-i Kebir çölünde külleriyle dertleşerek var olan, çöllerin yalnızlığında geçmiş ve geleceği bir atlasta buluşturarak yarının tarihini okumaya çalışan bir adamdır. O "Biz kalanlara seslenirken 'gidenler Hüseynî bir iş yapmıştır, kalanlarsa Zeynebî bir iş yapmalıdır, yapmıyorlarsa Yezidî"dirler" diyen bir adamdır. O adam daha küçükken 'hayatını nasıl biçimlendirmeli"yi düşünüp omuzlarındaki ağır yükün farkında olmuştur. O, büyük şehirlerin fitne dolu havasını beğenmeyip Deşt-i Kebir çölünün yalnızlığını seçmiştir. Evet, Ali Şeriati Ebubekir"i, Hüseyin"i, Ali"yi ve daha birçoğunu çok iyi bilip onlar gibi yaşamaya çalışan ve nitekim de öyle ölen, şehid olan düşünce adamıdır, İslam fedaisidir!

Ali Şeriati birçok konuşmasında büyük kitleleri etkilemiştir ve bu kitap da o etkileyici konuşmalarının tercümelerinden sadece biridir. Şimdi yazacaklarım ise "O" adamın öznesi anlam olan sözlerinden anlaşılanlardır:

İnsanlar dünyaya geldi geleli her daim süren bir savaş olmuştur. Biz bu savaşı din ile dinsizliğin savaşı olarak adlandırırdık. Fakat bu tanımlamanın yanlış olduğunu, dinsizlik diye bir tanımın aslında olmadığını, dinsiz bir kimse bulunmadığını, tarih boyunca verilen bu savaşın adının "dine karşı din" olduğunu, "kısacası her yerin dini bir izahı" olduğunu belirtmiştir Ali Şeriati. Verilen savaş İslam dini ile şirk dininin savaşıdır.

Her nerede olursa olsun peygamber zuhur ettiğinde ona karşı çıkan mevcut din yani şirk dinidir, küfrdür. Küfr, bir şeyin üstünü örtmek demektir. Yani kalpte olan inancın üstü bir garezden, cehaletten veya çıkardan dolayı onun tersiyle örtülür. Yani küfr aslında inançsızlık, dinsizlik değildir. Mevcut bir dinin yerini başka bir dinin almasıdır. Bu yeni din şirk dini de olabilir, ateistlik de.

Peygamberimiz müşriklerle savaş vermiştir. Müşrikler, Allah"a inanmayanlar değil, birden çok tanrıya inananlardır. Yani onların bir değil, birden çok tanrısı vardır. Öyleyse onları, dinsiz, inançsız diye nitelendirmek doğru değildir. Putperestlik de şirkin bir tezahürüdür. Müşrikler için tapılan şey taştan putlar da olabilir, para da, insan da olabilir.
Bunlardan bir kez daha anlıyoruz ki savaşılan şey dinsizlik değildir. Tevhidin karşısında olan daima başka bir din olmuştur. Ali Şeriati tevhidi, "varlığın tümü, birtek gücün elindeki bir imparatorluk gibidir." diye tanımlamıştır. İşte dinin karşısında bu tanımı kabul etmeyen, başka din mensubu insanlar vardır. Bunlar Ali Şeriati"nin de bahsettiği gibi mele" ve mütrefler, cebriyeler, dehrîler, Zerdüştler de olabilir. Veya Bel"am-i Baur tiplemesine uygun insanlar da olabilir. Ve bu tipler, İslam inkılabî bir din olduğundan İslam"ı benimsemezler. Çünkü onlar oluşturdukları sınıfsal farklılıklardan, adaletsiz yönetimlerinden, insanları ezerek, cebren kendi görüşlerini benimsetmekten, uyuşturmaktan son derece memnundurlar.

Tarihe bakıldığında onların bu tutumu sayesinde hep egemen olduklarını görürüz. Çünkü ekonomik, sosyal ve siyasî güç daima onların elinde olmuştur. İnsanları tabakalara ayırarak en üst tabakada hep kendileri olmuş, diğerlerini ise sömürü ile ezmişlerdir.

İslam ise haklıya hakkını vermek, mazlumun yanında olmak, hak yememek, faize bulaşmamak gibi yıkılmaz değerlere sahip olduğundan egemen olan din tarafından ezilmiş, horlanmıştır. Çünkü şirk dini mensupları daima hükümdar koltuğunda kalmak istemişler, ayakkabı boyacısının ise daima ayakkabı boyacısı olarak kalmasını kendilerince uygun görmüşlerdir! Şeriati"nin de dediği gibi, insanları uyuşturan, aldatan, büyüleyen, iradelerini ellerinden alan, toplumu soy ve sınıf esaslarına göre yapılandıran, hatta tanrıları bile millî ölçülere göre belirleyen dinin karşısındaki her şey, hak dindir.

Bu iki din arasındaki savaşı bu şekilde açıklayan Şeriati, konuşmasını Ebu Zer"in şu çok önemli sözünü açıklayarak sonlandırmıştır: "Evinde yiyeceği olmayıp da kılıcını alıp sokağa fırlamayana şaşarım!"

İnşaAllah biz de bir Ali, bir Hüseyin, bir Zeyneb, bir Ebu Zer olabiliriz, özgürlük şarkılarıyla yola devam edip, Allah"ın adıyla son nefesimizi, dinimize karşı olan dinle savaşmış olmanın rahatlığıyla verebiliriz.

Amîn...

Dine Karşı Din
Ali Şeriati
Fecr Yayınları

Şüheda Hüsna - 30.09.2011

,

3236

Şüheda Hüsna Hakkında

Şüheda Hüsna
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin