Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik - Emine Öztürk

Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik - Emine Öztürk

Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik - Emine Öztürk

08.04.2011 - Metin Bilgeç
Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik - Emine Öztürk

'Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik' adlı çalışma Rağbet Yayınlarından okuyuculara sunuldu. Eseri, genç bir akademisyen olan Yrd. Doç. Dr. Emine Öztürk hazırlamış. Kitap din sosyolojisi açısından ülkemizde yaşayan Caferi topluluğu ve Muharrem, Aşure gibi dini ritüellerin yanında sünnet, evlilik, ölüm, nevruz gibi kültürel ritüelleri de inceleyen Iğdır ilini içeren lokal bir alan araştırması olarak hazırlanmış.

Küreselleşme olgusu, Dünyanın bütün kültür ve medeniyet havzalarında büyük tahribatlara yol açtığı günümüzün post modern dünyasında, milli kültürlerin, dini kültürlerin, alt kültür gruplarının yaşaması, gelişmesi, küreselleşmeye karşı direnç noktaları oluşturması büyük önem arz etmektedir.

Dünyanın en önemli medeniyetlerinden biri olan İslam medeniyetinin etkin bir medeniyet olması, İslam dünyasının birlik ve beraberliği, yeniden inşası noktasında İslam medeniyeti içersinde birbirinden uzaklaşan; birbirine yabancılaşan toplulukların yakınlaşması ancak birbirlerini tanımakla mümkün olacağı gerçeği göz önüne alındığında böylesi çalışmaların ne kadar önemli olduğuna dikkatinizi çekmek isterim.

Kitapta Caferilik mezhebinin tarihsel arka planına ait önemli bilgiler bulabileceğiniz gibi, Caferilik mezhebinin Anadolu coğrafyasındaki kökleri hakkında geniş bilgilerle de karşılaşacaksınız.

Kitabın önsöz bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi ile ilgili kayda değer bilgiler verilmektedir. "Bu araştırmanın amacı yalnızca senede bir defa Muharrem ayında, bilhassa İstanbul-Halkalı'da yaşayan Caferi dindaşlarımızın Kerbela olayını anmak için toplandıkları Aşure törenlerinde seyredip de hatırladığımız klasik mezhep tarihi kitaplarında beşinci mezhep olduğu söylenen ama Türkiye'de oldukça önemli alt kültür gruplarından birini teşkil eden Caferi topluluğunun milli kimliklerinin oluşumunda dini kimliklerinin rolü araştırmaktır" şeklinde özetlenen ifadeler çok önemlidir.

Burada dikkat çekilen husus "klasik mezhepler tarihi kitaplarında geçen "beşinci mezhep" ifadesi ve bu algılayış çerçevesinde tarihsel süreç içerisinde Şiiliğin İslam dininin Heterodoks bir yorumu olduğu anlayışının gelişmesine neden olmuştur. Buna ilaveten İslam ümmeti içindeki siyasi mücadeleler, saltanat kavgaları da bu ayrıştırma, koparma, ötekileştirme anlayışlarının gelişmesine zemin hazırlayan diğer faktörler olarak karşımızda durmaktadır.

Bu araştırmanın din sosyolojisi yönünden ulaşılan sonuçlarına ek olarak, yazarının da önsöz bölümünde belirttiği "Caferilikle ilgili mevcut önyargıların kırılması yanında diyalog ortamına katkıda bulunmasını diliyoruz." İfadeleri de dikkate değer bir husustur.

Kitabı okudukça farklılıklarından dolayı bize hep "öteki" olarak gösterilmeye çalışmış bir topluluğun, yadsıdığımız bir "alt kimliğin" aslında bize ait zenginlikler olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlıyorsunuz.

Kitapta ele alınan araştırmanın, Türk toplumunda "alt kültür'ü oluşturan dini bir grubun milli kimliğinin oluşumunda dini kimliğinin rolü olduğu" gerçeğinin tespit edilmesi çok önemli bir başka gerçeğe ışık tutmaktadır.

Türk toplumunda dinin bu belirleyici etkisi modernizmle ortaya çıkan seküler dalgalar karşısında dirençli bir toplum olduğumuz gerçeğini de göstermektedir.

Günümüzde İslam'ın yaşayan bir din olduğunu, birey ve toplum inşa etme enerjisinin tüm zamanlar için geçerli olduğunu da eseri okurken kafamızda oluşan önemli düşünceler arasında olduğunu hatırlatmak isterim.

Kitapta tartışmaya açık bir konunun "Hz. Fatma Kült'ü olduğuna dikkat çekmeden de geçemeyeceğim. Müellif her ne kadar buradaki bakışın sosyolojik-antropolojik bir bakış açısı olduğunu belirtse, buradaki yaklaşımın 'Hz Fatma hakkında son sözü söylemek değildir' ifadelerini kullansa ve biz bunu göz önünde bulundursak da "kült" kavramının burada tam oturmadığını belirtmek istiyorum. Bu tür yaklaşımların daha çok batılı oryantalist ve müsteşrikler tarafından ortaya atıldığını göz önünde bulundurmakta da yarar vardır. Bilimsel bakış açısına sahip olacağım derken, yanlış saptamalarla araştırma konusu olan kesimlerin rencide edilmemesine de özen göstermeliyiz.

Sonuç olarak kitap, "Anadolu Caferiliği" konusunda aydınlatıcı bilgiler içeren bir çalışma olması dolayısıyla ilgi duyanların mutlaka okumaları gereken bir eser olarak okuyucularını beklemektedir.

İyi Okumalar.

Dini ve Kültürel Ritüelleriyle Caferilik
Emine Öztürk
Rağbet Yayınları

Metin Bilgeç - 08.04.2011

,

3844

Metin Bilgeç Hakkında

Metin Bilgeç

1970 doğumlu olan yazar, Dicle Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunudur. Sitemiz yazarı Hilal Bilgeç ile evli ve iki çocuk babası olmakta ve halen bir kurumda Türk Dili ve Edebiyatı derslerine girmektedir.

Not: Fotograftaki şahıs kendisi değildir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin