#DİREN/EN ANADOLUM!

#DİREN/EN ANADOLUM!

#DİREN/EN ANADOLUM!

11.12.2014 - Sait Alioğlu
#DİREN/EN ANADOLUM!

Direne direne kazanacaktık!"

 

 Direniş, herkesin kendi yanından, kendisini bir kuşatım altına aldığını gördüğü,düşündüğü konularda, baskıcı davranan güce daha doğrusu devlet aygıtına, ya da genel anlamda istila ve işgalcilere karşı- ve yine kendi özgülünden yola çıkarak; gerek ferdi, gerek bir gurup ve gerekse de, hemen hemen aynı inancı, düşünceyi, değerleri taşıyan "nitelikli" çoğunlukların hep birlikte hareket etmelerinin adı olmuştur.

 Birçok direniş şekli vardı. Bunların; askeri, silahlı, barışçı, pasif, sert ve ulusal direniş gibi adlar aldıkları görülür. Direnişin, her ne maksat içerirse içersin, genel geçer ilkeler çerçevesinde düşünüldüğünde meşru olmayan talepleri içeren direnişin uyanında, Mağdur kişi ve kitlere haklı oldukları halde haklarının verilmemesini baz alan ve büyük çoğunluğu da, ya ulusal, ya da küresel ölçekte hareket eden baskı gruplarının öngördüğü baskıya karşı gelmenin anlamı olan 'meşru müdafaa'da direniş olarak lügatte yerini alır.

 Konumuz açısından Osmanlı cihan devletinin yıkılışını baz alan ve çok rahatlıkla "yangından mal kaçırılma" suretiyle oluşturulduğu gözlemlenen laik ve Kemalist karakterli bir devlete/rejime karşı başta genel anlamda Müslüman halkın; özelde ise çeşitli kavmi, mezhebi ve kültürel bir çerçeveye oturmuş bulunan grupların direnişinin yanında bu şimdi ise temelsiz topluluklarca, farklı bir zeminde ve Kemalist devleti tekrardan diriltmeye yönelik olarak yapılmaktadır-şimdi geldiğimiz durumda direniş, yukarıda italik olarak vermeye çalıştığımız grupların mantalitesine karşıtlık içerisinde, mağdur kitlelerle birlikte, Türkiye'nin önünü tıkmaya çalışan kürsel güçlere ve onların 'yerli' uzantılarına karşı sergilenmektedir.

 Ki, bu meyanda 28 Şubat sürecinde Kemalist ceberut devlete karşı, meydanlarda direniş sergilemeye çalışan Müslüman kitlenin, pratik içerisinde üretmeye çalıştığı "Direne direne kazanacağız!" ifadesi, daha sonra ise Kemalist argümanlardan peyderpey kurtulmaya çalışan, prangalarını sökerek yoluna devam etme çabası çabasında bulunan' mevcut devletle' 'maddi' umudunu ona bağlı bilen Müslüman kitlenin hep birlikte çabasıyla küresel güçlere ve yine onun yerli uzantılarına karşı kullanılmaktadır.

 Tabii ki, bu birliktelik ve hedef belirlemede devlet aygıtı içerisine 'ne olursa olsun' hiçbir araştırma yapmadan dâhil olmak,kendini giderek devlet yerine koymak gibi durumlar söz konusu değilse; sonuçta devletle birlikte direniş içerisinde bulunulabilirdi!.

 Yukarıda da belirttiğimiz gibi, direniş önceleri sosyal gruplarca devlete karşı veriliyordu, şimdi ise, temelsiz seküler güçlerle bazı muhafazakâr 'çıkar' çevrelerince, yok olduğunu, daha doğrusu hakları olmayan sözde hakların ellerinden gitmesine içerlendikleri ve öfkelendiklerinden hareketle, kendini değiştirip dönüştürdüğü görülen devlete karşı verildiği gibi; bu devletle birlikte hareket eden Müslüman kitleler tarafından küresel güçlere karşı verilmektedir.  Bu direnişe bir isim bulmak gerekirse, buna "Anadolu direnişi" denilebilirdi.

 Anadolu direnişi...

 Kitaba bir ön söz yazan sendikacı ve siyaset adamı Salim Uslu 'Yeni Türkiye Yolculuğu' başlığı altında olayı kısaca şöyle özetlemektedir; " Anadolu'dan dünyaya adalet mesajını ulaştırana kadar vazgeçmeyeceğiz. Adalet değerinin güçlenmesine, adalet kaynağının telafisine hizmet etmek için direneceğiz." Demektedir.

 Gazeteci yazar Aslan Değirmenci'nin kitabı yazış maksadı; 'Tarihsel Sorumluluğumdur' da "Hiç şüphe yok ki, tarih değiştirenlere tanıklık yapan tarih statükoya karşı direnenler tarafından yeniden yazılacaktır." (s.11) "...bu kutlu yolun meşakkatli yolculuğunda, tarihin tanıklığında kaleme aldığım bu kitap Türkiye'nin son bir yılda karşılaştığı olağanüstü olayları içeriyor." (s.13) Cümlelerinde kendine bir yer bulmaktadır.

 "Anadolu Direnişi" adlı kitap gazeteci yazar Aslan Değirmenci'in zaman içerisinde çeşit medya organlarında yayımlanan yazıları ile, gündeme dair önemli düşünceleri bulunan birçok kişi ile yapılmış söyleşilerden oluşmaktadır.

 Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Aslan Değirmenci'de Salim Uslu'nun vurguladığı üzere, yazılarında adalet unsuru ön plana çıkarken, muhataplarıyla yapmış olduğu söyleşilerinde de bu yönün açıklık kazandığını görmekteyiz...

 Kitabın içeriğini oluşturan bazı yazı ve söyleşi başlıkları şu şekilde; "Ziyaret ABD'ye Değil Yahudi Lobisine" başlığı altında; CHP Genel Başkanı Sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun 04 Aralık 2013 tarihinde yapmış olduğu ziyaretin içeriğine ayrılmış ve haklı olarak bu ziyaretin amacı sorgulanmakta.

 Hatırlayacaksınız, bundan önce, dönemin Başbakanı sıfatıyla yapmış olduğu ve ardında birçok tartışma çoğu da yıpratmaya yönelikti- ve polemikler bırakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretine karşılık, bu kez Neo Conların teşvik ve gölgesi altında CHP Genel Başkanı sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nu yapmış olduğu ziyareti Aslan Değirmenci, aslında; bu ziyaretin ABD'ye değil, bizzat, doğrudan Yahudi lobisine yapıldığını belirtmektedir. Zira, bu meşum ziyarette Kılıçdaroğlu'nun Pensilvan'ya da Fethullah Gülen ile detaylı bir görüşme gerçekleştirmiş olduğu medyada epey yer bulmuştu.

 Zaten, bu ziyaret 04 Aralık 2013'de gerçekleştirilmiş ve yaklaşık on ik, on üç sonra da paralel ihanet olarak hafızalarda yer den 17 Aralık operasyonu başla(tıl)mıştı. Aynı zamanda, yine CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Gürsel Tekin'in de gerçekleştirmiş olduğu ABD ziyaretini de anmış olalım...

 Gerek iktidar ve gerekse de muhalefet saflarından yurt dışı ziyaretleri yapmak gayet olağandı, ama sözde ABD karşıtı bir partinin birçok 'yetkili ve etkili' elamanının neredeyse gün aşırı ABD ziyaretini hayra yormamak gerekirdi, bizler ve ülke açısından...

 Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyaretinde Gülen'le görüşmesine rağmen, paralel yapının, neredeyse hemen herkese yönelik olarak, onların eğer vardıysa- zaaflarından yararlanılarak ve 'ileride' kullanılma gayesiyle hazırlatılan, ya da hazırlanan tapesinin paralelcilerin elinde olduğunu belirten "Kılıçdaroğlu'nun Tape'si Paralelcilerin Elinde!" (s. 101) başlıklı bir yazı da kitapta bulunmaktadır.

 Bunun anlamı ise; "Düşmanımın düşmanına, kendi külli çıkarların için, ona dost görünüp, onun için bir kuyu mu kazsam acaba?" dır, kim ne derse desin...

 Kitapta bulunan bazı yazı başlıkları ise şöyle; "Liderlerin Ses Kayıtları İnternete Düştü; Pirincimize Taş Karışmış; Yeni Türkiye, Büyük Türkiye İdeali ve Devrim; Fevzioğlu'nun  'Özel' Görüşmeleri; PKK Çözüm İstiyorsa; Direndikçe Dirilen Anadolu; Çatı İttifakını Çatırdatan Kulis; Vatikan'dan Kriptolu Mesaj!;  Devlet Bahçeli'ye Mektup;  Ekmel'den Kontgerillaya Mesaj;  İsrail'den Paralel Taktikler; Anadolu Düşmeden Hedeflerine Ulaşmayacaklar!; Diren AA, Diren TRT ve Kobani Üzerinden Fitne Ateşi" vb...

 Söyleşiler bölümünde de; Anayasa Raportörü sıfatıyla Yrd. Doç. DR. Emin Kaya, SDE uzmanı sıfatıyla gazeteci yazar Orhan Miroğlu ve bir aralar "Balıkçı" kod adıyla, PKK'nın Kürt sorununun 'nihai' çözümü konusunda mevcut iktidardan beklentilerini içeren görüşleri Kandil'den alıp, bunları Ahmet Altan döneminde Taraf gazetesinde yayımlanan görüşlere ve fikir teatilerine aracılık ettiği bilinen gazeteci yazar İlhami Işık gibi birkaç önemli gazeteci, akademisyen ve bazı STK yöneticileriyle yapılan söyleşiler bulunmaktadır.

 Kitapta gerek köşe yazıları ve gerekse de söyleşiler bağlamında şu ana maddeler öne çıkmaktadır. Bunlar; Gladio, PKK, IŞİD, Şebbiha, Vesayet, Kayıt Dışı Siyaset, Oslo, Roboski, Gezi, 17 Aralık, MOSSAD, CİA, El Muhaberat gibi küresel örgütlenmeler, yapılar, terör örgütleri, kalkışmalar, operasyonlar gibi konulara yer verilmiş bulunmaktadır.

 Aslan Değirmenci, sonuçta "Türkiye Neden Hedef Alınıyor?" sorusunu özetle şu cevabı vermektedir; "Türkiye hedefte çünkü, yeniden Büyük Türkiye'de millete rağmenci, milleti döven anlayışlara yer olmayacak ondan." (s. 327) Diye cevaplamaktadır.

 ANADOLU DİRENİŞİ, Aslan Değirmenci, Çıra Yayınları, 5. Baskı İST- Kasım 2014

Sait Alioğlu - 11.12.2014

,

1622

Sait Alioğlu Hakkında

Sait Alioğlu

Özgün Duruş gazetesinde kitap değerlendirme yazıları yazmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin