Dirilişten Kayboluşa; Gömülü Şamdan

Dirilişten Kayboluşa; Gömülü Şamdan

Dirilişten Kayboluşa; Gömülü Şamdan

03.06.2019 - Mustafa Atalay
Dirilişten Kayboluşa; Gömülü Şamdan

Modern klasiklerin büyülü dünyasının gün geçtikçe ülkemizde daha çok hissedilmeye başladığını görüyoruz. Bu durum aslında ihmal ettiğimiz düşünce dünyalarını yakından tanımaya bizleri teşvik ederken, aynı zamanda yazıldıkları dönemin yeniden incelenmesine de imkân tanıyor.

Popüler okur-yazarlık boyutunun yoğun yaşandığı ülkemizde, bu eserlerin gün geçtikçe revaçta olmasının nedenlerinden birinin de yayınevlerinin ticari kaygı boyutu olduğunu belirtmek gerekiyor. Bir klasiğin en az on yayınevinin kütüphanesinde bulunması bu gerçeği ifade etse gerektir.

Elimizdeki eser, ünlü Satranç eseriyle tanınan ve gün geçtikçe yeni eserlerinin popüler olmaya başladığı Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in kaleminden çıkmıştır.

Gömülü Şamdan isimli bu eserinde Zweig, Yahudilerin kutsal emaneti olan yedi kollu şamdanın hikâyesini ve kaçırılışını ele alıyor. İsmi Menora olan şamdanın anlamından çok yolculuğunu ve şamdanın insanlar üzerindeki etkilerini edebi bir dille ela almaya çalışıyor.

Yedi yaşındaki Benjamin’in bir gece yarısı yatağından kaldırılarak Menora’yı son gören kişi olması sağlanarak, şahitliğini gelecek kuşaklara anlatması üzerine kurgulanıyor eser.

İki aşamalı bir anlatım mevcut. Önce Benjamin’in şamdanı son kez görmesi ve kolunun kırılmasıyla sonuçlanan süreç, sonrasında yaşlanmış ve Menora’yı son gören kişi olarak itibar gören piri ihtiyar bilge Benjamin…

Tarihsel kırılmaların getirdiği bir kesişmenin eşiğinde, Vandalları yenen Bizans hükümdarı İustinianos bütün kutsal emanetleri ele geçirir. Bunu duyan Benjamin kalkıp bu hükümdar ile görüşmeye gider. Şamdanın bulunduğu Vandalların durumunu anlatarak o şamdanı ister. Kehanetlerden çekinen hükümdar şamdanın Benjamin’e değil Kudüs’e gönderilmesi yönünde bir karar verir. Bu durum halk için beklenmedik karardır. Oysa Benjamin’in şamdanı alacağına inanmışlar ve beklediklerinin gerçekleşmemesi karşısında öfke sözlerini Benjamin’e sarf etmişlerdi. Benjamin bütün yılgınlığıyla ölümü beklerken sarayın altıncısı olan Zekeriya kendisini bulur. Saraya götürür. Burada saraydaki değerli şeylerin bir suretinin oluşturulması işinin kendisinde olduğunu söyler. Böylece şamdanın bir suretini oluşturmaya başlar.

Kader bu ya, oluşturduğu suret ile aslı arasındaki seçimde sureti aslı sanılarak alınır ve böylece aslı Benjamin’e Zekeriya tarafından teslim edilir. Menora’nın aslı elinde olan Benjamin bilinmeyen bir yola, tabutun içine ölü diye yatırdıkları şamdanı gömecek yer aramak için çıkar. Burada da olaylar silsilesi kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği bir yere ulaştırır.

Burada sağır ve dilsiz bir yardımcıyla şamdanı gömer ve kendisini bilinmez bir yola huzur içinde bırakıverir. Şamdan artık Tanrı’dan başka kimsenin bilmeyeceği bir yerdedir. Ve Tanrı ne zaman isterse o zaman ortaya çıkacaktır. Bunu yapması şamdanı koruyacak bir güçten halkının yoksun olması nedeniyledir.

Eser akıcı bir dille kaleme alınmıştır. Hikâye iki temel bölümle oluşturulmuş olsa da, ikinci bölüm ayrıyeten üç dilimde ele alınmıştır. Bunda zamansal ve mekânsal farklılıklar belirleyici olmuştur. Üslup bütün bölümlerde aynıdır.

Esere kısa bir önsözle başlayan Zweig, şamdanın kayboluşunun aslında yeni bir diriliş için olduğunu belirterek finalini de bu diriliş ekseninde yapar.

İlk yirmi sayfa biraz ağır ilerlese de sonradan akışın daha da belirginleştiği ve hikayenin içine dahil oluşunuzu fark edeceksiniz. Ağır betimlemeler olmasa da, yer yer kısmi betimlemeler yapılmıştır. Asıl hikâyenin konusu olan şamdanın hikâyesine diğer hikâyeler ortak edilmemiştir. Kahraman şamdan olarak kalmış ve Benjamin taşıyıcı ve şahitlik rolünün dışına çıkarılmamıştır.

Gömülü Şamdan

Stefan Zweig

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

110 sayfa

Mustafa Atalay - 03.06.2019

,

191

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin