Dostoyevski - İnsancıklar

Dostoyevski - İnsancıklar

Dostoyevski - İnsancıklar

27.07.2012 - Mustafa ATALAY
Dostoyevski - İnsancıklar

Dostoyevski'nin ilk eseri olan "İnsancıklar" fakir bir memurun kimsesiz bir kıza aşkını, ilgisini ve himayesini konu edinen, aynı zamanda bir kızın zamana teslim edilmiş sevdasını da dile getiren bir eserdir. Roman mektuplaşma şeklinde ele alınmış olup zamanın Rusya'sında var olan toplumsal ilişkileri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.

Eser fakir bir adamın kimsesiz bir kıza yaptığı yardımlarla daha da fakirleşmesini konu edinirken, sonunda parayı tercih eden bir kız prototipi üzerinden yürekleri sorgulamaya sevk eder. Eser bu anlamda fakirlik ve zenginlik olgularının toplumsal yansımalarını ele alır.

Zenginliğe ve aydın kesime pirim verirken, fakirliğin ve cahil kesimin hayatı anlamada daha maharetli olduğunu ortaya koyan eser, iyi-kötü ayrımının sınırlarına dair bir çerçeve de oluşturmayı ihmal etmemektedir.

Temeli "acıma" duygusu üzerine kurulan eserin, genel olarak "acizlik" kavramı çerçevesinde şekillendirildiği görülmektedir. İnsanların genelde dış dünyalarını yansıtan ve ruh hallerine pek fazla değinmeyen Rus yazar, asıl vurguyu mutluluktan ölen Garşkov'la yapar. Dönemin çarpık toplumsal yapısını incelikle perişan Garşkov üzerinden yansıtan Dostoyevski, mutluluk peşinde koşan ve refah bekleyen kimselere ansızın gelen ve can yakıcı olan ölümü hatırlatır.
Sevmek, sevginin sınırı, saygı, hürmet, acıma, hüzün, mutluluk gibi kavramların işlendiği eserin bugün açısından önemi, kaybedilen değerler için bir karşılaştırma nüvesi rolünün esere yüklenebilmesinde yattığını düşünüyoruz.

Son söz: Sisli ve soğuk bir Petersburg akşamında hafif donmuş sokaklarda yürümeyebilirsiniz, fakat bir insan olarak adım attığınız her yerde başta kendiniz olmak üzere"insan(-cık)"larla berabersinizdir... Önemli olan biraz da bu değil midir?
(Bir Not: Birçok yayın evlerinin klasikleri bastığını bilmeme rağmen sayfa numarası kullanmamın nedeni, aktardığım notları daha kolay bulabilmenize yardımcı olacağını düşünmem nedeniyledir. Faydalı olması ümidiyle)

-Gökte kanat açan ufacık, cana yakın bir kuş... Ah, Varenka! Farklı acılar ve kederlerle yaşayan bizlerin, gökteki kuşların o doğal, o saf sevinçlerine özenmemelerine imkân var mı? (s.7)

-Anıların en güzel olanları da, kederli olanları da insanı hep hüzünlendirir; en azından bendeki izlenim bu. Fakat bu hüznün de bir güzelliği var; hasta bir kalp acılı ve yaralı olduğu zaman, anılarla hayat buluyor; gündüz sıcaktan yanmış, gelişmemiş zavallı bir çiçeği, akşamın serinliğinde düşen kırağı tanelerinin diriltmesi gibi.(s.49)

-Ağladığıma aldırmayın, ne diye ağladığımı kimi kez ben dahi bilemem.(s.61)

-İnsan bazen yanı başındaki kitapta kendi öyküsünün anlatıldığını fark edemiyor. İlk zamanlar hiç fark etmediği bir takım şeyleri o kitabı okuyunca biraz biraz hatırlıyor, baştan bulup meydana seriyor. (s.86)

-Yolladığınız kitabı niye bu kadar beğendiğimi belirteyim: Kimi kitapları yeniden okuyup beyninizi zorlasanız bile, yazılışlarındaki büyük incelikten dolayı tek satırını bile kavrayamazsınız... Bu eserin tüm sayfalarında kendime rastladım. Sanki yazar kalbimi ele almış, tersyüz etmiş, en küçük detayına varasıya aktarıyor! Hem alabildiğine sade... Benim de yazmak gelir elimden! Niye yapmayayım ki? Ben de benzer şeyler yaşadım, aynı şeyler geldi başıma. (s.86)

-Bir zamanlar biz dünyayı umursamazdık... Aslında o yıllarda hayli genç, hayli de çaylaktım. (s.89)

-İnsan artık kendi kıyıcığında bile (nasıl olursa olsun) rahat rahat yaşayamayacak mı? (s.91)

-İnsan kimi kez tüm insanlardan uzak olmayı diler, bir kabahati varmışçasına bir kıyıya çekilir, gelişigüzel bir şeye karışmaktan ödü kopar.(s.93)

-Talihsizlik yayılma tehlikesi taşıyan bir hastalıktır. (s.96)

-Fakir insanlar doğaları gereği egoisttirler (s.103)

-Burada canımın sıkılmaması için bir kitap ulaştıracaksınız bana. Boş verin çocuğum! Kitap da nedir ki? İnsanları konu edinen bir alay zırva! Romanlar da zırvadır, güçsüzlerin okuması için kaleme alınmış palavralardır.(s.106)

-Diğer insanların kederini de yüklenirseniz, hayatınızı ağır bir yük haline getirirsiniz, sevgili dostum.(s.117)

-Antik Yunan'da felsefeciler çıplak ayakla dolaşırlarmış sürekli. Biz neden olduğundan fazla önemseyelim çizmeyi.(s.128)

-İnsanın özsaygısı, gururu, güveni silinince, ahlaklığın da dibi göründü demektir. Böylesi bir halde yıkıma uğramak kaçınılmazlaşır. (s. 129)

-Ara sıra yalnız olmak, doyasıya ağlamak, kendimi acıya bırakmak istiyorum. Günden güne fazlasıyla yokluyor içimi bu istek. Hatıralarımın o kadar büyük cazibesi var ki, bazen saatlerce kapılıp gidiyor, yaşadığımı bile aklımdan çıkarıyorum. (s. 130)

-Dürüst insanlar niye sürekli gözlerden ıraklar da, kötüler hep varlık içinde?(s.137)

-"Çekil şuradan be! Defol! Çekip gitsene sen! Can sıktın ama!" Her rastladığı insandan bunları duyan bir çocuğun çekeceği acının, korkunun, dehşetini, yuvasından uzak düşmüş çaresiz bir kuş gibi ayazda titrediğini düşünün. Elleri ayakları donacak, nefes alması zorlaşacak. İşte bakın ne kötü öksürüyor. Hastalık nasıl da tırnaklıyor bağrını. Ölümü kapıdadır. Leş gibi bir kıyıda, gıdasız, bakıcısız, ölüme mahkûm bir çocuk, daha bu yaşta... İşte hayatın tümü bu! (s. 140)

-Ah Varenka, hayat kimi zaman çok zalim oluyor doğrusu... "Tanrı rızası için" diye yalvarışını görüp de "Tanrı versin diye yürüyüp gitmek ne kötü. (s.140)

-Nerede açların inlemeleri duyuluyorsa toklar uyuyamaz.(s.141)

-İnsan ara sıra lüzumundan fazla tevazu gösterip, kibarlaşıyor. Bunun biricik sebebi ruhsal güzelliğin yaşadığı krizdir. Taşan içlenmelerden kaynaklanır bu. (s.158)

-İnsanın ansızın ölüvermesi çok keder verici.(s. 160)

-Bikov için iyi bir insan diyorlar. Bana saygı duyabilir. Ben de ona duyarım. Bir evlilikten başka ne umulur ki? (s. 164)


İnsancıklar
Dostoyevski
Kenta yayıncılık
176 sayfa

Mustafa ATALAY - 27.07.2012

,

28228

Mustafa ATALAY Hakkında

Mustafa ATALAY

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@atalaymstfa
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Mustafa ATALAY ismine kayıtlı 98 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin