Dostoyevski ve Yer Altından Notlar Kitap Notları, Kara Tahta, Mustafa ATALAY

Dostoyevski ve Yer Altından Notlar Kitap Notları yazısını ve tüm Mustafa ATALAY yazılarını Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Dostoyevski ve Yer Altından Notlar Kitap Notları

26.11.2012 08:18 - Mustafa ATALAY
Dostoyevski ve Yer Altından Notlar Kitap Notları

Kitap Hakkında:

Bir insanın kendini tüm çıplaklığıyla ifade etmesi ontolojik olarak oldukça zordur. Objektifliğin damarlarında saklı subjektif değerlendirmeler, ister istemez insanın kendisini geri planda bırakmaktadır. Bu da tamamıyla kurgusal, yani yapay varlığın dışa yansımasına kapı aralar. "Yer Altından Notlar" adlı eser ise bu zorluğu gözler önüne serme yönünden oldukça ilginç bir serüven üzerine kurgulanır. Kırıp döken ve dökülen muhabbetlerle geliştirilen, duydukça yok olacağınız izlenimine kapıldığınız eserin bir yer altı metaforuyla aktarılması eseri daha da ilginç kılmaktadır.

Kendi içine çekilmiş bir düşüncenin dışarılara yumruk sallamasını ve hayatını yeniden yerlere seren aparkatlarını defalarca gördükçe Dostoyevski'nin içtenliğine şaşırmamak elde değil... Ayrıca yazarın kendisinden ancak ölümle uzak durarak sonra yine ölümle kendisine yaklaşmaya çalışması, ancak, zıtlıkların mecazi akışında hakikatin izini sürmesiyle izah edilebilir.

Eseri iki bölüm olarak ele alabiliriz. İlk bölümde okurlar kahramanın kendi iç dünyasında yaşadığı bir maceranın tanığı olurken; ikinci bölümde ilk bölüme ek olarak yaşanılan anılar üzerinden psikolojik bir tahlile şahit olacaklardır.

Toplumsal temaların yine yoğun bir şekilde yer aldığı eser, müellifin diğer romanlarının özünü teşkil etmesi açısından da oldukça değerli olduğunu belirtmeliyiz.

Zahiri ve batini anlatımın iç içe olduğu eserde alaycı dil ve üslup yazarın kendisini ifade ederken güç aldığı noktalar olarak göze çarpmaktadır. Buna ek olarak hüzün adamının diğer eserlerinin temelinde alaycı bir dil yerine daha ciddi ve sorgulamacı bir dili görünce, insanın kendisiyle karşılaşması sürecinde ilk aşamanın ne kadar zor olduğunu da fark edebiliyorsunuz...

Son not: Aşağıda aktarılan altı çizili her cümleden bir roman çıkabilir ey okur... Bu yüzden Dostoyevski romanlarını rahatlıkla, sandığın gibi, para için yazabiliyordur... Fakat şunu es geçmemek gerekir ki, bir cümleyi kurmak inan roman kurmaktan kırk kat daha zordur...

-Şu anda köşeme çekilmişim, bir yandan akıllı insanların bir baltaya sap olamayacaklarını, yaşamda başarılı olanlarınsa aptallar olduğunu düşünerek yararsız bir biçimde avunuyorum.(s.11)

-Ancak aptallar ve namussuzlar yaşarlar kırkından sonra...(s.11)

-Değerli okuyucularım, şu anda siz dinlemek isteseniz de istemeseniz de ben sizlere niçin bir şey bile olmadığımı anlatmak istiyorum.(s.13)

-Her şeyi tam anlamıyla algılamak bir hastalıktır.(s.13)

-Niçin ben iyilik, güzellik, yücelik gibi şeyler konusundaki anlama gücüm arttıkça bataklığıma daha çok gömülüyordum ve boğulacak duruma geliyordum?(s.14)

-Tam anlamıyla anlama gücüne sahip bir insan hiç kendisine saygı duyabilir mi? Söyleyin bakalım...(s.25)

-Belli bir işi olan insanlar, dar kafalı oldukları için çok çalışkan kimselerdir... Böyle insanların akılları kıt olduğu için, hemencecik bir konunun ana nedenlerini araştırmadan, en yakınındaki ikinci nedenlere atladıkları doğrudur. (s.28)

-Değerli okuyucularım, belki de benim kendimi akıllı ve zeki saymamın tek sebebi hayatım boyunca başladığım bir işi bitirmemiş olmamdır.(s.29)

-Rahat rahat yaşayıp gösterişle ölmekten daha güzel ne vardır!(s.32)

-Evet, doğrusu insanlığın gelişip yükselmesinde kişisel çıkarlara dayanan bir sistemi kabul etmek, bence hemen hemen Buckle'in uygarlığın insanları yumuşattığı, bu nedenle onları daha az vahşi, savaşa daha az yatkın duruma getirdiği biçimindeki düşüncelerini onaylamak anlamına gelir. (s.35)

-Sistemlere ve bazı soyut kavramlara öylesine bağlı olan insan, mantıklı olabilmek için gerçeği bile bile değiştirmeye, gözlerini ve kulaklarının kapamaya razı olur. (s.35)

-Biz çıkarlarımızı bazen yanlış algıladığımız için isteklerimizin çoğu yanlış bir yönde ilerlemektedir.(s.41)

-Aklı takdir etmemek elimden gelmiyor, fakat onun kendi sınırlarını hiçbir zaman aşamadığını, insanın yalnız düşünme gereksinmesine yanıt verebildiğini de kabullenmek gerekiyor.(s.42)

-Aklın gücü nereye kadar uzanır? Akıl, ancak öğrenebildiği kadarını bilebilir. (s. 43)

-İş çizelgeyle matematiğe dayanınca, ortada iki kere ikinin dört etmesinden başka bir şey dönmezse, iradenin sözü edilebilir mi? İki kere iki, benim iradem karışmasa bile dört ediyor. İrade demek bu mudur?

-İnsanın yaratılıştan yapıcılığa, onu bilinçli olarak amacına ulaştıracak bir mühendisliğe, yani sürekli, yönü neresi olursa olsun kendisi için yol açmaya mahkûm edilmiş bir yaratık olduğunu kabul ediyorum. (s.47)

-İnsan gelgeç gönüllü, bir dalda duramayan bir yaratıktır. Belki de satranç oyunları gibi bir amaca ulaşmayı değil, amaca giden yolu sever. (s.48)

-Asıl amaç, iki kere iki dörttür, gibi bir formülden başka bir şey değildir, ama iki kere iki dört ise hayat değildir, ancak ölümün başlangıcıdır. İnsan bu iki kere ikiden sürekli olarak ürkmüştür.(s.48)

-Amaca her yaklaşışta bir huzursuzluk duyumsanır. İnsan amaca ulaşmak için çalışmayı sever, ama amaca ulaşmayı da istemez, bu da kuşkusuz ki çok gülünç bir durumdur. Öyleyse insanın daha doğuştan gülünç bir yaratık olduğunu söyleyebiliriz. (s.49)

-Ben ne yalnız başına refahı ne de yalnız başına acıyı yeğlerim.(s.50)

-Bizim manevi varlığımızın biricik kaynağı acı değil mi?(s. 50)

-Gizliden gizliye de olsa siz dilinizi çıkaramayacağınız, bütün bakışlardan uzakta, nanik yapmaya olanağınızın olmadığı, sonsuza kadar ayakta kalacak bir camdan saraya inanmışsınız. (s.51)

-Camdan sarayın gerçekte olup olmaması beni ilgilendirmiyor! Ben onu isteklerimde ve hayallerimde yaşatıyorum ya, bu bana yeter!(s. 51)

-İsteklerimi yok edin, tüm ideallerimi silin, bana daha iyi şeyler gösterin, seve seve sizi peşinizden gelirim.(s. 52)

- Yoksa dünyaya gelişimin biricik nedeni, varlığımın yalnızca bir yalan olduğu sonucuna varmak için mi? (s.52)

-Vardığım sonuca göre, en iyisi hiçbir şey yapmamak! Her şeyden iyisi, bir köşeye çekilip seyirci kalmak.(s.53)

-Heine, öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken bir takım yalanlar katabileceğini söyler. Heine'ye göre Rousseau "itiraflar"adlı eserinde mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır.(s.55)

-Kendini bilen, kültürlü ve zeki bir insan, kendine karşı sınırsız bir titizlik göstermezse gururlu olamaz.(s.60)

-Çağımızda aklı başında olan her insan korkaktır, köle ruhludur ve ne yazık ki böyle olmak zorundadır.(s.61)

-Öfke beni bazen boğacak ölçüde sarıyordu. (s.69)

-Hiçbir zaman kendimi ikinci dereceden bir role yakıştıramazdım... Çamurda olduğum zaman kendimi, başka zamanlarda kahramanım diye avutuyordum. (s.76)

-Öyle şeylere alışkın olmadığımdan mıdır nedir, küçük de olsa, dışarıdan gelecek bir olayın hayatımı değiştirmesini hep bekleyip durmuştum. (s. 91)

-Ben kafama yerleştirdiğim şeyi yapmazsam eğer, hayatım boyunca ızdırap çekerim. (s.92)

-Sence her evlenen mutlu oluyor mu sanki? (s.118)

-Birini sevdikten sonra mutlu olmadan da yaşayabilirsin. Hayat acılarıyla ve kederleriyle de güzeldir. İnan güzel şeydir...(s.118)

-İnsanlar mutsuz oldukları zaman daha çok hata yaparlar.(.s119)

-Sevginin bulunmadığı yerlerde, inan akıl da olmaz.(s.122)

-Aşkın insana böyle şeyler yaptırdığını, insanın sevdiği kişiyi üzmekten hoşlandığını biliyor muydun? (s.123)

-Çocuklar dünyanın en büyük mutluluk kaynağıdır. Küçük çocukları sever misin Liza? Ben çok severim.(s.124)

-Bir insan başkasını kınamadan önce hayatın ne olduğunu bilmelidir.(s. 125)

-Utangaç, temiz yürekli insanların, ruhlarına dalmak isteyenlere karşı bir çeşit gururun ve çekingenliğin verdiği duyguların arkasına saklanarak son ana kadar gizlemeye çalışanların son başvuracakları alaya başvurmuştu... (s.125)

-Aşk her şeydir!(s.127)

-Bir erkek yanındaki kızı her an elinden alınacağını bile bile nasıl onu sever? (s. 127)

-Bir insan kendi hayatını yönlendirmek istediği zaman neden yönlendiremiyor? (s.139)

-Sevginin, sevilen kişinin kendi isteğiyle kendisini tutsak etmesi olduğuna inanıyorum. En yer altı düşlerimde sevgiyi yaşam mücadelesi dışında düşlemedim ki.(s.154)

-Alışamadığım gerçek ve canlı yaşam soluğumu kesecek ölçüde bunaltıyordu beni.(s. 154)

-Kolay kazanılmış bir mutluluk mu, yoksa insanı yücelten acı mı daha iyi? (s.157)

-Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek seviyededir. Üstelik bu canlı yaşamı, bir iş gibi, bir görev gibi kabul ediyoruz ve onu kitaplardan öğrenmeyi daha üstün tutuyoruz. (s.158)

-Elimizden kitaplar alınsa neye uğradığımızı şaşırırız. Nereye gideceğimizi, kime yaklaşıp, kimden uzaklaşacağımızı, kimi sevip sayacağımızı, kimden nefret edeceğimizi, kimi hor göreceğimizi ve aşağılamamız gerektiğini bilmiyoruz.(s.159)

-Gerçekte biz insanlar, ölü doğmuş kimseleriz. Ve çoktandır canlı olmayan babalardan çoğalıyoruz. Ve bu durum bizlere giderek zevk vermeye başlıyor. Bir fırsatını bulsak, neredeyse beynimizdeki fikirlerden ve düşüncelerden doğmayı gerçekleştireceğiz.(s.159)

Yer Altından Notlar
Dostoyevski
Akvaryum Yayınevi
160 Sayfa


Yazar: Mustafa ATALAY - Yayın Tarihi: 26.11.2012 08:18 - Güncelleme Tarihi: 19.11.2021 15:38

,

5231

Mustafa ATALAY Hakkında

Mustafa ATALAY

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter: @atalaymstfa
Blog: http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Mustafa ATALAY ismine kayıtlı 99 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin