Düş ile Gerçek Arasında Bizim Hikâyelerimiz

Düş ile Gerçek Arasında Bizim Hikâyelerimiz

Düş ile Gerçek Arasında Bizim Hikâyelerimiz

Düş ile Gerçek Arasında Bizim Hikâyelerimiz

"Anan Evleniyor" sesinden nefret eden İsmail, üvey babası kaplumbağaya benziyor diye köydeki bütün kaplumbağaya savaş açışını, adının kaplumbağa avcısına çıkışını konu edinen dramatik bir öykü ile başlıyor kitap ve geçmiş zamanın ve günümüzün çaresiz hastalığı olan kanseri ele alıyor.

İnsan babası ölünce yalnız kalır. Ölüm, yazarın öykülerinde babaların kaçınılmaz sonu oluyor ve çocuklar hayatlarının başında yalnız kalmayı öğreniyorlar. Bu öykü kitabında anneler daha kuvvetli olmak zorunda kalıyorlar gözleri babalarına benzeyen oğullarının yanında. "Korku" adlı öykü ise gece karanlıktan korkan ve karanlıkta takip edilen bir çocuğun kalp atışlarıyla adımlarının aynı hıza ulaşma serüvenini ele alıyor. "Rastgele" adlı öyküde ise kleptoman hastalığı olan bir karakterin eşya çalarken ki duyduğu hazzı ele alıyor yazar. Yer yer yaptığı işten pişman olan karakter ezan okununca pişman olsa da hastalığından vazgeçmiyor. "Ölüm Kanatlarımın Altında" adlı öyküde bir kuş ailesinin hikâyesine tanıklık ediyoruz. Babası kartalın pençesinde can veren minik kuşun annesini beklediği saatleri sayıyor kuş ile okuyucu. "Siyah Gül" adlı öykü ise daha farklı bir konuyu ele alıyor. Mekân yine köy olsa da öyküde izini sürdüğümüz karakter bir meczup ve en sonunda bir derviş. Bu öyküde tabiat ve köy hayatı ile bütünleşiyor hem karakterler hem de okuyucu.

Köy hayatı, köyden şehre gidenlerin şehir hayatına alışması, aile ilişkileri gibi konuların ele alındığı "İsmigül" kitabı okuyucunun gözünde adeta "Siyah Gül" adlı öyküde deve benzetilen meczup gibi büyüyor gözlerimizde. Köy, kent, şehir gibi mekânlarda konularını işlemesi Mustafa Kutlu'yu anımsatıyor. Tabiatın ve insanın bu öykülerde birbirinden ayrılmadığını görüyoruz. Şehre göçenlerin çektiği sıkıntı bu tezimizin kanıtı. Kentin sokaklarında ciklet, simit satan birinin büyüyüp yolda simit satan Raci ile tanışmasına tanıklık ediyoruz "Raci" adlı öykü kitabında. Herkesin beton yapılar arasında görmezden geldiklerini yazar sosyal bir görev olarak hatırlatıyor bizlere. Türküler ayrı bir yer tutuyor öykülerde:

Gurbet elde boş yastığa gelenler

Gayet yaman olur işi gariban

Gelen olmaz giden olmaz yanına

Sızılar toprağı tacı gariban

Harbe gidenler var. Hepsi gitti ve boşaldı köyler. "Hüzün Yağdı Dağlara" adlı öyküde Yemen'e giden Mustafa ve köyünün hikâyesini dinliyoruz. Geride kalan anaların ağıtları dinliyoruz bu öyküde. Filistin'e, Irak'a, Bağdat’a kadar uzanıyor "Gülüşüne Yüreğim Damladı" adlı öykü. Mazlumun peşinden koşuyor yazar aynı anda Sidre'nin. Uzaklara en uzaklara uzanan bir öyküyü sizlere sunuyor yazar.

"Sessiz Hayal İklimi" adlı öyküde İsmigül'ünü arayan şehir şehir dolaşan bir meczup ile karşılaşıyoruz. Bu öyküde okuyucu şehrin silueti karşılaşıyor. Günlük hayatın içine sıkışan genç-yaşlı-işci-emekli-öğrenci herkesin görüntüsünü ayrıntısı ile görebiliyoruz. Kavuşmak ile ayrılık bir anda çıkabiliyor karşımıza. "İsmigül" adlı öyküde ise baba ve kız mezar başında buluşuyor. Bu öyküde sokakların, mezarlıkların, binaların sahibi bir meczupla karşılaşıyoruz.

Tarih, savaş ard arda işleniyor. Mostar Köprüsü konu oluyor "Mostar" adlı öyküye ve Doğu ile Batı bu öykü sayesinde bir daha birleşiyor. En son öyküde ise postmodern öğeleri kullanıyor yazar ve dergâhları okuyucu ile geziyor.

İsmigül, Necati Kanter, Meserret Yayınları

İbrahim Halil Sönmezgül - 07.03.2016

,

1415

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin