Düşmanlıktan Şiire

Düşmanlıktan Şiire

Düşmanlıktan Şiire

17.02.2011 - Bilal Can
Düşmanlıktan Şiire

Niçin şiir okuruz! Bu soruya verilmiş ve verilecek bir çok cevap bulabilir ve bir çok cevap türetebiliriz zihnimizde. Her şiir belki de bizim bir özleyen tarafımıza ecza olduğu için ona yani şiire ihtiyaç duyarız. Şiir evet bir ihtiyaçtır. Okuyan için, kitaplar arasında o sayfaların bitmek tükenmez bilmeyen serüveninde şiir bir duraktır, soluklanmadır, dinlenmedir.

Okunuşu insanda değişik duygular barındıran şiir, -bu değişik duygular da genellikle şiirde işlenen temaya bağlıdır- biz yol güzergâhında her şairin kendi sesini olabildiğince yükseltip azaltabildiği bir alandır. Kolay bir iş değildir kelimelerden bir dünya kurup insanları bu dünyaya davet etmek. Şair şiirini yazar ve susar. O yapmak istediğini, anlatmak istediğini söylemiş ve çekilmiştir. Geriye şiirin yani şairin elinden çıkan o eserin okur ile düellosu kalmıştır. Şiir ve okur bir savaş halindedir. Şiir kapalı bir anlamda duruyorsa ve okur bu anlamı çözmeye çalışıyorsa orada bir cenk vardır. Anlam bazen kendini ortaya çıkarır pes ederek, kimi zaman da okur pes ederek anlamı, şiirin özünü alamadan ayrılır o şiirden.

Her şairin bir şiir söyleme yolu vardır. Düşmanlık kitabında da Osman Özbahçe kendi yolunu göstererek, mimleyerek, göstermiştir. Düşmanlık’da dikkat çeken ilk unsurlardan biri yazılan şiirlerin çok sesliliği ve işaretlerin çokluğu. Virgülden konuşma çizgisine, noktadan ünlem işaretlerine kadar hemen hemen hepsinden faydalanmıştır şair. Kimi şiirlerin bu işaretlerle dolu olması şiirin göze hoş gelen kısmını ortadan kaldırarak işaretlerle boğulmasına neden olmuştur. Gereksiz bir çok işaretin kullanılması şiirin güzel duruşunu yok etmiştir.

Düşmanlık’da ”şairin suçsuz yanılgısı şiiri doğurmuştur” o içinden geldiği gibi yazmıştır. Dedik ki kitapta dikkat çeken unsurlardan biri şiirlerin çok sesliliği. Şair doğa seslerinden, kelimelerin uzun söyleyişlerinden, farklı kelime seçeneklerinden yararlanarak şiirini zenginleştirmeye çalışmıştır.

”Göğün kökleri! Şimşek!”
”Dursam beni göğdemden edecek”

Kitapta dikkat çeken şiirlerden biri olan ” İlhami Çiçek’in Yazamadığı Şiir” dir. Şair İlhami Çiçek’in intiharı üzerine duyduğu üzüntüyü kızarak, sitem ederek hatta ara ara azarlayan bir hava içinde onu eleştirir boyuta varacak şekilde seslenmiş.

”Kafamda havayı yararak bir dişli bıçak
Kokmuş kafanda saplanacak bir tahta yok mu!
Kafanda tam olarak çatlayan
Kokmuş kafanda tam olarak bir tahta
İşte dişli bir bıçak saplanacak
Sapı sallanıp titreyecek çünkü saplanacak bir tahta
Kokmuş kafanda tam olarak
Bıçağımı saplayacak bir tahta”

Düşmanlık
Osman Özbahçe

Bilal Can - 17.02.2011

,

2459

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin