DÜŞÜNCE ÇUKURUNDA BİR ŞAİR: PAUL VALÈRY

DÜŞÜNCE ÇUKURUNDA BİR ŞAİR: PAUL VALÈRY

DÜŞÜNCE ÇUKURUNDA BİR ŞAİR: PAUL VALÈRY

DÜŞÜNCE ÇUKURUNDA BİR ŞAİR: PAUL VALÈRY

Şiir şüphesiz izaha açık bir türdür. Şairin kafasında ve kalbinde biriken fikir yığınları evvela kalbine baskı yapıp artık taşınmaz bir yük haline gelince, o yığının en tepesinden bazı sözcükler yuvarlanıp kalemin ucunda alır soluğu. Okurun önüne gelen dizeler bu fikir sağımının en net tezahürüdür. Ancak arkada kalan yığınla ilgilenen şiir okuru, şairin kendisini açıklamasını ya da şairi açıklayan, şiiri dize getiren yazıların peşine düşer. Arayan okur olmak niteliğin vazgeçilmez ön şartıdır. Şiirin ister yazma cephesinde, ister okuma cephesinde talim yapın okur olarak size çizilen sınırın ötesini arzularsınız hep. Söz konusu sınırın ötesine koşturan bir şairin cephenin sadece “okuyan” kısmında kalanlara dair şöyle bir dezavantajı vardır ki şiirini “bilinir olmanın” kurbanı edebilir! Ancak bu eşikten geçebilen şiir ve şairi kendini tanımlamanın ve bu tanımı kabul ettirmiş olmanın meyvesini de muhakkak Valéry gibi zevkle dişleyecektir!

Şiir Sanatı, Fransız şair Paul Valéry’nin kendi şiirine ve döneminin şiir algısına dair kaynak bir eserdir. Ketebe yayınların son zamanlarda yaptığı kaliteli işlerin içinde bu eseri de görmek, bir şiir okuru için muhakkak sevinç kaynağı. Ahmet Ölmez’in çevirisi ile 2020’nin Ocak ayında okurla buluştu. T.S Eliot’un önsözüyle başlayan eser, otuz bir yazıdan müteşekkil.

T.S Eliot Ve Paul Valèry

Bir şair kendi şiiri hakkında ne konuşabilir sorusuyla karşı karşıya bırakır bizi T.S Eliot’un Valéry’i takdimi. Söz konusu genç şair Valéry’dir ve bir ustanın takdimi ile muhakkak şiirin kol gezdiği mekânlarda kendine yer bulacak, kitabının satışı artacak ve ismi itibar edilecekler listesine yazılacaktır. Ancak Valéry pek de bu saydığımız öğeleri kendi cümlesi içinde kullanmaz, çünkü bilinir kılınmak adına kurulacak ilişkiler onun pek umurundaymış gibi görünmedi bana. Belki de bu yüzden modern şiirin kurucuları arasında Eliot ile birlikte yer aldı. Çünkü bir şeyi meydana getirmek o şey üzerine fazla mesaiyi gerektirir. Sadece kendinden olanı mütalaa değil, etrafında olup bitenlere de kulak kesilmelidir kurucu kişiler.

Şairin kendi şiiri hakkında söyledikleri bazen şiirinin önüne çekilen bir perde gibidir. Ancak bu perdenin ardını merak eden okuyucu gün ışığını şiirin ardından görebilirken, diğerleri bu perdeyi “karanlık” olarak algılar. Şair şiirini söyledikleriyle karartabilir mi, bazen evet ancak Valéry için durumun tam tersi olduğu Eliot’un önsözünde görülen bir gerçektir. Demem o ki, bazı perdeler eşyalar güneşten eskimesin diye de çekilir, ortamı karartmak adına değil. Valéry’nin şiirine çektiği perde tam da böyledir, onun şiirini karartmak bir tarafa adeta korunaklı yapısı ile parlatmış ve döneminin önünde koşturmuştur. Eliot bir yerde onun hakkında şöyle demişti: “ Dersleri “şiir sanatı” üzerineydi. Şüphem yok ki açılış dersinde büyük ve şık bir kitle toplanmıştı; fakat iddialarının inceliğinden ve ifadelerinin belirsizliğinden dolayı kitle, onun dediklerini anlamakta güçlük çekmiş olabilir.” Bu da demek oluyor ki parlaklık dediğimiz mevzu bazılarının gözünü alabilir! Merak ile bir kişinin önünde toplananlar zamanla bu parlaklığın gözlerini almasına takılıp ışıktan rahatsız olur ve bu rahatsızlık meraklarının üstüne çıkar. Böylece sistem eler. Gerçek okur rahatsızlığa rağmen ısrarcıdır merakı konusunda.

Eliot Valéry’nin şiirlerini Fransız edebiyatının en iyileri arasında görür, şiirlerinin yanında şairin poetik metinleri de ona göre bu edebiyatın çekici güçleri arasındadır. Eser boyunca Valéry’nin noktası virgülüne aynı şeyleri tekrarladığı bazı yazıları onun düşünce dünyasındaki tekâmülü hakkında ipucu veren nüveler olarak algılar.

Şüphesiz Eliot’un takdimi bu esere ayrıca kıymet katmış ve dönemi içerisinde eserin öne çıkmasını sağlayarak Fransız edebiyatının sağlam poetik metinleri arasına sokmuştur.

Poe Ve Valèry

Poe’nin yazmış olduğu bir makalenin ürünü olarak Valéry’nin şiir hakkında düşünme edimi gerçekleşmiştir. Ancak Poe söz konusu makalede edebi bir metnin konusu olacak şeyleri, yetenekle ortaya çıkan durumları normalize ederken, Valéry takıntılı bir şekilde ele alıyor ve yaratım sürecini açıklayabilmek adına şüphesiz büyük sancı çekiyordu.

Poe kendi çağında edebi metinlerin incelenmesi adına büyük bir etki yarattı. Çünkü kendisinden önce psikolojik bir süreç olarak ele alınan edebi metinlerin çözümlenme süreci okurla eser arasında kayda değer bir köprü kuramamıştı.

Valèry Ve Şiir Algısı

Valéry şiiri bir mimari esere benzetir, müzik ve dans gibi diğer sanat dallarını da bu türün uzuvları haline getirir. Şiirin yanında nesir mevzusuna da girer eserinde, nesir onun için “alet” görevindedir edebiyatta. Şiiri anlamaya ise önce şairin anlaşılmasından başlanması gerektiğini savunur. Şairin açıklığı şiirini anlatan en önemli detaydır. O kendi çağında yeni bir şiir algısının peşinde değildir aslında, onun yenilemek istediği şey tek başına şairdir. Valéry, şiir türlerinin yine şairlerin sayısıyla doğru orantılı olduğunu savunur, ne kadar şair varsa o kadar şiir türü vardır kısaca.

Eserdeki yazıları anlaşılır kılan birinci koşul muhakkak Valéry şiirine vakıf olmaktır, aksi takdirde fikirleri şiir alanında direk kabul görür nitelikte olmayabilir. Kendi şiirine yazılarıyla bir mercek tutması bu işi ne kadar ciddiye aldığının bir kanıtıdır. Burada akla bir şair kendi şiirini açıklama derdine neden düşer sorusu gelir? Şüphesiz ki şiir ne denli kapalı bir anlamla örülmüş olursa olsun şair anlaşılmayı bekler okuru tarafından. Anlaşılmakla ilgili derdi olan şair şiirine bir savunma mekanizması inşa edecektir. Bu savunma mekanizması kimi zaman sessizlik, kimi zaman gizlenme, kimi zaman bilinir olmaktan kaçınma yahut tüm bunların tersi olarak gürültülü bir şekilde ortaya çıkmadır. Valéry’nin tarzı biraz gürültülüdür bana göre, zira bu eserdeki yazıların çoğunu neredeyse kendi şiirine kalkan olması açısından ele almıştır. Bir nevi Valéry şirinin savunmasını okuyacaktır okur Şiir Sanat’ında. Kendi şiirini, kendi yöntemleri ile savunan bir şairle karşı karşıyayız yani.

Yazılar

Şiir Sanatı içerisinde barındırdığı otuz bir yazının her biriyle ayrı bir kıymet ihtiva etse de benim için öne çıkan bazı başlıklar vardı muhakkak; Adonis Hakkında, Bir Fabl İçin Cenaze Nutku, Şiir ve Soyut Düşünce, Şiirin Sorunları, Bir Şiirin Hatıraları, Şairin Dil üzerindeki Hakları, Saf Şiir, Güncel Şiir, Şiirin Gerekliliği.

Adonis Hakkında başlıklı yazıda Valéry bu şiirin altı yüz mısradan ve kafiyeli beyitlerden oluştuğunu ve fazlasıyla uzatıldığını düşünür. Ancak yine de gereksiz uzatılmış bu şiire “zarafet” addetmekten kendini alamaz. Kendince bir gerçek şair tanımı ortaya koyar, ona soruşturma yeteneğini, düşünsel esnekliği, ruhun seçilmiş sınırlarına rıza göstermesini gerekli kılar.

Şairlerin şiirlerini yazmak için evvela onların rüyalarını görmeleri gerektiğini ve en nihayetinde yazma eyleminin bu rüyadan uyanınca gerçekleyeceğini söyler. Şairleri baştan çıkaran özgürlük havasını ise hiç bulutlandırmaz.

Bir Şiirin Hatıraları’nda Gide’nin kendisinden 1912 yılında çalışmalarını bir dosya halinde kendisine getirmesini istediğini söyler. Ancak Valéry hazırlıksız yakalanmıştır. İçinde bu dosyayı hazırlamaya dair bir istek bulunmaz. Yayımlandığı vakitlerde kendi çapında ilgi uyandıran şiirler olsa da uzun vadede bu şiirlerin kendisi için bir anlam ifade etmediğini dile getirir. Belki de Valéry’i bu tutumu güçlü kılar. Yayımladığı çoğu şeyi iki kapak arasına almaya her genç şair gibi hevesli değildir, başka bir şeyler vardır onda. Bu yazının bir yerinde şöyle kıymetli bir şey söylüyordu: “Çaba sarf edilmeden oluşturulan herhangi bir şeyle ve onun muhafazasıyla ilgilenmiyordum çünkü kanaatimce orijinal melekemizi değiştiren ve dönüştüren yegâne şey çabadır.”

Valéry’nin saf şiir ile ilgili görüşleri de dikkate değerdir, bu kavramı erişilebilir nitelikte görmez, saf şiir olsa olsa şairin ideal sınırları içerisinde kalan çabası ve arzularının ortaya koyduğu üründen ibarettir. Onu bir kurgu olarak ele alır Valéry.

Dış dünyanın giderek nesnelleşmesiyle dijital dünyayla içerinin dışarıya aktarılması sonucu şair daha somut bir özellik kazanıyor.

Sonuç olarak Şiir Sanatı, Valéry’nin şiirlerinin ışığıdır bir bakıma. Bu yazıları yazmasa belki şiiri hakkında çok daha afaki açıklamalar yapılabilirdi. O dış dünyayı tamamıyla kaplayarak şiirlerinin en görünür halini yani anlaşılmış biçimini okuruyla paylaşmak istedi.

Tüm bu okuduklarımdan sonra dış dünyanın giderek nesnelleşmesi ve dijital dünyanın içeriyi dışarı aktarması sonucunda şair kişilerin daha somut bir özellik kazandığını düşünüyorum ben de. Bugünün şairleri şiirlerinin altını yakma pahasına ne zaman pişirip okurun önüne koyacak merak konusu.

Şiir Sanatı

Paul Valéry

Ketebe Yayınları

312 Sayfa

Not: Bu yazı Aşkar dergisinin 59. Sayısında yayımlanmıştır.

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ - 11.10.2021

,

377

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ Hakkında

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ

1987 yılının Aralık ayında Yozgat’ta dünyaya geldi.  Doğduğu bu şehirde yaşamaya devam ediyor. 2008 Yılında Yozgat Bozok Üniversitesinde Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümünü, 2016 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünü, 2020 yılında da yine Bozok Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 2011 yılından beri Kitaphaberde kitap değerlendirme yazıları yazıyor.

Yazı çalışmaları; Bir, Şehrengiz, Serencam, Kün Edebiyat, Yedi İklim, Ayraç, Berhava, Mâi, Hayal Bilgisi, Mahur Beste, Yolcu, Siyah Sanat gibi süreli yayımlarda yer aldı.

2016 Eylül ayından beri evli. Şimdilerde bir oğula anne, okumaya âşık bir dünyazede!

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ ismine kayıtlı 59 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin