Düşünce ve Eylem - Rıdvan Kaya

Düşünce ve Eylem - Rıdvan Kaya

Düşünce ve Eylem - Rıdvan Kaya

11.03.2011 - Misafir Köşesi
Düşünce ve Eylem - Rıdvan Kaya

Buğra Yüter, Kitaphaber için kaleme aldı

Hegemonya, bir toplumda hâkim sınıfın ya da yönetici sınıfın iktidarını doğal ve meşru göstermesi kendi sınıfsal çıkarlarını evrensel çıkarlar olarak ifade etmesi durumudur.

Herkesin hayatını neredeyse tamamen kuşatan bir küresel sistemle karşı karşıyayız. Bu küresel sistemin efendileri sahip oldukları çeşitli ve güçlü araçlarla batılı kapitalist yaşam biçimini tüm dünya halkına aynı bir kader gibi benimsetmeye çalışıyorlar. Hem de bunu yaparken hissettirmeden ve duyurmadan yapıyorlar ki bize sanki gündelik yaşamda karşımıza çıkan doğal olaylarmış gibi geliyor. Hepimizin hayatında önemli bir yer almış TV ve internet batılı kapitalistlerin istediklerini yapmakta onlara yardımcı oluyor.

Yine batılı kapitalist hegemonya gurupları düşüncelerini aşılamak için çeşitli faaliyetlerle insanlara alışkanlıklar kazandırır. Bunu öyle bir şekilde yaparlar ki kişioğlu bunu yaparken neden yaptığını bilemez. Oysa durum bellidir. Örneğin bir yandan yılbaşı gecesinde sokaklarda eğlenmeyi, çılgınca hareketler yapmayı yaygınlaştırıyor. Diğer yandan da terör denilince İsrail’in var olma hakkına, nükleer silahlara kimin sahip olabileceğine karar veriyor ve yönlendiriyor. Kendilerine aykırı bir düşünce karşılarına çıktığında, o düşünceyi; yok sayma, küçük görme, yetmez ise bastırma, cezalandırma yoluna gidiliyor.

Hegemonya genellikle devletler tarafından kullanılan bir sindirme bir kendi fikrini aşılama biçimidir. Bu yöntemi kullananlar genellikle emperyalist devletlerdir. Emperyalist devletler çıkarları doğrultusunda kendi fikirlerini diğer toplumlara aşılarlar. Böylelikle yapacakları faaliyetler için taraftar, sempatizan kazanmış olurlar. Bu aleni bir şekilde gerçekleşmez tabi ki. Yapılanlar insan hayatına sinen, yapışan bir etkiyle kişinin vazgeçilmezi olmaya başlar.

Emperyalizm’in Müslümanlar üzerindeki etkisi

Bir devletin kendi sınırları dışındaki başka halklar ve onların toprakları üzerinde, onların rızası olmadan egemenlik kurmasıdır emperyalizm. Emperyalizmin ortaya çıkmasındaki bazı nedenlere ekonomik, var olabilmek için sürdürülen doğal bir mücadelenin bir parçası olması, strateji ve güvenlik diyebiliriz.

Emperyalizm özellikle sanayi devriminin sömürgecilik ihtirasını arttırmasıyla daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Sömürgelerin ucuz ve devamlı hammadde temin etmeleri ve sanayi ürünleri içinde sürüm alanı oluşması bunun başlıca nedenleridir.

Emperyalizm hedef tahtası olarak İslam ve Müslümanları almıştır. Çünkü emperyalizmin düşmanı onlara boyun eğmeyen ve karşı fikirde olan sabit bir inancı olan herkestir. Şimdiye kadar küresel kapitalizm kökleri olmayan, dağınık olan, düşünceleri değişerek bu günlere gelen ideolojileri dönüştürebilmiştir. Fakat akılla anlamayı temel alan İslam’ı dönüştürme çabasında başarısız kalmıştır.

Emperyalizm, hedef aldığı kitlelerle aralarında güç farkı olmasına rağmen istediğini elde edememiştir. Bunun nedenleri de ahlaki ve haklılık payı olmayan bir savaş yürütmesidir. En temel neden ise Müslümanların direnişi bir hayat tarzı haline getirmesidir. Dikkat edelim ki emperyalizm kendisine hedef seçtiği kitleler kendisinden güçsüz olduğu kitlelerdir. Emperyalizm gücünü o kitlelerin güçsüzlüğünden alır. "Biz dizlerimiz üzerine çöktüğümüz için karşımızdakileri bu kadar büyük ve güçlü görüyoruz. Oysa bir ayağa kalksak hiçte o kadar büyük olmadıklarını görürüz!" ( syf. 16 )

Gerçekten de emperyalizmin en büyük avantajı sömürdüğü, ezdiği kitleler nezdinde üstünlük, yenilmezlik imajı vermesidir. Tabi ki ekonomik ve silah gücüne sahiptir fakat yenilmez değildir. Ellerindeki imkânlar yönünden üstün olmalarına rağmen birçok kez yenilmiştir. Buna örnek verecek olursak zamanda çok eskilere gitmemize gerek yok. Yakın dönemde yaşadığımız, tanık olduğumuz; ABD ve İsrail gibi ülkelerin komutasında halkını yöneten Tunus'un, Mısır'ın, Libya'nın vs. liderlerinin halkın isyanına direnememesini örnek verebiliriz.

Ekin Yayınlarından Düşünce ve Eylem kitabını Rıdvan Kaya yazmıştır. 2010 yılında Ekin Yayınları tarafından 240 sayfa olarak yayınlanmıştır. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi kitap, günümüz olayları ve hepimizi yakından ilgilendiren konulardan oluşmaktadır.

Düşünce ve Eylem

Rıdvan Kaya

Ekin Yayınları

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

* Kitap 3 bölümden oluşmaktadır.

1. bölüm Küresel Hegemonya üzerine başlığını taşımaktadır ve emperyalizm, müslümanlara takılan terör yaftası ve öfke/direniş konuları işlenmektedir...

2. Bölüm gündem üzerine başlığını taşımakta ve gündeme dair, Kemalizm, Şövenizm, kört sorunu ve kardeşlik zemini, başörtüsü, kışla tipi eğitim gibi gündemden düşmeyen konuları ele almaktadır...

3 bölüm yöntem üzerine başlığını taşımaktadır; tebliğde usûl, üslup, yapısal kuşatıcılık, muhalefet geleneği gibi konuları işlemektedir.

* GYY tarafından eklenmiştir

Misafir Köşesi - 11.03.2011

,

2866

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Yorumlar
  • Bilal Can 2011.03.11 09:44

    Hegemonya: kısa tabirle baskı guruplarının kültürü ve iletişim araçlarını kullanarak sindirme ya da kendi düşüncesine sempati kazandırma yoludur. Bu yolu kullananlar genellikle emperyalist devletlerdir. Oluşturdukları hegemonyalar ile halkın entellektüel yapısına kendi ideolojilerini aşılayıp bir nebze de olsa kendi fikirlerine sempetizan kazandırmaktadır. Çağımızın en önemli iletişim araçları bu gün görsel medyadır. Görsel medya bu gün çoğu kişinin at koşturduğu ve hegemonya unsuru olarak kullandığı araçlardır. Tv kanalları satın alarak, gazetedeki köşe adamlarını alarak entellektüel yapıya baskı kurmaya çalışmaktadırlar.

    Yazı daha da genişletilebilirdi. İlk başlardaki vurgular önemli cümlelerle dolu. Hegemonya tarifinden emperyalizme uzanan tanımlar kavramlarla boğulmadan anlatılmış. Bu da yazıyı daha anlaşılır kılmış. Yazı sona doğru etkisini yitirmiştir. Özellikle kitap hakkında çok az bilgi vermesi yazının eksik yönlerindendir. Biraz daha genişletilebilirdi.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin