Ebuzer - Hakan Albayrak

Ebuzer - Hakan Albayrak

Ebuzer - Hakan Albayrak

02.02.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Ebuzer - Hakan Albayrak

Ruhumuza saplanan kılçıkları çıkarmak için annemizin çiğneyip ağzımıza koyduğu ekmek kadar değerli oluyor elimiz altındaki kitaplar çoğu zaman, paylaşmak istemiyoruz hınçlarımız gibi onları da. "Oysa Ebu zer* paylaşılmalı" diyor sağ taraflardan bir ses, 'konuşmalı artık biri!"

Sağ taraftaki sesin yanıtı gecikmiyor arka sokaklardan; başlıyor mektubuna çalıştığı atölyenin izbe bir köşesinde bir tamirci çırağı: "Ebabil yorgunluğunda bir gençliğin, Ebu zer direnişinde olmasını beklerken, ses çıkartmayıp içinden buğz etmekle yetinen siz büyüklere; bıyığı yeni terleyen birkaç nasihat olsun yazdıklarım: Sus payı olsun düşüncemde gezinen susta cinsi dillerinize..."
...
-Ne yazıyorsun yine sen oğul!
-Çelişkilerle yaşıyoruz usta, çelişkilerde yaşıyoruz.
-Çelişki ne demek evlat!
-...
-Neyse oyalanma hadi, 10/11 numaralı anahtarı ver bakalım sen, çok işimiz var, çay vaktine sakla devrim hecelerini.

...

"Çelişki ne demekle başlayalım mı söze sahi! Neyse soru sormadan yazayım mektubu, cevabı yazılmayacak bir mektup ancak hal hatır, meram anlatır; iyi dilekler sunar; sormadım varsayın soruyu, cevabını iyi bildiğim bir tanımdı bu: Düşleri zorla erteletilmiş birçok gencin başından geçen anlaşılamamak hissidir çelişki sıfatına sığdırdığımız..." diye devam etti çırak yazmaya çay molasında. "Matematik bilmeden mühendis olamayan delikanlı nesil, araba tamircisi olmayı diplomasızlığa tercih ediyorsa bir ülkede, ya da edebiyat söylemleri anı defterlerinden öteye geçemiyor ve bir genç kız yumruklarının dişlerini sıkıyorsa, ortada çözülecek bir problem vardır ve problemin yakın tanıkları okul duvarlarıdır. Üzerine çizilmiş türlü isyanlar içinden istediğimizi seçip beğendiğimiz okul duvarları... Aralarından Kimsin sen!"i seçtim ben kendime Ebu Zer"i okumaya başlarken." diye yazdı sıradaki paragrafa.

...
-Karadeniz"de gemilerin mi battı, evlat neyin var senin!
-Kafam karışık bu aralar usta.
- Sen de kafa olsaydı burada ne işin vardı a oğul!
...

Latifeydi belki; ama kırdı geçti. Çırak bütün hıncını, altına yattığı otomobilin yorgun tekerlerinden çıkardı, indirdi havalarını, elini sacla kesti. Fazlasını yapmak isteyip de sustuğu bu kaçıncı kaçış, kendisi de bilemedi.

Hırsı geçtiğinde avucundaki kanı silip aldı eline kalemi yeniden: "Kimsin sen! Kimliğin neresinde düştü düşünden! Ne zaman kaybetmeyi öğrendin, ne zaman vazgeçtin aslından! Sorularını soruyorum şimdilerde kendime... Uykuları bölünüyor kelle kıran yargıçların, hayatları bölünüyor biraz düşünceyle, sonra hayat bölünüyor ortadan ikiye. Ebuzer"i okuyor çünkü bir tamirci çırağı, usta birkaç kilo yağlı paslı demirle yetinmemeyi öğreniyor çırağından. Ölümü öğreniyor adalet(!) savaşçıları, imparatorlukları öldükçe. Ebu Zer"i biliyor çünkü bir tamirci çırağı ve yeniden diriliyor bir bahar, beklenenler ülkesinde..."

"Girizgâh olmadı, yırt at çırak sen özgür* fikirlerini! Ebu Zer"de, okuduğun kitap da kelimeye sığmayacak kadar özel. Devrimci dervişliği sıfat olarak kullanıp içindeki sesleri özde değil sözde dile getirenlerin hissesine yakışmayacak zaten hiçbir söylemin... Sus derviş, bu sefer de sus!" dedi sol taraflardan bir ses, çırak sustu, sonra yazdığını yırttı, gözünü boyadı, ağladı. Her zamanki gibi ustası sorduğunda cevabı hazırdı: "gözüme boya kaçtı."

Ebuzer
Hakan Albayrak
Vadi Yayınları

Büşra Nur Karaarslan - 02.02.2011

,

2482

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin