Edebiyat- Hayat-Memat

Edebiyat- Hayat-Memat

Edebiyat- Hayat-Memat

Edebiyat- Hayat-Memat

Cevat Akkanat'ın edebiyat ürünü olarak bizlere aktardığı eserlerin geneline baktığımız zaman karşımıza gelenek, İslamî gelenek, sağ şiire karşı sevgi, güzel söze karşı muhabbet gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır. Akkanat için eserin ortaya çıkışı kadar, eserin ortaya çıkışında nelerin rolü olduğu da önemlidir. Yazar için bir eserde önemli olan ilk şey eserin okuyucuya fayda vermesi ve onu yönlendirmesidir. Şunu söyleyebiliriz ki Akkanat'ın edebiyattan ve sanattan beklediği insanlara ve İslam'a katkı sağlamasıdır. Sanatçı kendisini bu minvalde yetiştirmelidir. Bu minvalde etken bir okuyucuyu olmak için güzeli kelimelerle anlatan, güzelin peşine düşen eserleri takip etmek okuyucuyu bir görevidir. Yazara göre sanat ve sanatçı " edep" kavramı etrafında şekil bulmalı ve şekillenmelidir. Akkanat sanatçının yüklendiği misyonu şöyle dile getirir: " O artık hakk, hayr, sabr, adalet gibi 'dinamik' kavramların mühim bir taşıyıcısıdır."(s.12)

Edebiyat bir oyundan ibaret değildir. Bir sosyal bilim olan edebiyattan okuyucuların ve Akkanat'ın beklediği bir şey vardır ve bu da İslamî bir tavırdır. Akkanat'a göre Müslüman bir tavra sahip olmayanlar sanatçıların edebiyatı oyun olarak görmeleri, edebî zevklerini Batı'dan almış olmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat Akkanat'ı sanat erbabından idrak edilmesini arzuladığı bambaşkadır bir tavırdır: "O insanı şerefli bir varlık olarak gören dinin 'mümin'i olarak farklı bir tavır takınır. Bu tavır, edebiyatın 'öz'üne, yani 'edebî'liğe, 'ahlakî'liğe bağlı bir tavırdır." (s.13)

Gelenek insanı yetiştiren bir kurumdur. Bu kurumunun en etkin yetiştirme biçimi ise usta- çırak ilişkisidir. Çırak yerine " Kıdik" kavramını kullananların tavırlarına değiniyor yazar ve kullanılan kelimenin insana verilemeyeceğini söylüyor. Bunu söylerken de kıdik kelimesini detaylı bir şekilde araştırıyor. Araştırdığı kelime sadece bu değil. Yazar birde "Sekr" kelimesini irdeliyor. Bu irdeleme esnasında başvurduğu kaynaklar, kelimeyi irdeleme şekli bize yazarın dil hakkında hem ağızsal hem de bilimsel olarak bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Aynı şey Akkanat'ın şiir bilgisi içinde geçerlidir. Şiir hakkındaki yazıları okuduğumuzda bol örnek, sağlam kaynak ve sağlam tespitlerle karşımıza çıkıyor yazar. Yazılarından anlaşılıyor ki yazar edebiyatın sağ ve sol kaynaklarını hem de Doğu ve Batı'nın kaynaklarını takip etmektedir.

Her sosyal mesele, siyaset, günlük hayat edebiyatta yerini bulur. 28 Şubat süreci de şiirde yerini almıştır. Bu süreçte iktidara yamanan şairleri bayağı bulurken, "şiirin dini olma" diyen iktidara yamanmaya çalışan İslamcı yazarları eleştirmektedir. Fakat bu dönemde iktidara muhalif hareket eden Akkanat'ın deyimiyle: 28 Şubat döneminde "muvafık" (Müslümana has) dinamik bir şiir vardı. Gerek poetik kaygılarla oluşturulmuş, dolayısıyla ritmi ve ahengi yerli yerinde; gerekse imanî bir bilinçle hayata ve topluma bağlı bu Müslüman dinamik şiir, elbette "has" şairler tarafından oluşturuldu. (s.51)

Edebiyat Hayat adlı bölümde ise yazar hayatlarından kesitler sunuyor. Babasının çalıştığı istasyonu, köyde mektup dağıttığını, mektupları okuma yazama bilmeyenlere okuduğu, Tercüman gazetesi okuyuşunu ve bu gazetelerden kestiği futbolcuların resimlerini deftere yapıştırarak albüm oluşturduğu, sinemaya gidişleri, çocukken oynadığı oyunları ve köyün güzelliği ele alınır.

Divan geleneğinde Hz. Süleyman'dan bahsedilir. Onun Allah'ın bahşettiği güzellikler, kudretler ele alınır. Bu gelenekte Süleyman ismi hep övülür. Fakat Garip şiirinde ve ikinci yeni şiirinde Süleyman ismi ile alay edilir. Orhan Veli, Cemal Süreya bu isim ile alay eden şairdir. Bu konuda Akkanat iki şairi eleştirir ve şu ifadeleri kullanır: "Orhan Veli'nin 'nasır' la ayakaltı etme teşebbüsü, Cemal Süreya'da bir adım daha ileriye götürülür. Dolayısıyla, iş artık, şiir, klasik şiir saldırısı olmaktan çıkar, büyük bir ihtimalle, en sonunda Kur'an'ın önemle işaret ettiği Süleyman'ı rencide etme etkinliğine dönüşür.(s.96)

Akkanat'ı okumak hayatın her alanına müdahaleye şahit olmak demektir. Onu okuduğunuz zaman edebiyat ve edebiyat içindeki oluşumlar, eserler, tartışmalar, kişilikler bir film şeridi gibi önünüzden geçecektir. Eğer yazarın üstad edindiği kaynakları önceden okumuş isek Akkanat okumak, okuyucuya ziyadesiyle faydalı olacaktır.

Cevat Akkanat, Edebiyat Hayat Memat, Okur Kitaplığı, 2010.

İbrahim Halil Sönmezgül - 08.04.2016

,

1024

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin