Efendimiz'i Sahabe Gibi Sevmek - Muhammed Emin Yıldırım

Mustafa Atalay | Siyer | Okunma: 1465 | 15.04.11


Sevmek bir iddiadır. İddia ise sahibini ispat ile mükellef tutar. İspat ise sevdiğinizin yolunda, onun izinde yürümekle mümkündür. Onun yanında, onun dilinden dökülenlere kulak vererek ve onun katlandıklarına katlanmayı göze alarak…

Sevmenin iddia seviyesi sevilenin değeri ile de birebir ilişkilidir. Yani siz, sevginizi sevgililer sevgilisine sunuyorsanız, bu çok çok büyük bir iddiadır. Tahmin edersiniz ki bu büyük iddianın ispatı da, o derece büyük olacaktır: "Ya Rasulullah! Allah"a yemin ederim ki, ben seni çok seviyorum," cevap: "Sen ne dediğinin farkında mısın?" [Tirmizi,zühd,36]

Ne dediğimizin farkına varmak adına kaleme alınmış bir eser, Efendimiz'i Sahabe Gibi Sevmek… Siyer Yayınları"ndan, soğuk Şubat ayının sıcak bir meltemi olarak sunulmuş sevgi dolu yüreklere. Muhammed Emin Yıldırım"ın sohbet tadındaki anlatımından müteşekkil eserimiz, sevmeyi becerebilenlere ithaf edilmiş.

Yazarımız kitabı, giriş bölümü ve bu bölüme ek olarak dört ana bölümle sunmuş okurlarına:
Giriş: Sevgi Ahlakı
1. Bölüm: Efendimiz"i Neden ve Nasıl Sevmeliyiz?
2. Bölüm: Efendimiz"i Sahabe Gibi Sevmek
3. Bölüm: Efendimiz Sahabeyi Nasıl Sevdi?
4. Bölüm: Efendimiz Ümmetini Nasıl Sevdi?

Giriş bölümünde sevgi ahlâkı ele alınıyor. "Her şeyin bir ahlâkı olur da sevmenin olmaz mı?" sorusunun etrafında şekillenen bu bölümde, Efendimiz'in hayatında ahlâk öğretiminin nasıl ön planda olduğu örneklerle gözler önüne seriliyor. Ayrıca Peygamberimizin kardeşleri olan o güzide şahsiyetlerin hayatına ahlâk nazarı ile bakılarak farklı bir siyer okuması yapılıyor. Ve hangi sahabenin, hangi ahlâkın temsilcisi olduğuna dair örnekler sunuluyor.

Temeli giriş bölümüyle atılan sevgi binasının birinci katı, "Efendimiz'i nasıl ve neden sevmeliyiz?" sorusuna verilmiş cevaplardan oluşan yedişer ana kolon ile yükseliyor. Seb-i'Mesani (tekrarlanan yedili) olan Fatiha"dan alınan ilhamla örülen kolonlar, sevmenin bir anlam ve amaçtan yoksun olmadığını gözler önüne seriyor. Ve böylece sevmenin yolu çizilmiş oluyor. Kalbin rehberliğinde sevgi binası yükseliyor…

Birinci katın duvarlarını her katın duvarları gibi vahiy ve sünnetin tuğlalarıyla ören yazar, ikinci katın kolonlarını, Peygamber sevgilisi sahabelerin hayatlarıyla yükseltiyor: Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali, Hz.Hatice, Hubeyb b. Adiyy, Sevban, Sümeyra… Peygamberi nasıl sevmeli sorusunun bihakkın temsilcileri ve önderleri olan bu şahsiyetlerin hayatlarında, Peygamber sevgisinin nasıl yer ettiğini tüm açıklığıyla görebiliyorsunuz. Kimi yerlerde gönlünüz düğüm düğüm oluyor, nefesiniz kesiliyor ve sevmenin ne kadar ulvi bir duygu olduğunu bir kez daha görmüş oluyorsunuz.

İkinci katın duvarlarını gözyaşlarınızla suladıktan sonra, sevilenin gözünden sevenleri okuyabilmeniz için bir bölüm açılıyor yüreklerinize. Efendimiz'in sahabesini nasıl sevdiği, bu üçüncü bölümün sevgi yüklü satırlarında anlatılıyor. İkinci katın değerli mensupları bu kez sevilen olarak çıkıyor karşınıza. Ve bu seven sevilen karşılaştırmasıyla, sevgide itidal ve dengenin gerekliliği, aşırılıkların ve sınırsızlıkların sevgiyi köreltmesi ve daha nice konu hakkında tefekkürane düşünüşlerinize kapı aralanmış oluyor.

Söz tükenmeye yaklaştıkça sevginin bugünkü muhatabı olan okura dönüyor satırlar. Bin dört yüz yıl öteden "kardeşlerim" iltifatına layık görülen ümmetin, Efendimizce nasıl sevildiği anlatılıyor. Tüm bu anlatımlara ek olarak bu noktada dikkatlerimizi, "ümmeti Efendimiz'i nasıl seviyor" adında bir bölüm olmaması çekiyor. Çünkü ikinci ve üçüncü bölümlerde sahabe-Peygamber sevgi karşılaştırılması yapılmıştı. Galiba yazar, okurun bu kitabı bitirmeden sevgisini gözden geçireceğini ve bu son bölümü ondan sonra okuyacağını düşünmüş. Ki zaten "ümmetin Efendimiz'i sevmesi" bölümü okurun sevgi satırlarıyla oluşturulması gerektiği için, yazar, yaşayan örnekler olan ümmeti, yüreklerde yaşayan sahabeler üzerinden vererek görevini fazlasıyla yapmış oluyor.

Kitabın kapağını kapattığınızda yüreğinizde büyük bir sevgi potansiyeli buluyorsunuz. Efendimiz'i sevmek kendimizi sevmek demektir. Hatta kendimizi bir kenara bırakarak sevmek demektir. Sevgilerimizi yeniden bakıma almak zorundayız. İddia sahibiysek yani seviyorsak, bu sevgiyi ispatlamak için gerekli enerji, heyecan ve materyali kitabımız fazlasıyla veriyor. Yeter ki biz sevgimizin hakkını vermek isteyelim…

Muhammed Emin Yıldırım
Efendimiz'i Sahabe Gibi Sevmek
Siyer Yayınları
198 sayfa



1988 yılında bir gölün yanıbaşında yokluktan varlığa çıkarıldı. 2007'den bu yana ise bir denizin yakınlığında varlığına şahit olmaya çalışıyor.

Şimdilik öğrenci olarak üzerine biçilmiş rolü oynuyor. Haydarpaşa'nın denize bakan yönünde Eczacılık okuyor.

Ömrünü bugün bilmek için çırpınıyor. Düşüyor, kalkıyor, düşüyor, kalkıyor... Ve insan olmayı seviyor.



Mustafa Atalay İsmine Kayıtlı 39 Yazı Bulunmakdadır.