Eleştirinin Tanıtımdan Farkı

Eleştirinin Tanıtımdan Farkı

Eleştirinin Tanıtımdan Farkı

04.05.2011 - Alıntı
Eleştirinin Tanıtımdan Farkı

Bir yazarı tanımak için sadece imza attığı eserleri okumak yeterli midir? Okurla eser arasındaki iletişimin tesisi için arada başka hiçbir dolayımın yer almaması mı gerekir? Edebi bir eseri anlamlandırabilmek için okurun sadece onu okuması yeterli midir? Okurun sadece eserle başbaşa kalması, esere yoğunlaşması dışında başkaca bir mesai istemez mi? Okur o eser hakkında mesai sarfederek kaleme alınmış metinlerden kaçınarak doğru bir tercihte mi bulunmuştur? Edebi bir eser sadece iki kapak arasında yer alan cümleler veya mısralar bütünü müdür? Şimdiye kadar sormaya çalıştığım tüm soruları daha farklı bir şekilde de sorabiliriz. Belki o zaman bu yazının kaleme alınma gerekçesi de açıklık kazanır. Bir eserle diyalog kurmak için sadece onun sınırları içinde dolaşmak, anlamaya çalışmak kafi midir? Bir şiiri, hikayeyi yahut romanı başkaca hiçbir metni ve eserde ifade edilmeyen bilgiyi hesaba katmadan, yazarı, hayatını ve içinde yaşadığı zamanın sosyal, kültürel ve siyasi havasını hesaba katmadan anlamaya çalışmak, bizde neyi eksik bırakır?

Her ne kadar aslolan ortaya konan eser de olsa bu soruya olumlu cevap vermek pek mümkün görünmüyor. Bir edebiyat eseri -her ne kadar birden çok okuma ve anlama biçimine açık bile olsa- başbaşa kalacağımız ve egomuzun sınırları içine hapsedebileceğimiz, kolaylıkla istediğimiz gibi anlamlandırabileceğimiz bir metin değildir. Anlamada kişiden kişiye değişen göreceliği tamamen mutlaklaştırmak bir anlamda metni anlamsızlaştırmak anlamına gelir. Çünkü edebi bir eserin içinde inşa edildiği dil, aynı zamanda onun nasıl anlaşılabileceği, anlamlandırılabileceğine ilişkin de sınırlar koyar. Sadece dil mi?

Çünkü bir eser sadece yazarının değil kaleme alındığı zamanın, mekânın, içinde yer aldığı sosyal, ekonomik ve kültürel çevrenin de bir ürünüdür. Bir roman, şiir, hikâye boşlukta kaleme alınmaz zira. Başka bir çok eserle birlikte ele alınarak anlamlı bir çerçeveye oturtulabilir.

Bir roman bazı kitaplara cevap verir, onlara rağmen yazılır; bazı kitaplardan ise hız ve enerji alır. Bu yüzden de bir kitabı okumak, cevap verdiği ve soru sorduğu diğer kitaplarla birlikte ele alındığı zaman bizi farklı bir düzleme taşıma potansiyeli taşır. Bir kitabı okumak, o kitabın başlangıcı ve sonu arasındaki metni okumaktan, harflerin bir araya gelmesiyle oluşan kelimelerin sıralandığı cümleleri, cümlelerin oluşturduğu paragrafları art arda okumaktan daha fazla mesai ister bizden. Çünkü bir metin, kendini oluşturan cümlelerin, paragrafların, mısraların toplamından daha farklı ve o toplamdan daha büyük bir kümedir.

Eleştiri türünün bir eseri değerlendirmekten öteye ufuk taşıması bundandır. Kitabın iyi ya da kötü olduğunu söyleyip susacak kişi değildir eleştirmen. Eserin okunarak farklı bir düzleme taşınması, eserden yola çıkarak farklı bir esere ulaşılmasını sağlayan bir okumaya eleştiri denebilir ancak. Tanıtım yazısı ile eleştiri yazısı arasındaki uçurum da tam olarak buradadır. Bir tanıtım yazısı konu edindiği kitabın sınırları içinde dolaşır. Bir tanıtım yazısı konu edindiği esere ya taşıyamayacağı bir değeri atfederek onu zayıf düşürür yada varolan değerini istismar ederek yükseldiği için okurun onunla temas etmesinden devşireceği anlam bütününün zedelenmesine sebep olabilir. Bir tanıtım yazısının bütün bu handikaplarından korunmanın yolu ise sahih bir eleştirel damarın diri tutulmasından geçer. Eleştirinin hakkıyla yapıldığı bir ortamda tanıtım yazıları da ister istemez farklı boyutlar, ufuklar kazanacak, eleştirel duyarlılığın ortaya koyduğu ürünlere tamamen bigane duramayacaktır.

Tanıtım yazıları ile eleştrel metinleri karşılaştırmayı sürdürmekte fayda var. Tanıtımı amaçlanan esere iliştirilerek okunacak bir metindir tanıtım yazısı. Yani ister istemez bir eğretilik, geçicilik taşırlar. Başka bir mecaza başvurursak bir tanıtım yazısının ortaya bir değer koymaktan çok varolan değeri tüketmeye hizmet edebileceğini daha net görebiliriz. Kendi başına ayakta duramayacak bir sarmaşıktır o. Eserin çevresini kuşatır ve onu havasız bırakarak yok edebilir. Tanıtım yazıları bizi bir eserden haberdar etmeleri açısından önemli olsalar da bir kitap hakkında fazla miktarda yayınlanan tanıtımın, eserde merak uyandırma potansiyeli giderek düşmekte ve bir noktadan sonra okurun kitapla irtibat kurabilmesi için gerekli motivasyonu öldürmeye başlamaktadır.

Oysa eleştiri yazmak o sınırları aşmak, konu edindiği kitaba dışarıdan bakmayı, konu edindiği metni başka bir metin içinde yeniden inşa etmeyi gerektirir. Konu edindiği eserden bağımsız olarak ayakta durmayı başarır eleştiri metni.

Bir eleştiri metnini konu edindiği eserden farklı ve yeni bir eser yapan, eleştirmeni eseri ortaya koyan sanatçının yedeğine değil ondan bağımsız bir yere konumlandıran da işte budur.

Suavi Kemal Yazgıç'a ait bu yazı http://www.suavikemalyazgic.com/elestirinin-tanitimdan-farki adresinden alıntılanmıştır.

Alıntı - 04.05.2011

,

2562

Alıntı Hakkında

Alıntı
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin