Endoktrinasyon ve Türkiye’de Toplum Mühendisliği - Serdar Kaya
![]() Talha Dereci | Diğer Yazılar | Okunma: 245 | 23.09.11
Anlatması zor bir kitap ve yazar; Serdar Kaya’dan Endoktrinasyon ve Türkiye’de Toplum Mühendisliği...
Serdar Kaya kişisel web sitesinde kendisinden her ne kadar ayrıntılı olarak bahsetse de okurları tarafından sadece “siyaset bilimci” olarak tanınıyor. Kitabında da kendisi hakkında verdiği tek bilgi bu... Kim bu Serdar Kaya sorusunu birçok kez sordum kendime. Adının, kaldığı yerin, gündelik hayatta neler yaptığının merakı sardı bir dönem beni. Çok orijinal tespitleri olan, olaylara birkaç pencereden bakabilen ve olaylar arasında çok iyi bağlantılar kurabilen bir adam. Hele hele derinsular.com adlı sitesinin arşivi ve kategorilendirilmesini de gördükten sonra Kaya hakkında tuhaf şeyler düşünmeye başladım. Bu adamın isminin başında bir akademik unvan aradım. Öyle olması gerektiğini düşündüm. Ama bulamadım... Acaba çok tanınmış bir yazar, akademisyen de “Serdar Kaya” diye bir takma isimle mi tanıtıyor kendisini çevresindeki onu izleyen, okuyan insanlara karşı diye de düşünmeden edemedim. Bir zaman sonra bu düşüncelerimden vazgeçmem gerektiğine karar verdim... O kendisini kısa ve öz şu şekilde tanımlıyordu; “Batılıların herşeyden önce "Türk" olarak algıladıkları bir kişidir. Aynı şekilde kendisini Türkler "Anglo-Sakson", Kemalistler "AKP yanlısı", İslamcılar "liberal", liberaller de "demokrat" olarak algılarlar. Hâlbuki site yazarı, bu kavramların çoğunun anlamını bilmemekte ve kendisini sadece "siyasetbilimci" olarak tanımlamaktadır”. Bize de düşen Kaya’nın satırlarını zevkle okumak ve sorgulayıp düşünmekti... Kitapçılarda Kaya’nın kitabını ararken zorlanmadım değil. Ya tükenmişti ya yoktu. Hatta bir dükkânda kitap için “Tıp fakültesi kitabıydı değil mi o?” diye bir tepkiyle karşılaşmıştım “endoktrinasyon” kelimesi üzerine... Söylemek gerekir endoktrinasyon kelimesinin manası “beyin yıkama”dır. Serdar Kaya toplum mühendisliğinin ve beyin yıkamanın nasıl gerçekleştiğini, bunu gerçekleştirmek için ne gibi aşamalardan geçildiğini, hangi uygulamaların ne gibi ortamlarda yapıldığını dünyadan ve Türkiye’den örneklerle açıklayarak yazmış kitabında. “Bu kitap, bugüne dek sosyol psikoloji alanında yapılmış olan kimi temel çalışmaları inceleyerek, insanların mükemmelden uzak olan düşünsel yapılarının otorite, kurumlar ve diğer insanlar tarafından ne şekillerde manipüle edilebileceği konusunu değerlendiriyor.” diye açıklıyor Kaya yazmış olduğu kitabın içeriğini açıklarken. Kitabın bazı bölümlerini ilk seferde anlamakta zorlandım desem yeridir. Kitabı anlayabilmek için belirli bir bilgi düzeyinin olması şart. Bunun sebebi ise toplum mühendisliği kavramının derinliğidir. Kitabı anlayabilmek ve bitirebilmek için bir diğer şart da sabır. Bunun çeşitli sebepleri var. Kaya’yı tanımayan insanlar –takip etmeyen, yazılarını okumayan- onun vermiş olduğu inceden iğnelemelere sabredemeyebilir. Özellikle “Kemalist” kesim... Bir diğer sebep ise konuların yoğun olması... Bazı paragrafların defalarca kez okunması, anlaşılmaya çalışılması hali bir yandan sürerken yoğun içerikli konuların gittikçe artması insanı yorabiliyor. Son konulara doğru “bitsin artık” demeniz mümkün. Kitap yazdıktan sonra okurdan tamamen kopan bir yazar değil Kaya. Bu yönünü çok sevdim açıkçası... Web sitesinde sadece kitabı hakkında bir yer ayırmış... Kitap hakkında genel ve özel bilgiler en ayrıntısına kadar verilmiş durumda. Okur yorumlarına her daim açık... Bir yazarın deyimiyle; “İşin güzel tarafı Serdar Kaya kitabı “kapatmıyor” açık bırakıyor. Çok sayıda insanın okuyup katkıda bulunması halinde yeni çalışmalara vesile olabilecek bir tartışma zemini oluşturuyor.” Kitapta dikkate değer birçok konu var lakin Türkiye’de toplum mühendisliği konusunun da içeriğine en uygun konu Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim sistemi ve kitapları hakkındaki analizlerdir. Kaya kitapta da gündelik hayatta da yeri geldikçe bu konuya değinen birisi. Hakikaten de “beyin yıkama”nın ve toplum mühendisliğinin kökünde ders kitaplarının ve ilköğretim düzeyinde öğretmenlerin öğrencilere vermiş oldukları –veya vermek zorunda oldukları- bilgilerin etkisi büyüktür. Bu etkileri çok çarpıcı ve anlaşılır bir şekilde dile getirmiş Kaya... Söylenilmesi gereken bir nokta ise kitabın kapak resmi... Toplum mühendisliği hakkında yazılan bir kitaba bu kadar uygun bir kapak resmi bulunamazdı sanırım... 60’lı yıllarda Fransa’da çıkan Hara Kiri dergisinin “Ordu size bir iş bulur” başlıklı sayısından alınmış bir fotoğraf... Yazarın kitabı ithaf ettiği kimse ise hayli ilginç; Gülsüm İnek... Gülsüm İnek’i anlatmamıza gerek yok bilin bilir. Kaya’nın “kaynak eser” olarak kullanılabileceğini düşündüğüm kitabı bana birçok şey kattı şüphesiz. Anlatmakta zorlandığımın farkındayım. Lakin “anlatılmaz yaşanır” sözüne bu denli inanmamıştım. Son olarak altını çizdiğim bazı satırları buraya yazmakta fayda var diye düşünüyorum. Bu kitabı mutlaka alın ve okuyun... Kitaplığınızın başköşesinde bulunacak bir kitap... ... eğer başka insanların görüşleri, bir insanın dış dünyayı algılayış şeklini değiştiriyorsa, o zaman daha baştan gerçekliğin kendisine şüpheyle yaklaşmak gerektiği ... sonucuna varıyordu. (Berns Deneyi Hakkında) Farklılıkları birer tehtit olarak değerlendiren ve herkesin aynı doğrultuda düşünmesinin birlik ve beraberliğin temini için bir gereklilik olduğu fikrine yakın duran otoriter idareler, kitleleri tektipleştirme adına eğitim faaliyetlerini araçsallaştırdıklarını çok fazla gizleme ihtiyacı duymazlar. Türk eğitim sistemi, öğrencilerini her sabah okul bahçesinde askeri komutlarla hizaya getiren, ardından hep birlikte rejime ve rejimin mimarına sadakat andı içtiren, beden eğitimi derslerinde zorunlu askerlik hizmetini yerine getirenlerle tamamen aynı şekilde uygun adım marşlar öğreten, milli bayramlarda ise onları sadece diktatörlüklerde görülen türden stadyum törenlerinde kullanan ve arada bir “Bu vatan kimin?” diye sorma ihtiyacı hisseden bir zihniyetle faaliyet gösteriyor. Hayat Bilgisi dersinin öğretim programında “öğrencilere kazandırılmak istenen kişisel nitelikler aşağıda açıklanmıştır” dendikten sonra, “Vatanseverlik” başlığı altında “Atatürk’ün ulusal bir lider olduğunu kabul etme ve saygı gösterme” gibi bir maddeye de yer veriliyor. Eğitimin kendisini “Atatürk’ün ulusal liderliğini kabul ettirme” aracına indirgeyen bu yaklaşım, Atatürk’ü kendisine lider olarak görmeyen insanları “vatanı sevmeyen” kimseler olarak ötekileştirmeye müsait bir ima içerirken, daha bayağı yaklaşımlarda rastlanan “vatan haini” suçlamalarına da zemin hazırlıyor. Endoktrinasyon ve Türkiye’de Toplum Mühendisliği Serdar Kaya Nirengi Kitap Trabzon
Talha Dereci İsmine Kayıtlı 5 Yazı Bulunmakdadır.
Talha Dereci İsmine Kayıtlı 5 Yazı Bulunmakdadır.
• Hedef Türkiye - Oktay Sinanoğlu |










