Enes CAN yazdı: Nurettin Topçu'nun İslam ve İnsan Adlı Eserine Bi

Enes CAN yazdı: Nurettin Topçu'nun İslam ve İnsan Adlı Eserine Bir Bakış

Enes CAN yazdı: Nurettin Topçu'nun İslam ve İnsan Adlı Eserine Bir Bakış

22.11.2018 - Enes Can
Enes CAN yazdı: Nurettin Topçu'nun İslam ve İnsan Adlı Eserine Bir Bakış

Yeni kitapların birbiri ardına baskı yaptığı günümüzde, nicelik bağlamında hızına erişemediğimiz bir yayın bolluğu içerisinde olsak da, nitelik bağlamında kaliteli eserlerin azlığı dikkate değer bir konudur. Çağımızın en büyük sorunu olan hazır giyim, hazır yiyecek, hazır insan modellerine ek olarak gelen hazır bilgi hastalığı, emeksizliğin bünyelere verdiği zararı gözler önüne sermektedir.

Kirli bilgilerin, kirli felsefelerin ardına takılıp giden bilinçsiz ve günü kurtarma derdinde olan insanların kitap diye önümüze sundukları kâğıt ve mürekkep israfı, ekmek ve insan israfı kadar konuşulması ve çözüm bulunması gereken konulardan biridir. İnsanların emek vermeden ulaştığı bilgileri kendi hayatlarına entegre etmeden insanlara para karşılığında satıyor olmaları, günümüzde hastalanan zihinlerin hastalıklarını bir kat daha artırmaktadır.

Bu kirliliğin, bu hazımsız tüccarlığın karanlığında ömrümüze umut kandilleri yakan nitelikli bilgelerin, kaliteli yazarların, derdi olan insanların kelime dünyalarına dalarak bir nebze olsun rahatlama yoluna gitmeliyiz. Bu umut kandillerinden biri de, hayatını hakikat uğruna tüketmiş, gerçek bilgeliğin peşine yıllarını vermiş yazar mütefekkir Nurettin Topçu’dur.

‘’Kanunların yokluğu gibi çokluğunun da hak ve hürriyetlerimizin korunmasını tehlikeye sokabileceği gibi, kitap yokluğu kadar yayınlanan kitapların çokluğu da şuurların hür işleyişini köstekleyicidir.’’(N. Topçu)

Eğitim öğretim hayatının başından beri zihninde ve kalbinde bir derdin ağır yükünü taşıyan Topçu, yaşadığımız bu coğrafyanın sosyolojisini ve psikolojisini derin üzüntüler içerisinde tahlil etmiştir. Hayata, insanlara ve bulunduğumuz topluma karşı derin düşünce muhakemesi onu felsefe öğretimine itmiştir. Onun zihninde dolanan çoğu düşünce damarının kuvveti tek bir ortak noktada birleşmekte, köklü bir geleneğinin mirası olan bu coğrafyadaki fikri, insani ve vicdani çürümelere çözüm arayışı onun asıl bilginin kaynağının yine kendi içimizde arama arayışına itmiştir.

Nurettin Topçu’nun diğer eserlerini anlayabilmek, çoğu bir başkaldırı olan manifesto sayılabilecek yazılarını sindirebilmek için, onun kişiliğini ve hayat felsefesinin gelişiminde en büyük etkiye sahip olan tasavvuf ile ilgili görüşlerine bakmak, bizim için çıkış yolu sayılabilir.

Bu bağlamda Nurettin Topçu okumalarına onun kişiliğinde ve hayat felsefesinde ana damarını oluşturan İslam, Tasavvuf ve Mevlana üçgenine yine onun yazdığı ‘’İslam ve İnsan – Mevlana ve Tasavvuf’’ kitabıyla bakalım.

Topçu toplumun ıslahatının temeline, insanın ıslahatını almıştır. Bozulan düzenin, yozlaşmış toplumun ancak ve ancak insanın kendisini düzeltmeye başlamasıyla düzelebileceğini vurgulamıştır. Ona göre insan bir dert sahibi olmalı ve bu derdin peşinde aklını kullanarak aşka ulaşma peşine vermelidir. Ona göre akıl kalbe ulaştıracak sınırlı bir aydınlatıcı, kalp ise tüm dünyayı anlamlandırmamıza yarayacak en büyük hazinedir. ‘’Kalbin ortaya koyduğu öyle sebepler var ki akıl onları asla bilemez’’ Pascal’ın bu sözünden hareketle, çoğu çözümsüzlüğün aslında sınırlı idrak haznesine sahip insanın sınırsız olan duyguları açıklamaya çalışması sonucunda ortaya çıktığını söylemektedir.

Ona göre insan önce kalbine dönmeli, sonra aklının sınır süzgeçlerini kullanmalıdır. Çünkü ona göre ‘İlhamsız akıl insanı hatalara götürür’. Bir derdi olan insanın bu derdin peşinde çözüm ararken bulduğunun yeni bir dertten başka bir şey olmadığı bilinmelidir. Yani aslında insanın çözüm dediği şeyin yeni bir derdin ilk adımı olduğu bilinciyle sürekli arayış içerisinde olması gerekliliğiyle hareket etmelidir. Bu çetin yolda ‘’İçindeki âleme kuvvetle dalmayan, onu tanımayan insan etrafındakileri taklit eder. Umumi cereyana kendini kaptırır, herkes gibi olur. Topçu tek tipleşen tüm düzene karşıdır, insanların tek tipleşmesi onun savaş açtığı en büyük sorunlardan biridir. O batı düşüncelerin saldırısı altında bozulmuş, yobazlaşmış, deforme olmuş çoğu hassasiyetlerimize karşı sesini en gür şekilde çıkarırken, beslendiği İslam ve tasavvuf anlayışının yanlış temsillerini de çok ağır bir şekilde eleştirmiştir.

Bu coğrafyalarda uzun bir süredir sürekli kaybettiğimiz savaşların ardından, yeni mağlubiyetler üretiyoruz. Uzun bir süre önce kaybettiğimiz bir şey var ve onun ardından gelen her galibiyetin bile mağlubiyet olduğu bilinciyle eksilmeye azalmaya, yok olmaya doğru bir adım daha yaklaşıyoruz. Topçu bu konu hakkında ‘’Biz hudutlarda yenilmeden önce kendi içimizde mağlup olduk.’’ Diyerek aslında asıl sorunun kendi içimizde olduğunu işaret ediyor. Bu onun batı terminolojisinde iç gözlem, doğu kültüründe ise tasavvufun ‘’kendine dön’’ diyerek işaret ettiği ilham ile mümkün olacağı inancındandır. Ona göre her şeyin çözümü Tanrı’da, Tanrı’ya ulaşmanın çözümü de kendi içimizdedir.

Bu uğurda verilecek mücadelenin en sistematiği, bu kültüre en uygun olanıyla, yani tasavvufla mümkün olacağını bildirmektedir. Çözümün geçmiş bağlarımızda aranması gerektiği ve bu coğrafyalardaki temiz kalan o mayanın en büyük taşıyıcısının tasavvuf olduğunu söylemektedir. Ona göre tasavvuf: ‘’İnsan hakikatlerinin kapısıdır. İslam’ın uyanış çağı tasavvufun bayrağı altında ilan edilecektir’’. Ve bu yolda örnek aldığı şahsiyet, ‘’Batı taklitçiliğinin açtığı hüsran çukuruna yuvarlandığımız bir devirde kültürümüzün çıkış noktası Mevlana olmalıdır. Onda Müslüman Türk dünyasının bütün ruhu gizlidir’’ diyerek dayanılacak adresi vermektedir.

İslam ve İnsan – Mevlana ve Tasavvuf

Nurettin Topçu

Dergah Yayınları

219 Sayfa

İstanbul

Enes Can - 22.11.2018

,

316

Enes Can Hakkında

Enes Can
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin