Ethem Erdoğan Yazdı: İçimizdeki Körlük

Ethem Erdoğan Yazdı: İçimizdeki Körlük

Ethem Erdoğan Yazdı: İçimizdeki Körlük

08.01.2019 - Ethem Erdoğan
Ethem Erdoğan Yazdı: İçimizdeki Körlük

Edebiyatta 20 yüzyıl, realizm ve hatta natüralizm asrı, sosyal hayatta ise zulüm ve yıkım asrı sayılsa yeridir. Her dönemin elbette kendi edebi ve sosyal gerçekliği vardır. Bu gerçeklik, dönemin gerçeklik algısı oranında eserlere yansır, hatta; yazar dönemin genel algısı dışında metin üretemez, ön kabulü olsa da, bahse konu asır öncesindeki asırların lokal meselelerini evrensel anlamda düşünme düzeyine çıkarmış, 1800lerden sonra tüm dünyaya dalga dalga yayılan fikir akımları içinde gizlenen ve fakat batının/medeni dünyanın, doymak bilmez emperyal emelleri 1915-1950 arasında tüm insanlığa felaketler getiren bir asır.

Jose Saramago, ‘yeni bir dünya’ mottosunu çağdaşı olan pek çok yazar gibi eserlerinde işlemiştir. Körlük romanında bu motto ters mantıkla kurulur. 20. yy karanlığını, güç gösterilerini ve yeni dünya düzeni kurma çabasında olan büyük güçlerin, küçük ve güçsüz ülkelerde (geleneksel güç dengelerinin bozulması, ulus devletler kaosu arasında kalan) güçlü siyasi figürlerin halka karşı büyük suçlar işlediği, dünya savaşları sonrası ortaya çıkan yeni denge arasında bir yazar olarak, insanlık adına işlenen büyük suçları, yıkımları gözlemiş, faşizmin, kampların, açlığa mahkûm milyonlarca insanın acısını derinden hissetmiş ve Salazar'a baş kaldırmış bir yazar olarak tabii ki, birikimlerini eserlerine aktarmıştır. Sosyal gerçeklikle büyülü fantazya arasında bir gelecek kurgusu ve esasen fütürist bir romandır Körlük.

Gelecek mühendisliği, tasarımı diyebileceğimiz, faşizm dönemi sanat görüşü/ekolü olan fütürizm; insanın ve toplumun dönüşme şartlarına aykırı olarak; köktenci bir dönüşüm önerir. Bu dönüşüm ve köktenci yaklaşımın dayanağı elbette var olanın mutlak kötülüğüdür.

Bu mutlak kötü algısı; gelecek/getirilecek olanın inşa gücü olabilmesi için; bütün bir birikim ve geleneği yok etme amaçlı, eski/köhne/modası ve zamanı geçmiş vb. tüm olumsuzlukları işaretlemektedir. Gelecek tasarımını oluşturanlar; geçmişten hale uzanan birikim çizgisinin kazananı olmayı başaramayanlardır. Bu protest yaklaşımın insani temelinde olan da diğerlerinde olduğu üzere, budur. “Yeni” kelimesinin etrafında oluşan büyülü ve büyük gölgeye sığınmak, bir sosyal aktivite halesi oluşturmak kolay değildir elbette.

Bunun için de yüce gerekçelerden oluşan bir fikir örgüsü gerekir. Mutlak kötü algısının içinde zımnen bulunan yönetimin kötülüğü, evrende var ve yaygın olduğu kabul görmüş bir varsayım olarak zaten ortadadır. Çünkü insan eliyle/aklıyla üretilen ideal bir yönetim şekli rezerv cümle olsun; yoktur. Buna alternatif olan yine insan aklıyla üretilmiş ve hepsinde olduğu gibi başka bir protest hatta anarşist tavırdan ibaret olan ve adına da yeni denen; tam olarak kavranılması da imkânsız bir erk gücü kullanım fikrinden başka bir şey değildir. Dahası fütürizm devrim öngörmesinin doğal sonucu olarak, güç istiyor hatta kutsuyor, egemen ideoloji olmak için egemenlerin etki alanına da girmekten çekinmiyor. Gelecek tasarımı ile fiili gücün güdümü arasında kalmak müthiş bir tezat. Yeryüzündeki değerler sisteminin neredeyse tamamında kutsal addedilen bir gerçeklik olarak hayat; bazen insan kaynaklı bazen de (yazara göre) ilahi kaynaklı olarak yok olmakla yüz yüze gelebilmektedir.

İnsan kaynaklı yıkımlarla karşılaşmak olarak alırsak bu gerçekliği, hayatta kalmak tek referans olmakta, bunun gereği de insanı insan kılan değerler sisteminin neredeyse tamamının göz ardı edilmesi neticesini doğurmaktadır. Artık kendiliğinden ve güdüsel hareketlerin egemenliği ile insan insanın hatta kendisinin amansız düşmanı olmaktadır. Artık insani ve fıtri olan (ahlaki-dini-geleneksel vb.) değerlerin olmadığı ilkel bir doğallıkla yüzleşiyor insan.

Saramago son noktada natüralizmin son sınırına yaklaşıp, güçsüz ve çaresiz insanın, tabiat karşısında hatta kendi karşısındaki sınırsızlığını anlatıyor. Kısaca değinmek gerek: sebepsiz şekilde körleşen insanların toplanarak, Nazi kampları benzeri bir akıl hastanesine tıkılması. Etrafı askerlerce çevrilen, dışarısıyla tüm bağları kesilen, içeride de dini ve toplumsal hiçbir kuralın geçerli olmadığı bu kampta yaşanan cehennem manzaraları. Körleşmeyen tek bir insanın diğerlerine rehberlik etmesi. Son aşamada körlüğün kendiliğinden ortadan kalkması. Tek ayrıntı: Körleşmeyen kadının herkes iyileştiğinde ağlaması. Bu insani-fıtri olana dönüş.

Jose Saramago

Körlük

Kırmızı Kedi Yayınları

336 Sayfa

Ethem Erdoğan - 08.01.2019

,

695

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin