Ethem Erdoğan yazdı: Müzeyyen Çelik Hikâyesinin Eksen Okuma Giri�

Ethem Erdoğan yazdı: Müzeyyen Çelik Hikâyesinin Eksen Okuma Girişimi

Ethem Erdoğan yazdı: Müzeyyen Çelik Hikâyesinin Eksen Okuma Girişimi

18.10.2018 - Ethem Erdoğan
Ethem Erdoğan yazdı: Müzeyyen Çelik Hikâyesinin Eksen Okuma Girişimi

Müzeyyen Çelik, ikinci öykü kitabı ile dilini ve kurgusunu sağlamlaştırarak öykü alanında ilerlemeye devam ediyor. İlk eseri “Kamu Baş Rüyacısı” ile erkek karakterlerin bir kadın yazar tarafından ayrıntılı bir biçimde ve başarıyla nasıl işlendiğini gördük. İkinci eseri “Omzumda Biri” ile karakterler orijinli çabası dikkate şayan.

Bir metnin asıl hükmünün ve yöneliminin, unsurlarının ahenginden çok, bu unsurlar arasındaki tezat ve tutarsızlıktan doğup beslendiği anlaşılıyor. Belki de, yazarının düşüncelerinden, tasarılarından bağımsız bir anlamsallık kazanabiliyor metin. Hatta yazarın boş bıraktığı, atladığı, anlam kırılmalarını okur tamamlıyor. Bu; yeniden üretim, yaratıcı okumadır. Bundan dolayıdır ki, her metin; yazarın, okurun hatta eleştirmenin düşünceleri, bir yana bırakılarak incelenmeli.

Hikâye anlatmanın kutsal yanı Kur’an’da “… bu Kur’ân ile en güzel kıssaları sana anlatıyoruz” (Yusuf 3)ayetinde anlatılır. Hikâye anlatıcılığı insanlık tarihinde çok kadim bir geçmişe sahip. Hikâye anlatıcısı; masal, mitoloji, efsane, fıkra, destan ve fablları tozlu sayfalardan çıkarıp, temizler ve çağın elbisesini giydirir onlara. Yaşadığı çağın sorularına cevap, arayışlarına yön verecek şekilde yeniden işler. Hikâye başladığında, mekânın sınırları genişler, zaman uzar. Kurmaca tek gerçeklik olur. Hayal gerçektir (artık). “Beyan sihirdir.” (Hadis-i Şerif) Anlatıcı bir alan açar mekânda ve hikâye ile dinleyen arasından çekilir. Hikâye kendisi için konuşmaya başlar. Hikâye dinleyenin ruhuyla buluşur. Anlatıcı, hem vardır, hem yoktur. Hikâye bittiğinde, değişim tüm türevleriyle gerçektir.

Müzeyyen Çelik, ortalama bir okuyucunun zihninde yer eden yazarlardan. 2. Kitabı “Omzumda Biri” 2017 Kasım’ında Hece Yayını olarak çıktı. Öykülerinde kullanılan metaforları, ilgili olduğu duyarlıklarla sınıflamak yerine, insani ve fıtri gerçeklikle açıklamak yerinde olacaktır. Kitaptaki ilk hikâye olan Miras’ta anlatılan paylaşılmayan ev örneği mesela. Azıcık düzenlendiğinde adeta insanileşen ev. “…Küflerinden kurtuldukça sanki derin derin nefes alıyor, sanki on yedisinde bir kız oluveriyor.” (S. 10) Toz metaforu da yalnızlığı bir tercih zanneden ve tozlarıyla aynîlik kuran adam… Zayıflık hikâyesinde zaaf adeta “insanız ya, ondan” dedirtecek kadar sert ve acımasız. Diğer yandan sosyal kırılmanın yüz yıllık örnekleri var. Köy enstitüleri de 28 Şubat mağdurları da modern hayatın soğuk binalarında benliğini kaybetmiş, kendi olmaktan uzaklaşmış kişiler de anlatılıyor.

Müzeyyen Çelik hikâyelerinde metafizikle fiziki âlem iç içe. Masumiyet de bulunan komplike bir hayat algısı sunuluyor. Son yıllarda okuduğum en saf ve tabi dili olan yazarın yaşadıklarına şahitliğinden neşet eden, metafor kullanımı orijinal hikayeler.

Diğer önemli bir özellik de ANLATICI ve ZAMAN sıçramaları. Bu sıçramaları da okuyucu çoğu zaman fark etmiyor. Ustalıkla ve akışı bozmadan anlatıcı ile zaman değişiyor.

Hayatı da hikâyeden saymak gerek belki, mükemmele yolculuk bitmiyor.

Omzumda Biri

Müzeyyen Çelik

Hece Yayınları

Ethem Erdoğan - 18.10.2018

,

1096

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin