Evlendikten Sonra da Muhabbet Olsun

Evlendikten Sonra da Muhabbet Olsun

Evlendikten Sonra da Muhabbet Olsun

24.02.2014 - Merve Yüksel
Evlendikten Sonra da Muhabbet Olsun

"Ferhat ile Şirin çaldılar bir gün kapımı. Mutsuzlarmış, anlaşamıyorlarmış. Şirin anlattı önce derdini: Biz deli gibi birbirimizi seviyorduk. Biliyorsunuzdur, Ferhat benim aşkımdan dağları deldi. Sonra birbirimize kavuştuk, çok mutluyduk. Bir gün nasıl oldu anlayamadık ama akşam yattık, sabah kalktığımızda aradan yüzyıllar geçmişti. Kendimizi bir apartmanın onuncu katında yaşarken bulduk. Şaşırdık ama "Olsun..." dedik. Hiçbir eksiğimiz yok. Hatta ihtiyacımızdan çok fazla eşyamız var. Ferhat'ın iyi bir işi var. Fakat bu kadar varlığın içinde mutlu değiliz. Ferhat'la hiç anlaşamıyoruz. Artık sevgimizden bile şüphe ediyoruz." (syf/9)

Genç kadın mutfağında otururken, masanın tam karşısındaki duvarda asılı tabloda,  evliliklerini gösteren fotoğraflara dalmıştı yine. Ferhat'la ilk tanıştığı yıllar, nişanlılık, evlilik... On sene evveline kadar her şey ne kadar da güzeldi. Yine efkâr dolu bir gündü. Gam yüklü bulutların, mavisi demini almış bir semanın, yüreğinde hüzün bıraktığı kış günlerinden bir akşamüstüydü. Masanın başındaydı. Yorgunluğunu gidermek için bir fincan demli çay aldı; ilaç kokulu bir çay, dakikaların anlamını pekiştiren...

Düşündü. Eşiyle mutlu bir evlilik yapmış, birbirlerini severek evlenmişlerdi, kendilerini seven herkesi de memnun etmişlerdi. Hayal âleminde geçmişin taptaze görüntüleri canlandı. Fakat şimdi nasıl olmuştu da mutlu başlayan bir evlilik, mutsuz ve sıradan devam etmekteydi. Ferhat"la hemen hemen her gün sorunlar yaşıyor, kimseye söyleyemiyor, acısını içine atıyordu. "Aynı evde kalıyoruz, beraber yemek yiyoruz, aynı eşyaları paylaşıyoruz, her gece aynı yatakta beraber yatıyoruz; ama ben kendimi yalnızmışım gibi hissediyorum. Sanki benim kocam yok, sanki ben tek başıma yaşıyorum gibi duyguları silip atamıyorum."

Şirin bu düşünceler içerisinde boğuşurken aynı anda Ferhat'ta cama vuran damlaların sesinde geçmişin hayal izlerine yol almış, ayrılık rüzgârları uğruyordu gönül semtine düşünceler içinde. "Zamanı geriye götürebilseydim, istediğim bir hayatı yaşamak için elimden geleni yapardım" diyordu. O bir beden olarak var; ama onun ruhunun bu evde olduğuna bir türlü kanaat edemiyorum. Onun ruhu bu sofrada, bu odada, bu yastıkta yok! Bu evde "ben varım" ama ikinci bir "ben" bulamıyorum. Ona nikâhlı eşim mi yoksa evimi paylaştığım bir insan mı demeliyim bilemiyorum. İncitilen duygularımın bir kez olsun tamir edildiğini hatırlamıyorum.

Birbirlerinden habersiz bu düşünceler içinde efkar rüzgarlarında salınan Ferhat'la Şirin bir yandan hem tedirgin oluyorlar bir yandan da bu düşüncelerin ızdırabı içinde yanıp kavruluyorlardı.Mutlu başlayan birliktelikleri monotonlaşmış, ilişkileri zamanla "aynı evde mekanların paylaşılması" konumuna düşmüştü. Ferhat'ın Şirin'e koyduğu yasaklar ve verdiği emirler onun tavrının bir eş gibi değil de bir amir gibi olduğunu gösteriyordu. Şirin'in de Ferhat'a karşı sorumsuz davranışları vardı.

Ne ilginç bir tevafuk ki düşünceleri onları Asr-ı Saadet dönemine taşıdı. İçleri yandı. Evliklerde ve ilişkilerde fevkalade duygu, düşünce ve değerlerin o topraklarda damıtıldığı, bunlarla hayatın, kültürlerin farklılaştırılıp zenginleştirildiği, evliliğin bir yürek ve sevgi işi olduğunun künhüne ve idrakine varıldığı Peygamber Sevdalıları, Asr-ı Saadet insanı ve Efendimiz Aleyhisselam'ın örnek evlilikleri vardı.

Şirin, çayından bir yudum daha alarak, Hz. Aişe'yi kördüğüm gibi seven Efendiler Efendisini düşledi. Efendimiz Aleyhisselam'ın evlilik hayatındaki duygusal boyutu ve eşlerine manevi değerleri onu etkilemişti.

Özellikle küçük yaşta evlendiği eşi Hz. Aişe(r.a) validemize bu konuda gösterdiği ilgi zikre değerdi. Zira Efendimiz Aleyhisselam eşi Hz. Aişe validemiz ile çok şakalaşır ve onunla çeşitli oyunlar oynardı. Bir keresinde birlikte koşu yarışması yapmışlardı. İlkinde Hz. Aişe validemiz Peygamber Efendimiz'i geçmişti. Diğer sefer yaptıkları yarışı Efendimiz (sav) kazanmış ve Hz.Aişe'ye; "Bu önceki koşuya bedeldir(ödeştik)" diyerek, erkeğin hanımının ilgi alanlarına da değer vermesi gerektiğini beyan etmişti.

Şirin, Ferhat'ın kendisine ideal bir eş olduğunu hissettirmemesinden yakındı. Hâlbuki Efendimiz (sav) bir erkek olarak eşlerine karşı çok sabırlıydı. Allah'ın elçisi kadınlara iyi davranır ve erkekleri kadınlara iyi davranma konusunda uyarırdı."Mü'minlerin iman bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır" buyuran bir Peygamber vardı. Elbette kendisinin de eşine karşı eksikleri ve kusurları vardı ki, evlilikleri bu noktaya gelmişti.  Öyleyse muhabbetin dozunu ayarlamalı, bir erkeğin ya da bir kadının eşinin kalbini feth edebileceği ve ona kendisini sevdirebileceği ilkelerle yol almalılardı. Ama nasıl? Efsane aşıklar Ferhat ile Şirin'in evliliklerindeki bu problemlerden dolayı bir gün yolları, evlilik konusunda uzman ve deneyimli olan Yazar Sema Maraşlı'ya düşer.

"Artık sevgimizden bile şüphe ediyoruz, bize yardım edin!
-Teşekkür ederim Şirinciğim. Elimden geldiği kadarıyla size yardım edeceğim,anladığım kadarıyla tek eksiğiniz muhabbet...
-Evet, hiç muhabbet edemiyoruz, konuşmaya başlasak kavga ediyoruz. Akşamları karşılıklı birer kanepede buz gibi oturuyoruz.
-Muhabbet etmenin tek bir sırrı var. Onu bilmeniz gerekiyor.
-Nedir muhabbetin sırrı?
-Muhabbete hizmet gerek.
-Muhabbete nasıl hizmet edeceğiz?
-Bunu bir günde anlatamam size. Ancak sizinle adım adım bir muhabbet yolculuğuna çıkarsak öğrenebilirsiniz. Bu yolda ayağınıza batan taşları göreceksiniz. Her adımda bunları temizlemeye çalışacağız. " (syf/9/10)

Yazar Sema Maraşlı "muhabbete hizmet gerek" diyerek kişinin kalbine giden yolun onunla konuşmaktan ve özellikle onun hoşlandığı ve daha çok ilgilendiği konulardan söz etmekten geçtiğini vurgulayarak, muhabbet için her iki tarafın da adım atması gerektiğini beyan ederek başlıyor adımlarına. Bu anlamda herkes kendi adımlarından sorumlu. Her hafta bir adım olmak üzere, önce Şirin'in atacağı 25 adım, sonra da Ferhat'ın 15 adımı muhabbet yolunun adımlarını ve kitabın konusunu oluşturuyor. Tepkilerimizi nasıl kontrol altına alabileceğimizi, öfkelerimizi nasıl dizginleyebileceğimizi, ilişkilerimizde bilgece davranmayı, eşlerin birbirlerine nasıl güzel muamele etmeleri gerektiğini beyan eden bu adımların kimisi kısa vadede, kimisi de uzun vadede hayata geçirebileceğimiz bilgece adımlar...

Bir hanımın eşine ve bir erkeğin de hanımına nasıl hayırlı olabileceğini tecrübelikler ötesi düşünceleriyle adım adım aktaran Yazar Sema Maraşlı, Peygamber Efendimizin hasletlerinden ve eşsiz örnekliğinden alıntılar yaparak, ibretli kıssalar sunmuş okuyucusuna. Müslüman bir erkeğin sahip olması gereken niteliklerden söz etmiş ki, Müslüman erkekler ve eşler Nebi Aleyhisselam gibi hayırlı birer eş olsunlar. Yine bir erkeğin eşinin kalbini fethedebileceği ve ona kendisini sevdirebileceği ilkelerden söz etmiş ki, aile toplumu önem kazansın. Yine hanımların eşlerinin kalbini ustaca kazanmasını bilemesi gerektiğini, evlilik saadetini etkileyen psikolojik etkenler hakkında kapsam ve derinlik açısından önem kazanan tecrübelerini 25 adımda aktarmış okuyucusuna. Böylelikle aile temellerinin sağlamlaştırılması, sürekliliğin ve gücünün devamı için evlilikte muhabbet konusunda sağlam gözlemler çıkarmış ortaya.

Evli, bekâr, evliliği yolunda giden ya da gitmeyen her beyefendi ve hanımefendinin kitapta bulunan adımları okudukça kendinde bir şey bulabileceği, davranışlarına örnek teşkil edeceği bir kitap olmuş Muhabbet Olsun. Evliliği muhabbetle sürdürmek isteyenlere, yanlış empoze edilmiş düşüncelerden sıyırıp, gönül ve aklın rehberliğinde kaybolan muhabbeti yeniden bulmak isteyenlerin kitabı Muhabbet Olsun. Yazar, aşkından dağları delen Ferhat'ın Şirin'le evliliği üzerinden yazarak, "Evlilik aşkı öldürür mü? " sorusuna yanıt arayanlara profesyonelce deneyimlerini sunmuş. Evlilikte sağlam bir sevgi ve tutku olması gerektiğini çok basit ve akıcı bir dille dile getirerek, her adımda deneyimlerinin yanında nüktelerle de konuyu zenginleştirmiş.

- Eşinizle sorunlarınız mı var?
- Mutsuz bir hayat yaşantınızın ve evliliğinizin bir parçası mı?
- Eşiniz size ilgisiz mi davranıyor?
- Evlilik aşkı öldürüyor diyenlerden misiniz?
- Bekârsınız ve muhabbet dolu bir evlilik mi istiyorsunuz?
- Hayat mutlu bir şekilde akıp giderken, neden evlilik bağlarında bir kopukluk oldu, diye düşünenlerden misiniz?
- Günlük işler ve eşinizin davranışları hakkında endişe mi duyuyorsunuz?

Eğer birileri asırlar evvelinden bu fedakârlığı yapıp buralara kadar gelmeseydi, hiç yeşerir miydi çöle dönmüş yüreklerimiz? O halde yuvamızda muhabbet istiyorsak, işte bize kırk adımda muhabbet. "Eşimle muhabbet edemiyorum" diyenlere harika bir kitap; muhabbetimiz bol olsun diyenlere...

Keyifli Okumalar!

Evlendikten Sonra da Muhabbet Olsun
Sema Maraşlı
Hayat Yayınları

Merve Yüksel - 24.02.2014

,

4580

Merve Yüksel Hakkında

Merve Yüksel

Kitap sever, deniz sever, camilerin ezan seslerinin bereketinde yaşar; sadece olduğu gibi yaşamaya çalışan, gördüğünün ve yaşadığının hakkını vermeye çalışan bir kul...

 

Yorumlar
  • Zeki AKINCI 2014.02.24 21:56

    Merve Hanım bir defa kitabın fotosu genelde imzalı olurdu, olmamış:-)
    ‘mavisi demini almış bir sema’ yı (ç)aldım, (ç)almakla kalmadım, alıp götürdü bir an, teşekkürler…
    En büyük sorun olan muhabbet, iletişim eksikliği ve özellikle de erkeklerin de kırıldığı ama içine attığı mesajı ile giriş ve "Aynı evde kalıyoruz, beraber yemek yiyoruz, aynı eşyaları paylaşıyoruz, her gece aynı yatakta beraber yatıyoruz; ama ben kendimi yalnızmışım gibi hissediyorum. Sanki benim kocam yok, sanki ben tek başıma yaşıyorum gibi duyguları silip atamıyorum."
    "Onun ruhu bu sofrada, bu odada, bu yastıkta yok! Bu evde "ben varım" ama ikinci bir "ben" bulamıyorum. Ona nikâhlı eşim mi yoksa evimi paylaştığım bir insan mı demeliyim bilemiyorum. İncitilen duygularımın bir kez olsun tamir edildiğini hatırlamıyorum." Alıntıları güzel olmuş, kadının daha fazla geçmişe takılan taraf olduğu mesajıda var sanki, ince ve güzel bir anlatımla giriş, güzel:-)

    5. paragrafta Ferhat’ın emir vermesi ve Şirin’in sorumsuz davranışları iki tarafında fıtratını ortaya koymuş:
    Ferhat: kavvam, ama abartmış tatlı-sert yönetme şeklini ve yönetme şeklinin sert tarafını almış:-) (26 ve 36. Adımlar ben buradayım diyor ama aslında Ferhat’ın adımlarının çoğuna değinmiş)
    Şirin: fıtratı itibariyle sevgi açlığı var ve Ferhat’ı yanlış yorumladığı için ve tepkisini bir şekilde ortaya koymaya çalışmış:-) (20 ve 35. adımlar ben buradayım diye bağırıyor:-))
    Tebrikler, mesajlar güzel (4(kısmen), 8, 14, 20, 23, 26, 35, 37 ve 40(kısmen). adımların parmak izleri var:-))

    6. paragraf, başlı başına olması gerekeni göstermiş, konunun sadece bahsedilen kitap olmadığını ve yazının bir yazar hem de iyi ve bilgili bir yazar tarafından kaleme alındığını göstermiş, iyi de olmuş. Bu arada ‘künhüne varmak’ ı da bana öğretti teşekkürler:-)

    ‘kördüğüm’ hatırlatması da orada ayrı bir anlam katmış. En iyi çiftten örnek verilmesi yerinde olmuş, batıdakilerden alıp şu kitapta şu örnek de var diyenlere/yazanlara kızıyorum, bizde en iyisi varken ne gereği var dışarıdan almaya? ilk örnek alınacak çiftin yazılmasına müteşekkirim:-)

    Daha sonra 26. adıma değinilmesi çok iyi olmuş, bence Ferhatların önceliği olması gereken en önemli 4-5 konudan biri, Ferhat’a güzel yerden suçüstü yapılmış, hem de hadisle beraber:-), tam Ferhat’ın kurtuluşu yok derken Şirin de kendi hatalarını fark etmeye başlamış, tarafsız olmuş tebrikler:-)

    Ve buradan sonra ‘muhabbete hizmet gerek’ kısmına giriş tam zamanında olmuş, yazının usta bir kalemden geldiğini göstermiş bence. Ve kitabın ana konusuna güzel bir şekilde değinilmiş.
    Finaldeki sorular ve tanıtım tabi, burada diyecek bir şey yok ustalık konuşmuş:-)

    ‘Genç kadın mutfağında otururken, masanın tam karşısındaki duvarda asılı tabloda, evliliklerini gösteren fotoğraflara dalmıştı yine. Ferhat'la ilk tanıştığı yıllar, nişanlılık, evlilik... On sene evveline kadar her şey ne kadar da güzeldi. Yine efkâr dolu bir gündü. Gam yüklü bulutların, mavisi demini almış bir semanın, yüreğinde hüzün bıraktığı kış günlerinden bir akşamüstüydü. Masanın başındaydı. Yorgunluğunu gidermek için bir fincan demli çay aldı; ilaç kokulu bir çay, dakikaların anlamını pekiştiren...’ tarzı yazış şekliniz gerçekten güzel. Bu yazış şeklinin adına ne denir bilmem ama keşke birikimli kaleminizden bu yazış şeklini biraz daha fazla görebilseydik, inanın bu yazış şekliyle kitaptan alıntıyı çok az yaparak da bu kitabı çok iyi bir şekilde anlatacağınıza eminim. Ben de çok fazla şey istemeye başladım ama .
    Sonuç olarak 40 konu var kitapta, 32 sine sizin yazınız okunarak gidilebilir. 8 konudan 6'sı Şirin'in, 2'si Ferhat'ın, ama ben kasıtlı bir tarafgirlik görmedim:-))))))
    40 konulu, konuların hem birbiriyle alakalı hem de birbiriyle ayrı işlenen bir kitabı hem ayrıntılara giden yollar bırakarak hem de bütünü anlatarak gerçekten siz de ‘BURADAYIM’ diye bağırmışsınız, kaleminize, emeğinize sağlık. Sizi eleştirecek birikime sahip olmamama rağmen fikirlerime gösterdiğiniz ilgiye müteşekkirim…
    Hürmetle Merve Hanım:-)

  • Zeki AKINCI 2014.02.24 22:07

    Merve Hanım bir defa kitabın fotosu genelde imzalı olurdu, olmamış:-)
    ‘mavisi demini almış bir sema’ yı (ç)aldım, (ç)almakla kalmadım, alıp götürdü bir an, teşekkürler…
    En büyük sorun olan muhabbet, iletişim eksikliği ve özellikle de erkeklerin de kırıldığı ama içine attığı mesajı ile giriş ve "Aynı evde kalıyoruz, beraber yemek yiyoruz, aynı eşyaları paylaşıyoruz, her gece aynı yatakta beraber yatıyoruz; ama ben kendimi yalnızmışım gibi hissediyorum. Sanki benim kocam yok, sanki ben tek başıma yaşıyorum gibi duyguları silip atamıyorum."
    "Onun ruhu bu sofrada, bu odada, bu yastıkta yok! Bu evde "ben varım" ama ikinci bir "ben" bulamıyorum. Ona nikâhlı eşim mi yoksa evimi paylaştığım bir insan mı demeliyim bilemiyorum. İncitilen duygularımın bir kez olsun tamir edildiğini hatırlamıyorum." Alıntıları güzel olmuş, kadının daha fazla geçmişe takılan taraf olduğu mesajıda var sanki, ince ve güzel bir anlatımla giriş, güzel:-)

    5. paragrafta Ferhat’ın emir vermesi ve Şirin’in sorumsuz davranışları iki tarafında fıtratını ortaya koymuş:
    Ferhat: kavvam, ama abartmış tatlı-sert yönetme şeklini ve yönetme şeklinin sert tarafını almış:-) (26 ve 36. Adımlar ben buradayım diyor ama aslında Ferhat’ın adımlarının çoğuna değinmiş)
    Şirin: fıtratı itibariyle sevgi açlığı var ve Ferhat’ı yanlış yorumladığı için ve tepkisini bir şekilde ortaya koymaya çalışmış:-) (20 ve 35. adımlar ben buradayım diye bağırıyor:-))
    Tebrikler, mesajlar güzel (4(kısmen), 8, 14, 20, 23, 26, 35, 37 ve 40(kısmen). adımların parmak izleri var:-))

    6. paragraf, başlı başına olması gerekeni göstermiş, konunun sadece bahsedilen kitap olmadığını ve yazının bir yazar hem de iyi ve bilgili bir yazar tarafından kaleme alındığını göstermiş, iyi de olmuş. Bu arada ‘künhüne varmak’ ı da bana öğretti teşekkürler:-)

    ‘kördüğüm’ hatırlatması da orada ayrı bir anlam katmış. En iyi çiftten örnek verilmesi yerinde olmuş, batıdakilerden alıp şu kitapta şu örnek de var diyenlere/yazanlara kızıyorum, bizde en iyisi varken ne gereği var dışarıdan almaya? ilk örnek alınacak çiftin yazılmasına müteşekkirim:-)

    Daha sonra 26. adıma değinilmesi çok iyi olmuş, bence Ferhatların önceliği olması gereken en önemli 4-5 konudan biri, Ferhat’a güzel yerden suçüstü yapılmış, hem de hadisle beraber:-), tam Ferhat’ın kurtuluşu yok derken Şirin de kendi hatalarını fark etmeye başlamış, tarafsız olmuş tebrikler:-)

    Ve buradan sonra ‘muhabbete hizmet gerek’ kısmına giriş tam zamanında olmuş, yazının usta bir kalemden geldiğini göstermiş bence. Ve kitabın ana konusuna güzel bir şekilde değinilmiş.
    Finaldeki sorular ve tanıtım tabi, burada diyecek bir şey yok ustalık konuşmuş:-)

    ‘Genç kadın mutfağında otururken, masanın tam karşısındaki duvarda asılı tabloda, evliliklerini gösteren fotoğraflara dalmıştı yine. Ferhat'la ilk tanıştığı yıllar, nişanlılık, evlilik... On sene evveline kadar her şey ne kadar da güzeldi. Yine efkâr dolu bir gündü. Gam yüklü bulutların, mavisi demini almış bir semanın, yüreğinde hüzün bıraktığı kış günlerinden bir akşamüstüydü. Masanın başındaydı. Yorgunluğunu gidermek için bir fincan demli çay aldı; ilaç kokulu bir çay, dakikaların anlamını pekiştiren...’ tarzı yazış şekliniz gerçekten güzel. Bu yazış şeklinin adına ne denir bilmem ama keşke birikimli kaleminizden bu yazış şeklini biraz daha fazla görebilseydik, inanın bu yazış şekliyle kitaptan alıntıyı çok az yaparak da bu kitabı çok iyi bir şekilde anlatacağınıza eminim. Ben de çok fazla şey istemeye başladım ama .
    Sonuç olarak 40 konu var kitapta, 32 sine sizin yazınız okunarak gidilebilir. 8 konudan 6'sı Şirin'in, 2'si Ferhat'ın, ama ben kasıtlı bir tarafgirlik görmedim:-))))))
    40 konulu, konuların hem birbiriyle alakalı hem de birbiriyle ayrı işlenen bir kitabı hem ayrıntılara giden yollar bırakarak hem de bütünü anlatarak gerçekten siz de ‘BURADAYIM’ diye bağırmışsınız, kaleminize, emeğinize sağlık. Sizi eleştirecek birikime sahip olmamama rağmen fikirlerime gösterdiğiniz ilgiye müteşekkirim…
    Hürmetle Merve Hanım:-)

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin