<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
	<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title>Kitap Haber | RSS Kaynağı</title>
		<link>http://www.kitaphaber.com.tr/feed.php</link>
		<description>Kitap Haber için RSS Kaynağıdır.</description>
		<language>TR-tr</language>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 07:26:24 +0200</pubDate>
		<lastBuildDate>Thu, 23 Feb 2012 07:26:24 +0200</lastBuildDate>
		<docs></docs>
		<generator>Yakusha Bilişim</generator>
		<managingEditor></managingEditor>
		<webMaster></webMaster>
	
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:55:12 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut</guid>
	<title>Bozkırın Sırrı - Ahmet Turgut | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/f1e8e27d25e8f20188353bd2dabd0dc0.jpg">"Üç bin yıl önce, Bozkırdaki yarı-göçerler 'Türk' adıyla henüz bilinmezken doğdular. Erkek: Çadırı tutan ana direk olması için Öktem diye çağrıldı. Yüz yirmi dört bin peygamberden biriydi o. İkizi: müjdelenen yoldaşın eşi ve sırrın anasıydı. Tarihçiler onu Aşena diye andı... " (arka kapak)
<br>
<br>Sahaflar çarşısında ilk bakışmamızda adı ile merakımı celbetmişti ilkin. Hem çok satan kitaplara karşı bir ön yargının etkisi hem de türk lafzının aklıma düşürdüğü ırkçılık olabileceği hissi ile gayet mütereddid bir halde kitabı aldım. Amacının dikkat çekmek mi, farklı bir konuyla ortaya atılmak mı, yoksa Mevlana kitapları gibi dindarlık üstünden geçinmek mi olduğu şüphelerini duyduğumu da itiraf etmeliyim. Eh, bakalım neyin nesiymiş diyerek okumaya koyuldum. Fakat okudukça kurgusunda kof bir iddia olmaması, karakterleri ayetlerden temellere oturtması takdir ettirdi. Gerçekten çok iyi! Türk edebiyatına zannediyorum ki ilk defa misafir oluyormuş türk bir peygamber konusu.
<br>
<br>1975 Malatya doğumlu olan Ahmet Turgut, inşaat mühendisliği mezunu. Uluslararası inşaat projelerinde çalışmış. 2005'ten itibaren "Ekmek teknesi, Ayrılık, Kurtlar vadisi" gibi dizilerin hikaye ve araştırmalarını yapmış. Ve halen "Kurtlar vadisi pusu" dizisinin yayın grubundaymış. 'Aşkın Şehidi' kitabının da yazarı olan Ahmet Turgut, bu kitabın öncesinde 2 yıl boyunca ön-türkçe, atçılık, sanat tarihi, askeri tarihçilik, dinler tarihi araştırmaları yapmış. Sağlam adımlarla ilerleyen yazarın eleştiri alan tek yanı: Kurtlar vadisi dizisinde bir sahnede Polat Alemdar'ın elinde bu kitapla görülmüş olması olmuş. Reklam yüzünden yok satanlara girdiği iddiası biraz iticilik katıyor olsa da, Öktem karakterini temalandırdığı ayetler sayesinde hem kitap boyunca ayetler arası ufak bir gezintiye neden oluyor, hem de beyinde bir peygamber portresi yanı sıra güzel ahlak çizelgesi yansıyor. Bunlar güzel şeyler diye düşünüyorum.
<br>
<br>Kırgızistan ile Kazakistan arasında bulunan Issık Göl yakınlarındaki Aladağ'da buluyorsunuz kendinizi. Bozkırdaki rutini bozabilen bir toy düğün ile başlıyor hikaye. Gülce'nin düğünü bu. Kamların ayini oluyor önce. Sonra babası son kez sesleniyor Gülce'ye. "Boyuna g ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:56:17 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun</guid>
	<title>Teselliler Kitabı - Yusuf Özkan Özburun | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/41d9b851a95abb1d2846a0c2cb5fdb4a.jpg">Yusuf Özkan Özburun'un kaleminden, bir rüya olan hayatta her an düşebileceğimiz ve belki de birçoğuna düştüğümüz, düşerek uyanmaya çalıştığımız o derin boşluklara dair teselliler sunan bir eser; Teselliler Kitabı.
<br>
<br>Kapağından iç tasarımına ve içeriğine kadar ince bir çalışmanın ürünü olduğu derin tahlillere gerek kalmadan anlaşılabiliyor. Her bir bölüm tefekkürane zaman dilimlerine eşlik edecek çizimlerle zenginleştirilmiş. Yine farklı desenlerin eşlik ettiği sayfa tasarımı ve üzerinde hüzne dair bir tesellinin bulunduğu kartpostal sürpriziyle de, yüreklerden önce gözlere hitap eden farklı ve ilgi çekici bir eser oluşturulmuş.
<br>
<br>Yusuf Özkan Özburun, kavramların derin anlam yataklarında yolculuk yapmaktan çekinmeyen ve tuttuğu kavramları anlamanın kıvamına getirmeden bırakmayan bir yazar. Senelerin verdiği birikimi irfani bir dil ile yoğurarak her kesimden okurun damağında farklı bir tat bırakabilmeyi amaçlıyor. Sırf bu yüzden kırk teselli niyetiyle başladığı eserini dokuz teselli de bırakabiliyor. Araştırıyor, yeri geldiğinde kazılar yapıyor, alıntılarla zenginleştiriyor ve kavramı okuruna objektif bir açıdan sunabilmenin tüm yollarını deniyor.
<br>
<br>Bu durum elbette eseri kavramsal açıdan sağlam bir zemine oturtuyor. Yine, eserin önsözünde de açıkça değinildiği üzere, yazarın bizzat yaşadıkları, arayışları ve tecrübesiyle de, eserin ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 17:15:49 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu</guid>
	<title>Tufandan Önce - Mustafa Kutlu | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3ccd72e5a4435acf7a377e47e52cc2a0.jpg">&#8220;Belediye başkanı Şemsettin Bilen o sabah banyo yapmış, kurulanmış, üstte fanila altta çizgili pazen pijama, gözlüklerini takıp sedire çıkmıştı. Tırnaklarını kesiyor, ayak tırnaklarını. Bir gazete yaymış, belini kamburlaştırıp ayaklarına eğilmişti.&#8221; 
<br>
<br>Böyle başlıyor hikâye, Mustafa Kutlu&#8217;nun günümüz birçok yazarının aydın olma hürmetine bizden olmayan, Avrupai söylemlerinin yanında basitçe duran ifadeleri ile. Söz gelimi A isimli yazar bu hikâyeye şöyle başlayabilirdi: 
<br>
<br>&#8220;Yağmurlu bir sonbahar sabahında (fazla mı romantik oldu ne!) Belediye başkanı Sayın Şemsettin Bilen her sabah yaptığı üzere duşunu almış ütülü röpdeşambırlarını giyip salondaki L koltuğa oturmuştu. Kişisel temizlik işlerini banyoda yaptığından camdan dışarıdaki yağmuru izliyor, siyasi düşüncelere dalıyordu...&#8221; 
<br>
<br>Ya da bir başkası bunu hiç hikâye edilecek bir olay olarak görmeyip, buruşturup çöpe atabilirdi yazdıklarını. Dedik ya Kutlu&#8217;nun kalemi buna müsaade etmez, zira O bu toprakların emzirdiği çocuktur. 
<br>
<br>Kutlu&#8217;nun kitaplarında aşağı yukarı aynı dili tutturduğunu bu kitabı elinize alıp kapağını kaldırır kaldırmaz anlarsınız böylelikle. Gerçek yazarların asra göre, cisme göre, isme göre, yöreye göre değişmez kendi üslûpları vardır zira. Kutlu da günümüzde nadir kalan bu yazarlardandır bize göre. 
<br>
<br>Hikâyenin ilerleyen safhalarında siyasi, idari kimlikli birkaç önemli şahsiyetin yanında vatandaştan birilerini de bulmanız söz konusu. Mesela Şemsettin Bilen&#8217; ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 17:33:38 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt</guid>
	<title>Harem&#8217;den Mektebe - Songül Keçeci Kurt | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/468be5b51ee8ef49b489d33779011d28.jpg">Kesintisiz mecburi eğitimin, 12 yıla çıkarılmasının tartışıldığı bu günlerde Osmanlı&#8217;da ilk eğitimin ele alındığı bu kitap mevzuya kız çocuklarının eğitimi noktasından bakmamıza yardımcı oluyor.
<br>
<br>Doğan Cüceloğlu &#8220;İnsanı ararken&#8221; adlı kitabında, Amerika&#8217;nın bazı eyaletlerinde halen devam eden bir uygulamadan bahsediyor.
<br>
<br>İlkokula başlama çağına gelen bir çocuğun velisi &#8220;ben kendi çocuğuma, kendim eğitim vermek istiyorum, okula göndermek istemiyorum &#8221; deme lüksüne sahip. Böyle bir talep olduğu takdirde, ailenin eğitim verebileceğine kanaat getirilirse izin veriliyor ve çocuk okuldan muaf tutuluyor.
<br>
<br>ABD referanslarım arasında olmamasına rağmen, bu uygulama dikkatimi çekmişti. Yıllar önce okuduğum bu satırları hatırlattı.
<br>
<br>Osmanlı döneminde ilk eğitimin verildiği yerler &#8220;sıbyan mektepleri&#8221; 5 ila 10 yaş aralığındaki çocuklara, dini bilgiler, okuma yazma (daha çok okuma) eğitimi verilen, her mahallede bulunan halk arasında &#8220;mahalle mektebi&#8221; diye anılan camiye bitişik büyük bir oda.
<br>
<br>Sıbyan mektebinde eğitim alan çocukların tahsil hayatı, erkek çocuklarında isteğe bağlı olarak medreselerde devam edebiliyordu.
<br>
<br>Kız çocukları için ise böyle bir sürecin başlaması ikinci meşrutiyetten sonra açılmaya başlanan okullarda mümkün olduğu kayıtlardan ulaşılan bilgiler arasında.
<br>
<br>Yine erkekler için olan mekteplerde okutulan farklı alanlardan bah ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Deniz Gümüştekin</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 13:06:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman</guid>
	<title>Göğü Delen Adam - Erich Scheurman | Deniz Gümüştekin</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/51e46661922d9c2222add46536ce30a5.jpg">Tavsiye üzerine okuduğum &#8220;Göğü Delen Adam&#8221; isimli kitap 20. Yüzyılın başında basılmış. Yazıldığı dönemden itibaren büyük bir ilgi toplayıp bu günlere kadar okunmuş ve en son 7. basımıyla elimde bitirdiğim son kitaplardan biri... 
<br>
<br>Kitap okurken bitirmekten öte bir şeyler vardır; gözlerinizin bir diğer sayfaya geçerken içinizde uyandırdığı merak duygusu. Bu duygu size kitabı sıkılmadan, farkına varmadığınız bir hız içerisinde bitirmenizi sağlar. Bana bu merak duygusunu uyandıran sebebe gelince kitapta kendisi Amerikalı bir yerli olup ayrıca kabile reisi olan Tuiavii&#8217;nin batılı insanların yaşamı ile ilgili yaptığı yorumlardır. Her yorumu okuduğunuzda yaşantısını normal olarak gördüğümüz batılı insanlarının, aslında doğaya ne kadar aykırı bir yaşam sürdürdüklerini anlarsınız. Yaptığı eleştirileri ayrı ayrı başlıklar içinde anlatması ise kitabı daha da cazip bir hale getirmiştir. 
<br>
<br>Kitapta &#8220;papalagi&#8221; ismine sık sık rastlarsınız. &#8220;Papalagi&#8221;, yerlilerin konuştuğu samoa diline göre &#8220;göğü delen adam&#8221; demektir. Göğü delmek  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 12:58:14 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar</guid>
	<title>Okul Evde Başlar | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3e089a0df05a9b72d2c3889ecd838abd.jpg">Meslek itibari ile sık sık aile ve çocuk eğitimi konulu konferans ve seminerlerde esniyoruz, şey pardon, eğitiliyoruz. Geçenlerde yine yanımıza yastık niyetine taşıdığımız birkaç kitap ve çantamızı alp koyulduk yola. Uzman psikolojik danışman dr. Fatih Kalkınç gelecek dediler, okuldaki bütün öğretmen arkadaşları toplayıp aşağı indirdiler. Diğer arkadaşları bilmem ama ben yine o sıkıcı ve içimizdeki balonları konferans boyunca şişirip şişirip konferanstan iki saat sonra patlatacak konuşmalardan birine daha gideceğim için hazırlıklıydım. Dedim ya kalın birkaç kitap başım altına, bir yumuşak şal da dizlerim üstüne. Rahat uyumak için!
<br>
<br>Neyse efendim. Doktor bey içeri girdi sebepsiz alkışlardan biri tam kopacaktı ki durdurdu milleti, lüzum yok dedi. Skor 1-0. Alkış meraklısı bir toplumda alkış istemediğini söyleyen bir uzman? Şaşırdım doğrusu. Seminer süresince zihnimi ayakta tutan değişik imgeler, ilginç örnekler, &#8220;bu sorun tıpkı benim a öğrencimin sorunu, şu da falanca arkadaşımın başına gelmişti&#8221; dedirten olaylar sonrasında salon çıkışında satışa sunulan kitaplardan birine el uzattım: &#8220;OKUL EVDE BAŞLAR&#8221;.
<br>
<br>Çocuk eğitiminin kalıplara sığmayacak kadar geniş ve ihmal edilemeyecek kadar önemli olduğuna dem vuran yazar, &#8220;hiçbirimizin çocuğu kullanma kılavuzu ile dünyaya gelmiyor&#8221; diyerek kitabın selam faslından sonraki ilk sayfasıyla kendini okuyucuya zamkla yapıştırıyor. Yazar kitapta, Zeka, empati, çocuk davranışları, sorumluluk duygusu, özgüven, özel olma hisleri, dinleme, cinsiyet eğitimi, aile toplantısı, sorumluluk geliştiren disiplin anlayışı, kardeşler arası ilişkiler başta olmak üzere tam 15 bölümde birbirinden önemli konulara değiniyor.
<br>
<br>Hepiniz bilirsiniz klasik bir karikatür var ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 13:19:55 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil</guid>
	<title>Ceviz Sandıkları Ve Para Kasaları - Ali Ayçil | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/572cf63296d438cec3b87d0098eaa86c.jpg">"Artık seni aramaktan vazgeçtim.
<br>Bunu bana "şiir" öğütledi.
<br>Yazdığım her şiirde, senin,
<br>Yeryüzünde bir karşılığının bulunmadığını,
<br>Şu sebepsiz sıkıntılar bize uğradıklarında
<br>Evsiz kalmasınlar diye bahane edilmiş bir imge
<br>Olduğunu, geç de olsa kavradım.
<br>O sıkıntılar hep gelecek ve biz onları,
<br>Aslında hiç olmayan sende ağırlayacağız.
<br>O sıkıntılar nereden mi gelecek
<br>Doyamadan terk ettiğimiz cennetten ve
<br>Yarım bırakılmış çocukluğumuzdan. 
<br>Yani tam dünyaya atıldığımız yerin iki yakasından."
<br>
<br>Ali Ayçil, duru ve güzel bir şekilde sosyal realizm kokan ve alt kategorileri mevcut olan denemelerini bir arada topladığı &#8216;&#8216;ceviz sandıkları ve para kasaları&#8217;&#8217; adlı eserinde, eski toplumsal yaşamın/düzenin yeni toplumsal yaşama/düzene ayak uydurması arasındaki farka değinmiştir. Burada birçok değişen faktörü ele alma ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:21:53 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar</guid>
	<title>Merhamet - Kemal Sayar | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8ceb508c1770e074f1c965ec8954bce0.jpg">&#8220;Kitap bilgisi hâl bilgisine kolaylıkla dönmüyor.&#8221;
<br>
<br>Kalbinize kabul ettiğiniz her cümle içinde merhamet ve muhabbet taşıyan bir hediye kutusu gibidir. Kutuyu açmadan hediyenin aslına vakıf olmak zordur. Kutuyu açıp hediyeyle karşılaştıktan sonra onu tanımak ise daha zordur. Zira genelde hediyenin maddi ve şeklî nedenleriyle oyalanırken faili ve amaçsal nedenleri hep ıskalanır. Tam olarak nedeni bilinemez. Eksik bilinir. 
<br>
<br>Her kitap da insan için özünde bir hediye kutusu gibidir. Süslenir kapağı özenle. Çekici bir duruma getirilir. Dikkatleri celbeder. Üzerine türlü kabartmalar uygulanır. Eliniz uzandığında dokunma duyunuzu tahrik eder. Eller kapakta kalır kitap okundukça. Eller kalpleri yener çoğu zaman. Arka kapakta yer alan ince bir paragraf ya da cümle ise, son darbedir okuyucuya, artık gel çığlığı&#8230; 
<br>
<br>Bütün kitapları bir cümle bulmak için okuruz. Bir cümlede hayat bulmak için. Bir cümlede dirilmek ve diriltmek için. Bir cümlede kalbimizi görmek için. Kalbimizin kanayan yaralarına merhem bulmak için. Acıya dayanmak için. Kanıksamak için. Çektiğimiz acıları çeken başka birilerinin daha var olduğunu görmek için. Bir cümle için&#8230;
<br>
<br>Kitap bilgisinin hal bilgisine dönmesi, ancak beklediğimiz bir çağrı cümlesine gönül vermemizle gerçekleşir. Bu yüzden Kemal Sayar, hâl bilgisine dair cümleler sıralarken ok ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Fatmanur Demir</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:15:29 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert</guid>
	<title>Öykü Yazmak - Necati Mert | Fatmanur Demir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0002fb16f52c81e849b2c0971825f4a7.jpg">Yüksek sesle hissedileni söyleyiniz. Cümle kendiliğinden gelecektir .(Ömer Seyfettin, Üslûbu İnşa sf. 20) 
<br>
<br>Öykü yazımında başlangıç, son noktanın anahtarı gibidir. Gidilen yoldaki meşakkatleri aza indirmenin en önemli ipuçlarını verir ilk cümle. Giriş kapısı hükmündedir yazara göre. İstenilen sonuca ulaşmak için çalınan kapının doğruluğu kadar, nasıl çalındığı da önemlidir. Bu nedenle farklı giriş cümlelerini, türlü şekillerde kullanmıştır birçok yazar. 
<br>
<br>Bu kitap, kalem elinde tetikte bekleyen amatör bir yazar için, her adımda sağ kulağına dostane bir üslupla eksiklerini fısıldayacak bilgilerle dolu. &#8220;İlk cümle&#8221; başlıklı bölümü öykünün, hangi cümleyle başlanırsa daha anlamlı ve dikkat çekici olabileceği bilgisini vermek amacıyla birkaç örneklendirme yapmış. Ve ardından bu bilgiye ilaveten Tarık Dursun K&#8217;nın ilk cümleyi günlerce bulamadığını eklemiş. İlk cümle nizamiye kapısıdır, öyküye oradan girilir. 
<br>
<br>Öyküye giriş kadar öykü kahramanlarının kişilik ve adlarının da önemini ayrı bir başlık altında açıklamış. Ve demiş ki; Sait Faik diyor ki: &#8220;Bu Sakarya balıklarının etinin lezzetinden ziyade isimleri hoşuma giderdi. Neden? Çünkü; Sakarya balıkları isimleriyle beraber yendiği için lezzetlidir.&#8221; (sf:111) Öykü kahramanına yüklenen kişiliğe ve verilmek istenen mesaja uygun adlandırma yapılmasıyla öykünün bir tuğlası da ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 14:33:30 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi</guid>
	<title>Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/54cb72cd69f3f2d6916af43d7052d282.jpg">Bana ne demekten vazgeç!
<br>Herkesin derdini de sevincini de paylaş.
<br>Herkes kimdir?
<br>Herkes dediğin: Sensin!
<br>
<br>Kitabın sahibinin engin tevâzuunu gösteren güzel, güzel olduğu kadar da manalı bir hikayesi vardır. 1942 yılında Sâmiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan adlı romanı neşredilir. Hocası kendisinden bu kitabı imzalamasını ister. O da hemen kalemi kağıdın üstünde yürüterek, '' Taşı dile getiren Büyük Üstadıma '' diye yazar ve hocasına uzatır. Arkasından bu güzel ânın duygularını kitabın ilk parçası ile ifade eder ve artık mensur şiirlerinden birinin adı belli olmuştur. Dile Gelen Taş...
<br>
<br>Eser Aysel Yüksel'in yazarımıza ve kitaba dair bilgilerinin mevcut olduğu bir önsözle başlıyor. Akabinde kitaba ismini veren mensur şiir formatındaki dile gelen taş adlı yazının varlığı görüyoruz. Yine bu eserde de bir önceki tanıttığımız Hancı adlı kitabının içeriğiyle konular eşdeğer. Gerek anlatımlar, gerekse kitaba hâkim olan konular. Ki anlatımlar arasında geçen ve manası herke ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Merve Toprak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 14:30:05 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop</guid>
	<title>Cennete Otostop | Merve Toprak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/89162a79924d284fbcac034f5a0cb1a5.jpg">Büyük bir merakla alıp okumaya başladığım ve bir solukta bitirdiğim &#8216;cennete otostop&#8217;, Adem Özköse tarafından 19 kişinin hidayet öyküleri üzerine yazılmış etkileyici bir kitap.
<br>
<br>19 mühtedinin öyküleri farklı farklı; kimisi ünlü bir müzisyenken, kimisi papazken, kimisi dibine kadar günaha batmış bir gençken, kimisi misyonerken tanışmış İslam ile. Bu hikâyeleri okurken hidayeti farklı vesilelerle Allah&#8217;ın nasip ettiğini görüyoruz. Ve hemen En&#8217;am sûresi 125. ayet canlanıyor kafamızda; &#8216;Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam&#8217;a açar, kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.&#8216;
<br>
<br>Allah istediği müddetçe hidayet nasip oluyor ve bu hidayetlere birçok şeyi vesile kılıyor. 19 mühtedinin öykülerini okuduğumuzda ise hidayete vesile olan en büyük etkenin &#8216;Kur&#8217;an-ı Kerim&#8216; olduğunu görüyoruz. Devamında &#8216;Müslüman kimliği&#8217;, &#8216;tebliğ&#8217; vs..
<br>
<br>Kimisine arkadaş vesilesiyle, kimisine rüya vesilesiyle, kimisine tamamını sadece 2 haftada okuduğu Kur&#8217;an-ı Kerim ile, kimisine radyoda dinlediği besmele ile, kimisine &#8216;hamd alemlerin Rabbi içindir&#8217; ayetiyle ve kimisine de otostopla hidayeti nasip ediyor Rabbim. Hidayet vesilelerinden anlaşılacağı üzere hepsinin hikayesi birbirinden ilginç ve bir o kadar da etkileyici.
<br>
<br>Hidayet öykülerini okurken bu kişilerin ve daha bizim bilmediğimiz binlerce insanın hidayetine vesile olan Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in neden Müslüman bir ailede doğan ve Müslüman olduğunu iddia eden insanlar üzerinde çok fazla etki etmediğini düşünürken bir mühtedinin cevabı derinden sarsıyor; &#8216;Müslüman bir aile ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 13:28:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci</guid>
	<title>Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9135ca962beaa733801a871a1772ee2c.jpg">İbrahim Tenekeci kitaplarıyla karşılaşmam aklıma geldikçe acı hissederim. Okudukça hüzün&#8230; İlk aldığım kitabına attığım tarih, ikinci intifada&#8230;
<br>
<br>Gazze yararına yapılan bir kermeste, yarı fiyatına satılan kitaplar arasından seçtiğim rastgele kitaplardan biri: Uçuş Denemeleri&#8230; Kitabın kapağını açtığımda önüme çıkan ilk cümle: &#8220;Rabbim, sen olmasan kimin aklına gelirim ben?&#8221; gerisi yok&#8230; O güne dair tek satır hatırlamıyorum. İncecik bir kitap, içerisinde ne yok ki? Döne dolaşa okuyorum. Daha sonra İbrahim Tenekeci&#8217;nin şiirleri olduğunu öğrendiğimde, tutup ilk defa şiir kitabı aldım. Haşmet Babaoğ ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Sümeyye Göçer</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 13:25:09 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose</guid>
	<title>Mesnevi Hikayelerinden: Gafletten Kurtuluş - Kadir Köse | Sümeyye Göçer</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b1475f8397dd2480b1ab0807e6dd1e19.jpg">Kadir Özköse&#8217;nin Sivas Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirmiş olduğu &#8220;mesnevi sohbetleri&#8221; konulu konferanslar dizisinin bir derlemesi olan bu kitap birçok mesnevi şarihinin yorumunu  yazarın dilinden okuyucuya sunuyor.
<br>
<br>Mesnevi Hikayeleri dizisinin ikinci kitabı olan bu eser hayatını çengi çalarak gaflet içinde geçirip yaşlılığında yalnız ve çaresiz kalan, umutsuzluk içinde bir kabristana giderek bu kez de Allah için çengi çalmaya karar veren bir çengicinin hikayesini anlatıyor. Anlattığı bir hikaye değil esasında ömrü vefa edip yaşlılığa eren her gafil insanın başına geleni /terk edilişi ve en önemli gerçeği: ne olursa olsun her an yanında olacak tek varlığı hatırlatıyor.
<br>
<br>Şüphesiz ga ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:50:21 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef</guid>
	<title>Hamas'ın Oğlu - Mosab Hassan Yousef | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/426b71df30883228fa57947955abe823.jpg">Adı: Mosab Hassan Yousef; diğer bir deyişle Mus'ab Hasan Yusuf. 1978 Ramallah-Filistin doğumlu. Hamas'ın 7 kurucusundan biri olan Şeyh Hasan Yusuf'un büyük oğlu. Desteği, veliahdı, sırdaşı. Bu ilk kimliği..
<br>
<br>Kod adı: Yeşil Prens. 1996'da yapılan teklifi kabul etmesinin ardından 10 yıl İsrail adına casusluk yapmış Şin Bet ajanı. Kaç intihar bombacısını ihbar eden, babasını korumak için (?!) hapse attıran ajan. Bu ikinci kimliği... Hamas'ın Oğlu.
<br>
<br>Yeni adı: Josef. Ortadoğulu bir öğreticinin verdiği İncil'de okuduğu "Düşmanını sev." parolasının aradığı şeyin ta kendisi olduğu inancıyla tanrısı İsa'nın iyi bir takipçisi olup, hıristiyan olarak Amerika'ya yerleşen ve kitabının sonunda da "İsa'ya imanını geliştirebilmesi için" dua isteyen bir hıristiyan. Bu da üçüncü kimliği...
<br>
<br>"Hamas'ın Oğlu" 3 inancın özgürce (daha doğrusu ikisinin hür diğerinin asker ve bombalarla kuşatılarak) yaşandığı kent Kudüs'de 3 ayrı inanca da bulaşmış bir adamın hayat hikayesini anlatıyor. Kitaptan edindiğimiz bilgiye göre: Ramallah'ta dünyaya gelir Musab. Dedesinin okuduğu o büyülü ezan seslerini huzurla dinleyerek büyür. Babasının öğretileri doğrultusunda namaza başlar. Biraz serpilince her Filistinli çocuk gibi taş atma eylemlerine başlar, şehid cenazelerine katılır. Ama Musab bunlardan ürkmektedir. Zira samimi bir müslüman olan babası yahudilerden nefret etmektedir. Ve ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için mücadele vermektedir. 14 yaşına geldiğinde Musab Kur'an'ı ezberlemeye başlar. 1989 yılında babası hapse girer ve tüm sorumluluk ve yük ona kalır. Babasının peşpeşe hapse düşmesini üzerine hepten nefretle dolar ve radikal fikirlere kapılır ve nefret ettiği İsrail'e karşı kendini daha iyi savunmak için silah almaya karar verir. Fakat silahları temin eden İbrahim dikkat etmez, telefonda silahlardan bahseder. Telefonların dinleniyor olması başlarına bela olur ve Musab 18 yaşında ilk defa hapse girer. Lise sınavlarını da kaçırmıştır.
<br>
<br>Dipçik ve tekmelerle hapse tıkılan Musab 45 gün kaldığı hapishanede adı Luay ol ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:47:48 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi</guid>
	<title>Rivayet Kültürü Ve Yanlış Din Anlayışı | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/fe077c978e1f395f640c4046a550c08a.jpg">Kitabın adından da belli olduğu gibi, rivayetlere dayanan din anlayışının, kültürlerin de içine girmesiyle doğruyu nasıl saptırdığını gösteren oldukça faydalı olacağını inandığım bir çalışmadır. Belki birçok tabuları yıkması sebebiyle eleştirilmeye müsait bir kitaptır. Çünkü rivayetlerle aktarılan birçok hadisin, Kur-an ile irtibatı ve aykırılığı gözler önüne serilmektedir.
<br>
<br>Çok titiz bir çalışmanın ürünü olan bu eserde, bir hadis düşmanlığı veya İslami geleneğe bir başkaldırı durumu söz konusu değildir. Fakat bizim dokunulmaz bildiğimiz birçok tabunun, dokunulduğunda nasıl elimizde kalacağını göstermesi açısından, önemlidir. Zira Kur-an&#8217;ı Kerim&#8217;in koruyuculuğunun bizzat Allah tarafından olması ve onun pratiğe konulması yönünde ise sünnetlerin yol gösterici olduğu şüphesizdir. Fakat günümüze kadar birçok kavim ve cemaatlerin de rivayetler vasıtasıyla bu dine bazı şeyler kattığı bir gerçektir. Bu kitapta özellikle bu gerçeği göz önüne alarak, bazı Hadis&#8217;lerin kaynağı araştırılmıştır. Yani söz konusu olan hadisler Kur-an ile karşılaştırılmıştır.
<br>
<br>&#8220; Hemen belirtelim ki burada hadis düşmanlığı yapmıyoruz ve yapanları da onaylamıyoruz. Yararlı her bilginin müminin yitik malı olarak görüldüğü İslam anlayışında değil hadis kültürüne, doğudan batıya kadar hiçbir kültüre ilke olarak düşmanlık yapmak veya tümünü reddetmek doğru değildir. Yapmak istediğimiz, doğru ile yanlışı, sahihle zayıf ve uydurmayı birbirinden ayırmak ve yanlışların insanların din, inanış, ibadet, ahlak, yönetim ve uygulamasını, tasavvur ve anlayışını yönlendirip etkilemesinin önüne geçmeye çalışmaktır&#8230;&#8221;
<br>
<br>&#8220;Fakat ne yazık ki İslam devleti sınırlarının genişlemesi, kısa sürede gerçekleşen yoğun katılımla beraber başka kültürlerin ve felsefelerin İslam kültürüne karışması, oluşan sosyal refah ve bunun yol açtığı iktidar mücadelesi neticesinde üzerinden henüz elli yıl geçmeden ve bütün olumsuzluklara rağmen rayından çıkmayacak şekilde kökleşip yeterince kurumsallaşmadan bu toplum büyük bir travma yaşadı. Fitne kazanı kaynayıp birçok konuda cahiliye anlayışları hortladı. Ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve kutuplaşmalar yüzünden iç mücadeleler, toplumu kamplara ayıran Cemel ve Sıffin gibi savaşlar meydana geldi ve Müslümanlara çok pahalıya mal oldu. Bunun bedelini Müslümanlar bu güne kadar ödemeye devam etmektedir. 
<br>
<br>Çünkü bunun sonucunda yüksekten düşen karpuzun parçalara ayrılması gibi toplum Emevilik, Haşimilik, Abbasilik, Araplık, Mevalilik, Haricilik, Şiilik, Mutezilelik, Sünnilik, Mürciilik, Kaderilik, Cebrilik vd. şeklinde itikadi, fikri ve siyasi kamplara ayrı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:42:39 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin</guid>
	<title>İslam'a Göre Kişisel Gelişim - Vedat Aydın | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/546d6363a0d991635b95ee6418103cf7.jpg">Kişisel gelişim insan hayatında düzenin ve istikrarın en iyi biçimde uygulanması anlamına geliyor. Yirminci yüzyılla birlikte gelen modern çağ insanı şehirleşme kültürüyle yaşamaya başlamıştır. Şehirleşme kültürü ise insan yaşamına etkilerini bir çok yönde göstermiştir. İntaharlar, boşanmalar, şiddetli geçimsizlik, savaşlar bunlardan sadece birkaçıdır. 
<br>
<br>Aslında Kuran'ı Kerimde bunların yolu açık bir dille gösterilmiştir. Ancak günümüz insanı bir nevi popüler kültür haline gelen kişisel gelişim kitaplarına tapar olmuştur. Vedat Aydın ise bu sorunu Kuran'ı Kerim'in ışığında incelemiş ve bir çok aksaklık farketmiştir. Bulduğu yanlışlıklarıda bu kitapta toplamıştır. 
<br>
<br>Kuran'ın ön gördüğü kişisel gelişim ana karnında başlar. Hamile olan bir annenin hamilelik döneminde yediğine içtiğine dikkat etmesi, haram lokma yiyerek karnındaki yavrusunun genlerine gayrı fıtri bir enerji yüklememesi, dinen hassasiyet gösterilmesi gereken bir husustur. (sf:11) 
<br>
<br>Kitapta en çok dikkat çeken şey, kişisel gelişim kitaplarının insanları bencilliğe yönlendirmesidir. Aslında bir kaç kişisel gelişim kitabını incelediyseniz bunu göreceksinizdir. Vedat Aydın ise bu duruma Kuran'ı Kerimden ayetlerle cevap vererek göstermektedir.
<br>
<br>Yaşamınızdaki her sorun, içerisinde bir armağan saklar.(Richard Bach)
<br>"Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir."
<br>
<br>Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur. (Wayne Dyer)
<br>"İnana ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Gülnaz Eliaçık</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 17:08:41 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler</guid>
	<title>Kapılar Kapanmadan - Necmettin Şahinler | Gülnaz Eliaçık</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dd915e1e15f962e73ae57f25ad02b479.jpg">&#8220;Kapılar açılmak içindir, çalanı olmayan bir kapının ne anlamı vardır?&#8221;
<br>
<br>İnsan bir kapıdır ömrü ilahisinde. Yaratılan her varlık bir kapı görevi görür kendi özünde. Kimi kapıların önünde bir ömür boyu beklenirken, kimileri, benliğinde bir ses bile işitmeden önünden geçip gidenleri izlemek zorunda kalır. Dünya böyledir. Bazen insan, ömrünü kapı kapı dolaşmakla geçirir. Bazen de kapısını çalanları karşılamakla&#8230;
<br>
<br>Necmeddin Şahinler, Kapılar Kapanmadan isimli eserinde kapı metaforunu insan ömrüyle ilişkilendirerek, kalp lisanımızdaki dağarcığa, hitap etmek derdindedir. Kapsamlı bir şekilde olmasa da yer yer ulaşmıştır bu amacına. Yazar düşünce iklimlerinde okuru gezindirmek ümidiyle olsa gerek, her varlığa kapı üzerinden yüklediği anlamları, birçok başlığın altında vermiş eserde. Okudukça düşünüyorsunuz, sonra: &#8220;Ben hangi yolcuya açılacak bir kapıyım?&#8221; yahut &#8220;Ben hangi kapıları arşınlayacak bir insanım?&#8221; diye. Okurken insanın kendine sorular sorması iyidir. Diri tutar kalbi ve beyni. Necmeddin Şahinler&#8217;in okurunu içiyle baş başa bırakarak, kendisine sorular sordurma eylemi &#8220;Hz. Musa İle Yürümek&#8221; adlı eserinde de fazlası ile mevcuttu. İnsanı kendine fark ettirme telaşını bu eseriyle de sürdürdüğünü açıkça görmekteyiz.
<br>
<br>Varlığını latifleştirmek ve kendi özünün farkında olabilmek için, insan nasıl bir kapı olur başkaca bir kardeşin? Nasıl kapılar aşındırır ömrünce? Bu soruların cevapları için eseri biraz daha irdelemek lazım belki de&#8230;
<br>
<br>Gayb ile Şahadet Arasında bir Kapı: İnsan
<br>
<br>Yaratılan her zerrenin bir görevi vardır mutlak bu âlemde. Görevini hakkıyla ifa edebilme çabasıyla sürgün edilmiştir dünya yerine. Örneğin, musibet saydığımız olayların insan ömründe cereyan etmesi, onun önüne başkaca kapılar açmak derdinden gayrisi değildir aslında. Bela kapısı gelir, alt üst eder belki yaşam denen tek düze süreci&#8230; İmtihan, bir kapıyı aralamak yahut başına gelen onca şeye rağmen kendi kapılarını başkalarına kapamamakla alakalı olabilir. Burada ki olay, insanın karar mekanizmasındaki kalbi vuruşlarıyla vuku bulacak, verilen karar Hak katında bir kapıyı açacak yahut kapatacaktır. İnsan bilir bunu, yalnız itaat noktasında içi hep endişelidir.
<br>
<br>&#8220;Her zerrenin gönlünde bir saray var; fakat kapısını açmadıkça kapalı kalır sana&#8221; diyor Necmeddin Şahinler. Dünya hayatında karşılaşılan her olay ve kişiye, kapı olması açısından bakarsak ve ömrümüzde ki sarayların çokluğunu sayarsak, bu sözün haklılığı daha açık aşikar olacaktır.
<br>
<br>"Ömür kapılarının haritasını Kur&#8217;an ahlakıyla öğrenmek gerek öncelikle. O yüce sayfaları ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:36:47 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis</guid>
	<title>Sivil İtaatsizlik Ve Pasif Direniş | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/67c0626ddb3c9b29cb91ac998fe719b3.png">Sivil itaatsizlik kavramı son zamanlarda sürekli duyulan, gittikçe kullanımı yaygınlaşan ve üzerinde bir hayli konuşulan konulardan biri haline geldi. Bu bağlamda ele alacağımız kitap Sivil İtaatsizliğin fikir babası olan ve bu kavramın ortaya atılmasını sağlayan ilk kişi Thoreau&#8217;dur. Ondan sonra sivil itaatsizlik denilince akla gelen ilk isimler: Gandhi, Rosa Parks ve Paul Lafarge&#8217;dir.
<br>
<br>Thoreau&#8217;nun Sivil itaatsizlik makalesiyle &#8220;aktivizm&#8221; temelinin ortaya atılması &#8220; en iyi yönetim en az yönetendir&#8221; fikrine dayanarak bunu ilerletmiş ve &#8220;en iyi yönetme hiç yönetmeyendir&#8221; düşüncesine varmıştır. Thoreau sivil itaatsizlik kavramını ele alırken öncelikle yönetimi ele almış ve yönetimin nasıl olması gerektiğine dair kafa yorarak sivil itaatsizliğin zeminini oluşturmaya çalışmıştır. Onun yönetime dair fikrinin dayanak noktası olarak &#8220;çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim hiçbir durumda doğruluk üstüne kurulamaz, insanların adaleti kavrayıp kaçınılmaz bulduğu durumda bile! İyi ile kötünün ne olduğuna çoğunlukların değil de vicdanın karar verdiği bir yönetim olamaz mı?&#8221; (syf, 43-44) söylenebilir. Çünkü sorduğu soruya cevap ararken yönetim biçiminin nasıl olması gerektiğine dair de fikirlerini öne sürüyor cevap olarak. Yazının devamında şöyle diyor: &#8220;her insanın bir vicdanı olmasına ne gerek var? Bana kalırsa, önce insan olmalıyı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 16:09:37 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar</guid>
	<title>Vefa Apartmanı - Sadık Yalsızuçanlar | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8750475b2b59ac4d061454c80d664ce7.jpg">&#8220;Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir&#8230;&#8221; (kayseri cezaevi 1961)
<br>
<br>Kitabın hemen başında bu cümleler yer alıyor.
<br>
<br>Zamanında teselli ettiği, moral aşıladığı ahbabı gibi, şimdilerde yayımlanan, hayatını üzülmeden, içi sızlamadan okuyamayan bizleri teselli ediyor sanki.
<br>
<br>Hâlbuki bu satırları okuduğumda kitaba başlamamıştım.
<br>
<br>Kitabı bitirip başa döndüğümde, elimde mektup ve resimlerle vefa apartmanından ayrılan bendim sanki&#8230;
<br>
<br>Sadık Yalsızuçanların anı/roman olarak kaleme aldığı oldukça yalın bir kitap. Bahse konu olan merhum Tevfik İleri&#8217;nin hayatı o kadar sade ve edebi ki ilave bir kurgu istemiyor.
<br>
<br>Hemşinli Tevfik&#8230; Milli eğitim bakanlığı, ulaştırma ve bayındırlık bakanlığı yapmış, Yassıada&#8217;da yargılanıp idama mahkûm edilmiş bir bürokrat&#8230; İdam cezası ömür boyu hapse çevrilen, kanserin pençesinde kısa sürede mum gibi eriyen Tevfik ileri&#8230;
<br>
<br>Memleket aşkını derinden hissediyoruz. Ömrü boyunca çok sevdiği eşine &#8220;Vasfiye&#8217;m seni mi çok seviyorum yoksa memleketi mi mi?&#8221; dediği naklediliyor mektuplarında.
<br>
<br>Kitap, vefa apartmanına gelen yazar Ali&#8217;nin öyküsüdür bir yanıyla.
<br>
<br>Tevfik İleri&#8217;nin hayatı üzerine yazacağı kitap için bilgi almak üzere kızları Cahide, Ayşe hanımlar ve eşi Vasfiye hanımla görüşüp ona dair ne varsa görmek bilmek ister.
<br>
<br>Oysa O, tahammül fersa ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 15:53:08 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu</guid>
	<title>Oyuncak Tamirhanesi - Metin Karabaşoğlu | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d6ab66cf909d1ea0f829e83b0a68cbec.jpg">Kalpleri değil kalemleri yorulan bir neslin, klavye başında ömür tükettiği yıllarda eline ilginç bir kitap düşer bir serüvenperestin. Kitabın ismini okuduğunda ilk olarak aklına yaklaşık yirmi yıl önce annesinin özenle diktiği; fakat ne hikmetse bir kolu koptuğu için ismi Çiğdem Bebek&#8217;likten unutulup &#8220;Sakat Bebek&#8221; olmuş bir oyuncak gelir. Israrla gösterilen şefkatle birlikte, yenisi değil, aynısı değil, başkası hiç değil, ille de O olmalıdır oyuncakların prensesi. Artık merhamete muhtaç olan bu bebek elden düşmemelidir, ekstra şefkatle ve özenle korunmalıdır, yaraları sarılmalıdır. Lâkin günlerden bir gün, dalgınlıkla divanın köşesinde unutulduğunda cayır cayır yanan sobaya atılıvermiştir bu yaşta psikolojisi bozulmasın diye küçük kızın. 
<br>
<br>Bu acı anının hatırlanması ile istemsiz üç beş dakika duraksamanın ardından, esefle kitabın sayfaları açılır.
<br>
<br>Kitabı ödünç aldığım arkadaşım oyuncak tamirhanesi isimli yazı üzerine: &#8220;&#8230;bir miktar çelişki!&#8221; notunu almış, ben de hemen bir post-it yapıştırmışım üstüne: &#8220;Hayır bence çelişki yok diye. Üzerinde, &#8216;Yenisini alırız&#8217;cı zihniyetin baskısı ile kendi benliklerini, belki insancıl bakış açılarını kaybetti çocuklar. Belki de bu sebeple yıpranmış dostluklarını, günü geldiğinde, geçmişin çocuğu günümüz anne babası olarak umarsızca terk edip gittiler&#8230; Ve en önemlisi belki de oyuncak tamircileri aslında kimyası bozulmuş ruhlarımıza da şifa dağıtacaktı o zamanlar olsaydılar, kim bilir?&#8221;
<br>
<br>Psikoloji uzmanları çocukluğumuza inip sorunlarımızın nedenlerini araştıradursunlar, bu  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Sabırsız Çalakalem</dc:creator>
	<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 12:46:18 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom</guid>
	<title>Farzımuhal.com | Sabırsız Çalakalem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/5a2f8cee05376d5ec6897f904663c11f.png">İnternet üzerinden gitgide gelişen ve artan kültür-sanat, kitap, dergi v.s gibi yerlere yeni bir web sitesi daha dahil oldu. İnternet üzerinden yayıncılığın ne durumda olduğunu öğrenmek için bu web sitelerine inceleyerek bir sonuca varabiliriz. 
<br>
<br>Yazılan yazıların matbu dergide değil de neden web sitesinde yayınlanıyor sorusu her zaman için yazarlarda bir soru işareti olmuştur. Dergilerdeki yazılarla, web sitelerindeki yazıları karşılaştırdığımız karşımıza çıkan ilk ve en önemli sonuç: yayınlanan yazıların web sitelerinde daha özgür olduğudur. Diğer bir katkısı da her zaman için web sitelerinde yayınlanan yazıların okunurluluk oranları dergilerden daha fazladır. Bu yüzden de internet üzerinden yayıncılığa başlayan ya da biraz daha eleştirel bir kelime kullanarak soyunan bir çok yer bir hayli artmış durumdadır. 
<br>
<br>Okuyucu olarak bize düşen en büyük görevlerden biri kültür-sanat, kitap, dergi v.s gibi yayım yapan web sitelerine biraz eleştirel gözle bakıp hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu, iyiyse neden iyi, kötüyse neden kötü, eksiklikleri, fazlalıkları, sağlamlıkları nelerdir bunları ortaya koyup tak ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 14:15:00 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu</guid>
	<title>Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç - Dücane Cündioğlu | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b04005f8c17b94514a17f4e2819a8b48.jpg">Delilerin ve ölülerin sevebileceği bir yazarın kitabını okuyorsanız eğer; hele ki bir de &#8220;Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç&#8221; se elinizde tuttuğunuz kitap, bir sonun başlangıcına gelmişsinizdir demektir. Sonun başlangıcı diyorum; çünkü Cündioğlu böylesi bir düşünür için &#8220;ilk sözün bir sona kavuşmayacağını ve her neslin kaçınılmaz olarak &#8220;ilk sözün&#8221; kendi sözünü söylemekle kalacağını&#8221; bilmekte ve bu sebepten ötürü de, vedayla başlamaktadır kitabına. El-Vedayla&#8230; 
<br>
<br>Bu yüzden olsa gerek daha başlarken farklı bir öngörüyle yaklaşmış olduğumuz kitabın ilk sayfalarına; mütercim, mütefekkir ve münekkid Cemil Meriç &#8216;ten farklı bir savaşçı bulmayı arzulayarak başlıyoruz. Kendi göğünde tek yıldız olarak fildişi kulesinden bakan bir Meriç mesela&#8230; Öyle ya, farkındalıklar hep çizginin ötesindeyken yakalanır&#8230; Fakat çizginin karşısında olabilmek için de önce karşıda olabilmeyi göze almak gerekir. İşte &#8220;Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç&#8221; kitabı da, karşı olmayı göze alan bir savaşçının hayatını ele almaktadır.
<br>
<br>Evet, kitap ilk olarak Meriç&#8217;in başkalarının nezdinde var olabilme savaşıyla başlar. Cündioğlu da bu savaşın bilinmeyenlerine değinerek, bizlere çizginin berisindeki Cemil Meriç&#8217;i anlattır. Daha doğrusu fildişi kulesine giden taşlı yolların, geçilmesi gereken hafakanlarını dile getirir. Biten bir savaşın madalyalarından değil, bizzat savaşın kendisinden bahseder. Ve savaşın başladığı ilk anı ş ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 14:08:44 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin</guid>
	<title>Portakal Kızım Sadece Ben - Duran Çetin | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/38dbc5a5947dda8cf25e565043e962a4.png">Portakal kızım sadece ben Duran Çetin'in Portakal Kızım isimli romanının devamı niteliğindeki romanıdır. Romandaki karakterler değişmemiş ve bu romanında karakterleri aynı kişilerden oluşmaktadır.
<br>
<br>Kitabın akıcı üslubu ilk dikkat çekenler arasına girmektedir. Diğer dikkat çeken husus ise Duran Çetinin diğer kitaplarındada göze çarpan betimlemeleridir. Okuyucunun zihninde çok iyi bir şekilde canlandırmasını sağlamaktadır.
<br>
<br>Doğru ve yanlış ailelerin özelliklerini açık bir dille belirtilmektedir. Hakkına riayet etme konusunu ince ince işleyen yazar günümüz ailelerinden de örnekleriyle sunmaktadır. Aile yapılarının bozukluğunu çocuk terbiyesine dayandığını anlatan yazar, çocuk terbiyesini de nasıl yapılması gerektiğini göstermektedir.
<br>
<br>Ailelerin çöküş noktasını çocukların yetişme şekillerine dayanması ilginç gelebilir, ancak bir insan yedisinde neyse yetmişinde de öyle olur atasözü bize yoldaş olmaktadır. İslam dininin üzerine titrediği çocuk terbiyesi, günümüz şartlarında her ne kadar zor olsada bizler müslüman olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmekle mükellefiz.
<br>
<br>Yazarın üzerinde durduğu konuda aile düzeninde çocuktan başlanmalı konusu ele alınmaktadı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 12:05:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim</guid>
	<title>Yenilmiş Asilere Çiçek Verelim | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e88c70e1b686a8ca633769f39344cb92.jpg">Date i fiori ai ribelli vinti*
<br>[bir İtalyan halk şarkısından]
<br>
<br>Biz kendi ayaklarımızla çölü geçtiğimizde çölün tuzunu ayaklarımızdan dudaklarımıza kadar hisseden insanlarız. Hissederiz çünkü ayakkabılarımıza dolan çöl kumlarını metropollere, tünellere, bazilikalara, gökdelenlere taşırız. Ayakkabımızdaki kum nereli olduğumuzun göstergesidir. Bu kum bir kimliktir, modern dünyada sahip olunan bir çok kimlikten biri de taşıdığımız o toprağın nasıl ve nereye ait olduğunun açıklanmasıdır.
<br>
<br>Bugün sosyolojik kavramlarla açıklanan kimlik, etnisite insanın yazılı olmayan fakat bir ömür üzerinde taşıdığı yaftalardır. Etiketlerimizin konuştuğu bir dünyada kendi künhümüze cevval bir söz beslemişsek bizi aidiyet pasajında belirgin kılacak olan budur. Şair &#8220;yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır&#8221; demişse ait olduğumuz topraklarda yenilmenin kutsal bir anlama vurgu yaptığını da beyaz sayfalara yazmalıyız. Yengi, yenmek, yenilmek bütün kelimelerin kökündeki asıl maksat muradın insan üzerindeki etkisidir. Yani yenilgiden murat aslında bir zafere giden yoldur. Biz bu yüzden buna niyet edip niyetlerin bizim üzerimizdeki sağanak haline şarkılar söyleriz.
<br>
<br>Doğulu olmak, doğudan olmak, haritanın sağ tarafına düşen kısımda yer almak. Nihat Genç Doğu Konferansında d ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 12:04:21 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler</guid>
	<title>İslam Şehirleri Üzerine Makaleler | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b42887e68450abbb68f39cfe6964f966.jpg">Coğrafik yapılar ile orda yaşayan insanlar arasında bir bağ oluşur ve bu bağın sonucunda medeniyet kavramı doğmuştur. İslam, hicretten sonra medeniyet oluşturma sürecine girmiş ve gün geçtikçe bu medeniyetin ürünü şehirler oluşmuştur. İslam şehirlerinin kuruluşları nedenleri ve tecrübeleri bakımından geleneksel olarak bazı gruplara ayrıştırılıp bu gruplar baz alınarak incelenirler. Kitabın önsözünde bahsedildiği gibi bu ayrıştırmalara kısaca değinecek olursak;
<br>
<br>1. Müslümanlar tarafından planlı ve düzenli olarak inşa edilmiş kentler; Medine, Vasıt, Bağdat, Tahert&#8217;i örnek olarak verebiliriz. 
<br>
<br>2. Müslümanlar tarafından kurulmakla birlikte kutsal bir kült merkezli inşa edilen kentler; Kerbela, Necef, Meşhed, Mezar-ı Şerif bu gruba örnektir. 
<br>
<br>3. Müslümanlar tarafından askeri mülahazalarla kurulmuş kentler. 
<br>
<br>4. Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra dizayn edilen kentler. Bu kentler kendilerine ait özelliklere sahip olmalarına rağmen Müslüman hakimiyetinden sonra İslam kentleri özelliğini belirgin şekilde gösteren kentler. 
<br>
<br>5. Karargah veya ribat iken şehre dönüşmüş olan kentlerdir. (syf:9)
<br>
<br>İslam medeniyetinin ilk şehri olan Medine kelime kökü bakımından bir çok anlamlara gelir. Medeniyet kelimesiyle aynı köke sahip olan Medine &#8216;deyene&#8217; kökünden türemiştir. Bu kavramdan türemiş olan ilk kelime &#8216;din&#8217; dir. Bu da medenileşme yolunun dinden geldiğini apaçık göstermektedir. Bu kökten türetilmiş olan bir başka kavram ise &#8216;ed-Deyyan&#8217; yani Tanrı&#8217;dır. Kelime anlamı olarak &#8216;ed-Deyyan&#8217; idare etme yönetme manalarına gelir. 
<br>
<br>Buradan türetilen sözcüklerden bir başkası ise köle yada kul anlamlarına gelen &#8216;el-Medin&#8217; dir. Köleye neden medin dendiğine gelince; bunun nedeni bir güç ve otorite karşısında boyun eğmesi veya güç sahibinin gücünü benimsemesi olsa gerektir. (syf: 18-19)
<br>
<br>Bu kavramlardan türetilen sözcüklerden bir başkası ise şehir anlamına gelen &#8216;Medine&#8217; dir. Medine kavramının &#8216;medin&#8217; sözcüğünün müennesi olduğu ve cariye anlamına geldiğini söyleyenlerde vardır. 
<br>
<br>Bu kavramları göz önünde bulundurursak varacağımız sonuç ed-Deyyan ile Medin ilişkisinin tezahürü olarak medeniyetin oluştuğunu farkederiz. İslam medeniyeti bu döngüsel yapıya sahiptir. Merkezde ed-Deyyan dış halkada ise Medin bulunur. Bu kavram varlık silsilesinin tamamının, Allah&#8217;ın etrafında bir döngü oluşturduğunu izah etmektedir. Merkezi bir kavram olan ed-Deyyan&#8217;ı bu döngünün içerisinden söküp aldığınız zaman varlık silsilesinin intizamının bozulacağına ve çökmesine sebebiyet verecektir. Günümüzde bir çok modern şehirde bunu görebiliyoruz. Modern insanın merkezi yapılanmada varlıksal boşluktan ötürü buhranlar geçirdiği ve bu buhranın modern çağın yaygın hastalığı olduğu aşikardır. Medin, bir taraftan kulun ed-Deyyan&#8217;a karşı acizliğini ifade ederken diğer taraftanda döngünün bir parçası olduğunu, tam bağımsız olmadığını özgürlüğünün bir yere kadar olduğunu belirtmektedir. İnsanın  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 11:30:58 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort</guid>
	<title>Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dfead3794f4b5014b2f9edd74c448f2d.jpg">İnsanlık tarihinde, her zaman olağan üstü güçlerin ayrı bir gizemi vardır. Ve neredeyse bütün zamanlarda, büyücülük, sihirbazlık olagelmiştir. Günümüzde de sıklıkla duyduğumuz bu kavramların, ne kadar bilimsel olduğu hala gizemini korumaktadır. Bu silsile içinde, geçmişten günümüze gelen ve hala canlılığını koruyan bu konuların, daha çok zaman gündemde kalacağı da su götürmez bir gerçektir. 
<br>
<br>Georgi Gürciyev&#8217;de büyücüler silsilesinin bir halkasını oluşturmaktadır. Öncelikle Georgi Gürciyev kimdir, bir tanıyalım. 
<br>
<br>Georgi Gürciyev, kesin olarak bilinmemekle birlikte 1873&#8211;77 yılları arasında, o dönemde Rus İmparatorluğu&#8217;na bağlı Batı Azerbaycan&#8217;ın (günümüzde Ermenistan sınırları içindeki) Gümrü vilayetinde doğdu. Yunanlı bir baba ve Ermeni bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Georgi, bölgedeki gayrimüslimlere Gürcü denilmesinden dolayı Türkler (ve daha sonra Ortadoğu ve Orta Asya&#8217;daki tüm Müslümanlar) tarafından Gürcüzâde olarak adlandırılmış, Rus pasaportunda Gürciyev olarak kaydedilmiştir. 1877&#8217;de Kars&#8217;ı işgal eden Ruslar, burayı Ermeni, Rum, Süryani ve çeşitli Slav halkalarından insanları yerleştirerek Müslüman nüfusun sayısını azaltma girişiminde bulunurlar; bu göç kapsamında Gürciyevler de Kars&#8217;a yerleştirildi ve Georgi çocukluğunu bu şehirde ve daha güçlü bir Ortodoks kültürü etkisinde geçirdi. Babasının onu bir hekim papaz olarak görme arzusuna rağmen, Ermeni-pers mitolojisine dayanan Sarman kardeşliği örgütüne katılarak &#8220; kadim bilgi arayışı&#8221; için uzun bir Ortadoğu ve Kuzey Afrika gezisine çıktı. 
<br>
<br>Gürciyev&#8217;in, uzun bir dönem (neredeyse 15 yıl) Müslüman coğrafyada aradığı şeyin yalnızca &#8220; kadim bilgi&#8221; olması ihtimali, kulağa hoş gelmekle birlikte ikna edici değildir. Bu kitapta yer alan her iki çalışmada, Gürciyev&#8217;in hayat hikâyesinin en karanlık çağı olan bu on beş yıllık döneme ışık tutmaktadır; Perry, Gürciyev&#8217;in aslında bir Rus ajanı olduğu iddiasına yer vermektedir ki onun özel olarak yetiştirilmiş olması da bu iddiayı güçlendirmektedir. Ayrıca, seyahate çıkmadan önce Rusya destekli Girit İhtilali&#8217;nde Megali İdea savunucusu olarak savaştığını ve yaralandığını da göz ardı etmemek gerekir. Lefort tarafından tespit edilen Gürciyev&#8217;in Müslüman coğrafyadaki bağlantı noktaları, belki bu seyahatlere meşruiyet kazandırma çabaları şeklinde değerlendirilebilir; fakat Gürciyev, bu seyahatlerde sadece başkaları için değil, kendisi için de gerekli bilgilere ulaşmış gibi görünmektedir. &#8220; intisap&#8221; ettiği her &#8220; mürşit&#8221;den öğrendiği simya, farmakoloji, hat, müzik ve raks gibi geleneksel sanat ve beceriler sayesinde hem belirli bir maddi zenginliğe ulaşmış, hem de bunları ilerleyen dönemlerde (özellikle Avrupalı) insanları etkileme teknikleri olarak kullanmıştır.
<br>
<br>Kitabın birinci bölümü ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 10:44:28 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu</guid>
	<title>Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/ce58ae1e940a39ae2dffba074931175a.jpg">&#8220;Dağların Sonuna Gittim; Arkadaşım Olmayan bir şey bulamadım&#8221;
<br>
<br>Şayenler, Kızılderili bir kabilenin yaşamlarının en ince detayına kadar anlatıldığı bir sosyolojik saha çalışmasıyla yapılan bir öyküdür.
<br>
<br>Bu çalışmadaki Şayenler; 1840-1860 periyodunun yerleşimci halk olarak topraklarını satın alma önceliğine sahip oldukları halde bu haktan mahrum edilen, Birleşik Devletler askerlerinin zorbalıkla kendilerine boyun eğmeye mahkum ettikleri, beyaz avcıların yaban sığırlarının kökünü henüz kadıdıkları yıllarda yaşayan Şayenler'e dayanmaz. Çalışmaya konu olan Şayenler henüz özgür ve göçebe avcı kültürüne adaptasyonların zirvesinde oldukları oldukları dönemde yaşayan Şayenler'dir. Bu nedenle kitap, &#8220;etnografik zaman&#8221; kavramıyla yazılmıştır. Bunun anlamı, anlatıların bugüne ait olmadıkları halde betimlemeli olarak şimdiki zaman dilimiyle anlatılmış olmasıdır. (önsözden)
<br>
<br>Şayenler, Mississipi nehrinin batısından, kayalık doğusuna kadar uzanan açık düzlüklerdeki geniş ovalarda yaşayan batı kızılderili kabilelerinin en önemli soylularından biridir. Şayenler, Cheyenne ulusu olarak adlandırılan Sotaeo&#8217;o ve Tsitsistas adlarındaki iki kabilenin birleşmesinden oluşmuştur. Tsitsistas "Yürekli insanlar gibi" anlamına gelirken; Sotaeo'o kelimesinin kesin bir tercümesi yoktur.
<br>
<br>İki bölümden oluşan kitapta ilk bölümü Şayenlerin geleneklerinden olan ok yenileme (canlandırma),
 güneş dansı ve massaum (aykırılık) veya hayvan dansını anlatmaktadır. İkinci bölümde ise Şayenlerin sosyal yapıları ve geçim ve savaşçı özelliklerinden bahsedilmiştir.
<br>
<br>Çok titiz bir çalışmadan geçirilen ve eserde yazarın bizzat saha çalışması yaparak Şayenler hakkında her türlü toplumsal yaşamlarına dair gözlemlerini aktarmıştır. Yer yer bazı Şayen halklarının ağızlarından da hikâyelere yer verildiklerini görebiliriz.
<br>
<br>Bilindiği üzere Kızılderilerde ok ve danslar çok önemli ritüellerini oluşturmakta ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:24:25 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna</guid>
	<title>Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e310071f89f37117f984af376bee2338.jpg">Varlığın içinden çıkamadığı en girift konuların başında gelir. İnsanın bir şekilde inandığı fakat anlam dünyasında netleştiremediği bir konu. Hakkında bilginin çok olduğu lakin doğru bilginin az olduğu bir alan. Gerekliliği olmazsa olmaz olan fakat uğraşı cüret gerektiren bir mevzu. Her varlığın kendisine doğru yol aldığı halde bir kısım varlığın kendisinden bihaber olduğu hakikat. Kendisi tanındığında-anlaşıldığında var olanın anlam bulacağı Allah&#8217;ın (cc) bilinmesi-tanınması-anlaşılması konusu. Kim ki, bilir Allah&#8217;ı o bilmiştir her şeyi, kim ki bilmez Allah&#8217;ı o bilmemiştir hiçbir şeyi.
<br>
<br>Allah&#8217;ı bilmek-tanımak-anlamak zor iştir; fakat bütün külfetlere, bedellere verilen çabalara değecek bir iştir aynı zamanda. Bu işin farklı yolları vardır; fakat en sağlam yolu Allah&#8217;ı Allah kelamı ile tanımaktır. Hak olanı Hakk&#8217;tan öğrenmek asıl marifet kapısı olsa gerek. Hakkı bilmek ise marifetinde kendisi...
<br>
<br>Anlam bilinmeden manaya nüfuz etmek mümkün değildir. Kainatın her bir zerresinin kendisini tesbih ettiği (ki bu tesbih durumu, kainatın her zerresinin Allah&#8217;ı tanıdığının ve itaat ettiğinin ispatıdır) Allah (cc),
 insanın bilgi dünyasında en hususi yerde durur. İnsan için bundan daha kıymetli bir bilgi yoktur. Bu bilgi, insanı Allah&#8217;ı sevmeye, Allah&#8217;a itaat etmeye ve Allah&#8217;a hizmet etmeye yönlendirir. Var olan ne varsa Allah&#8217;tandır. Madem her ne var ise Allah&#8217;tandır, insanın sevgisi, itaati ve hizmeti de Allah&#8217;tandır.
<br>
<br>İnsan, Allah&#8217;ı tanımaya-anlamaya çalışırken Kur'an&#8217;dan beslenmelidir. Kur&#8217;ân&#8217;a göre Esma-i Hüsna çalışması Kur'an&#8217;dan beslenen bir kitap. Tevhid akidesinin ilk maddesi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:21:01 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci</guid>
	<title>Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek - Senai Demirci | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6adf16ef1ca0c099e40cba1a086d286c.jpg">Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/ gönle sahip olduğunu hatırlayıp, zamanın geçmişliğini hayatın kalıbına pişmanlık olarak dökmekti. Yaşamak, kendini arama-bulma arasındaki ince bir çizgide var oluşunu anlamlandırma ameliyesiydi...
<br>
<br>Yaşamak hayatın Yusuf&#8217;u olduğunu fark etmektir Demirci&#8217;ye göre. Kıssaların en güzelini en güzel olman için anlatması ondandır. Düştüğün dünyanın, düşmekle birlikte düşürdüğün/düşürülen dünyanın kalkması için bir uyandırma busesidir bu kıssa. Bu yüzden züleyhanın aşkına kurban edilmemesi gerekir bu kıssanın. Aşk masallarının, hikâyelerinin konusu olmaktan çıkmalı, düşürüldüğü derin uykudan uyandırılmalı Yusuf kıssası. U/yanmalı, yakmalı, akmalı yeniden...
<br>
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin berrak sularında yıkanmaya varım çığlığı... 
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin kuşatıcı yangınına girmeye hazırım çığlığı...
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin Yusuf&#8217;a uyanmasına ben de uyanmaya hazırım çığlığı...
<br>
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221;ların çokluğuyla övünmezdi kimse. Huzur ve konfor isteği kuşatmışken kalbini, &#8220;ya esefâ!&#8221;lar kabrin oluyordu seni uyandıran. Tutkunun şehvetli kollarından alıyordu seni ve yakîn bir bilginin engin yamaçlarına götürüyordu. Ah keşke bilseydin! Her &#8220;ya esefâ&#8221; bir gün bileceğin bir güne birikiyor demekti. O gün hesaba çekileceğin &#8220;ya esefâ!&#8221;ları bir düşünsene... Düşünemediğin her  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:06:38 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz</guid>
	<title>Bir Neslin öncüsü Celal Hoca - Hüseyin Yorulmaz | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b5f185c07c544470f966a108d3789bd5.jpg">Gerçekten kimdir bu unutulmuş meşhur bir meçhul?
<br>Yoksa sis perdeleri arasında bırakılmış meçhul bir meşhur?
<br>
<br>Meyveleri 70 sonrasında gün ışığına çıkan bir neslin öncüsü Celal Hoca. Çoğu zaman soyadı kullanılmadan anılmış Mahmud Celaleddin Ökten. Vefatından elli yıl sonra portresiyle tanışıyoruz merhum ve merhun Celal Hoca&#8217;nın.
<br>
<br>Yıllar yılı böyle münevver bir şahsiyeti tanımaktan mahrum edilmişiz doğrusu.
<br>
<br>&#8220;Belli ki yarım asırdan beri filmin bir yerinde kopukluk var. Kurucusu olduğu okulları, öncüsü olarak yeni bir devrin nesline örnek olması gereken Celal Hoca bugüne kadar anlaşılmaz bir şekilde ihmal edilerek unutulmaya terk edilmiş. İşte ömrünün yarısını Osmanlı döneminde diğer yarısını da Cumhuriyet yıllarında yaşamış benzeri az bulunan bu insan yeniden gündemimize giriyor. Daha doğrusu yarım yüzyıl öncesinin kurak ikliminde inanılmaz çabalar gösteren Celal Hoca ve arkadaşları gündemimizi belirliyor. Umuyoruz ki geçmiş elli yıl Celal Hoca için bir vakti merhun olsun ve rehin alınmış bu süre tamamlanmış bulunsun.&#8221;
<br>
<br>1882 Trabzon doğumlu olan Celal Hoca üç kuşak şehrin merkez camiinde imam ve hatiplik yapan bir aileye mensup. Çocuk denecek yaşta annesinin yatarken kulağına okuyarak ezberlettiği Kuran&#8217;ı kerim ve diğer dini ilimleri okuyarak yetiştirilir. Keskin zekâsı ve müthiş hafızasıyla istikbal vadeden bir öğrencidir
<br>
<br>5 yaşında babasını ardından birkaç yıl sonra annesini ebediyete uğurlar. Bundan sonraki hayatında istikbali hakkında karar verecek ve onu yönlendirecek kimse bulunmadığından kendi kararlarını kendisi vermek durumunda kalır.
<br>
<br>Ve bir gün manasını anlamadan okuduğu Kur&#8217;an karşısında duyduğu üzüntüyle şöyle dua eder: &#8220;Ya Rabbi! Eğer bana bu kitabın dilini anlamayı nasip edersen, ölünceye kadar senin dininin dellâlı olacağım&#8221; ve duası kabul olunur.
<br>
<br>Uzun yıllar İstanbul&#8217;da devam eden tahsil hayatı kimi zaman maddi sıkıntılar kimi zaman dönemin siyasi karışıklığı sebebiyle kesintiye uğrasa da nihayet darülfünundan mezun olur.
<br>
<br>Mezun olduğu yıl 1912 de maarif vekâletinin İstanbul&#8217;daki okullarda ders vermek üzere Arabî muallimliği için açtığı imtihana girer ve sınavı ikincilikle kazanır. Artık İstanbul sultani ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 11:17:52 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=862-hepimiz-katiliz-jean-paul-sartre</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=862-hepimiz-katiliz-jean-paul-sartre</guid>
	<title>Hepimiz Katiliz - Jean Paul Sartre | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/093de02cae8c9a509b0c90f309ad05bf.jpg">Fransız sömürgeciliğinin kafasına doğrulttuğu kelimelerini hiç düşünmeden(belki de düşünerek) sıkmıştı Sartre. Ve vicdanını rahatlatmak için de bir Raskolnikov olarak, ateş alan cümlelerini &#8220;Hepimiz Katiliz&#8221; kitabına delil olarak bırakmıştı. Daha doğrusu Raskolnikov olarak vicdan azabı duymuş; Sartre olarak ise suçluluğunu itiraf etmişti. Ki yazarak, suçluluğunu(Cezayir&#8217;de yapılanlardan dolayı Fransız yönetimine karşı çıkmadığı için o da suçluydu) itiraf etmeseydi, muhtemelen o da herkes gibi susacaktı. Ve onu diğerlerinden ayıran tek farksa yazar olması olmuştu.
<br>
<br>Evet, Sartre bu kez gerçeğe yakın olanı değil, bizzat gerçeğin ta kendisini yazmıştı. Çünkü artık Cervantes gibi hayali yel değirmenlerine karşı savaşmak onun rahatsızlığını gizleyemiyor ve de bastıramıyordu. Bu yüzden de bizzat Fransız sömürgeciliğine karşı alenen (iç) savaşını başlatmak zorunda hissediyordu kendisini. Nihayetinde de &#8220;Hepimiz Katiliz&#8221; kitabında bu savaşını başlatmayı başarmıştı.
<br>
<br>Kitabın ilk sayfalarında kapitalizmin benimsediği &#8220;Sömürgecilik bir sistemdir&#8221; anlayışını belki de ilk kez mübalağaya gerek duymadan anlatan Sartre, bizlere farkında olmadan Cezayir&#8217;in bizzat edebiyatın ta kendisi olduğunu göstermiştir. Çünkü anlatılan gerçekler, sanki bir romandan alıntılanarak kita ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=862-hepimiz-katiliz-jean-paul-sartre">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 11:16:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=861-yazinin-epik-resmi-cekildigi-sirada-nuri-pakdil</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=861-yazinin-epik-resmi-cekildigi-sirada-nuri-pakdil</guid>
	<title>Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada - Nuri Pakdil | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/acc6921dccd58b3217ba31868b01bf84.jpg">Tren yolculuğumuz devam ediyor, çarpışan sesler durağında verdiğimiz kısa bir molanın ardından ikinci durağa doğru yol alıyoruz. Nuri Pakdil&#8217;le yolculuğun hazına varmış söylediği her cümlenin muhteşem idrakine varıyorsunuz. Yazının epik resmi çekildiği sırada Nuri Pakdil&#8217;in size söyleyecek çok şeyi bulunmaktadır. Çünkü resmi çekmeden önce bazı incelikleri öğrenmeniz gerekecektir.
<br>
<br>Yazı yazmak bir anda var olan düşüncedir, hatta Sait Faik Abasıyanık &#8216;yazmanın çok enstantane bir düşünce olduğunu biliyorum&#8217; diyor. Enstantane, iki ayrı kulvar yani hem yazı hem de resim için kullanılan bir kelimedir. Kitap ortak kullanılan bu kelimenin başlık olmasıyla yolun ne kadar heyecanlı ve anlık duraksamalara uğrayacağının göstergesi oluyor.
<br>
<br>&#8216;Kâğıdın üzerindeki özel gölgeler kalemin ucunda&#8217;(syf:15) yazmaya başlamadan önceki hali tanımlar Nuri Pakdil ve o anki mutluluğu güneşin doğuşuna benzetir. &#8216;Yazılmak için kuyruk olup bekleşen sözcüklerin o romantik duruşları da, doğrusu insanın içini öyle kavurur ki: gerekçesi de: şu sözcük mademki yazılmayı bekliyor; yüce dalgaları önümüze katıp ilerlemek, sürekli görev&#8217;(syf:16)
<br>
<br>Yazmak insana sorumluluk yükler. Bildiklerini anlatmanın sorumluluğu çok büyüktür tıpkı bildiklerini anlatmamanın sorumluluğunun büyüklüğü gibi. Kelimeler sıraya girmişse ve bu sıralamanın şifresini yalnız siz biliyorsanız kaçışınız yok kelimeler sürekli beyninizi kemirir yazıya dökülmek için sizi hegemonyası altına alır.
<br>
<br>&#8216;İşiten kulak da kutludur, söyleyen ağız da: hele hele: kâğıtlara yapıştırılabilinmişse cayır cayır yanıp duran saniyeler&#8230; Ne olur o zaman?
<br>İnsanlık Şövalyeleri şefkatle tek tek ellerinizi sıkarlar&#8217; (syf:19)
<br>
<br>Virginia Woolf yazı yazmak için kendinize ait bir köşenizin olması gerektiğini söyler, aynı zamanda bu köşeyle beraber yalnız kalmanız gerektiğini de bildirir aynı öneriler Nuri Pakdil tarafından da yapılır. Yalnızlık kelimelerle baş başa kalmanızı ve onlarla iletişim haline geçip aralarından istediklerinizi seçmenizi sağlar.
<br>
<br>&#8216;Her insanın, mutlaka, her zaman, her koşulda, her durumda, her yerde; bir çetinlik, bir güçlük ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=861-yazinin-epik-resmi-cekildigi-sirada-nuri-pakdil">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 11:39:56 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=860-hayy-aksi-esra-elonu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=860-hayy-aksi-esra-elonu</guid>
	<title>Hayy Aksi - Esra Elönü | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6e2ed154fb1ad053949f8c3f88079213.jpg">"Feride savaşta mızıka çalan kız. 
<br>Dünyanın burnuna kaçıyor bombalar ve tek hapşırıkta ölüyor Feride.. 
<br>Bit taraması yapıyor silahlar ve yoklama sonrası ölü gönderiliyor eve çocuklar..
<br>Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf! 
<br>Beden dersinde iyi kaçamıyormuşsun kurşunlardan. Müzik dersinde salâ fışkırıyormuş beslenme çantanızdan.
<br>Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf."
<br>
<br>Feride; Esra Elönü'nün haylaz yanı, çılgınlığıdır. Arada Feride'lenir Elönü. Kelimeleri saydam kılıçlara çevirip, verir Feride'nin eline. Doğru bildiğinin ayağına kızak takar, savurur ve savunur. 
<br>Feride; garip kızdır. Ölmüş diz kapaklarına günlük tutan kızdır, okkalı kahkalar atandır..
<br>Taraf kabul etmez, kristal pelerinli kızların kıyısına çekilir.
<br>Feride; kuşluk vaktinde dua yazar.
<br>Feride; taze kumaş satar. Anahtarı kendisine teslim edilen bir cenaze arabasının kasasında hurma yiyen kızdır işte.. Peki ya Esra?
<br>
<br>"Esra'yı herkes zoraki destelenmiş bir yaramazlık bohçası gibi tarif etse de, ben onun zeka terletici isyanında içe gömük derin bir hüzün okuyorum." diye tanımlar Sibel Eraslan, kitabın takdiminde Elönü'nü. "O babasıyla aynı yaşta bir kız çocuğu" diyerek anlatır Esra hanımı. Hali hazırda Haber7.com'da köşe yazarıdır Elönü.
<br>
<br>Edebiyatta ilerlemesinde İbrahim Tenekeci öncü olmuştur. Şiirleri ve bu kitabı hakikaten edebiyat alanında gayet başarılıdır da. Fakat köşe yazıları aynı ilgiyi görmüyor, zira beklenen potansiyeli tatmin etmiyor. Benim nazarımda da, iyi bir edebiyatçı adını hakediyor. Fikirlerini yazmakta hür olan gazetecilik mesleği ise, biraz tevakkufa neden oluyor. Çünkü islami kimlikli edebiyat yapması, yazdıklarını değerli kılarken aynı zamanda hassaslaştırıyor. Zira bir fikir, akım veya hezeyandan değil dini terimlerden bahsediliyor. Kesilen ahkamın yanlış yaraya neşter vurması halinde sıçrayan kanlar mütedeyyin camiayı tedirgin ediyor.
<br>
<br>Bu ülke cumhuriyetten sonra ikiye ayrılmıştır. Ya laik, ya dinci misyonu ile halk köşeye sıkıştırılıp, meydanı emperyalistlere bırakmak savaşı vardır. İlahiyatçı bir babanın kızı, dini bütün, Allah'ını peygamberini iyi tanıyan ve gerektiğinde savunan bir kişi: binlerce kişinin takip ettiği alanlarda kalem sallıyorsa, bir 'kimlik' olmaktan kendini alamaz. Zira dini bütün, islamcı diye bilinen bir yazarın temsil ettiği misyonda dikkati kendine fener edinmesi -mecburen- gerekiyor. Belki, Allah herkesi şahsından mes'ul tutuyor olması gerçeği bu hararetli konuya su se ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=860-hayy-aksi-esra-elonu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Berat Aslan</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 11:37:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=859-turkiyede-askeri-mudahaleler-bir-aciklama-modeli-birsen-ors</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=859-turkiyede-askeri-mudahaleler-bir-aciklama-modeli-birsen-ors</guid>
	<title>Türkiye'de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli - Birsen Örs | Berat Aslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/140978cf0ecfe6929f0e3f6a62765e91.jpg">Bu kitap Türkiye&#8217;deki Askeri Darbeleri kaleme almak için kaleme alınmıştır. Özeti anlatmaya başlamadan önce yazarın bu eseri neden ortaya çıkardığını, amacının ne olduğunu anlatmakta yarar var.
<br>
<br>Bu eserin oluşturulmasının birçok sebebi olmakla beraber bir kaçını söylemek, kitabın ne anlattığını anlamamızda önem arz edecek. Bu sebeplerden ilki Türkiye&#8217;de Askeri Darbeler konuşu pek araştırılan mesele olmadığından yazar kendini bu noktaya odaklayıp bu konu hakkında bir çalışma yapıp eser vermek istemiştir. Diğer bir sebep Türkiye&#8217;de askerin sivil siyasete neden müdahale ettiği sorusuna bir cevap aramaktır. Ve en son olarak da Türkiye&#8217;de asker siyasetten nasıl uzaklaştırılabilir? Sorusunun yanıtını verip okuyucuyu bilinçlendirmektir. Pek konuşulmak istenmeyen bu konuları gün yüzüne çıkarıp okuyucunun hafızasında olayları canlandırarak, en azından bu konular hakkında fikir sahibi bireyler türetmek arzusuyla böyle bir eser yazma girişiminde bulunmuştur.
<br>
<br>Bu sebeplerden yola çıkan yazar kitabı ayrı ayrı üç başlık altında anlatmıştır. Bu başlıklar sırasıyla 
<br>1- Pretoryaniz: Askerin siyasette aktif rolü. 
<br>2- Türkiye&#8217;deki askeri müdahaleler için bir açıklama modeli. 
<br>3- Türkiye&#8217;de askeri müdahaleler.
<br>
<br>Birinci bölümde Pretoryaniz&#8217;in ne olduğunu açıklamaya çalışan makaleler öne sürmüştür. Pretoryanizm&#8217;i: &#8220;Askerin toplumda fiili güç kullanımını veya tehdidi ile bağımsız bir güç haline gelmeleri&#8221;(1996-Birsen ÖRS -syf1) olarak tanımlamıştır.
<br>
<br>İkinci bölümde siyasi yapısı ne olursa olsun, yönetim şekli fark etmeksizin Dünya&#8217;daki tüm ülkelerde ordunun en önemli grup olduğunu defalarca vurgulamış. Bunun sebebini de askerin şiddet kullanabilme ve silah bulundurabilme tekeline sahip olmasına bağlamış. Yazar bu sebepten dolayı da darbelerin ordu tarafından rahat yapıldığını anlatmış.
<br>
<br>Darbelerin sebebi askerin bu özelliğe sahip olmasının yanında, askeri müdahaleye sevk eden, müdahaleyi tetikleyen, iç ve dış etkenlerde vardır. Ve bunlarada bu bölümde geniş perspektifte yer verilmiştir.
<br>
<br>Bu açıdan önemli bir örnek teşkil eden Türkiye&#8217;deki askeri darbeler kitabın son bölümünü oluşturmuştur. Bu bölümde Türkiye göz önüne alınarak, darbelerin ne şekilde, hangi koşullar altında, nasıl gerçekleştiği, kimler tarafından gerçekleştiği ve toplumun nasıl bir tepki gösterdiği anlatılmıştır.
<br>
<br>Türkiye&#8217;deki ekonomik koşullar, siyasi olaylar toplumsal çatışmalarda anlatılmıştır. Askerin görevlerinden, yetkilerinden bahsetmiş Atatürk ilkelerini, anayasayı ve siyasal düzeni korumak askerin görevleri arasında gösterilmiştir. Bunlara dayanarak asker siyasete müdahale etmiştir ve bunlar kitabın her bölümünde anlatılmıştır. Olayları bölüm bölüm tarihlere bölüp olayları tarih tarih anlatmış. 
<br>
<br>* * *
<br>
<br>Bu kitabı ilk elimize alıp başlığını okuduğumuzda, yazarın Türkiye&#8217;deki darbeleri bize ayrıntılı bir şekilde anlatacağı tahmininde bulunuyoruz. Fakat kitabı okumaya başladığımızda kitabın, adı geçen konulara üçüncü bölümün başında rastlıyoruz. Burada anlatılanlar da ayrıntıya girilmeden kısa bir özet şeklinde.
<br>
<br>İlk bölümde anlatmak istediği pretoryanizmi yani ordunun sivil hayata müdahalesinin tarifini uzun uzadıya anlatmış. Bunu yaparken de asıl anlatmak istediği konudan da uzaklaştığını görüyoruz. Yaklaşık 60 sayfayı aşan bu bölümde askeri darbenin ne olduğunu, hangi siyasal koşullarda gerçekleştiğini ve askerin nasıl bir konuma sahip olduğundan bahsetmiş. Kendi tabiriyle kitabı yazma amaçlarından biri olan; asker, sivil hayata neden müdahale eder? Sorusunun cevabını okuyucusuna ziyadesiyle sunmuştur. Bu bölümde ve diğer bölümlerde de başka siyaset bilimcilerden, tarihçilerden yazarlardan ve alanında uzman kişilerin ortaya çıkardığı eserlerden fazlasıyla yararlanmış. Hatta çoğu zaman bir fikri veya bilgiyi verirken kendi düşüncelerinden ziyade başka yazarların görüşlerini yansıtmış. Bu açıda yazar kendi fikirlerini okuyucusuna aktarma noktasında sıkıntıya düşmüş. Yine de verdiği bilgiler sunduğu kaynaklar okuyucusunu fazlasıyla ikna etmeye ve memnun etmeye yetecek kadar iyi denilebilir. Yazar bu konu hakkında Türkiye&#8217;de verilen eserlerin azlığını ve bu sebeple bir eser ortaya çıkarmak istediği için bu eseri  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=859-turkiyede-askeri-mudahaleler-bir-aciklama-modeli-birsen-ors">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 11:09:33 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=858-kuran-okumalari-2-metin-karabasoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=858-kuran-okumalari-2-metin-karabasoglu</guid>
	<title>Kur'an Okumaları 2 - Metin Karabaşoğlu | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a468cd650398a552550ca42ba30456b4.jpg">Yolculuk kaldığı yerden devam ediyor&#8230;
<br>
<br>Her eser ilk önce insanın eline tutunarak, sonra ise yeni bir heyecanla gözlerden gönüllere uzanan bir yolda akıp gider. Bitimsiz bir lezzetin tadı böylece damaklarımızda eşsiz bir armoni oluşturur. Kelimeler yüreğimize değdikçe bir şeyler kıpırdanmaya başlar ve yolcu olduğumuzu büyük bir heyecanla yeniden görmeye başlarız.
<br>
<br>Kur&#8217;an Okumaları birinci kitaptan alınan incilerle vahyin kapağına her dokunduğunuzda tuhaf bir haleti ruhiye içinde oluyorsunuz. Ayetler bir parça olmaktan öte ete kemiğe bürünüp sizlerle muhabbet eden bir bütünlüğe bürünüyor. Sureler diğer surelerle konuşurken, kıssaları kendi aralarında fısıldaşırken buluyorsunuz ve Kur&#8217;an&#8217;ın size her an yeniden iniyormuşçasına dokunması böylece gerçekleşmiş oluyor.
<br>
<br>Karabaşoğlu zarif üslubu ile sizleri hayatın damarlarına bırakıyor ve kalbinize doğru çıktığınız yolculuk da üzerinize bir otorite kurmuyor. Her yol başında ihtiyaç duyduğunuz bilgileri size sunarak kararı sabırla vermenizi bekliyor. Bundan olsa gerek devam ettiğiniz her satırda yaşanmışlığın izlerini bulduğunuz gibi, hayatın kendisini de, hatta kendinizi de görebilmenin huzurunu yaşıyorsunuz.
<br>
<br>Kur&#8217;an okumalarına dair bu ikinci kitap, sunuş kısmın ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=858-kuran-okumalari-2-metin-karabasoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 12:15:13 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=857-mustafa-atalay-ile-hayat-ve-kitaplar-uzerine</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=857-mustafa-atalay-ile-hayat-ve-kitaplar-uzerine</guid>
	<title>Mustafa Atalay Ile Hayat Ve Kitaplar Üzerine | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/df85375fede833c0d61faeb5d6ac8663.jpg">Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Dostlarımızın kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık. 
<br>
<br>Mustafa Atalay, Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 1988 yılında doğmuş ilk ve orta eğitimini Gölbaşı'nda yapıp, şimdi Üniversite için İstanbul'da ikamet ediyor.
<br>
<br>Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?
<br>
<br>Yedi yamanlık bir hâkimiyetin şimdilik sadece "adı" kalmış bir havzasının kenarlarında, bir gölün kıyısında merhaba demişim hayata. Vakit önemli olmasa gerek. Zira her an yeniden doğup yeniden ölüyoruz. Kendimi ân'a dokunmaya çalışan bir seyyah olarak tanımlayabilirim. Ân peşinde hüznü arıyoruz... İsmim pak, temizlenmiş, seçilmiş anlamlarına geliyor. Peygamberimizi isimlerinden biri olması her zaman mutlu etmiştir beni.
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>
<br>İki türlü başlangıçtan söz etmem gerekir galiba. İlki edebiyat hocalarımın, ailemin sıkıştırmaları ile çocukluk dönemimde Pollyanna, Heidi, Ömer Seyfettin serileri ile başlayıp M. Necati Sepetçioğlu romanları, Fethullah Gülen ve Risaleler ile devam eden süreçtir.
<br>İkinci okuma dönemim daha bilinçli bir süreç diyebilirim. Arkadaşımın elime Senai Demirci, Kemal Sayar, Ali Ural kitapları tutuşturmasıyla başladım. Dokunarak, hissederek okumanın ne demek olduğunu o süreçte anlamıştım. Daha sonra bu süreci Mustafa İslamoğlu ile perçinledik...
<br>
<br>Bundan sonraki aşamada ne tür bir okuma anlayışı ile yürüyüşe devam etmeyi düşünüyorsunuz?
<br>
<br>Genelde yazar eksenli okumalar gerçekleştirmeye çalışırım. Fakat ilahiyat ve sosyal bilimler üzerine okumalar yapmak hep hayalimdedir. Şimdi bu hayalin peşinde koşturuyorum...
<br>
<br>Bu anlayışın ortaya çıkmasında temel etken olarak neyi öne sürebiliriz?
<br>
<br>İlahiyat alanı bana her zaman heyecan vermiştir. Dini vecibelerimize katkısı bir yana, hayata bütüncül bakmanın kodlarını o alanda bulmuşumdur. Sosyal bilimler ise şu anki çıkmazlarımıza dair neler yapabiliriz sorusu üzerine ortaya çıkmıştır. Ve bu iki alanın birbirini tamamlayacağını düşünürüm...
<br>
<br>Sizce okuma yazmanın nesi olur?
<br>
<br>Okumak yazmanın tam kalbinde yer alıyor diyebilirim. Yazı yazmaya başladığım her an okuduklarımı yeniden fark edip okuyabilme imkanı buluyorum. Ayrıca yazmayı okumanın bir zekatı olarak da görüyorum. Okumalarımı bereketlendirmek için yazmaya çalışıyorum, tabi yüreğim yettikçe...
<br>
<br>Bir anlamda okuma yazmanın varlık sebebi diyebilir miyiz?
<br>
<br>Varlık sebebi dememiz kesin bir çizgiyle ayırma olur fakat besleyeni, destekleyeni, bereketlendireni diyebiliriz..
<br>
<br>Okuma olmasa yazma olur muydu peki?
<br>
<br>Vahiy kitabının ilk emri "oku" olmakla beraber arkasında "kalem" sembolü de sunulur. Yani okum ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=857-mustafa-atalay-ile-hayat-ve-kitaplar-uzerine">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 11:58:08 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=856-endulus-cagiriyor-mehmet-silay</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=856-endulus-cagiriyor-mehmet-silay</guid>
	<title>Endülüs Çağırıyor - Mehmet Sılay | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1561f4749cbbca223cd893d5fd6b9ff5.jpg">Ufkumuz, coğrafik sınırları aşmalı.
<br>
<br>Yakılan bir geminin küllerini ararken, bir medeniyetin inşa sürecini gözlemlemek denince, akla Endülüs geliyor. Şimdilerde İspanya dedikleri bu coğrafya, rahminde sakladıklarının bir hazine değerinde olduğunun farkında olarak, bilgi ve medeniyet aşıklarını misafir etmek istediğini her hali ile belli ediyor. Medeniyetinin köklerini merak edenler için, Endülüs bir harita değerindeki yol göstericidir. İnsanın ufkunun açılması, seyahatler ve gözlemler ile daha da ziyadeleşiyor. Hele bir de seyyah, gezdiği ve gördüğü yerlere bir medeniyet aşığı gözü ile bakıyor ise o zaman ortaya mükemmel bir eser çıkıyor. Adı: Endülüs Çağırıyor.
<br>
<br>On sene ara ile, bir yeryüzü cennetini iki defa ziyaret ederken tutulan notların aydınlattığı bir yakın tarih seyirnamesidir Endülüs Çağırıyor. Madrid&#8217;in sadece Real Madrid&#8217;den ibaret olmadığını öğreniyoruz. Aynı zamanda bir ilim ve kültür merkezi olması, İslam medeniyetine ait birçok özelliği bağrında taşıması ile önümüze çıkıyor Madrid. Çocuklara isim olarak takılacak kadar güzel bir adı olan Sevilla&#8217;nın Endülüs&#8217;ün başkenti olduğunu ve Anadolu&#8217;nun herhangi bir şehrine çok benzediğini görüyoruz. Sevilla, medeniyetleri elleri ile yoğuran şehir. Bir nehrin kılıç gibi ikiye böldüğü şehir Sevilla. Kurtuba sokakları geliyor gözlerimizin önüne. İstemdışı bir gözyaşı damlası süzülüyor yanaklarımızdan, Kurtuba&#8217;da yazılan kitapların mürekkebi kadar olmasa da. Daha da artıyor hüznümüz, camiden katedrale çevrilen camilerin adını öğrenince. Ruhu Kurtuba&#8217;lı çocuklar ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=856-endulus-cagiriyor-mehmet-silay">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 11:47:33 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=855-hanci-samiha-ayverdi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=855-hanci-samiha-ayverdi</guid>
	<title>Hancı - Sâmiha Ayverdi | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/bcafcefda3d2d9732677e1235a2a8eb2.jpg">"Kimsin diye sordular.
<br>Bu dünyada işi bitenim dedim.
<br>Öyle de neden sefere çıkmazsın dediler.
<br>İşi bitmemiş olanlara yoldaşlık etmem murattır dedim.
<br>Senin için mürit diyenler de, murat diyenler de var, hangisisin sen dedim.
<br>Kâh müridim, kâh murâdın olduğumu onlara söyler miyim hiç?"
<br>
<br>Öncelikle yazarımızı tanıyalım. 1905'te İstanbul'un Şehzâdebaşı semtinde doğdu. 1921 yılında Süleymâniye İnas Nümûne Mektebini bitirdikten sonra tahsiline husûsî olarak devam etti. Mükemmel fransızca öğrenerek târih, tasavvuf, felsefe, edebiyat sahalarında kendini yetiştirdi. Fakat onun hayatında esas rol oynayan insan, mütefekkir ve mutasavvıf Ken'an Rifâî'dir.
<br>
<br>1938'te ilk romanı Aşk Budur yayınlanır. Bunu diğer romanları takip eder. 1946 yılından sonra fikri ve tarihi eserlere ağırlık verir ve hatıralarını kaleme alır. Çok sayıda eser veren bir yazardır. 1966 yılında Türk Ev Kadınları Derneği'nin kuruluşuna önayak olur. 1970 senesinde ise ağabeyi Yüksek Mühendis Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi ve onun eşi İlhan Ayverdi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlar. 1978 yılında cemiyet, vakıf statüsüne geçirilir.
<br>
<br>Hizmetle dolu seksen yedi yıllık bir ömür 1993 Ramazanının 22 Mart günü sona erer. Ardında otuzu aşkın eser ve kalabalık bir talebe topluluğu bırakmıştır. Ki Sâmiha Ayverdi dile hâkimiyeti, derin kültürü ve mükemmel Türkçesiyle son asrın en mühim edebiyatçıları ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=855-hanci-samiha-ayverdi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hilal Bilgeç</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 12:50:49 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=854-ahlak-i-nasiri-nasiruddin-tusi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=854-ahlak-i-nasiri-nasiruddin-tusi</guid>
	<title>Ahlak-ı Nasıri - Nasiruddin Tusi | Hilal Bilgeç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e5cdbec2b5a42e2dfcd3b82bb0cf441b.jpg">1201 yılında Hamedan'da doğan Tusi, bir çok ülke gezmiş, gittiği yerlerin en meşhur bilginleriyle görüşüp, fikir alışverişinde bulunmuştur. Fikirlerini bilimsel verilerle ispatlamaya çalışmıştır. 170'e yakın orijinal eser veren Tusi; 'Meraga' gibi dünyaca ünlü bir gözlemevi kurmuştur. İyi bir devlet adamı olması hasebiyle devrinde çıkabilecek savaşları önlemeye çalışmıştır. Genellikle Arapça ve Farsça olarak eser vermiştir.
<br>
<br>Tusi, İbni Sina'nın, Farabi'nin, Aristo'nun, Eflatun'un ve başka birçok bilginin ahlak, eğitim, felsefe, toplumsal ve ekonomik ilişkiler, aile, topluluk, şehir ve ülke yönetimi hakkındaki fikirlerinden istifade ederek doğu dünyasında büyük önem arz eden Ahlak-ı Nasiri'yi kaleme almıştır.
<br>
<br>İçeriği gereğince orta ve yakın doğu okullarında &#8220;ahlak dersi&#8221; kitabı olarak okutulmuştur. Kitabı okumaya başladığınızda birbiri ile tezatlıklar teşkil eden birçok mevzu ile karşılaşıyorsunuz. Tusi'nin Antik Yunan felsefesini, eski İran eğitim teorisini, klasik Arap dini inancını, Azerbaycan ekonomisini ve deneyimini harmanlayarak sunması bu tezatlıklara sebep olmaktadır. Ayrıca eserin yazıldığı dönemin toplumsal ve ekonomik yapısını incelemeniz, olayları daha net görmenize yardımcı olacaktır.
<br>
<br>Mukaddime ve üç makaleden oluşan eserde yazar, esas konuya geçmeden önce bazı terimlerin anlamlarını ve kullanım maksatlarını açıklayarak kabiliyetli bir metodolog olduğu kanısını okuyucusunda uyandırmaya çalışıyor.
<br>
<br>Kullanmı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=854-ahlak-i-nasiri-nasiruddin-tusi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 12:31:46 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=853-felatun-bey-ile-rakim-efendi-ahmet-mithat</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=853-felatun-bey-ile-rakim-efendi-ahmet-mithat</guid>
	<title>Felatun Bey İle Rakım Efendi - Ahmet Mithat | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/66938a24b36367f5bb923e8f19b3c53f.jpg">Sabah-ı şerifleriniz nur olsun pek mümtâz 'kitaphaber' okurları! 
<br>Ah, yoksa 'bonjur' mu demeliydim?..
<br>
<br>Kelimeler bazen can alır. Kavramlar önemlidir. Ve bir kavram, türediği medeniyete, dine ve ırka bakılarak değerlendirilirse ancak doğru anlam kazanır. Rasim Özdenören'e göre: "Bu bakımdan olaylara ad koymak; belli bir bilincin teşekkülü bakımından önemli sayılır."
<br>
<br>Bir kelimeyi kullanıldığı dala göre değerlendirmek -ki, buna 'ıstılah' derler- varılan sonucu doğrular. Zira Cemil Meriç'e göre: "Dil cemiyetle beraber yürür, cemiyetin gölgesidir." Eğer bir kelime, kavram, anlam doğduğu kültüre göre değerlendirilmezse, ya trajik ya komik sonuç doğurmaktan kendini alamaz.
<br>
<br>Tanzimat dönemi de, Türk halkı için büyük kavram kargaşalarının yaşandığı dönemlerden... Romanda da geçen trajikomik bir misal verirsek:
<br>Felatun Bey, uşağına "babam ne yapıyor?" diye sorar. Uşağı "çorba yiyor" der. Felatun Bey ise: "biz ona alafrangada 'supe yiyor' diyoruz deyince, saf kalpli uşak: " aman efendim! Neden sopa yesin, çorba yiyor o!" diye cevap verir.
<br>
<br>İslami bilinci, doğu kültürü ve osmanlı nezaketini farkında olmasa da iyice özümseyen bir neslin zamansız baş ağrılarına çare olarak, uzatılan parmakların gösterdiği tek deva: Garp. Hani şu, bir kaç aklı evvelin platonik aşklarının cazibeli fahişesi: Batı.. 
<br>
<br>Medeniyet ve terakki adına çiğnenen koca bir medeniyet... Yeni bir kimlik almak uğruna, kimliğini satmalar... Kökü âtiye uzanan bir çınarı kemiren yenilikçi kurtlar.. Tüm irfanı tersyüz yapan değişim. Ve değişim sürecinde yaşanan karmaşalar, kavram kargaşaları. Ve aklıma düştüğünde kahkahalarımı tutamadığım iddialar: " Arap ha ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=853-felatun-bey-ile-rakim-efendi-ahmet-mithat">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 12:10:20 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=851-malcolm-x-alex-haley</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=851-malcolm-x-alex-haley</guid>
	<title>Malcolm X - Alex Haley | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/97f102e24caee03046b173a0419ee6fe.jpg">Ülkemizde Kökler adlı TV dizisi ve romanıyla tanınan Alex Haley, bu en büyük çalışmasıyla Malcolm X'in hayat hikayesini bizzat kahramanın dilinden bize anlatmaktadır.. 
<br>
<br>Siyahların Amerika kıtasındaki tarihlerinde Kuzey-Güney Savaşından sonra en büyük olay kuşkusuz İslamiyettir. İnsan yerine konulmayan siyahlar günün birinde hızla ve kitleler halinde ana dinleri İslamiyeti seçtiler. Siyahlar için İslamiyet yalnızca soyut bir din değil, kendilerine bilinçli bir biçimde unutturulan tarihlerine, dillerine, kültürlerine, kısaca köklerine yeniden dönüştü. Malcolm X bu akımın en önde giden ve en radikal önderlerinden biridir... 
<br>
<br>İşte elimizdeki bu kitap bu önemli şahsın hayat hikayesini içermektedir. Hayatını okumak benim için tek kelimeyle enfesti. Hatta kitabın bitmemesini düşündüğümde olmadı değil. Rüyamda New York'ta Malcolm X'i görmem de ne kadar etkilendiğimin bir göstergesi gibi duruyor. Lafı fazla uzatmadan kitabın içeriğine geçelim, buyurun... 
<br>
<br>Kitap öncelikle yazarın önsözüyle başlıyor. Burada Malcolm X'in adını nerede, ne şekilde duyduğundan tutun da, onu görmesi, ilk konuşmaları ve kitap için aldığı sözden bahsediliyor. Önsöz tam olarak doksan dokuz sayfa ve kitabın bir nevi özeti konumunda. Şimdi nasıl, neden böyle oldu dediğiniz noktalarda, ileriki sayfalarda cevaplar çıkıyor karşınıza. Önsöz akabinde ise Malcolm X'in hayatında önemli devreler addedeceğimiz bölümlerden müteşekkil. Bunlar; Kâbus, Maskot, Hamşerim, Laura, Harlemli, Detroit'li Kızıloğlan, Dümenci, Kıstırılış, Yakalanış, İblis, Kurtuluş, Kurtarıcı Vekil Malcolm X, Siyah Müslümanlar, İcarus, İhraç, Mekke, El-Hacc Malik el-Şahbaz ve 1965... 
<br>
<br>İlk bölümde Malcolm X'in ağzından ailesini dinliyoruz. Ki kendisi 19 Mayıs 1925 Omaha doğumludur. Ailenin 7. çocuğudur ve babasının ilk eşinden de 3 kardeşi vardır. Babası baptist vazidir ki bu nedenle çoğu kez evlerine baskınlar düzenlenmiştir. Ölümü de bu yüzden olmuştur. Annesi ise mektep görmüş bir bayandır ve babasının beyaz oluşundan dolayı onu nefretle andığının görüyoruz yer yer kitapta. Ve bu yüzden Malcolm X tam bir siyahi değildi, teni ve saçları kızıl kahverengi idi. Bu ise New York ve Boston'da bir bakıma üstünlük alametiydi. 1931'de babasının ölümüyle annesi sıkıntılardan dolayı bunalıma girmişti, yemekleri bile yapamaz durumdaydı artık. Bu yüzden Malcolm Gohanna'lara evlatlık olarak verilmişti. Ağabeyi ve ablası hariç diğer kardeşlerinin akıbeti de aynıydı. Annesi artık bir hastahanedeydi ve 26 yıl sonra kimseyi tanıyamaz hale geldiğinde 1952'de vefat etmişti. Malcolm'ın bu aile hayatı da çok sürmedi. Okuldaki hal ve gidiş belgesiyle birlikte okuldan atılma kararı alınmıştı. Ve yeni yurdu ıslah eviydi. Yaşı ise daha 13. Okulla birlikte birde iş bulunmuştu ona; lokanta bulaşıkçılığı. İlk parayı böyle kazanmıştı ve yeşil bir elbise ile bir çift ayakkabı almıştı. Sevdiği dersler ingilizce ve tarihti. Sevmediği ise matematik. Nedeni bir yerde yanlış yaptığın zaman orada herşeyin bitmesi... 
<br>
<br>8. sınıfı bitirir bitirmez ablası Ella'nın sayesinde kendini Boston'a attı. Bundan dolayı da Allah'a şükrederdi hep. Çünkü gitmeseydi beyni yıkanmış bir siyah hristiyan olarak kalacaktı. Ve Boston'a ulaştığında Ella çatı katında onun için bir oda hazırlamıştı. Sıra iş bulmaktaydı. Bir ay kadar gezdikten sonra Shorty adında biriyle tanıştı ve onun sayesinde Roseland Devlet Bale Salonunda ayakkabı boyacılığına başlamıştı. İşi gibi kötü alışkanlıklarının da ilki böylece başlamış oldu. İlk içki, ilk sigara, ilk esrar... 
<br>
<br>Dans etmeyi bilmiyordu ama çok seviyordu. Yine böyle bir ortamdaydı ve zorla kendisini sahnede buldu. Dans ile iş birlikte gitmediğinden işini de bırakmşıtı. Yeni işi ise bir pasta ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=851-malcolm-x-alex-haley">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Gülnaz Eliaçık</dc:creator>
	<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 16:51:35 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=852-seyyid-yahya-sirvani</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=852-seyyid-yahya-sirvani</guid>
	<title>Seyyid Yahyâ Şirvânî | Gülnaz Eliaçık</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d1094d0abb1814997494a7304576bf3b.jpg">&#8220;Kalbin Şerhi için çok kitap okumak gerek,
<br>Su ve Çamurla nasıl bina yaparsın&#8221;
<br>
<br>Tasavvufun merdivenlerinde kalbi soluk soluğa kalan bir beşer... Nefesini ancak O&#8217;nun adıyla alan ve yine O&#8217;nun adıyla vermek derdine düşmüş, bu minvalde kendine yol çizgisi benimsemiş bir gurup İnsan... Siz deyin Halvetilik bir tarikat, ben diyeyim bir yaşama biçimi. Bu yola tabii olanlar için bir okul, nefis terbiyesi noktasında sığınılacak bir dergâh. 
<br>
<br>Halvet kelime anlamı ile Arapça kökenli olup, tenhada bulunmak, tenhaya çekilmek, yalnızlık ve yalnız kalma gibi manaları taşır içinde. Kul en çok kendiyle birlikteyken O&#8217;nunladır aslında. Halvette olmak tasavvufun bağrında uyumakla eş anlamlıdır.
<br>
<br>Yapılan araştırmalardan da alınan sonuçların inceleneceği gibi Hâlvetilik, Türk insanına ve toplumuna en çok etki eden tarikatlardan biridir. Dr. Hasan Almaz&#8217;ın akademik bir çalışma düsturu ile kaleme aldığı bu kitap, Halvetilik tarikatı ve tarikat önderlerinden Pir Seyyid Yahya Şirvânî hakkında bilgiler veriyor bize. Örneğin son zamanlarda yapılan tekke sayımları Halvetiyyenin en etkili tarikat olduğunu doğrular nitelikte. Günümüz Türkiye&#8217;sinde ki birçok tarikat kolunun kökleride Halvetiye tarikatına dayanmaktadır. Halvetilik Osmanlı döneminde de en kurumsallaşmış tarikattır. Bu tarikatın ülkesinden başlayıp geniş coğrafyalara yayılmasının sebebi ise şüphesiz Seyyid Yahyâ Şirvani&#8217;dir.
<br>
<br>Dr. Hasan Almaz&#8217;ın bu çalışmasında esas olan Seyyid Yahyâ Şirvânî&#8217;nin eserlerini Türkçeye kazandırılması ve tasavvufun kollarında yeşeren tarikat öznesi ile Halvetiliğin kapsamlı yaşama biçimi üzerinde durulmasıdır. Seyyid Yahyâ Şirvânî bir tarikat şeyhi olmasının yanı sıra bir dizi güzide eserin de müellifidir. Yazmak onun ruhuna emrolunmuş bir telakki gibidir adeta. Yazmanınsa okumak yolunda zorlu bir yürüyüşten geçtiğini bilir. Bu nedenle kaleme aldığını düşündüğüm  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=852-seyyid-yahya-sirvani">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 11:16:57 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=850-balkondaki-adam-duran-cetin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=850-balkondaki-adam-duran-cetin</guid>
	<title>Balkondaki Adam - Duran Çetin | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/82b5b2e79949ab9d23e50e9b37ffa169.jpg">Balkondaki adam Duran Çetin&#8217;in yayımlanmış 12. kitabıdır. Birbirinden farklı öykülerin bir araya geldiği kitap, farklı hayatların balkondaki hallerini tema edinerek yansıtılmak istenmiş. Aslında duran çetin için balkon insanların sığınabileceği bir mağara olarak anımsatılmış bir müddet. 
<br>
<br>Öykülere yön veren ise yine halktan kahramanlar olmuş. Halkın arasında geçen diyalogların çözümlemesiyle birlikte bu eser ortaya çıkmış. Karanlık çağların aydınlık insanlarını ortaya çıkartma çabası, harcanan emek ve zihin karmaşası bir müddet dinlendikten sonra aslında hiçbirimizin yabancı olmadığı muhabbetleri ortaya koymuştur.
<br>
<br>Betimlemeleri hayalin perdesini aralayarak girmektedir zihnimize. Ucu açık bırakılmış öyküler sizden de bir parçayı koymaktadır ortaya. Balkonlar çoğumuz için bir yapı olarak görünse de Duran Çetin için bu böyle değildir. Balkonları gözümüze bir başka açıyla taşımaktadır. 
<br>
<br>Konya ve Mevlana sevgisini hemen her kitabına işlediği gibi bunda da bulunmaktadır. Mevlana&#8217;yı bu derece tanıtmak ve insanları hoşgörüye davet etmesi kitaba ayrı bir güzellik katmaktadır. Olayları yaşama ve kitaba aktarması ise ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=850-balkondaki-adam-duran-cetin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>K. Özkan Dağ</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 13:25:18 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=849-fildisi-kuyuda-bir-nihan-kaya</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=849-fildisi-kuyuda-bir-nihan-kaya</guid>
	<title>Fildişi Kuyu'da Bir Nihan Kaya | K. Özkan Dağ</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/de10a1e82838f63984745182f1e3c47d.jpg">Hepimiz biliriz kelimelerin aslında uydurma işaretlerden oluştuğunu; bu işaretlere yüklenen seslerin ve anlamların onları kelime haline getirdiğini. Toplumumuzda &#8220;sanatçı&#8221; kelimesine yüklenen anlamın ne olduğuna baktığımızda da &#8220;sanat&#8221;ın nerede olduğunu anlarız.
<br>
<br>Bu sonu gelmez tartışmaya neden girdik? Girdik, çünkü Nihan Kaya sanatın gerçekte ne olduğunu, sanatçının, edebiyatçının özelliklerini, edebiyat ile hayat arasındaki ilişkiyi yazdı. Edebiyat sanatının ille de bir şekilde aykırı olduğunu, sanatçının, yazarın statükoya ters düştüğünü, yaşadığımız zamanın hakim formlarını yeniden biçimlendirdiğini, ama yine de ılımlı olduğunu, ondan bu yüzden korkulduğunu hatırlattı bize. Edebiyatçının &#8220;fildişi kule&#8221;de yaşamakla suçlandığını belirtti. Aslında sanatçının, sanatsal olmayan değerlerin saldırısından, piyasanın taleplerinden kendini ve dolayısıyla gerçek sanatı korumak üzere toplumla, gündelik hayatla arasına mesafe koyması gerektiğinden bahsetti. Ama Kaya'nın anlattığına göre, sanatçının kendisini çektiği yer fildişi olmakla birlikte bir kule değil, kuyu idi. Zira sanatçı çekildiği köşesinde sanıldığı gibi topluma yukarıdan bakmıyor, aksine hayatla, insanlıkla bütünleşmeye çalışıyor, bunun için de hayatın görünen yüzünün &#8220;derinine&#8221; inmeye çalışıyordu. İşte bu yüzden Kaya kitabına Fildişi Kuyu adını verdi. Kitabın alt başlığı olan &#8220;Edebiyat-Psikoloji-Kadın&#8221; kavramlarının her birini bu &#8220;fildişi kuyu&#8221; yordamıyla irdeliyor Kaya kitabında.
<br>
<br>Nihan Kaya, hayatın yatay ve dikey olmak üzere iki farklı yönde ilerlediğini öne sürüyor. Yatay hayat gündelik, pratik, materyal, dış hayatımızı, yani yüzeyi, kronolojik zamanı temsil ederken, dikey hayat derinlemesine ilerleyen, geçmiş v ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=849-fildisi-kuyuda-bir-nihan-kaya">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 13:17:19 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=848-ucurtmayi-vurmasinlar-feride-cicekoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=848-ucurtmayi-vurmasinlar-feride-cicekoglu</guid>
	<title>Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4d373ada368237eb08a6bc3510324085.jpg">Bir uçurtma!
<br>İlk kez senle 
<br>
<br>Birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye. Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki:
<br>
<br>"Bak, uçurtma kaçmış!"
<br>"Hani bakayım! Nereden kaçmış?"
<br>"Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!"
<br>
<br>Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi.
<br>Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki anemide vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış inci?
<br>
<br>Barış gözlerini açar açmaz kendini dört duvar arasında bulmuş bir yetim çocuktur. Yetimdir çünkü babasından varlığından haberi yoktur. Dört duvar ararında sıkışmış bir hayatın içinde kadınlar koğuşunda hayat denen zulmeti yaşamaktadır.
<br>
<br>Hapishaneler hayatın değerini hatırlatan tek yerdir. Bir saniyenin bile bir ömre bedel olduğu dört duvar arasında yankılanan isyanların ocağıdır. Her kulakta yankılanan tek umut sözcüğüdür "af" diye yankılanan seslerdi. Belki de Barış'ın ablalarından hep duyduğu kelimeydi.
<br>
<br>1984 yıllarında bir Haziran ayının öğlen arasında başlamıştı Barış'ın demir parmaklıklar ardındaki sesi. Barış daha küçücükken tanıştığı demir parmaklıklar ardından görmediği çayırları, oynayamadığı oyunları, hasret kaldığı kendi yaş gruplarıyla olan arkadaş edinmeleri ya da dört duvar arasında değil de sınırsız bir özgürlük duygusuyla seyretmeye hasret kaldığı gökyüzünden yoksun olarak ak kâğıtlara içini dökmüş, düşlerini ve yaşadıklarını karalamaya çalışan bir çocuktur. Her kâğıt Barış'ın bir manifestosuydu. Her manifestosunu İnci ablasına göndererek rahatlamaktadır.
<br>
<br>Annesinin işlediği suçtan dolayı mecburen küçük Barış'ta mahkûm olmuştur. Sevme duygusunun daha ne olduğunu bile kazanamayan Barış, neyi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=848-ucurtmayi-vurmasinlar-feride-cicekoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Selami Ay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 12:57:20 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=847-icime-dag-dusuren-sair-mustehir-karakaya-ve-8220duslerden-aldim-adimi-8221</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=847-icime-dag-dusuren-sair-mustehir-karakaya-ve-8220duslerden-aldim-adimi-8221</guid>
	<title>İçime Dağ Düşüren Şair: Müştehir Karakaya Ve &#8220;düşlerden Aldım Adımı&#8221; | Selami Ay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/2d4879751bd1c6064a6d3d918f8a3a06.jpg">Kendi deyimiyle şehirlerde yaşayan bir dağ çocuğu o. Henüz üzerinden elbiselerini sıyıramamış! O yüzden &#8220;üşürken kır çiçekleri gibi üşüyorum&#8221; diyor.
<br>
<br>&#8220;Düşlerden aldım adımı&#8221; Müştehir Karakaya&#8217;nın son şiir kitabı. İlk baskısı &#8220;Beyaz Gemi Kitaplığı&#8221; tarafından, ikinci baskısı ise &#8220;Teveg Yayınları, Sakızağacı&#8221; şiir serisinden çıktı. Bu yazıda bizzat tanımaya fırsat bulduğum bir söz ustasının gönül dünyasından kopup şiir halini alan duygularından kendimce anlamlar çıkarmaya çalışacağım.
<br>
<br>Müştehir Karakaya&#8217;yı ne zaman ziyarete gitsem &#8220;dağlarla konuşan bir adam duruyor karşında&#8221; derim kendi kendime. Onunla konuşurken şehrin kalbinde filizlenmiş bir dağ ile konuşuyorum gibi geliyor bana. Ama öyle bir dağ ki, kalkıp misafirine (yaşına bakmaksızın) bizzat çayı kendi elleriyle getiren bir dağ...
<br>
<br>Dağların dilinden anlayan ne kadar az insan var oysa. Ben, Karakaya&#8217;nın duruşundan ve şiirinden şunu anlıyorum evvela: &#8220;Eğer gönülden kulak verselerdi, onlar da anlarlardı dağları ve onlar da dağların gördükleri düşleri görürlerdi.&#8221; Tıpkı şairin &#8220;hiçbir dağ köle değil&#8221; şiirinde dediği gibi:
<br>
<br>&#8220;bir el kölesidir bir elin
<br>bir taş bir taşın
<br>dağ kendinin kölesidir yalnız
<br>bunu görebiliyorsan
<br>kimsenin görmediği dağın düşünü
<br>gündüzler ve geceler boyu
<br>sen de görebilirsin&#8221;
<br>
<br>&#8220;Dağ&#8221;, &#8220;insan&#8221; merkezli şiirinde en belirgin metafordur, Karakaya&#8217;nın. İçimizde sözcüklerden dağların varlığını hissettiriyor şair. Her söz bir dağ oluveriyor nihayetinde içimizde, dağ çok söz...
<br>
<br>Söz ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=847-icime-dag-dusuren-sair-mustehir-karakaya-ve-8220duslerden-aldim-adimi-8221">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 12:42:51 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=846-yakup-cak-ile-soylesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=846-yakup-cak-ile-soylesi</guid>
	<title>Yakup Çak İle Söyleşi | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/04811ea0e659f30dc3c800985e259849.jpg">Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Yazarların kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık.
<br>
<br>Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?
<br>
<br>1971 Karaman doğumluyum. Konya&#8217;da ikamet ediyorum. Şu anda özel bir şirkette çalışıyorum.
<br>
<br>Kimsiniz sorusuna vermem gereken cevap ise, diyebilirim ki kaldırımlarda yürürken kalabalığın içindeki, gördüğünüz sıradan insanlardan biriyim.
<br>
<br>İsmimin benim için ne anlam ifade ediyor olmasından çok, benim insanlar arasında ne anlam ifade ediyor olmam daha önemli. Çünkü taşıdığım isimden çok insanlar arasındaki taşıdığım misyonun, bana bazı vasıfları yüklediğini düşünüyorum. Ve bu da, ismimin sadece benim fark edilmem adına bir etiket olduğunu gösterir.
<br>
<br>Hayatın içinde olduğumu söyleyebilirim. Çünkü sıradanlık insanlar arasında, diğerlerinden farklı olmadığının göstergesidir. Ne yüksek tahsiller, ne şan ne şöhret, cahil de olsa bir annenin, bir babanın verdiği değerleri veremez. Bu sebepten hayatın dışında olmayı doğru buluyorum.
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>
<br>Kitap okuma serüvenim, Ortaokul yıllarında başladı. Özel hatırası var diyebilirim. Çünkü biraz garip olacak, ama ben kitap okumaktan nefret eden birisiydim. Bilmiyorum sebebi neydi ama okumayı sevmezdim. Bir arkadaşım vardı, hem çok kitap okurdu, hem de güzel bir anlatımı vardı. Bir tarih olayını o kadar içten, o kadar güzel anlatıyordu ki, tabiri caiz ise ağzı açık dinliyordum. Hikâyeyi anlattıktan sonra sordum. &#8220;Sen bunları nereden öğrendin&#8221; diye. O da bana elindeki kitabı gösterdi. &#8220;Burada yazıyor&#8221; dedi. Ogün elime okumak için, ilk defa kitap aldım. Ahmet Cemil Akıncı&#8217;nın, Peygamberlerin hayatları, roman dizisinin hepsini okudum. Sonrası malum, herkes gibi bir daha bırakamadım.
<br>
<br>Sizce okuma yazmanın nesi olur?
<br>
<br>Bir binanın temeli ve yükselen kolanları gibidir. Ya da şöyle bir benzetme yapabilirim, bir arabanın hareket edebilmesi için, gereken yakıt gibidir. Her şey tamamdır, fakat süreklilik arz edebilmesi için olmazsa olmazıdır. Okumak, yazma konusunda tekrardan  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=846-yakup-cak-ile-soylesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 11:29:26 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=845-kis-bahcesi-guray-sungu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=845-kis-bahcesi-guray-sungu</guid>
	<title>Kış Bahçesi - Güray Süngü | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/68aa34fd4f1db2e001ef99b321f75770.jpg">Roman denilince akla hep basit sözcüklerle kurgulanmış bir senaryo gelir. Oysa &#8216;&#8216;Kış bahçesi&#8217;&#8217; adlı romanda yazar bir nevi kendince konuşarak daha çok kelime kurgusu yapmaya çalışmıştır. Bir olaya giriş yapacağı esnada bazı yerlerde en az 2 sayfa boyunca sadece betimlemeler yaparak konu dışı denemeler yazmaya çalışmıştır. Zihin bölünmeleri ile gelişen kurgu ağırlıklı anlatımları tercih etmektedir Böylece bazen okuyucunun konu dışına çıkmasına neden olmuştur.
<br>
<br>Yazarın 2011 yılında çıkan bu eseri konu bakımından bir genç kızın kendini ölümsüzleştirmek adına bir yazarın hayatına girmesini konu alır. 
<br>
<br>Aziz eserin başkahramanıdır ve 3 tane romanı yayımlanmış bir yazardır. En son romanını terk edildiği Hande adındaki bir sevgilisini yayımladığı romanına verdiği bir karakterdir. Hayatını artık sürekli evde geçirmektedir. Hayatının geride kalan kısımlarını romanlarına yansıtmıştır. 
<br>
<br>Derya, Aziz&#8217;in bütün eserlerini okumuş ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=845-kis-bahcesi-guray-sungu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber.com.tr</dc:creator>
	<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 19:21:40 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=844-200000-okunma-sayisi-icin-tesekkurler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=844-200000-okunma-sayisi-icin-tesekkurler</guid>
	<title>200.000. Okunma Sayısı İçin Teşekkürler | Kitaphaber.com.tr</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d82cf64298ca32426c124522f23143f4.jpg">Abdullah Yalnız
<br>Amine Özden
<br>Asude Bulut
<br>Ayşenur Aydınlı
<br>Bilal Can
<br>Buğra Yüter
<br>Büşra Nur Karaarslan
<br>Ceyda Aniateş
<br>Deniz Gümüştekin
<br>Enes Can
<br>Enes Yalçın
<br>Enes Yaşar
<br>Engin Firol
<br>Ergün Munduz
<br>Esma Meşar
<br>Esmer Araz
<br>Esra Şen
<br>Fatma Demirhan
<br>Fatma Fidan
<br>Fatma Güven
<br>Fatmanur Demir
<br>Ferhat Özbadem
<br>Feyzi Baran
<br>Fuat Reha
<br>Gülnaz Eliaçık
<br>Hasip Çifci
<br>Hilal  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=844-200000-okunma-sayisi-icin-tesekkurler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:10:14 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=843-dusuncenin-mumyalasmis-hali-kitap</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=843-dusuncenin-mumyalasmis-hali-kitap</guid>
	<title>Düşüncenin Mumyalaşmış Hali: Kitap | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9dd9f754d5da7bca2a63c4432b5b71e1.jpg">Kitaplar insanlar içindir. Bu cümle bizde bir bağlılığın da göstergesi olarak yer edinebilir. Çünkü kitap okumak bir yandan sabır işi bir yandan da muhabbet işidir. Kitap nedir? Bu soruyu bence iyi anlatan Cemil Meriç olmuştur. Ona göre kitaplar geleceğe yollanmış, smokin giyen heyecan ve mumyalanmış tefekkür demektir. Düşüncenin mumyalanıp sayfalara yerleştiği başka bir nesne yoktur. Kitap insan dünyasının dününü, bu gününü hatta yarınına dair söylemler içeren kimi zaman ise duygularını aktarıp bir yerde sabitlediği eserledir. Kitap insan düşüncesinin kalıcığılığını yeni nesillere, çağdaşlarına aktardığı bir iletişim aracıdır. 
<br>
<br>Kitaplar bir çok amaç için yazılmış olabilir. Bu amaçlar onun iyi veya kötü vurgu taşımasına neden olabilir. Bu yüzden kitaplar biraz bir çiçek tarhı kimi zaman ise bir silahtır. Onu kullanacak zihin yapısına göre araçsallaşan bir şekli vardır. Kitap bir silahtır, kitap sevgidir, kitap çiçek tarhlarını bozguna uğratanlara karşı savaş açmaktır. 
<br>
<br>Düşün ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=843-dusuncenin-mumyalasmis-hali-kitap">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hülya Akar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:07:01 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=842-islam-ahlak-felsefesine-giris-cafer-sadik-yaran</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=842-islam-ahlak-felsefesine-giris-cafer-sadik-yaran</guid>
	<title>İslam Ahlak Felsefesine Giriş - Cafer Sadık Yaran | Hülya Akar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/abc9a462f5da6d1185dc122675af93da.jpg">Ahlak kavramı evrensel olmasına rağmen zamana, coğrafyaya, yüzyıllar içinde oluşmuş medeniyetlerin farklılıklarına göre, insan zihninde görsel ve duyusal olarak farklı çağrışımlar meydana getirir. İnsan ahlak üzerine düşünür, konuşur, tartışır, yazar ve onu sistemleştirir. Ahlak aslen yaşanan, sadece yaşanması gereken bir şeyken, insan onun üzerine düşünerek ahlak felsefesi denilen "ürünü" meydana getirmiştir. İslam Ahlak Felsefesi&#8217;nin en temel kaynağı Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;tir. Bu iki kaynak insanın varlığına bütüncül bir ahlak çağrısı yapar, onu safhalara ayırmaz, parçalamaz. Erdeme ya da etiğe ulaşmak için insanı, insanın aklını ve sezilerini referans alan antikçağ felsefesinden de etkilenen İslam Ahlak Felsefesi, referansı vahiy olan İslam ahlakının felsefesini nasıl yapmıştır?
<br>
<br>Ahlak ile ilgili olumlu ve olumsuz kavramlar nedir sorusuna aranılan cevaplar, insanın ahlaki olan karşısındaki sorumluluğu, ahlakı yaşama ve olgunlaştırma çabası vs farklı ekolleri meydana getirir. "İslam kültüründeki felsefi ahlak ve onun temel erdemler listesi, sade ve sistematiktir; fakat, temel çatışı İslam&#8217;dan ziyade, Antik felsefeden gelmektedir." Platon&#8217;un dörtlü erdem (hikmet, cesaret, iffet, adalet) tasnifine bağlı olarak Müslüman düşünürler kendilerince evrensel bir felsefi ahlak anlayışı meydana getirmişlerdir. Burada hangi algıya göre hikmet, cesaretin niteliği ve sınırları, bir varlık boyutu olarak insanın sahip olduğu iffet ve neye, kime göre adalet soruları akla gelir. Tabi ki İslam Ahlak Felsefesinden bahsediyorsak Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;e göre bir ahlak çözümlemesi yapılmalı. Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;e karşı ahlaki duruşum ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=842-islam-ahlak-felsefesine-giris-cafer-sadik-yaran">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hilal Bilgeç</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:00:22 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=841-peygamberleri-seviyorum-nehir-aydin-gokduman</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=841-peygamberleri-seviyorum-nehir-aydin-gokduman</guid>
	<title>Peygamberleri Seviyorum - Nehir Aydın Gökduman | Hilal Bilgeç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b27c4db53ed8f42fb324ceae97903b39.jpg">Nehir Aydın Gökduman'ın geleceğin teminatı olan çocuklarımıza ulaşan eseri: 'Peygamberleri Seviyorum'
<br>
<br>İbrahim; 
<br>"Babacığım, niçin duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bu putlara ibadet ediyorsun?" diye sordu. 
<br>Babası şaşkın şaşkın İbrahim'e baktı. 
<br>Putlara özenle dokunarak. 
<br>"Bilmiyor musun, bunlar bize atalarımızdan emanettir. Ben anamı ve babamı onlara ibadet ederken gördüm" dedi
<br>
<br>İnsanın şu fani dünyadaki en değerli varlığı şüpesiz ki çocuklarıdır. Onlar için yemez, onlar için içmez, onlar için çalışır, onlar için okur, onlar için kendini geliştirir... Yaptığı her eylemin çocuğuna bir fayda sağlayacağı mantığı ile hareket eder; maneviyatta ise gerçekleştirdiği eylemin çocuğuna sağlayacağı faydayı düşünmez. Oysaki çocuklar büyüklerin yapın dediklerini değil, yaptıklarını örnek alır. Hz. İbrahim'in babasının dediği gibi 'Ben anamı ve babamı onlara ibadet ederken gördüm.'
<br>
<br>Peki ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=841-peygamberleri-seviyorum-nehir-aydin-gokduman">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 12:30:38 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=840-islam-ve-kapitalizm-tartismalari</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=840-islam-ve-kapitalizm-tartismalari</guid>
	<title>İslam Ve Kapitalizm Tartışmaları | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/da1af9bbeee6954b7802c170837d8a45.jpg">İman ederek Müslüman olan Kapitalism&#8217;in; adını Kapital-is(la)m olarak da değiştirmesiyle birlikte; &#8220;barış köprülerinin&#8221; atıldığı İslam beldesindeki yaşantının ele alındığı bir kitap; &#8220;İslam ve Kapitalizm&#8221;.
<br>
<br>Dünün, koparılan hastalıklı yaygaralarının günümüzde de devam ettiğini gösteren beyanname niteliğindeki taslağıyla; işleyen mekanizmaya vicdanlarımızı sıkıştırarak rahatımızı kaçıracak cinsten bir kitap... 
<br>
<br>Huzursuzluğun romanına sığdırılarak geçiştirilen sıkıntılarla dolu bir kurgunun dahi, niyetlerimizi ferahlatamayacağı gerçeğiyle bizleri karşı karşıya getireceğini varsayarsak; bu kitabın, toplumsal yanılgı sürecindeki &#8220;uyum sağlamak, kanıksamak, normalleşmek ve kokuyu hissetmemek&#8221; hastalıklarıyla başlayacağını çok rahat bir şekilde anlarız. Daha doğrusu Kapital-İslam&#8217;ın yani abdestli kapitalizmin &#8220;haliçten yayılan kokuları&#8221;yla muhatap olacağımız fikrine erişiriz.
<br>
<br>Kitabın başlangıç kısmı ilk olarak, gerçeğe kapalı olma olgusunun güdülediği sürüleşme psikolojisiyle başlamaktadır. Ve ilerleyen sayfalarda ise hastalığın bir derece daha ilerlemiş ve ağırlaşmış hali olan sahiplenme olgusunun ne demek olduğu ele alınmıştır. Yani İslam&#8217;ın kırılan omurga kemiğinin onarılma aşamaları üzerinde durulmuştur.
<br>
<br>Dengeler üzerinde kurulmaya devam eden kitap; cemaat halkasının,(sahiplenme duygusuyla) pi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=840-islam-ve-kapitalizm-tartismalari">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 12:22:49 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=839-islam-akaidi-hasan-karakaya</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=839-islam-akaidi-hasan-karakaya</guid>
	<title>İslam Akaidi - Hasan Karakaya | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4a3ba814942330ee222f80f6bd0ec80e.jpg">Tam 30 yıllık bir birikimin meyvesi olarak istifademize sunulan bu eser, Türkçe telif akaid kitapları içinde bir numara olma özelliği taşıyor. Alim şahsiyet Hasan Karakaya Hocaefendinin (gazete köşe yazarı değil) irfan dolu titiz çalışmaları sonucu yazdığı eser görselliği ile dikkat çekiyor. Lüks kapak, sarı şamua kağıt ve özenli baskısı ile hak ettiği kalitede basılmış. 
<br>
<br>Eserin muhtevasına geçmeden önce Hasan Karakaya hocaefendiyi tanıyalım. 1943 yılında Erzurum&#8217;un İspir ilçesine bağlı olan &#8220;mezraa&#8221; (Demirgöze) köyünde doğdu. Bu köyde hafızlık yaptı. Sonra Erzurum&#8217;a giderek orada önce Kur&#8217;an ta&#8217;limi sonra Arapça okudu. Daha Suriye&#8217;ye oradan Lübnan&#8217;a oradan da Mısır&#8217;a giderek El Ezher üniversitesine bağlı olan okullarda okudu. Sonra Ezher üniversitesinde ve Kahire üniversitesi hukuk fakültesinde tahsik yaptı. Daha sonra Türkiye&#8217;ye dönüp İstanbul üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi. Özel sektörde çalışarak SSK&#8217;dan emekli oldu. Halen İstanbul&#8217;da ikamet etmektedir.
<br>
<br>İslam akidesinin günümüzde ele alınması konusu mühim bir konu olduğundan akide ile ilgili eserlerde mühim oluyor. Hakkında kalem oynatılacak en zor ilmi alanlardan biri olan akide konusu ilmi ile amil alimlerin çabaları ile eser haline gelince anlam buluyor. Piyasadaki derleme eserler ve yanlışlar ile dolu kitaplar göz önünde bulundurulduğunda elimizdeki eserin kıymeti daha da artıyor. 
<br>
<br>Eserde takip edilen yöntem; konu başlığı verildikten sonra, konu ile ilgili lügavi ve ıstılahi tanım verildikten sonra, farklı görüşlerdeki ekol ve şahısların delilleri ayetler ve hadisler olarak verildikten sonra müellif kendi kanaatini beyan ediyor. ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=839-islam-akaidi-hasan-karakaya">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 23:10:45 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=838-ferit-genc-cunku-siir-direk-hislere-hitap-eden-bir-isik-yansimasidir</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=838-ferit-genc-cunku-siir-direk-hislere-hitap-eden-bir-isik-yansimasidir</guid>
	<title>Ferit Genç: Çünkü şiir Direk Hislere Hitap Eden Bir ışık Yansımasıdır... | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/36c22584ab7f44b5c05e0f03576e3742.jpg">Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Yazarların kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık. Ferit Genç ile yaptığımız bu söyleşiyi dikkatinize sunuyoruz.
<br>
<br>&#8220;İyi bir okuyucu olmak için yazma gayretindeyim.&#8221;, &#8220;Kitaphaber, eğitim ocağı hükmünde bir dergahtır.&#8221;, &#8220;Çünkü şiir direk hislere hitap eden bir ışık yansımasıdır.&#8221;
<br>
<br>Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz? 
<br>
<br>Doğunun en mistik kokulu yerlerinin bir köyünde doğdum. Doğduğumda mevsimler yazı, takvimler ise 1989 yıllarını göstermekteydi. Yıllar sonra anladım ki, meğer dünyaya gözlerimi kısa bir süre önce açar açmaz en büyük desteğimi kaybetmişim. Kısaca ben; öğrenciliğin verdiği hazla yazar, çizer ve eleştiririm.
<br>
<br>İsmim pek bir anlam ifade etmez. Her ne kadar çevremde çapkınlık ile özdeşleştirilse de bu benim için pek doğru bir kanı değildir. İsmim lügatlerde &#8216;&#8216;avcı kuş&#8217;&#8217; ve &#8216;&#8216;tek, bir&#8217;&#8217; anlamlarında kullanılır.
<br>
<br>Hayatın, daha kendisinin nerede olduğunu bilmediğim için kendimi de bu hayatın içinde nereye koyacağımı bilemiyorum. Bazen dünyaya gözlerimi çok erken açtığımı düşünürüm, bazen ise çok geç. Sadece hayatın içinde Allah&#8217;ın bahşettiği oyunu sergilemekle mükellef olduğum bir insanım. Mutlu muyum? Mutlu değilim ama her zaman halime şükrederim.
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı? 
<br>
<br>Kitap okuma serüvenim lise yıllarında başladı diyebilirim. Öyle ki Ahmet Günbay Yıldız&#8217;ın birçok eserini okudum. Yazarın akıcı ve sade dili beni çok etkilemişti. Kitap okumanın özel bir hatırası var mı? Diye sorarsanız şayet. Evet var. Üniversite ikinci sınıfta okuma tutkum daha da arttı. İkinci sınıfta yaşadığım psikolojik bunalımlar beni romanların başkahramanlarıyla tanıştırma serüvenine ittirdi. Böylece her kitabın kahramanlarıyla bir dostluk ilişkisi içerisinde bulundum.<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=838-ferit-genc-cunku-siir-direk-hislere-hitap-eden-bir-isik-yansimasidir">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zeynep Bozboğa</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 13:19:17 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=836-goz-izi-ducane-cundioglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=836-goz-izi-ducane-cundioglu</guid>
	<title>Göz İzi - Dücane Cündioğlu | Zeynep Bozboğa</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8d773fbe57ca6df9deb8f1c010326ff6.jpg">A benim bahtı yarim
<br>Padişah tahtı yarim
<br>Yüzünde göz izi var
<br>Sana kim bahtı yarim
<br>
<br>Diyen aşığın cümlelerinden yola çıkılmış bir kitap gibi gelir okuyana Göz İzi. Kızarmayan, gözlerin izleri birbirine karışmış, edep ve adap yoksunu insanlığın zihnine, izin izini sürmeyi salık verir. Dedektif edasıyla kelimeler ve kökler arasından bulduğu ince manaları okuyucusu ile paylaşır.
<br>
<br>Hacmine bakılarak kitabın baştan sona adep duygusunun altını çizeceği sanılır, halbuki öyle değil. İçeriğin de birbirinden bağımsız bir çok başlık altında sorular sorar okuyucusuna ve birlikte cevaplar bulmaya çalışır, an gelip cevap  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=836-goz-izi-ducane-cundioglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 13:11:44 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=837-divan-imam-safiinin-siirleri</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=837-divan-imam-safiinin-siirleri</guid>
	<title>Divan: İmam Şafii'nin şiirleri | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3cf49ff25a98879bd21d875c73bf24ab.jpg">Bir fıkıh ve hadis aliminin şiirleri Divan olunca, kalp mutlu oluyor, göz şaşırıyor. Hele de bu alim şahsiyet Gazze&#8217;li olunca daha da artıyor bu mutluluk. Adı: Muhammed bin İdris El Şafii.
<br>Şiirin hayatın her yanını kuşatan bir havası olduğunu bir daha görüyoruz. İlim ve irfan dolu bir hayatın ilk yıllarında şiir ile süslenmiş bir dönemin şahitliğini yapıyor bu divan.
<br>
<br>İmam Şafii divanı, bir soru veya olay karşısında söylediği şiirlerin öğrencileri tarafından not edilmesi şeklinde meydana gelmiştir. Bu sebepten dolayı olsa gerek, piyasada Arapça birçok farklı Şafii divanı bulunmaktadır. Türkçe tercüme ve derlemesini Ali Ural&#8217;ın yaptığı bu çalışmanın ilginç bir serüveni var. Ali Ural&#8217;ın kendisinden dinleyelim.
<br>
<br>&#8220;Eğer kader yıllar önce bir dama taşı gibi beni çöle sürmeseydi, İmam Şâfiî&#8217;yle tanışamayacaktım. Karşıma ilk olarak yüksek öğrenimimi sürdürdüğüm üniversitenin kafeteryasında çıkmış, bir duvarın üstünden şöyle seslenmişti bana: &#8220;Serendib dağları inci yağdırın/ Tukrur kuyuları altın fışkırtın/ Ne yaşarsam azıksız kalırım/ Ne ölürsem kabirsiz/ Himmetim kralların himmeti/ Nefsim zilleti küfür sayan hür bir nefis&#8221; Onuru takvada arayan bu dik başlı mısralar beni canevimden vurmuş, altında İmam Şâfiî adını gördüğümdeyse çok şaşırm ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=837-divan-imam-safiinin-siirleri">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Deniz Gümüştekin</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 13:16:11 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=835-yahudi-psikolojisi-recai-yahyaoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=835-yahudi-psikolojisi-recai-yahyaoglu</guid>
	<title>Yahudi Psikolojisi - Recai Yahyaoğlu | Deniz Gümüştekin</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/17970d1a719970a5427d7aba89391042.jpg">İnsanlık günümüz tarihi ve hukukun üstün olduğu bir dünyada, hiç bu kadar aşağılanmamıştı. İnsanların ölümü bu kadar basit ve sıradan olamazdı. Hele birde bu ölümlere haksızlık ve zulüm karışmışsa... 
<br>
<br>&#8220;Türkiye&#8217;de yaşamakta olan Musevi vatandaşlarımız yazdıklarımdan dolayı umarım incinmezler. Zira burada onları direkt olarak ilgilendiren bir değerlendirme bulunmamaktadır. Biz Türkler, onlarla birlikte bu topraklarda uzun yıllardır dostça, kardeşçe yaşamaktan dolayı son derece mutlu ve memnunuz&#8221; (sayfa :18 )
<br>
<br>Kitabı yazmadan önce de İsraile gidip araştırma ve gezilerde bulunan Dr. Recai Yahyaoğlu yirmiye yakın derneğe üye olan ve çeşitli dergi ve internet sitelerinde makaleleri yayımlanan bir yazarımızdır. 
<br>
<br>İsrail Ordusu 27 aralık 2008 ile 18 ocak 2009 tarihleri arasında Gazze&#8217;ye saldırılar düzenledi. Hastaneler, okullar ve evler bombalan ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=835-yahudi-psikolojisi-recai-yahyaoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 14:24:28 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=834-alevilik-mehmet-yazici</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=834-alevilik-mehmet-yazici</guid>
	<title>Alevilik - Mehmet Yazıcı | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/bbe4c315578fdc85effc853e3573069c.jpg">Sosyolojik çalışmalar toplumlar ile ilgili tespitler içerir. Toplumlardaki fikri oluşumlar, düşünce sisteminin oluşumu, günlük hayatları, inançları ve diğer toplumlara bakış açılarını görmemizi sağlar. Toplumlar hakkında bilgi sahibi olmanın en iyi yollarından biri, o toplumun kendi dilinden kendilerini tanımak ve uygulamalarını gözlemlemek yolu ile bir kanıya varmaktır. Bu çalışmada bu tekniğin uygulanmasını en güzel şekli ile görüyoruz. 
<br>
<br>Kitapta mevzu bahis olan yaklaşımlar birer tespittir. Dolayısı ile çalışma içindeki bütün fikir ve yaklaşımların kabul yada reddi söz konusu değildir. Araştırmaya dayalı çalışmalarda ve tez çalışmalarında bilimsel gerçeklikler ve var olan tespitler ortaya konur. Dolayısı ile burada dikkat edilmesi gereken husus bu tespitlerin, bilgi dünyamızdaki karşılıkları ile aynı olup olmadığını sorgulamaktır. Alevilik konusu, Osmanlıdan bu yana söylenti ve dedikodu furyası aracılığı yanlış algıların olduğu bir konu. Bu algının kırılması araştırmalar ve gözlemler yolu ile hazırlanmış çalışmaların ışığında bilgi sahibi olmak ile mümkün olacaktır. 
<br>
<br>Alevi kültürü içinde farklı jenerasyonların olduğunu, algı ve düşüncelerinin birbirine bazı durumlarda tezat teşkil ettiğini, inanç ve geleneklerinin oluşum süreçlerinde ötekileştirme politikalarının en belirgin etken olduğunu bu çalışma vesilesi ile görebiliriz. Araştırma ve gözlem yöntemi ile ortaya konulan olguların tarihsel perspektif ile günümüze yansıması geniş bir kaynak taraması ve yerinde özne kişiler ile yapılan mülakatlar sonucu okuyucuya sunulmuştur. 
<br>
<br>Bu çalışma iki yönü ile önem ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=834-alevilik-mehmet-yazici">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 13:36:19 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=833-olgun-insanlik-ve-gorgu-kurallari-ragip-guzel</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=833-olgun-insanlik-ve-gorgu-kurallari-ragip-guzel</guid>
	<title>Olgun İnsanlık Ve Görgü Kuralları - Ragıp Güzel | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/acf2d10c2053a7ed223b7f18f2f8c623.jpg">Edep, insanlığın başına gelen n güzel nimetlerden biridir. Öyle bir nimettir ki insanı yaratılanların en hayırlısı sıfatına erdirmiştir. Osmanlı devletinin cihana hakim olmasının adıdır edep. Öyle bir şeydir ki edep, hafife alındığında haneleri yakıp küle çevirebilir.
<br>
<br>Ragıp güzel&#8217;in kaleminde ise çok farklı boyutlara ulaşmıştır.aslında sevilmek zorunda olmadığımızı, aksine bizi sevmeleri için karşımızdaki insanları bir nevi zorunlu kılmaktadır. Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkarmasındaki gibi insanlara tatlı dille yaklaşıldığında bambaşka boyutlara gitmesini izletiyor bizlere.
<br>
<br>Kitapta toplum arasında dikkat edilmesi gereken birçok husus yer almaktadır. Konuşma adabı, misafirlik adabı, hasta ziyareti, soru sorma ve cevaplama adabı akla gelebilecek bazı konulardandır. Her konunun hadis ve ayetlerle sabitlenmesi kitabı gönüllerde daha ferah yapmaktadır.
<br>
<br>İnsanın doğumundan ölümüne kadar yanında gezdireceği ve onunla itibar kazanmasını sağlayan tek şey edeptir. &#8220;Edepten mahrum olan Allahın lutfundanda mahrum olur&#8221; sözleriyle milli şairimiz M. Akif Ersoy da edep kavra ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=833-olgun-insanlik-ve-gorgu-kurallari-ragip-guzel">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Şeniz Ayaz</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 13:18:08 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=832-ilyas-amangeldi-ile-kitaplar-ve-edebiyat-uzerine</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=832-ilyas-amangeldi-ile-kitaplar-ve-edebiyat-uzerine</guid>
	<title>İlyas Amangeldi İle Kitaplar Ve Edebiyat Üzerine | Şeniz Ayaz</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/2fd3af2773675c974bcdfabb34ed48df.jpg">Kitap Haber'in bu ayki konuğu Türkmen edebiyatının değerli isimlerinden İlyas Amangeldi. Söyleşimize hoş geldiniz hocam.
<br>
<br>
<br>Söz konusu Türkmen Edebiyatı olunca akla ilk gelen düşünce, edebiyatın sınır tanımaz bir yapısı olduğudur. Türkiye'de belli bir okur kitlesine sahip olan değerli yazarımıza bu bağlamda yönelteceğimiz ilk soru: İlyas Amangeldi Türkiye ile nasıl tanıştı?
<br>
<br>Türkiye ile orta okulu bitirdikten sonra Ziraat üniversitesinde okurken 1970 li yıllarda ilgilenmeye başladım. Gerçi bu hayali bir ilgiydi. Türk şarkıları, Cengiz Aytmatovun &#8220;Elvan Yemenili Servim&#8221; eserinden esinlenerek çekilen Türk filmi İstanbul&#8217;unun gözalıcı güzellikte şehir olduğu, Aziz Nesin&#8217;in mizahları, Nazım Hikmet&#8217;in Türkçeden Rusçaya çevrilmiş şiirleri&#8230;Türkiye ile ilgili görüp duyduklarım bunlardan ibaretti. Sonra abimin çocuklarından Türkiye&#8217;ye okumaya gidenler oldu. Onlar tatile geldikleri zaman ilk ilgilendiğim Türk edebiyatı ile ilgiliydi. Türkiye&#8217;de edebiyat ile ilgili gazete olmadığını duyduğum zaman çok şaşırmıştım. Bizde Türkmenistan&#8217;da &#8220;edebiyat we sungat&#8221; diye gazete var. O zamanlar Türkmenistan daha bağımsızlığını ilan etmediğinden dolayı yayıncılık kötüydü.. Dergiler zamanında çıkmıyordu. Gazeteler ise devamlı ve zamanında yayınlanıyordu. Belki bu yüzdendi gazeteler halkın arasında edebiyata olan ilgiyi, sevgiyi arttıran en büyük etkiydi, &#8220;Türkiye de edebiyat gazetesi yok&#8221; dendiği zaman orda &#8216; o etki yok&#8217; gibi gelmişti. Gerçi çocuklar &#8216;işte edebiyat gazetesi&#8217; diye önüme koysalar da onu okuyup anlayamazdım. Benimki sadece hayali bir ilgiydi. Geldiğim sonuçlar ve düşüncelerim hayaldan farklı değildi.
<br>
<br>Bu hayali ilgi Türkmenistanda Türk okullarının açılması ile gerçeğe dönüşmeye başlamıştı. Kendi oğullarım o okullara kabul edilmişti. Türk öğretmenler ile tanıştım. Onların arasından edebiyatı olanını aramıştım. Sonunda kendi aradığımı bulmuştum. Hüdayi Can diye gözlüklü, saf-temiz, çocuk gibi gülümseyen, görmüş geçirmiş büyüklerimiz gibi düşünen, Türkmenler ile kaynaşmaya hevesli bir genç. Şiir yazıyormuş. Türkmenceyi arkadaşlarından daha iyi biliyordu. Benim şiirlerimden birisini Türkçeye çevirip, Türkiye&#8217;ye gittiğinde yanında götürmüştü. O şiirimi yayınlanması için &#8216;Türk Edebiyatı&#8217; dergisine vermiş. Tatilden döndüğü zaman benim şiirimin yayınlandığı dergiyi getirdi. &#8216;Bu kadar çabuk yayınlanmasını beklemiyordum&#8217; diye sevinip çocuk gibi gülümsedi. O günden beri on beş sene geçmiş ve hala Türk edebiyatı ile derinden ilgileniyorum. Necip Fazıl, Mehmet Akif , Sezai Karakoç... gibi şairlerin şiirlerini Hüdayi bey ile okuyorduk. Türkiye ile tanışmam Hüdayi beyin sayesinde başlamıştı. Bu iyiliği için Hüdayi beye teşekkür ediyorum.
<br>
<br>Hocam Ziraat Fakültesi mezunusunuz ve edebiyatla iç içesiniz. Klasik bir soru olacak ama ziraat ve edebiyat zıt kutuplar gibi göründüğü için sormak istiyorum. Edebiyata merakınız ne zaman ve nasıl başladı?
<br>
<br>Edebiyat ile ziraat zıt diyorsunuz. Belki öyle de olabilir. Bazen bahçemde yapılacak işlerin vaktinde yapılması gerektiği için yazmamı ertelediğim zamanlar da oluyordu. Ancak Mehmet Akif, Cengiz Aytmatov da ziraatçılar. Meyve sebzeyi kendi elinle yetiştirmenin ve hasatını almanın da kendi edebiyatı var. Toprağın kokusunu kitaplardan okumayıpta kendi ciğerlerine doldurmak, aniden yaprağı sararmış ağacına üzülmek, bazı ağaçların da kendisinin taşıyamayacağı kadar meyve veripte ağırlığına dayanamayıp kırılmasına acımak... Bunların bir insanda her hangi bir duygu uyandırmaması imkansız. Bir de ben limon ağacı yetiştiriyorum. Limon bizim iklimin ağacı değil. Türkmenistan ikliminde limon ağaçları açık havada yetişmiyor. Onları seralarda yetiştirmek zorundayız. Bahçenden limon çiçeği ve limon kokusu gelmesi egzotik oluyor. Edebiyatı mı yoksa ziraatı mı seçmem lazım sorusu gençken de aklıma gelmedi, şimdi de gelmiyor. Çünkü edebiyatçı dendiği zaman benim gözümde çiftçilerle kırda yeşillik toplayan Lew Tolstoy canlanıyor. Böyle yazarlarda taklitçi edebiyat olmuyor. Onlar masum çiftçi gibi, yaptığı her işi yürekten yapıyor. Hatta yaptığı işin sonucuyla da pek ilgilenmiyor. Aynı çiftçi gibi &#8216;Ben elimden gelenin en iyisini yaptım, neticesi Yaradan&#8217;a kalmış&#8217; düşüncesinde oluyor. Çiftçinin de mahsulü sadece kendine bağlı olmuyor. Hava durumu, tohum.. ansızın esen sıcak rüzgar bile bütün hasılatı berbat etmeye yetiyor. Edebiyattada aynı bunun gibi. Yazdığın eser kitap olupta yayınlanabilir, okuyucu kitlesini de bulabilir, ama yazdığın şey gerçek eser olmuş mu yoksa olmamış mı sadece zamanın geçmesiyle belli olur.
<br>
<br>Doğrusu, edebiyata ilgi duymaya başladığımda onun degişik yönlerinin olduğunu bilmiyordum, bahçemde limonum da yoktu. On dört on beş yaşlarındaki ergin çocuktum. Ancak edebiyatın tadını almıştım. Abim Hıdır ile biz ikiz kardeşleriz. Beş erkek iki kız evladı olan büyük ailenin biz en küçüğüydük. Türkmenlerde en küçük çocuğu daha çok seviyorlar. Biz de bir birimizden ayırt etmek zor olan ikizler olduğumuz için daha çok seviliyorduk. Beş yaşımızda okumayı öğrendik. Kız kardeşlerimize &#8216;Leyla Mecnun&#8217;, &#8216;Şahsenem Garip&#8217; gibi eserleri okurduk. Babam ise bize Mahtumkulu&#8217;nun şiirlerini okutup dinlemeyi daha çok severdi. Bir keresinde evimize gelen misafirlerden birisinin &#8216;Oğulların bunun gibi şiirler okumak için henüz küçük. Sen onlara Mahtumkulu okutup beyinlerine baskı yapıyorsun&#8217; dediğini hatırlıyorum. Babam bu öneriyle ilgilenmedi bile. &#8216;Abuk-subuk şeyler okumaktan iyidir&#8217; dedi. Sonra Gurbannazar Ezizov&#8217;u tanıdık. Onunla tanışmak gerçek canlı şairi, belki de gerçek canlı &#8216;edebiyatı&#8217; gözlerinle görmekti. Çünkü onun şiir gibi kalbi vardı, şiirleri gibi yumuşak, dünya edebiyatını da çok iyi bilirdi. Onun &#8216;Kargalar&#8217; şiirini büyük hayranlıkla kendi ağzından dinlemiştik ve tekrarlaya tekrarlaya ezberlemiştik.
<br>
<br>
<br> ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=832-ilyas-amangeldi-ile-kitaplar-ve-edebiyat-uzerine">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Merve Şimşek</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 13:07:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=831-siret-i-meryem-sibel-eraslan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=831-siret-i-meryem-sibel-eraslan</guid>
	<title>Siret-i Meryem - Sibel Eraslan | Merve Şimşek</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/c409707dfddb604063807afaa7cca2cd.jpg">Sibel Eraslan&#8217;ın 2010 Yılında kaleme aldığı Siret-i Meryem tamamıyla Hz.Meryem&#8217;in hayatının romanlaştırılmış halidir. 
<br>
<br>Kitap Meryem Süresi&#8217;nin ilk ayetindeki huruful mukatta olan &#8220;kef, ha, ya, ayn, sad&#8221; olarak beş bölümden oluşmaktadır.
<br>
<br>Sibel Eraslan kitabına Hz.Meryem&#8217;in hilyesini anlatarak giriş yapar. Daha sonra ise ilk bölüm olan &#8216;Kef&#8217; te, küçük yetim bir kız olan Merzanguş&#8217;un başından geçen bir hikaye olarak okuruz Meryem Ana&#8217;nın hayatını&#8230;
<br>
<br>Henüz küçük yaşta iken yetimhaneye yollanan Merzanguş&#8217;un yolu bundan sonra ihtiyar bilge Zahter ile kesişir. Artık bilgenin öğrencisidir Merzanguş. Birkaç parça azıkla yola koyulurlar ve kader onları kadim şehir Kudus&#8217;e getirir.
<br>Bu bölümün devamında Merzanguş&#8217;un İmran ailesine teslim edilişi, Hanne&#8217;nin onu şefkatle bağrına basması ve sahiplenişi anlatılır. Küçük yetim kız seçilmiş bir aileye mensup olurken, Hanne ise yıllardan beri çektiği evlat hasretini bir nebze olsun giderir. Aradan çok zaman geçmemiştir ki Meryem&#8217;e gebedir Hanne&#8230; ve Meryem dünyaya gelir. Hiçbir zaman isyan etmemiş sabırla yardım beklemiş olan Hanne&#8217;nin kucağındadır parçası. Bundan sonrası ise malum; şükran borcunu ödeyebilmek için çok beklediği yavrusu ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=831-siret-i-meryem-sibel-eraslan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 13:04:37 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=830-suskunluk-siirleri-ismail-aykanat</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=830-suskunluk-siirleri-ismail-aykanat</guid>
	<title>Suskunluk Şiirleri - İsmail Aykanat | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9ed342473dac706605a94ebb01c2d173.jpg">&#8216;Ey çok kitaplar okuyan sen mi dutarsın bana dak
<br>Ta bilesin sırrı ayan gel aşktan dem bir sebak&#8217;** 
<br>Yunus Emre
<br>
<br>Şiir, gerçek dünyada vuku bulan varlıkların düşler dünyasında imgelenmesiyle ortaya çıkar. Bir sırrı başka bir sırla ifşa etmektir aynı zamanda. Sırrı çözmek içinse aşk gereklidir. Aşık olmayan bilemez hakikatin sırrını.
<br>
<br>Şair bu kitabındaki şiirleri hüseyni bir aşkla yazmıştır. İlk başlarda bunu fark edemiyorsunuz ama mısraların arasında ilerledikçe, burnunuza tanıdık ve özlem dolu bir koku gelir. Bin yıllık bir koku bu; Hüseyin&#8217;in kokusu, Ali&#8217;nin, Fatıma&#8217; nın ve Hasan&#8216;ın&#8230; Şairin deyimiyle &#8216;berrak aile&#8217; &#8217;nin bir nebzelik kelimelere yansımasıdır. Susmanın verdiği efsuni duruş şiirlere rengini vermiştir. 
<br>
<br>imgeler itaate mecburken bana
<br>miladı aşkına katlanarak aşmıştım 
<br>tarih senin yokluğunu unutmak demekti
<br>savaşların hiç birinden kaçmadım bu yüzden
<br>soylu inatların isyan duruşlarıyla
<br>geçtin bir ceylan ürkekliğinden gözlerimden 
<br>bundandır dilimde büyüyen sancı (syf:10)
<br>
<br>Susmak dilde sancıları biriktirmektir. Kelimelere gebe olmanın maruz bıraktığı sancılar. Doğumunu, hurma ağacına yaslanmış gibi; şiire yaslanarak onun gölgesin ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=830-suskunluk-siirleri-ismail-aykanat">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 13:23:10 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=829-nisanin-2-gunu-tufan-gunduz</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=829-nisanin-2-gunu-tufan-gunduz</guid>
	<title>Nisanın 2 Günü - Tufan Gündüz | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/2c4bbb8aaef7d1d65d13b1f55f6e3b74.jpg">Destan yazmak yazarlık işi değildir. Nihayetinde destanları yazarlar yazmaz, sadece iki kapak arasına alınmış bir kitap haline getirirler. Türk milleti olarak bir çok destanımız vardır aslında. En yakın tarihli olarak hatırlayacak olursak, hasta adam dedikleri zaman dilimi içerisine ne kadar çok destan yazdığı olurdu. 
<br>
<br>Tufan gündüzde bu destanlardan Çanakkale destanımızın sadece iki gününde neler olduğunu sığdırmış romanına. Öyle ya bütün bir destanı iki kapak arasına sığdırmak mümkün mü? Üzüldüğüm kısım bunca fedakarlıklar karşısında bizim atalarımıza olan minnet duygumuzun bu derecede küflenmiş olması. 
<br>
<br>Kitap çok zengin bir betimleme haznesi gibi. Adeta kendinizi savaş meydanında Mehmetçikle beraber savaşıyor buluyorsunuz. Yanınızdan kurşunlar geçiyor, etrafınızda bombalar patlıyor, yanınızda savaşan arkadaşlarınız şehid oluyor vs. savaş kolay değildir. Bu yeni savaştan çıkmış bir Osmanlı için hiç kolay değildir. Köyleri dahi koruyacak tek bir erkek kalmamışken, analarımız çıkar koruculuk yapmaya.
<br>
<br>Ermenilerin akıl sır ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=829-nisanin-2-gunu-tufan-gunduz">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 13:20:26 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=828-kuran-okumalari-metin-karabasoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=828-kuran-okumalari-metin-karabasoglu</guid>
	<title>Kur'an Okumaları - Metin Karabaşoğlu | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/34f7c8915cc6bd0deab6763df8148a2c.jpg">Herhangi bir kitabı okumanın bir ön hazırlığı, yol haritası var mıdır?
<br>
<br>Kimine göre yoktur, kitaptır açılır ve okunulur sadece. Kimine göre ise elbette okumanın bir ön hazırlığı olmalıdır. Zira okumanın hakkı ancak kitapta önemli görülen bazı yerleri not etmek, bu yerleri başka kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırmak ve gerek görülürse zaman zaman geri dönülerek kitabı bir bütünlük içerisinde yeniden gözden geçirmek vs. olarak verilebilir.
<br>
<br>Normal bir kitaptaki bu ön hazırlığı ve rehberlik misyonunu Vahyin kapağını kaldırmak istediğimizde Kur&#8217;an okumaları /günlükleri/notları isimleriyle sunulan eserler üstlenir. 
<br>
<br>Bu eserlerin genel amacı okuyucuyu vahyin sıcak iklimine getirmek ve satır aralarına dair okumalar yapabilecek bir düşünce dünyasının temelini oluşturmaktır. Bu anlamda teorik olmaktan öte genellikle pratik bir çizgide, hayata dönük çıkarımlara yer verilir. 
<br>
<br>Bu tür eserlerin meal ve tefsirlerden ayrılan yönü hem belirli ayetleri ele alarak daha spesifik olması, hem de günümüze daha açık dokunması/seslenmesi diyebiliriz. Bu yönden sağlam bir zihni sorgulamalarla oluşan eserler, okuyanların da zihinlerinde farklı kapılar aralayacak ve vahyin hayata dokunması bu şekilde gerçekleşmiş olacaktır. 
<br>
<br>Bu eserlerden biri olan Metin ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=828-kuran-okumalari-metin-karabasoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 13:15:36 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=827-er-risale-imam-safii</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=827-er-risale-imam-safii</guid>
	<title>Er-risale - İmam Şafii | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/af596d5e8dafd3982fb1f1696caad3f4.jpg">Fıkıh usulü kitabı olarak günümüze ulaşan en eski eser olma özelliği taşıyan bu eser, fıkıh usulünde var olan iki ana damardan biri olan Mütekellim&#8217;in temelini oluşturuyor. Mütekellim ekol, hüküm istinbat ederken aklı ön planda tutmak ve fazla örnek vermemek ile bilinir. Tümdengelim yöntemine göre mantık kurallarını işletirler. Genel fıkıh kaidelerinden hüküm istinbat ederler. 
<br>
<br>Eserde dikkatimizi çeken temel husus, İmam Şafii&#8217;nin nevi şahsına münhasır olarak ortaya koyduğu usul kaideleridir. Usul kaide ve izahlarının maddeler halinde ele alınması anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Tercüme dili çok titiz bir çalışmanın meyvesi olduğunu her hali ile belli ediyor. Aynı eserin Türkçeye ilk tercümesi kültürel anlamda büyük bir kazanım olsa da anlaşılabilirliği konusunda bir kısım sorunlara sebep olduğundan bu şekli ile tercümenin gerçekten güzel yapıldığını ifade etmek gerekiyor.
<br>
<br>Her usul kitabında kendisine has bir özellik söz konusudur. Er Risale&#8217;de göze çarpan farklılık ise, has-amm ve nasih-mensuh konusu en ince ayrıntılarına kadar ele alınmıştır. Öyle ki, bu konularda hiç bilgisi olmayan bir insan dahi, Er Risale&#8217;den okuduğu zaman konuya vakıf olacaktır. Aynı zamanda muhaddis olan İmam Şafii&#8217;nin ulumul hadis ile ilgili kav ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=827-er-risale-imam-safii">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 11:04:07 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=826-gulnaz-eliacik-ile-kitaplar-ustune-soylesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=826-gulnaz-eliacik-ile-kitaplar-ustune-soylesi</guid>
	<title>Gülnaz Eliaçık Ile Kitaplar Üstüne Söyleşi | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b9fc8b7515203e5a73b6733981e18347.jpg">Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Yazarların kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık.
<br>
<br>Kendinizi kısaca tanıtırmısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?
<br>
<br>Seksenli yılların sonuna yetişmiş, doksanların çocuğu olmuş, iki binlerde yetişkinlik rolünü oynamaya çalışan bir dünyalıyım şimdilik. 
<br>
<br>Sekiz on yaşlarında sorsanız belki ismimle aramın nasıl olduğunu, memnuniyetsiz cümleler dizebilirdim size. Ne vakit annem Gül kokusunun Efendimiz (S.a.v)&#8217;in ten kokusuyla eş olduğunu söyledi o vakit sevdim ben ismimi. Gülün naz makamında yolcuğa devam ediyoruz şimdilik. Karşılıklı bir memnuniyet hesabıyla geçiniyoruz ismimle ben.
<br>
<br>Şimdilik yaşamın konuk oyuncu koltuğundayım sanırım, asıl mekâna hazırlık aşamalarındayım kendimce&#8230;
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>
<br>İlkokul sıralarıydı galiba, babamın gönüllü birkaç kitap aldığı zamanlar. Yazarlarını hatırlamıyorum ama Tarih dede ve Balon isimli iki kitabım vardı. Balon&#8217;u bilmem kaç kez okuduğumu hatırlıyorum. Ama asıl okumaya bağımlılık ortaokulda Türkçe dersi öğretmenimin yarı yıl tatilinde okumamız ve özetini çıkarmamız için verdiği bir romanla başladı. Ahmet Günbay Yıldız&#8217;ın bir romanıydı, o yaşlarda epey sarmıştı beni yazarın akıcı anlatımı. Bilmem kaç sayfa özet çıkarmıştım.
<br>
<br>Sizce okuma yazmanın nesi olur?
<br>
<br>Okuma yazmanın hem secdesi niteliğindedir hem de sadakası. Secde etmediğiniz, edemediğiniz Mevlâ&#8217;dan ne derece yardım umar kısmet beklerseniz, okuması olmayan yazmak serüveninde de o derece verim alabilirsiniz sanırım. Sadakasını veremediğiniz kazancın bereketi nasıl olmazsa okuması olmayan yazmanın da tadı buruk olur kanımca.
<br>
<br>Kitap tanıtım yazma sebebiniz nedir? Kitaphaber ile nasıl tanıştınız?
<br>
<br>Kitap değerlendirme yazıları kaleme almamın sebebi biraz bencilce sanırım! Okuduklarım üzerine daha nitelikli düşünebilmek ve yazmak eylemimi kalıcı bir merhaleye taşımak için yazıyorum. Son bir yıldır uğraştığım bu meşgalenin epeyce katkısı oldu bana özellikle olaylar karşısında nitelikli düşünmek adına. ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=826-gulnaz-eliacik-ile-kitaplar-ustune-soylesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 10:47:53 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=825-mabetsiz-sehir-osman-yuksel-serdengecti</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=825-mabetsiz-sehir-osman-yuksel-serdengecti</guid>
	<title>Mabetsiz Şehir - Osman Yüksel Serdengeçti | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/ab98371eb78502bd1f5922ee7f180f38.jpg">Mücadeleci bir ruhun duyumsamalarına karşılık gelen kelimelerle kurulmuş olan bir kitap &#8220;Mabetsiz Şehir&#8221;. İnşası yarım bırakılmış cümleleri itmam etmek üzere çok önceden tasarlanarak formlar haline getirilen, fakat yıllarca mabetsiz bir şehrin bodrumunda bağlı kalarak tutuklaştırılan bir kitap&#8230; 
<br>
<br>Önsözüne bakıldığında zaten; zindanını içinde gezdiren şehrin perişanlığını, düzensizliğini ve kirliliğini aşikar bir şekilde gözlerinizin önüne döküldüğünü göreceksiniz. Aynı zamanda &#8220;her devirde başımıza yağan yıldırım yangınlarından kurtarılmış&#8221; olan bu kitabın, yokluktan varlık âlemine; mülevves bir bodrum katından &#8220;Mabetsiz Şehre&#8221; uzanan yolculuğuna şahit olacaksınız. Düşüncelerin daha anlamlı ve manidar kılınacağı devirlerin tarihi dokusuna uzanan; mana yolculuğuna&#8230; 
<br>
<br>Kitabı elinize alıp sayfalarını karıştırmaya başladığınızda ilk olarak; çıkmaz sokaklardan açmaz hayatlara giden bir yolculuğun girdabına çekildiğinizi fark edeceksiniz. Ve ismini aldığı şehrin yani Ankara Yenişehir&#8217;in akşamüzerindeki bir vakit manzarasını yansıtan ıskalanmış yaşamlarla başlayacaksınız hayata. Kirlenmiş yorgunl ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=825-mabetsiz-sehir-osman-yuksel-serdengecti">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 12:23:00 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=823-portakal-kizim-duran-cetin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=823-portakal-kizim-duran-cetin</guid>
	<title>Portakal Kızım - Duran Çetin | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3c8793a25710d619a8f294fc3fd9958f.jpg">Hayat o kadar kısa ki onun hızına yetişmek için ne yapılsa boş kalıyor. Yaşadığımız hayat bizim istediğimiz şekilde canlanıp büyüyorsa aslında istediğimiz yerlere gelmişizdir. Veya dışarıdan bakıldığında her ne kadar mükemmel görünsekte aslında içimizde kopukluklar baş gösteriyorsa bir yerlerde bir şeyleri atlamışızdır. Ancak başımıza gelen her musibet bin nasihatten iyidir.
<br>
<br>Bir ailenin başına gelebilecek en büyük felaket onların dışarıdan boş yere ayıplanması değildir. Aslında onlar için bu açık bir uyarıdır. Uyarıları dikkate alıp hal ve hareketlerine çeki düzen verenler kazanırlar imtihanı. 
<br>
<br>Duran çetinin kaleminde garip bir aile tiplemesi var. Eşinin sözünü dinleyip annesinin yüzüne bakmayan bir baba, komşularına madara olmasın diye onların gözüne girmek için en tiksindirici hareketlerde bulunabilecek bir anne, ebeveynlerinin sınır tanımayan harcamalarına karışmayan iki evlat. Ve böyle bir aileden çıkan ibret dolu hikaye.
<br>
<br>Gerçek hayatta böyle bir aile olup olmadığı meçhul. Ancak olaylar o kadar çarpıcı ki okuyucuyu hayretler iç ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=823-portakal-kizim-duran-cetin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 12:19:58 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=822-muminlerin-yolu-kul-sadi-yuksel</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=822-muminlerin-yolu-kul-sadi-yuksel</guid>
	<title>Müminlerin Yolu - Kul Sadi Yüksel | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6876934f44d8d76614405a4a5f8c5095.jpg">Öncelikle kitabın müellifini tanıyalım. Müellif ile ilgili bilgi sahibi olmamız neşrettiği eseri tanımamız ve anlamamız konusunda katkıda bulunacaktır.
<br>
<br>Türkiye&#8217;de yaşayan değerli islam alimlerinden olan Kul Sadi Yüksel, 03.04.1957, Muş, Varto, Karaköy'de doğdu. 1977'de girdiği Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nden 1980'de mezun oldu. 1982'de İstanbul'a hicret etti. Çeşitli gazete ve dergilerde ilmî incelemeler ve araştırma yazıları yayınladı. Evli ve yedi çocuk babasıdır.
<br>
<br>Değişim dersleri serisinin 13. kitabı olarak neşredilen eser, farklı tarihlerde verilen bir kısım konferans metinlerinin ceminden teşekkül etmiş. Verilen konferansların özeti denebilecek bir eser. 
<br>
<br>İstikamet bilinci ile başlıyor eser. İstikametin anlamı, delil olan ayet ve hadisler ve bir muvahidin nasıl istikamet sahibi olabileceği ile ilgili bilgiler. İstikamet ve dosdoğru yol ilişkisi üzerinden devam ediliyor. Yolun doğruluğunun vahiy eksenli olması ile ilgili olarak vurgu yapılıyor. Cennete giden yol üzerinde engeller ayetlerden örnek verilerek okuyucuya sunuluyor. Namaz kılınan evlerin fazileti ve bunun önemi üzerinde duruluyor. Bu konu özellik ile çok önemli bir konu. Evlerimizin ibadethane ve İslami eğitim müesseseleri olması bilinci verilmeye çalışılıyor. Akidede inkılap yapılmadan  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=822-muminlerin-yolu-kul-sadi-yuksel">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Levent Adam</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 12:11:11 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=821-posette-trivela</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=821-posette-trivela</guid>
	<title>Poşette Trivela | Levent Adam</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a3f359e3c1413ba8f182cf568d77d319.jpg"><br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=821-posette-trivela">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 14:57:57 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=820-goz-izi-ducane-cundioglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=820-goz-izi-ducane-cundioglu</guid>
	<title>Göz İzi - Dücane Cündioğlu | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8d773fbe57ca6df9deb8f1c010326ff6.jpg">Kitabın arka kapağındaki ilk cümle insanın içine oturuyor&#8230; 
<br>
<br>&#8220;İsteseydin eğer, bir kere isteseydin olan olurdu.&#8221; 
<br>
<br>Beyhude geçen ömrün acısı fena oturuyor içime ve kitaba mağlup başlıyorum&#8230; 
<br>
<br>Dücane Cündioğlu sözün ustalarından. Artık köşelere sığamıyor. Evladı ıyal derdiyle yazdığı köşe yazılarını bırakalı, kitaplarından istifade etmeye çalışıyoruz kabımızca. 
<br>
<br>Kitabın önsözü gülümsetiyor acıyı. Zaman zaman uğradığım vehimlere başkalarının da uğruyor olması hafifletiyor zihnimi. Gülüp geçiyorum kendime&#8230; 
<br>
<br>&#8220;Çevremizdeki insanlar ne kadar da hallerinden memnun görünüyorlar. Bir şey bildikleri, okuyup öğrendikleri yok ama kendi hallerince ne kadar da mutlular! Oysa biz güya deliler gibi okuyoruz, sabahtan akşama tartışıp duruyoruz, bu arada birçok şey öğrendiğimizi de sanıyoruz ama buna karşın halimizden pek memnun olduğumuz söylenemez. Her şeyden evvel yalnızız bu dünyada neler olup bittiğini anlamak için çektiğimiz onca ızdırab da cabası. Hiçbir şey b ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=820-goz-izi-ducane-cundioglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 14:51:42 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=819-ustu-kalsin-ihanetimin-sema-karabiyik</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=819-ustu-kalsin-ihanetimin-sema-karabiyik</guid>
	<title>Üstü Kalsın İhanetimin - Sema Karabıyık | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/075d5bea0fd3d8314e3e63d2ae72cc97.jpg">Bir tarafta masumların diğer tarafta suçluların olduğu bir dünyanın içerisindeki ihanet oyunlarının sıralanışıyla başlıyor sözüne yazar. Öyle bir ihanettir ki bu evlat babasına isyan ediyor, işçi patronuna, arkadaş arkadaşlığına, kardeş kardeşine ihanet ediyor. İhanet bu öyle küçümsenecek şey değil elbet.
<br>
<br>En derin acılar, düştüğünüzde en çok güvendiğiniz dostların aslında sizin kuyunuzu kazmaya çalıştığını görmek ve onlar tarafından kurulmuş bir kumpasla ihanete uğramaktır. Kendinizi ucu olmayan uçurumlardan atmak için son sürat koşarsınız maratonunuzda. Tek sebebi bunu bana kim yapmış olabilir sorusunu kendinizin cevap vermemesini istediğinizdendir. Ancak pek önemsenmeyen ancak çok önemsenecek bir şey vardır; ihanet edenler bir gün ihanete uğrayacağını hiç düşünmezler.
<br>
<br>Kaybetme korkusunun tetiklediği daha çok kazanma hırsının aileleri yakıp kül eden, babası, ablası ve en yakın arkadaşları tarafından ,ihanete uğrayan, aynı zamanda iki büyük borsa şirketinin içinde dönen oyunlar. İhanetin bedelinin en ağır şekilde ödeyenlerin ve içerisinde çıkmazlara götüren bir aşk hikayesiyle karşımıza çıkıyor kit ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=819-ustu-kalsin-ihanetimin-sema-karabiyik">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ömer Asım</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 14:47:06 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=818-necmettin-sahinler-ile-tevhidin-mertebeleri</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=818-necmettin-sahinler-ile-tevhidin-mertebeleri</guid>
	<title>Necmettin Şahinler İle Tevhid'in Mertebeleri | Ömer Asım</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/25533331d012346a206514e56cb69e8b.jpg">Gündelik aklımız. Paraüstü alırken hesap yapabilen, hangi yolun daha kestirme olduğunu, hangi semte hangi otobüs gider, merkez camii nerdedir, bilen, belediye ve iktidara verip veriştirebilen, ayakkabı bağlamayı öğrenen aklımız. Ki buna akl-ı meaş derler. Bu aklın en büyük yanılgısı dış görünüşe takılıp kalmaktır. "O tipten o ses nasıl çıkıyor?, "Adama bak küçücük, versen bir fırın ekmek yiyecek" gibisinden yorumlar hep akl-ı meaşın zahire odaklanmış görüşünün eseridir. 
<br>
<br>Görünenin ardındaki batını görebilmek zevkini ise ancak akl-ı mead sahipleri tadabilirler. Onlar dünyanın bütün hilelerini, olayların ardındaki hikmeti doğrudan doğruya fehm ve idrak edebilirler. Bu idrak seviyesi ise kesbî değil vehbîdir. Yani çalısmakla kazanılmaz, Hakk'ın ihsanı olarak verilir. 
<br>
<br>Akl-ı mead'ın bir nebze olsun tecelli etmesi ise ancak tevhid mertebelerinin hiç olmazsa ilme'l yakîn zevk edilmesi ile mümkün olabilir. Merâtib-i Tevhid  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=818-necmettin-sahinler-ile-tevhidin-mertebeleri">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Sait Alioğlu</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 14:22:18 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=817--8220es-sa-8217b-yurid-iskate-8217n-nizam-8221</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=817--8220es-sa-8217b-yurid-iskate-8217n-nizam-8221</guid>
	<title>&#8220;eş-Şa&#8217;b Yurid İskate&#8217;n Nizâm&#8221; | Sait Alioğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/62a9f2b38c733b0a39ddca1eaac5d309.jpg">&#8220;Eş-Şa&#8217;b Yurid İskate&#8217;n Nizâm&#8221; ve &#8220;Eş-Şa&#8217;b Yurid İskate&#8217;r-Reis&#8221;(*)
<br>
<br>&#8220;Bu iki slogan, Arap dünyasında yeni bir siyaset dilinin doğduğunun açık bir kanıtı oldu. Bu yeni dil aynı zamanda eylemci kitlenin hareket noktasını oluşturan devrimdeki ısrarı, yani ne tür fedakârlıklar gerektirirse gerektirsin ve ne kadar zaman alırsa alsın gerçekleşinceye kadar geri adım atmamayı vurgulamaktaydı&#8230;&#8221; (Arka kapak)
<br>
<br>Öteden beri Arap dünyasına olan ilgisini yakinen bildiğimiz gazeteci yazar Turan Kışlakçı geçen yılın son günlerinde vuku bulan Tunus kıyamıyla ilgili olarak çeşitli platformlarda o olaylardan yola çıkarak düşüncelerini bizlerle paylaşmıştı.
<br>
<br>Turan Kışlakçı Tunus&#8217;tan Yemen&#8217;e; Libya&#8217;dan Suriye&#8217;ye, Mısır&#8217;a kadar geniş bir coğrafyada adeta birer devrim niteliğinde oluşan halk ayaklanmalarından, bu ayaklanmaların sebep-sonuç ilişkilerinden ve bunlara yönelik oluşan bakış açılarından hareketle Arap baharı süreci ile ilgili olarak bir kitap çalışmasını bizlerin istifadesine sunmuş oldu.
<br>
<br>Bu çalışma Mana yayınları tarafından &#8220;Arap Baharı&#8221; ismiyle Ağustos 2011 de yayımlandı. Kitap yazarın biyografisi, bir önsöz, konu başlıkları, sonsöz ve bir kaynakçadan oluşmakta olup 226 sahife tutarındadır.
<br>
<br>Kitapla ilgili görüşlerimize başlamadan önce birkaç konu başlığını burada aktarabiliriz; &#8220;Cuma Devrimleri&#8221; ve Yeni Kimlik Arayışı, Zengin-Fakir Uçurumu ve Kentleşme, İnternet ve Uydu Televizyonları Kuşağı, İstihbarat Cumhuriyetleri, vb&#8230;
<br>
<br>Kışlakçı, önsözünün bir yerinde şöyle diyor; &#8220;Şimdilerde, Sahra çölünden esen değişim rüzgârları Arap dünyasını bir baştan diğer bir başa kasıp kavuruyor. Böylece dört asırdır gerek bölgesel gerekse de tüm Arap dünyasında karar verme sürecinde kayıp bir değişken olarak kalmaya devam eden Arap halkları için iade-i itibar yeniden sağlandı.&#8221;
<br>
<br>İşte bazı konu başlıkları; &#8220;Arap Dünyasında Devrimler, Arap Coğrafyası Nasıl Çizildi, Ortadoğu Haritası Yeniden mi Çiziliyor?&#8221; vs.
<br>
<br>&#8220;Arap dünyasını kasıp kavuran değişim rüzgârı aslında Soğuk Savaş döneminde Ortadoğu&#8217;da oluşturulmuş sistemlerin gecikmiş bir çöküş görüntüsüdür.(s.28) Nasıl ki bu değişim rüzgârı şekli olarak Türk cumhuriyetlerinde, Doğu Avrupa&#8217;da ve bazı Kafkas ülkelerinde söz konusu olmuştu. Ki, 1989 yılının sonuna gelindiğinde o bölgelerde bazı komünist, Stalinist karakterli sosyalist yönetimler fiilen sona ermişlerdi. Kısmen ve şeklen de olsa bu değişim olgusu, olayı kendi sürecini tamamlar, tamamlamaz Afrika sahrasını, Mağribi ve Maşrığı da etkisi altına almıştı.
<br>
<br>&#8220;Sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte, kitleleri tepeden siyasallaştırmak için yapılan entrikalara, son verildi. Çoğu ülke liberalleşme politikalarını uygulayınca Arap dünyasındaki ekonomik gerçeklik değişti. Çoğu sosyolog ve siyaset bilimciye göre bu, daha fazla özgürlük ve demokratik kültürün ortaya çıkışı gibi, siyasallaşmanın tarihinde yeni bir ufuk açmalıydı.(s.30)
<br>
<br>Ufuk açmalıydı, ama açmadı! Zira liberalleşmenin bizzat kendisi, en başta toplumsallıktan ziyade bireyi, daha sonra ise, aktörlerinin el değiştirdiği küresel hegemonyada batı dışında kalan ötekini sömürme, ama ona birtakım bireysel hak ve özgürlükleri bahşeder görünen yeni tip bir devleti önceliyordu. Bununda temeli liberalizmin ontolojik temellerinde ve felsefesinde mevcuttu&#8230;
<br>
<br>Kışlakçı&#8217;nın da vurguladığı gibi Arap diktatörler değişimi okuyamamışlardı. &#8220;Arap kralları ve diktatörleri Soğuk Savaş sonrası oluşan dünyayı yeterince okuyamadılar. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte, 1960&#8217;lardan bugüne değin baskıyla ve tepen inmeci siyasetle ayakta durmaya çalışan rejimler kendilerini &#8211;tarihi realite de- intifada dalgalarının kenarında buldu.(s.31)
<br>
<br>Bu krallara ve diktatörlere nazaran dipten gelen dalgaları daha yirmi küsur yıl öncesinden gören, işin ehli insanlar da olmuştu. Ör. Mısırlı ünlü siyasetçi ve gazeteci Muhammed Hasaneyn Heykel bunlardan sadece biriydi. O bu konularla ilgili düşüncelerini &#8220;3. Petrol Savaşı&#8221; adlı eserinde ortaya koymaya çalışmıştı.
<br>
<br>Kuzey Afrika&#8217;da özellikle de yeni biçim Arap intifada bağlamında Mısır&#8217;da husule gelen ayaklanmayı sol veya liberal/sol saiklerle ne adına olursa olsun okuma sevdasına tutulan zevat en başta tahrir kıyamının ana karargahının camiler olduğu gerçeğini görür görmez bu kez İhvan üzerinde İslam&#8217;ın ayak seslerinin kesilmesini(!) umar oldular!
<br>
<br>Bu konuda Kışlakçı&#8217;nın da vurguladığı gibi;&#8220;Bugün Cuma namazı sokaklara dökülen Arap dünyasındaki milyonlar aslında yıllardan beri kendilerine giydirilen deli gömleklerinden kurtulup öz kimliklerini keşfetmek istiyorlar.(s.40) 
<br>
<br>Kışlakçı ileriki sayfalarda, görebileceğimiz gibi Arap dünyasındaki ayaklanmaların lidersiz ve özellikle de ideolojisiz olduğunu vurguluyor. Ama &#8220;Bu devrimlerin gerçekleşmesini sağlayan büyük protesto mitingleri ve yürüyüşlerin hepsi cami mahreçliydi.&#8221;(s.41) diyor. Devamında ise; &#8220;Yetişkin nüfusun %75-80&#8217;inin musalli olduğu&#8230;&#8221;(s.41) ifadesiyle zımnen de olsa var olan ideolojik durumu teyit etmektedir. O da haliyle İslamcılığın ta kendisidir!
<br>
<br>Belki devam eden yeni biçim intifada sürecinde Cuma kıyamları bu isimlere benzer kıyamlara örnek teşkil edecektir; &#8220;&#8230;Direniş cuması, Sabır cuması, Sebat cuması, Diz çökmeyeceğiz cuması&#8221; vb&#8230;
<br>
<br>Burada çok rahatlıkla belirtebiliriz ki, bu Cuma olgusu, az da olsa Türkiyeli Müslümanların gerek ülke içi ve gerekse de ümmeti direkt ilgilendiren mücadelelerinde sembol merkez olan İstanbul Beyazıt camii üzerinden oluşup Arap baharına katkı sağlamıştır.
<br>
<br>Lidersiz ve ideolojisiz bir ayaklanma olur mu? Bu tarihin hiçbir döneminde pek varit olmamıştır. Ama Turan Kışlakçı bunun Arap dünyasında oluşan ayaklanmada söz konusu olduğu ısrarla belirtiliyor:
<br>
<br>&#8220;Bu ayaklanma ne bir ırkın, ne bir grubun, ne bir ideolojinin, ne bir sınıfın, ne bir askeri ve ne de bir kabilenin isyanıydı.&#8221;(s.52) 
<br>
<br>Burada her şeyi bir kenara bırakalım, olaya salt Mısır toplumu açısından baksak bile bu kıyamın, ayaklanmanın tepeden tırnağa İslami hassasiyet ve o duygunun bir üst aşaması olan İslami hareketlilikten sadır olduğunun altını çok rahatlıkla çizeriz.
<br>
<br>Daha sonra bu &#8216;lidersiz ve ideolojisiz ayaklanma&#8217; &#8220;bir gençlik halk devrimi&#8221;ne dönüşüyor! (s.53) Haliyle bu da internet çağının imkân dâhilinde insanlara sunduğu Facebook ve Twitter vs. gibi sosyal paylaşım ağlarının kendine özgü marifetiyle oluşmuş oluyordu! Galiba iki görüşün arasını bulsak, var olan eksikliği tamamlasak iki tarafında meramı anlaşılmış olur!
<br>
<br>Ki, gençliğin ve halkın lideri olmasa(!) bile ideolojisi, dünya görüşü yok mu, hakikaten? Sanırız ilk olarak &#8216;İstisna-kaide&#8217; deyişinden yola çıksak bile her ne kadar çeşitli ideolojik güçler var ise de halkın ve gençliğin temelli bir kaide olan İslam kimliğine sahip olması, haliyle bu yargıyı yanlışlamaktadır, bize göre&#8230;
<br>
<br>Kışlakçı halkları isyana sürükleyen etkenleri şu ana ve ara başlıklarla sunmaya çalışıyor;
<br>
<br>A)Siyasi nedenler;
<br>1- Söylem ile eylem arasındaki uçurum,
<br>2- Bazı bölgelerin sorunlarının görme ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=817--8220es-sa-8217b-yurid-iskate-8217n-nizam-8221">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 14:08:31 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=816-arif-ay-siirindeki-sehirler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=816-arif-ay-siirindeki-sehirler</guid>
	<title>Arif Ay Şiirindeki Şehirler | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/f58c01524f96ef9848b61a7f735b4484.png">Şair nedir, şiiri yoğuran. Uzun cümleler peşinde sürüklenen aklımızı hangi kısa nidalara yükleyip de daha etkili bir vuruş sergileyebileceğiz bu dünyada. Şiir ve şairin not defteri olarak kendini gösteren şiir kitapları, kendi dinginliğinde bir sessizlik sunar insana. Bu dinginlik kimi zaman çöl gecelerinde mehtabı izleyen bir bedevinin hissettiği duygular da olabilir kimi zaman kutuplarda ışık dansını izleyen bir eskimonun duyduğu haz da. Şiir sadece haz için midir? 
<br>
<br>Düşüncenin ekseninde cümleye duran kelimeler beyin yanılsamalarında hep bir tarafı eksik kalmıştı. Oysa denilmişti &#8220;Akıl, aşkın açıklamasında çamura düşmüş merkep gibi aciz kaldı&#8221; O vakit şairin işi sadece akılla olamazdı. Çünkü aşkla yoğrulan kelimeler şiire düştüğünde akıl sadece bunun bir yanını işleyebilir. Gönül ile arası hoş olmayan şair ne aşkı anlatabilir ne de meşki.
<br>
<br>Şair kimdir sorusu uzun sürelerdir konuşulan bir soru olarak süregeldi. Bu soru ekseninde birçok tanım boy göstererek şairin kim ve ne olduğu hakkında sayısız görüş ortaya atıldı. Şu muhakkaktı ki her şiir yazana şair denilmezdi ve şair ekseriyat şiiri kendinde işleyen önce duyan sonra bu duyduğunu kalp ve akıl ekseni ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=816-arif-ay-siirindeki-sehirler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 14:05:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=815-kose-kadi-bahaeddin-ozkisi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=815-kose-kadi-bahaeddin-ozkisi</guid>
	<title>Köse Kadı - Bahaeddin Özkişi | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/fba339b7b44da4bd3f9623a80e04e42d.jpg">Eğer refleksleri kuvvetli biriyseniz, okuduğunuz kitap haleti ruhaniyenizi hemencecik etkiliyorsa ve okuduğunuz her kitapta bir dejavuya kapılıyorsanız; bu kitabı mümkünse otobüste okumayınız.
<br>
<br>Yoksa bendeniz gibi; Simon adındaki genç Macar'ın, evlerinde misafir kalan Osmanlı'nın kızına aşık olması, ama hristiyan bir genç olduğundan bir müslüman kızından aşkına karşılık alamayacağının da çaresizliğiyle halkı kıra toplayıp: "Beni dinleyin! Hep gizledim bugüne dek sizden. Ama şimdi sırası geldi. Kardeşlerim. Tanrı bana öyle bir illet verdi ki, verdiği için isyan ettim. Ama vermeseydi vermediği için isyan edecektim. Türk'e güvenin. Ama bir an bile olsun kadınına bakmayın." deyip, elindeki hançeri "Şeymaaa!" diyerek bağrına sapladığını okuduğunuzda, "ayy!" diye kesik bir çığlık atabilirsiniz. Ya da, Başpiskoposun çok önem verdiği esirinin yani Köse Kadı'nın bu kadar iltifat görmesi aklınızı kurcalarken, o şahane esir Köse Kadı'nın aslında Türk Padişahının kardeşi olduğunu öğrendiğinizde, elinizi hafifçe açılan ağzınızı kaplıyorken bulabilirsiniz. Yahut, genç Kont'un safiyâne davranışlarına karşı veya Türk'lerin zeka dolu oyunları karşında kitabı yüzünüze kapatıp, dakikalarca gülebilirsiniz.
<br>
<br>Heyecan dolu kitap azizim, dedik ya yolda okunmaz!
<br>
<br>Kitabın arka kapak yazısı da zaten yeterince iddialı: "Bu roman kendilerini, varlığının her zerresi ile Devlet-i Ebed Müddet'e adamış Osmanlıların, serhadlerdeki hikayesini anlatır. Şahısların hemen hepsi birer adsız kahramandır. Romanın kuruluşu, olayların sıralanışı ustaca ve çarpıcıdır. Bu kadar heyecanla okuyacağınız kitapların sayısı herhalde çok değildir! Ancak, serdengeçtilerin bu zekâ ve mücadele mahşeri okuyucudan, sıradan romanların üstünde bir dikkat istemektedir."
<br>
<br>Hakikaten, romanın akışıyla ayrı yerlerde farklı farklı karakterle karşınıza çıkan kimliklerin, okuyucuya hiçbir kopukluk olmaksızın, okuyucuya yansıtılması ve mevzunun seyrine bağlanması takdire şâyan. Öyle ki, günümüzde edebiyat sahasının en kolay aşılan tepelerinden biri gibi görünen romanların, esa ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=815-kose-kadi-bahaeddin-ozkisi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ömer Asım</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 15:35:58 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=813-zeynuddin-hafi-ve-tasavvufi-gorusleri-bekir-kole</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=813-zeynuddin-hafi-ve-tasavvufi-gorusleri-bekir-kole</guid>
	<title>Zeynüddîn Hâfî Ve Tasavvufî Görüşleri - Bekir Köle | Ömer Asım</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/fcf4226afce8454147e29324cf4723ba.jpg">Zeynüddîn Hâfî ve Tasavvufî Görüşleri/ İnsan Yayınları 2011 Bekir Köle
<br>
<br>"Kitabın önsözünde yazar der ki; İslam dininin alemşümûl bir din haline gelmesinde mutasavvıfların rolü oldukça büyük olmuştur." Öyledir çünkü tasavvuf ekolleri kişiye dini aşkla yaşamayı öğretir. Aşık aşkından onuşmak ister, maşukunu anlatmak ister hep, sözü dönüp dolaştırıp hep cânânına getirir. Sevdiğinin rızasından daha değerli hiç bir metâ yoktur aşık için. Sevdiğinin çizdiği yol sırat köprüsü gibi dahi olsa başka yol aramayandır.
<br>
<br>Zeynüddîn Hâfî de bu aşıklardan. Horasan bölgesinin Bûşenc ile Zevzen arasında yer alan Haf şehrinde 15 Rebîülevvel 757 / 19 Mart 1356'da doğmuştur. Bu şehre nispetle kendisine Hafî denir. Vefatı Herat'ta olması sebebiyle, Herevî de denmiştir. 
<br>
<br>Herkes gibi ilim tahsiline önce zâhirî ilimlerden başlar ve bu amaçla bir çok yere seyahatlerde bulunur Hafî. Mâverâünnehir, Irak, Azerbaycan, Şam, Mısır ve Hicaz bunlardan bir kısmı. Bu yerlere bir de seyahati esnasınsa el-Vasâyâ'l-Kudsiyye'yi yazdığı Kudüs'ü de eklemek gerekir. 
<br>
<br>Daha sonra Hafî Mısır'da Abdurrahmân el-Mısrî ile tanışır ve kendisine intisâb eder. Kısa sürede tarîkat edep ve erkânını talim eden Hafî'ye şeyhi insanları irşad etmesi için izin verir. Şeyhi Abdurrahmân el-Mısrî'den icazet aldıktan sonra memleketi Hâf şehrinin Berâbâd köyüne döner ve burada bir hankâh ile bir ribat yaptırır. İrşad faaliyetlerini orada sürdürür. 
<br>
<br>Yeni yeni doğmakta olan Osmanlı Deleti'nde Zeyniyye'nin ortaya çıkmasına önemli derecede katkı oluşturan irtibatlar olur 24 Zilhicce 822'de. Fakat Hâfî'nin Anadolu'ya hiç uğramaması aktif hale gelecek irtibatları zayıflatı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=813-zeynuddin-hafi-ve-tasavvufi-gorusleri-bekir-kole">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 15:35:47 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=814-ferhat-ozbadem-ile-kitaphaber-ve-kitaplar-ustune-soylesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=814-ferhat-ozbadem-ile-kitaphaber-ve-kitaplar-ustune-soylesi</guid>
	<title>Ferhat Özbadem İle Kitaphaber Ve Kitaplar Üstüne Söyleşi | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/082dfe1dabc7f8490cc0e8b25f8314a8.jpg">Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Yazarların kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık.
<br>
<br>İlk söyleşiyi kitaplarla ve okumalarla derin bir bağı bulunan, söyledikleri ile yazdıkları ile bizleri şaşırtmaya devam eden hakkında kanaatimizce &#8220;uyumuyor kitap okuyor, yazı yazıyor&#8221; dediğimiz Ferhat Özbadem ile yaptık.
<br>
<br>Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?
<br>
<br>1979 yılı dünyaya geliş tarihim. Dünya meşgalesi olarak kırtasiyecilik yapıyorum. Evli iki çocuk babasıyım. Sivil inisiyatif çalışmalarını önemsiyorum. Kurucu üyesi olduğum Gül-Der (Gül eğitim yardımlaşma dayanışma ilmi araştırmalar ve insan hakları derneği) var. Ayrıca İHH gönüllüsüyüm. Anadolu platformu çalışmalarına belli periyotlar ile katılıyorum. Adıyaman&#8217;da ikamet ediyorum. 
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>
<br>İlkokulda mecburen okuduğumuz hikaye kitaplarını saymaz isek, orta okul yıllarında Ahmet Pakalın kitapları ile başladım denebilir. Ahmet Pakalın romanlarından önce okuduğum kitaplar olmak ile birlikte, Pakalın romanları ile başlayan süreç bugüne kadar devam eden süreç olarak başlangıç noktası sayılabilir. Hatıra kısmına gelince, iki hatıradan bahsetmek istiyorum. Birincisi, ortaokul ikinci sınıfta Kapital&#8217;i okuyup ertesi gün öğretmen ile tartışmış olmamdı. Ezberlediğim birkaç cümle ile bir ders boyunca tartışmıştım. Sene sonunda o öğretmenin dersinden sınavda zayıf not almış olmama rağmen (sırf o tartışmanın hatırına) kanaat notu ile geçmiştim. O yaşta Kapital&#8217;i anlamak tabiî ki zor hatta mümkün değil. O dönem iyi çalışan Marksistlerden birinin yolda elimize tutuşturduğu bir kitaptı. İkincisi ilk hediye aldığım bir kitabın hatırası. Şehit hama romanı. Soğuk bir kış günü bir oturuşta okuduğum kitap. Kitap bittikten sonra Hama katliamının hala devam ettiği düşüncesi ile Hama&#8217;ya nasıl gidebilirim diye günlerce uğraşmama sebep olan ve nihayetinde 15 sene önce vuku bulan bir olay olduğunu öğrenmeme vesile olan kitap.
<br>
<br>Sizce okuma yazmanın nesi olu ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=814-ferhat-ozbadem-ile-kitaphaber-ve-kitaplar-ustune-soylesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 31 Oct 2011 15:06:06 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=810-gazzeye-yolculuk-sumeyye-ertekin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=810-gazzeye-yolculuk-sumeyye-ertekin</guid>
	<title>Gazze'ye Yolculuk - Sümeyye Ertekin | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b2dd46925a58355d0bfb8b12fe104368.jpg">Hakkında ne kadar okusam da, dinlesem de asla usanmayacağım nadir konulardandır Gazze, Filistin... Tıpkı Kâbe gibi, İstanbul gibi...
<br>
<br>Hep derin, hep aziz...
<br>
<br>Hele ki, şu bir hafta içinde günde iki kitap bitiren beni ve hepsinin -ki tamamen tevafuk- muhtevasının Filistin'e dair olduğunu bir düşünün. Bir de ara vermeden, sürekli paranoyak İsrail Devletini okumaktan, psikopat olmaktan korkmaya başladığımı da unutmayın. Fakat, bunca şeye rağmen halâ bıkmadım Gazze'yi okumaktan.
<br>
<br>Yalnız zulme ve zalime nefretim arttıkça arttı ve öfkem iyice bilendi! Kitaplar hakkında değerlendirmelerimi, okumaktan fırsat buldukça yazmaya çalışacağım inşaAllah.
<br>
<br>Bu kitap " Gazze'ye Yolculuk"; bir gazetecinin 3 Gazze yolculuğunun mecmuu...
<br>
<br>Gazze Sergüzeşti.
<br>
<br>Bir kitap düşünün! 21. Yüzyılın medeni dünyasında, açık hava hapishanesi Gazze'ye 2008, 2010, 2011 yıllarında onca zorlukla yapılan 3 yolculuğun günlüğe dökülmüş hali, vicdan sahibi bir bayan gazetecinin kaleminden...
<br>
<br>Bir ülke düşünün! Kendine ait bir para birimi bile edinemeyen...
<br>
<br>Bir şehir düşünün! Halkın, benzin alabilmek için bir yığın evrak dizmesi ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan izin alması gereken... Ve yemek yağının litresine 15 dolar öde ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=810-gazzeye-yolculuk-sumeyye-ertekin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ömer Asım</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 31 Oct 2011 15:04:55 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=812-dogu-bati-arasinda-islam-aliya-izzetbegovic</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=812-dogu-bati-arasinda-islam-aliya-izzetbegovic</guid>
	<title>Doğu Batı Arasında İslam - Aliya İzzetbegoviç | Ömer Asım</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b52730aa4577a234fadd1dee7ca55446.jpg">Bir yanda tahrife uğramış bir dinin kalıntıları üzerinde düşüncelerini şekillendiren ve o düşünceler uygun yaşamaya gayret eden insanlar. Diğer yanda bilimi Tanrı edinip, onun kurduğu materyalist düzenin büyük-küçük parçaları olmuş insanlar. Ve hepsinden ayrı olarak hala taptaze, hala dipdiri, tertemiz İslâm. 
<br>
<br>Şu an dünya üzerinde müessir üç görüş: Mânevîyatçı, materyalist ve İslâmî. Dünya kurulalı beri ortaya atılmış düşünce, felsefe ve ideoloji sistemleri bunlardan birine dayanmaktadır. 
<br>
<br>Mânevîyatçı düşünce; esas varlığın ruh olduğunu, 
<br>
<br>Materyalist düşünce; yegâne varlığın madde olduğunu savunur. 
<br>
<br>İslâm ise, ruh ve maddenin birliğinden yola çıkar. İnsanın ruhî yönüne de, maddî yönüne gerektiği manada eğilir. Ruhuyla diğer canlılardan ayrılan insan, bedeniyle de meleklerden ayrılır. Kendini iyiye ve doğruya davet eden ruhuyla seyisi olduğu beden bineğini sır'at-ı müstakîme doğru koşturduğunda meleklerden üstün olması bu sebepledir. 
<br>
<br>Beden imtihanın sebebidir. Bunun için ötelenemez. Ruh ise Hakk'ın beden fanusuna emanetidir. Unutulmamalı, üzeri örtülmemelidir. Bu ikiliği kendinde cem eden, bu ikiliğin farkında olan ve ikisinin de hakkını gözeten insan ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=812-dogu-bati-arasinda-islam-aliya-izzetbegovic">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 31 Oct 2011 15:00:54 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=811-hz-muhammedi-dogru-anlamak-ibrahim-sarmis</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=811-hz-muhammedi-dogru-anlamak-ibrahim-sarmis</guid>
	<title>Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak - İbrahim Sarmış | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dba50f29a7cd6ebd0a357cca11236a1c.jpg">Hz. Muhammed&#8217;in en güzel anlaşılması noktasında belki de en öncelikli olan, O&#8217;nun insani boyutunu çok iyi anlamaktan geçiyor. Çünkü günümüz Müslümanlarının da oldukça abartılı yüceltmelerinin de etkisiyle, O&#8217;nu sanki yarı tanrı durumuna çıkarmaktan, örnek alınamayacak şekle sokmaktır. Bu da O&#8217;nu yüceltmek yerine, asıl amacının göz ardı edilmesiyle sonuçlanmaktadır.
<br>
<br>Öncelikle şunu ifade etmek gerekmektedir ki, Hz. Muhammed&#8217;i Doğru anlamak kitabı, Hz. Muhammed&#8217;in insani yönünün tanıtılması konusunda, bu güne kadar ki ezberleri bozan bir çalışmadır. Bu da yaklaşım noktasında, tamamen objektif bir bakış açısı ile okunmasını gerektirmektedir. Çünkü bu güne kadar, sahih hadis olarak okuduğumuz ve sahih rivayetler olarak bildiğimiz birçok hadisin, Kur'an la bağdaşmadığını okuyucuya sunmaktadır. Belki de bu zamana kadar, Hadis Âlimlerinin yapmadığı bir öz eleştiriyi, bu kitap sayesinde yapma gerekliliğinin önemi görülebilir. Zira tamamen Kur'ani bir yaklaşım ile konular ele alınıyor.
<br>
<br>Zaten yazarda bu konuda okuyucunun objektif olarak kitaba yaklaşmasını özellikle ifade etmektedir. &#8220;Hz. Muhammed&#8217;i doğru anlamaya çalışırken, etrafında örülen örümcek ağlarını dağıtmaya ve öteden beri yanlış anlaşıldığına inandığımız bir takım konulara açıklık getirmeye çalışacağız. Bunu yaparken tabulaştırılmış kimi önkabullerin sarsılacağından veya yıkılacağından, bazılarının dünyevi ve uhrevi kimi beklentilerinin yanlış ve ya boşuna olduğu anlaşılacağından, tutundukları dalların ellerinde kalmasından veya su sandığı şeylerin serap olduğunu görmekten, kısacası ezberleri bozacağından, gerek bilgi eksikliği veya yanlışlığı sebebiyle, gerekse muhafazakârlık ve peygamber sevgisi adına hem de üç dinin mensuplarından hoşnutsuzluğun, muhalefetin ve tepkilerin olacağını biliyoruz&#8221; diyerek, bu güne kadar yapıla gelen, bir takım yanlışların tespitini göstermektedir.
<br>
<br>Allah&#8217;ı doğru anlamak, Kur'an&#8217;ı doğru anlamak, Hz. Muhammed&#8217;i doğru anlamak olmak üzere üç aşamalı bir çalışmanın gerekliliği düşünülmüş. Bunların birisinin anlaşılmasının diğerlerinin de anlaşılması olduğu gerçeği göz önünde tutularak, sondan başlanmıştır. Zira Hz. Muhammed&#8217;in bütün hayatının Kur'an olduğu gerçeği, onun anlaşılması, Kur'anın anlaşılması olacağından, Kur'an&#8217;ın anlaşılması ise Allah&#8217;ın anlaşılması olacağından, Hz. Muhammed&#8217;in doğru anlaşılması O&#8217;nun bir insan olarak örnek alınması gerektiği için doğru anlamaya çalışmanın, Hz. Muhammed&#8217;i doğru anlamaktan başlanmıştır.
<br>
<br>Öncelikle Hz. Muhammed&#8217;i bir insan olarak tanımak gerekiyor. O&#8217;nu olağan üstü vasıflarla donatılmış bir peygamber olarak tanımak, şüphesiz ki O&#8217;nu rehber almayı da güçleştirecektir. Bu kitapta öncelikle bu algılamanın bir analizi yapılmaktadır. Çünkü insan ancak tanıdığı birisi sevebilir ve tanıdığı birisini ancak kendisine örnek alır. Burada mitolojik anlatımların, O&#8217;nu yanlış anlamaya sevk ettiği için, diğer unsurlarında tabi olarak yanlış anlaşılacağı anlatılmaktadır.
<br>
<br>&#8220;Kur'an&#8217;ın anlattığı Hz. Muhammed&#8217;i anlamak kolaydır. Çünkü Kur'an&#8217;da Hz. Muhammed yalın ve net bir şekilde anlatılmaktadır. Duha ve İnşirah surelerinde belirtildiği gibi, yetim iken barındırılan, gerek servet, gerekse vahyin verdiği bilgi bakımından fakir iken zenginleştirilen, bilmediği hidayet yoluna iletilen, içi İslam&#8217;a ısındırılan ve belini büken cahiliye hayatı sıkıntısından kurtarılan, Allah&#8217;tan vahiy alan, onu insanlara tebliğ etmesi emredilen ve tebliğ eden, onunla uyaran ve düşmanlık yapanlara karşı onunla mücadele eden, bu yolda türlü tepkilere, düşmanlıklarla ve zorluklarla karşılaşan ve ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=811-hz-muhammedi-dogru-anlamak-ibrahim-sarmis">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 11:36:52 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=809-bu-belde-ihsan-eliacik</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=809-bu-belde-ihsan-eliacik</guid>
	<title>Bu Belde - İhsan Eliaçık | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/06c5b05e11f76f472b8aeab3a9c7b2ec.jpg">Yerlilik ve evrensellik tercihi konusuna yeni bir bakış açısı ile derleme bir orta yol öngörüsü ile başlıyor kitap. Belde kavramı üzerinden vatan ve dar meselesi kendi özgün bakışı ile okuyucuya sunuluyor. Ayetlere yeni anlamlar yükleme sureti ile bir şekilde tevil yapıp belde-vatan-dâr meselesini farklı bir pencereden ele alıyor. Kitaptaki bütün makaleler tartışmaya sebep olacak cinsten makaleler. Sanırım yazar makaleleri kaleme alırken, ufukların açılması yeni öngörülerin ortaya çıkması için konuları bu üslup ile ele alıyor.
<br>
<br>Her bir makalesi için ya bir reddiye yada şerh gerektiren birbiri ile bağlantılı onlarca makale düz okuma ile iki saat gibi bir zaman diliminde okunabilecekken, her bir makaleye iki saat vermek zorunda kalabilirsiniz. Dili çok açık olmak ile birlikte, konulara yaklaşım tarız okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor. Kabul ve red anlamında okuyucuyu ortada bırakabiliyor. Bazı yerlerde reddiye yazma ihtiyacı hasıl olurken bazı yerlerde şerh etme düşüncesi hasıl oluyor.
<br>
<br>Belde, yurt, vatan ile ilgili mevcut görüşler farklı açılardan eleştirilirken, yereli özümseyip evrenseli kabul mahiyetinde bir vatan anlayışı sunuyor. Üzerinde epeyce tartışılabilecek bir aidiyet düşüncesi ayrıca ele alınıp değerlendirilmeli diye düşünüyorum.
<br>
<br>Cumhuriyet meselesinin Türkiye cumhuriyetinde daha doğrusu Osmanlının son dönemlerinden 1800&#8217;lü yıllarda gündeme gelmesi konusu ele alınıyor. Bir birine karşı olan görüşlerin aslında birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu ifade ediyor. Zıtların birleşmesi... Cumhuriyetin yeniden inşa edilmesi gerektiği gibi görüş ile yeni bir ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=809-bu-belde-ihsan-eliacik">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 11:33:26 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=808-ideallerin-yenilgisi-ali-seriati</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=808-ideallerin-yenilgisi-ali-seriati</guid>
	<title>İdeallerin Yenilgisi - Ali Şeriati | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/75de660beb88dde07287ed7b6ab9ecf0.jpg">Yaşamak surlarında asılı kaldığımız darağacı taburesinin çekildiği anda, objektiflerde mahsur kalan karenin adına verilen bir ad aslında &#8220;İdeallerin Yenilgisi&#8221;. Kanatılan zihinlerimizden, indirgenen dünyalarımızdan arta kalan mükemmellik hırsının bir başka adı belki de... Her ne olursa olsun esamesini okuyamadığımız daha birçok tabirin infak edilerek biriktirildiği teşbihler oluğundan, vahdaniyet müsemmasına akan düşüncelerimizi ifade eden bir başlık nihayetinde. Yenilgilerin öncesini ruha, sonrasını ise bedene iltihak eden bir başlık...
<br>
<br>Adını zikretme gayretinde bulunmuş olduğumuz bu kitap, adaletin ekonomi üzerindeki hakkından yola çıkarak; maddiyatı maneviyatımıza merdiven, maddi hayatımızı da manevi hayatımıza azık olarak hazırlamamız gerektiğinin sinyallerini vererek başlamıştır ilk satırlarına. Zihinlerimizi güvence altına aldıktan sonra ise asıl değinmek istediği &#8220;dinde ilim ötesi bir duygu olan maneviyat&#8221; konusuna, üç ayrı kavramla ışık tutmaya çalışmıştır.
<br>
<br>İlk olarak kapalı bir düzenin ve kapalı bi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=808-ideallerin-yenilgisi-ali-seriati">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Metin Bilgeç</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:54:31 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=807-bu-dinciler-o-muslumanlara-benzemiyor-soner-yalcin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=807-bu-dinciler-o-muslumanlara-benzemiyor-soner-yalcin</guid>
	<title>Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor - Soner Yalçın | Metin Bilgeç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/c3b97f9360bbe4a22ad4af5c52cc4778.jpg">Bir adam düşünün ki kafası kendi ideolojisiyle sarhoş olmuş; elindeki kalemini silah zannederek sağa-sola ateş ediyor. En vahşi kapitalistlerin mabedinde hizmetçi olmuş ama; sosyalizim propagandası yapmaya devam ediyor! Efendilerini memnun etmek için gösterdiği çaba bazen vicdanını kanatıyor, o zamanda kendini vuruyor sosyalizme... Bunu yaparken de öteki olarak gördüğü İslamcı camianın açıklarını sayıp dökmeye, saldırmaya, karalamaya çalışıyor. Bir tür kıskançlık hali içinde bunun, yükselen, halka inen, güçlenen bir dünyaya görüşüne duyulan bir kıskançlık olduğu anlıyorsunuz. Acıyorsunuz... Sanki sosyalizmin marjinal kalmasının suçlusu İslamcılarmış! Tebessüm ederek acil şifalar diliyorsunuz ağır kıskançlık nöbetleri geçiren bu adama. Bu öyle bir kıskançlık ki nöbet nöbet geliyor ve hastamızın halüsinasyon görmesine neden oluyor. Gördüğü her halüsinasyon da ise eline tutuşturulan kalemi alarak tetikçi, provokatif tavrını takınarak kendini ve derin efendilerini memnun etmek için başlıyor yazmaya.
<br>
<br>"Bizim Müslümanlar"
<br>
<br>Yazar bu başlık altında kendine göre bir kategori oluşturarak; Nurretin Topçu, Cemil Meriç, Nezihe Araz gibi aydınların "sosyalist müslüman" oldukları gibi absürt bir tespitte bulunuyor. Yazarımıza göre gerçek Müslümanlıkta aslında sosyalist olmaktan geçiyor!
<br>
<br>Nurettin Topçu bu toprakların yetiştirdiği çok değerli bir aydındır. Bir ahlak filazofu aynı zamanda İslami değerleri özümsemiş bir insandır. Nuretin Topçu&#8217;nun ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=807-bu-dinciler-o-muslumanlara-benzemiyor-soner-yalcin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Fatmanur Demir</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:42:48 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=806-konusma-sanati-hitabet-abdulhakim-yuce</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=806-konusma-sanati-hitabet-abdulhakim-yuce</guid>
	<title>Konuşma Sanatı: Hitabet - Abdulhakim Yüce | Fatmanur Demir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/7cbcd217d4b48bb04b96155b8511d344.jpg">Konuşma Sanatı: Hitabet - Abdulhakim Yüce 
<br>
<br>Söz sayesinde kâinat bir meşher, Haktan gelen kitaplar da birer dellal kesildi. Söz zebercet kokulu bir taç gibi yeryüzü halifesinin başına konunca, varlığın mayası ayan oldu. ( önsöz ) 
<br>
<br>Dil ile gün yüzüne çıktı gizli inciler. Çıkmadan sadece bir taş iken, çıkınca bir hikmet oldu söyleyenin dudaklarında. Aşkı itirafa bir yol, ihtiyaçları gidermeye en büyük vesile oldu şüphesiz. İnsanlığın kullandığı belli sayıdaki harfleri yan yana dizerken itina göstermenin adıydı konuşma sanatı. Matematiksel hesapla değil, kulak hesabıyla ölçümü yapılabilirdi ancak. Yunus Emre&#8217;nin de dediği gibi &#8220;Bu cihan cehennemini sekiz cennet ede bir söz&#8221;. Gerçekten de bu sanat, ağızdan çıkıp muhatabını zehirleyecek olan sözü bala çevirir ve yürekleri tatlandırır bir anda. 
<br>
<br>Yazar kitabı ele alırken sözün bu yönünden öte, dini hitabet konularını ele almış ve kendi içinde de bölümlere ayırmış. İmam-Hatip ve İlahiyat müfredatlarına uygun olarak ve diğer alanlarda da halka hitap etme görevini üstlenmiş olan bu kitap, birçok ihtiyaç sahibinin işine yarayacak şekilde yalın bir dille yazılmış. Merhale merhale anlatılan hitabet sanatı, mükemmel sonuca ulaşmak için elzem olan tüm hususlara değinmiş. Özellikle sünnet, taziye vb. durumlarda sevinç yahut üzüntü kaynaklı unutulan dini konuşmaları ve duaları altını çizerek hatırlatmış. Her seviyedeki insanın okuyunca faydalanacağı bir kitap olması yönüyle takdire şayan&#8230; 
<br>
<br>Yazar öncelikl ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=806-konusma-sanati-hitabet-abdulhakim-yuce">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ömer Asım</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:40:18 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=805-fususul-hikem-ve-mesnevide-insan-i-kamil-osman-nuri-kucuk</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=805-fususul-hikem-ve-mesnevide-insan-i-kamil-osman-nuri-kucuk</guid>
	<title>Fususu'l-hikem Ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil - Osman Nuri Küçük | Ömer Asım</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a9cca2a881e590757c4a965cef2ac58c.jpg">Füsûs'ul Hikem ve Mesnevî'de İnsan-ı Kâmil
<br>
<br>Şeyh-i Ekber İbn Arabî ve Hz.Pîr Mevlânâ. Kuşkusuz her ikisi de dünya üzerinden geçiveren ender şahsiyetlerin yücelerinden İslâm velileri. İkisi de sûfi, ikisi de kendini Hakk'a adamış, ikisi de yaşadıkları mekân ve zamanla sınırlı kalmayıp, zaman ve mekân aşarak gönüllerimizde ve zihinlerimizde berhayât olan, beden kınından sıyrılan keskin kılıçlar. 
<br>
<br>Şeyh-i Ekber İbn Arabî akleden kalbimiz, Hz.Pîr Mevlânâ aşık olan kalbimiz gibidir. Her ikisi de muhabbette ve kullukta sidre-i müntehâya ulaşmış, Hakk'a yakınlık kesbetmiş mukarrabînîn yücelerinden. Sohbetleriyle yaşadıkları zamanın Îsâ nefeslileri olan Hakk aşıklarının muhakkak ki yazdıkları da yüzyıllar sonra nasipdâr olan gönüllerde aynı etkiyi uyandırmaktadır. Zîra İbn Arabî'nin telif ettiği -yanlış hatırlamıyorsam- üçyüz dolayında eserin hepsinin öz olarak toplandığı Füsûs'ul Hikem'ine farklı zamanlarda bir çok şerh yazılmış ve hala dünyanın bir çok köşesinde bilhassa akademisyenlerce iltifat görmekte. Yine Hz.Pîr Mevlânâ'nın Mesnevî'si ciltlerce şerh yazılan başka bir hazine. Gerçi bu eserlerin akademisyenlerce iltifat görmesi pek de önemli değil. ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=805-fususul-hikem-ve-mesnevide-insan-i-kamil-osman-nuri-kucuk">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 11:13:58 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=804-otel-goren-defterler-1-carpisan-sesler-nuri-pakdil</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=804-otel-goren-defterler-1-carpisan-sesler-nuri-pakdil</guid>
	<title>Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler - Nuri Pakdil | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9f0d3af1783420f6509be76c98ba708c.jpg">Çıkılmış bir yolculukta yan koltukta oturan yoldaşınızdır Nuri Pakdil. Yol boyunca size kaldığı otellerden bahseder. Anlattığı otel değildir aslında kendinden parçalar sunar size bu yüzden birbirinden bağımsız paragraflar okursunuz. Bütünden ufak parçalardır oysa koca mozaiğin en göz alıcı yerini sunmak derdindedir. Bu yüzden yolculuğun ilk durağında çarpışan seslere uğrarsınız. 
<br>
<br>Gözünüz kapalı olarak yazılanları sadece işitmiş olsaydınız trende olduğunuzu hisseder, tren kalkarken Nuri Pakdil&#8217;in kulağınıza &#8220;Trene binmek İstanbul&#8217;a gitmek demektir, başka nerelere gidilirse gidilsin. Hele de çıra gibi yanan cümleler ortalığı kaplamaya görsün, kalemin ucunda bir tren Haydarpaşa&#8217;dan gelir, Haydarpaşa&#8217;ya gider.&#8221; (syf:17) fısıldadığını duyardınız. 
<br>
<br>Yolculuk içinde yolculuk yaparsınız, bir an kendinizi İzmir&#8217;de bir an Maraş&#8217;ta, muhakkak ki İstanbul&#8217;da bulmamanız olanaksızdır... Emiralem&#8217;de trenin sabah alacalığında portakal ağaçlarının pencereye kadar yaklaşarak sanki &#8216;hoş geldiniz&#8217; diyorlarmışçasına kendisini karşılamasını unutmanın mümkün olmayacağını söyler. Kendine hayret ettiği bir diğer anısı da Karşıyaka&#8217;da yalı caddesinde &#8216;Ortadoğu, Ortadoğu&#8217; diye ses çıkararak yürümesidir. &#8220;Rüzgara karşı yürümek : ürümek : hiç mi hiç ırgalanmadan &#8216;Bir adım daha&#8217; kıvılcımı taşındı mı, o adımı görse herhalde büyülenir insan : kendi kendinizi beklemek de en zoru.&#8221;  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=804-otel-goren-defterler-1-carpisan-sesler-nuri-pakdil">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 11:06:40 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=803-cizgimizi-hecelerken-m-fethullah-gulen</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=803-cizgimizi-hecelerken-m-fethullah-gulen</guid>
	<title>Çizgimizi Hecelerken - M. Fethullah Gülen | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a0183d393d8b79a8d20c75dbd676d878.jpg">Bilgi merak etmeyle çoğaldı. Merak ettikçe, zihinlerimizde bazı imgeler bir araya geldi ve imgeler bir biriyle karşılaştıkça da kavramlaşmalar ortaya çıktı. Bu kavramlaşmalarla birlikte yine merak duygusunun denetiminde sorular oluşmaya başladı. Böylelikle her imge bir sorunun ayrılmaz parçası oldu. Sorular böylece oluşurken gün geçtikçe cevaplara tutunmak, hayata tutunmak kadar değerli oldu.
<br>
<br>Prizma serisinin sekizinci eseri olan Çizgimizi Hecelerken, zihnimizin dehlizlerinde biriken sorulara cevaplar tutuşturmak amacıyla çağımız düşünürlerinden Fethullah Gülen Hocaefendi tarafından kaleme alınmış. Nil yayınlarının okurlarına sunduğu eserimiz, 1970 senesinden bugüne bir vesile ile müellife sorulan sorular ve bunlara verilen cevaplardan oluşuyor.
<br>
<br>Doğru ve yanlış ekseninde soruların, genellikle Kur&#8217;an ve sünnet çerçevesinde değerlendirilmeye çalışıldığı eserimiz, birçok merak edici noktayı nazara vermesi açısından ilgi çekici.
<br>
<br>Eser prizma serisinin yedinci eserinden bir eksik bölüm ile üç ana başlık üzerinden okuyucuya sunulmuş: Perspektif, düşünce boyutu ve din ekseni etrafında&#8230; Geçen eserle kıyasla ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=803-cizgimizi-hecelerken-m-fethullah-gulen">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 11:03:15 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=802-ahir-zaman-gulusleri-fatma-karabiyik-barbarosoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=802-ahir-zaman-gulusleri-fatma-karabiyik-barbarosoglu</guid>
	<title>Ahir Zaman Gülüşleri - Fatma Karabıyık Barbarosoğlu | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1f0adbde108d295317509f15d2f3abb6.jpg">Kışın ilk günlerinde, serin bir rüzgâr, miadı dolmuş yapraklar&#8230;
<br>
<br>Değdiği yeri delip geçen, hüzün eken bir kitap&#8230;
<br>
<br>&#8220;Yüzyıllar gelip geçti.
<br>Kendini bilen her fani zamanını ahir bildi.
<br>Hüznüne tebessüm,
<br>Tebessüme hüzün ekti&#8230;&#8221; (arka kapak) 
<br>
<br>Kitap birbirinden bağımsız on bir öyküden oluşuyor.
<br>
<br>Büyük annelerimizin &#8220;ahir zaman evladım&#8221; deyişi gibi sahici, yalın öyküler. Devamını getirebilirmiş gibi hissediyor insan kendini&#8230;
<br>
<br>Efsane olmuş gelin- kayınvalide öyküleri&#8230; Bitmek bilmeyen ezeli hikâye&#8230;
<br>
<br>Böylesine rastlamamıştım doğrusu. Bu kayınvalidesi olmayan ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=802-ahir-zaman-gulusleri-fatma-karabiyik-barbarosoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 11:35:22 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=801-beyaz-perdenin-din-algisi-mehmet-akif-enderun</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=801-beyaz-perdenin-din-algisi-mehmet-akif-enderun</guid>
	<title>Beyaz Perdenin Din Algısı - Mehmet Akif Enderun | Enes Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4a0e2cded0ddbf3c6ed2178ddc2c7000.png">Öyle bir güç düşünün ki gördüğünüz, göremediğiniz bütün sistemlerin içine sızmış, ağ gibi dört tarafımızı sarmış ve sarmaya devam ediyor. Oyununu gerçekten oynamayı çok iyi bilen bu güç fark etmeden bizleri de bu oyunun içine dahil edip, bize de bir rol biçiyor. Neyden bahsettiğimi açık seçik bir şekilde beyan etmeme gerek yok. Çünkü bu gücün etki alanı öyle geniş bir çaptaki aslında yaşadığınız her alanda, aklımızın bile hayal edemediği yerlerde bu gücün etkileri görülmektedir. Kapitalist sistemin tüm potansiyelini elinde bulunduran bu gücün; vatanımıza, askeriyemize, hukukumuza, ticaretimize, ekonomimize, ailemize hatta dinimize kadar nasıl etki altında tutabildiğini geçmiş tecrübelerle yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
<br>
<br>Son yıllarda ahtapot gibi her yanı saran bu sistematik baronun kolları kesilmeye çalışılsa da hiçbir şekilde önüne geçilemiyor. Çünkü bu sistematik tezgâhlanmanın esaret ve bayındırlığından kurtulmak bir kişi veya bir zümrenin mücadelesiyle son bulacak bir şey değildir. Tüm fertlerin bir araya gelip, bilinçlendirilip hareket etmesiyle engellenebilecek, bir oyun. En azından oynanana bu oyun hakkında bilgi sahibi olmak bile geleceğimize yön verme açısından çok şey katacak bizlere.
<br>
<br>Tanıtımını tapacağım bu kitap kapitalist baronların ellerinde bulunan en etkili güç ve en büyük silahlardan biri olan sinema sektörünün farklı bakış açılarla analizi. Sinema sektörünün etki alanının ne kadar geniş çaplı olduğunun farkında mısınız bilmiyorum. Ama günümüzde sinemaya ilgi duymayan çok az insan vardır. Evlerde bile artık 1-2 TV&#8217;nin yetmediği günümüz çağında sinema geniş alanıyla etrafımızı sarmış durumda.
<br>
<br>Hayatının bir yerine bu sektörde mutlaka bir şeyler yapabilme hayalini kuran biri olarak, sinemayla ilgili kitapl ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=801-beyaz-perdenin-din-algisi-mehmet-akif-enderun">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ömer Asım</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 11:25:56 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=799-kamil-mursidlerin-mirasi-ahmed-yuksel-ozemre-necmettin-sahinler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=799-kamil-mursidlerin-mirasi-ahmed-yuksel-ozemre-necmettin-sahinler</guid>
	<title>Kâmil Mürşidlerin Mîrâsı - Ahmed Yüksel Özemre, Necmettin Şahinler | Ömer Asım</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/575468b3c7c4facf07c29727c25698ef.jpg">Kâmîl nedir, mürşid kimdir. Her kâmîl mürşid olabilir mi ya da her mürşid kâmîl midir? Kâmîl; olgun, tamamlanmış, eksiksiz ve şuan aklıma gelmeyen bir kaç manaya daha gelir. Ve mürşid; irşâd edendir, reşîd kılandır. Her bilenin bildiğini paylaşamaması gibi her kâmîl irşad edemez, mürşid değildir. Her mürşidin kâmîl olmaması durumuna gelince mâlûm olduğu üzre bir zamanlar bir çoğunu gördüğümüz, amacını unutan yahut zaten hiç hatrında olmamış yalancı şeyhlerdir. Ki bunlar tabiri caizse şerîat okulundan icâzetnâme alan ve bir üst okula kendini atan samimi kulların yol kesicileridir. Onların kemâle erme yolunda yardımcısı olmaktan çok ayağına yapışan ağırlıklardır, önüne çıkan eşkiyâlardır...
<br>
<br>Mâlum olduğu üzre tarîkat, şerîatin bütün gerektirdiklerini yerine getiren ve bununla kalbi tatmîn olmayan ve üstüne biraz daha katmak isteyen ve Rabbi Rahîm'e yakınlığı arzulayanları, Kur'an ve sünnet referanslı eği ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=799-kamil-mursidlerin-mirasi-ahmed-yuksel-ozemre-necmettin-sahinler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 11:31:15 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=800-islami-tebligin-ornek-halifeler-donemi-ihsan-sureyya-sirma</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=800-islami-tebligin-ornek-halifeler-donemi-ihsan-sureyya-sirma</guid>
	<title>İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemi - İhsan Süreyya Sırma | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9b8c2a1171671618931d4f4044ac54b1.jpg">İhsan Süreyya Sırma İslam tarihinin en çok konuşulup tartışılan fakat sağduyulu değerlendirilemeyen bir dönemini anlatıyor. Efendimiz sonrası raşid halifeler dönemi...
<br>
<br>Siyer okumaları olanlar için kısa kısa değinilmiş özet bir kitap.
<br>
<br>Sömürünün çok eski tarihinden bahsediyor ilkin. &#8220;Firavun&#8217;un ezdiği insanları sadece maddi varlıklarına değil, düşünce yargılarına bile göz koymuştu. Düşünceye bile, modern tabiriyle ambargo konulmuştu.
<br>
<br>Musa&#8217;nın rabbine inandık deyip secdeye varanlara firavun şöyle bağırmıştı:
<br>
<br>Ben size izin vermeden mi inandınız?&#8221; (Araf 121-124)
<br>
<br>Son peygamber Muhammed s.a.v. ın vefatından sonra peygamberlik bitmiş ve geride kalan İslam davası ve devletinin bekası için gerekli olan vazifeyi üstlenecek, başkanlık yapacak bir lider seçilmeliydi ve ilk şaşkınlığın ardından Hz. Ebu Bekir hilafete seçildi.
<br>
<br>Hz. Ebu Bekir&#8217;in hilafete getirilişine oldubittiye geldi diyenler, hz. Ömer iç ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=800-islami-tebligin-ornek-halifeler-donemi-ihsan-sureyya-sirma">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 12:12:39 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=798-sivil-inisiyatifin-liderleri-hanifi-tosun</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=798-sivil-inisiyatifin-liderleri-hanifi-tosun</guid>
	<title>Sivil İnisiyatifin Liderleri - Hanifi Tosun | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/bfe356fa666f9d68e0af8cf758b50626.jpg">İslam tarihinin iz bırakmış olan öncü şahsiyetlerinin bir kısmının biyografisi, toplumsal hareket içindeki etkileri ve mücadele yönleri ile değerlendiren bir eser tanımlaması kitabın içeriği ile ilgili en iyi tanım olur kanaatindeyim. Biyografik çalışmalarda gerekli olan bilgiler paylaşılmak ile birlikte, sivil inisiyatif yönü ile değerlendirilen bu zatlar ile ilgili çalışmalarda bu tür bir yaklaşım ilk defa ele alınıyor sanırım. 
<br>
<br>On iki imam olarak nam bulmuş imamların hayatları ele alınırken, hem şia hem de ehli sünnet kaynaklarına başvurularak geniş kapsamlı doyurucu bilgi verilmiş. İmamların hayatları ele alınırken, günümüze bakan yönleri ile kıyas edilmeleri orijinal bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu imamların bütün ümmetin imamları olduğu, mümtaz şahsiyetler olduğu, alim ve zahid kişiliklerinin örnek alınması gerektiği ve hemen hepsinin şehadet mertebesine ulaşan meşaleler olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz. İmamların ehli şia&#8217;nın tekelinde olmasının yanlışlığını bir kez daha idrak ediyoruz. 
<br>
<br>Tasavvuf silsilesi içinde nam salmış olan zatların hayatı ele alınırken, yanlış olan algıların sahih hadis delil getirilerek eleştirilmesi mutedil bir bakış açısı vermesi konusunda önemli. Bu zatların insan üstü bir profil ile değerlendirilmesinin yanlışlığı bir çok örnek ile izah ediliyor. Bu noktada hem tasavvuf ehli olan kişiler bu önder şahsiyetlere bakış açılarını tekrar gözden geçirebilir, hem de tasavvufa mesafeli olan kişiler bu önder şahsiyetler ile ilgili uydurulmuş riv ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=798-sivil-inisiyatifin-liderleri-hanifi-tosun">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 22:32:36 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=797-bize-gore-ahmet-hasim</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=797-bize-gore-ahmet-hasim</guid>
	<title>Bize Göre - Ahmet Haşim | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0cb4de4c993aabc43c0fc87e12dbf454.jpg">Çoğunlukla o unutulmaz "Merdiven" şiiriyle ve şair yönüyle tanıdığımız Ahmet Haşim, aslında daha çok nesir yazmış bir edebiyatçımız. Farklı bir yerden bakıp, farklı ama anlaşılır şeyler söylemekte ustadır Ahmet Haşim. Üslubundaki ağırlık ve şatafat da çoğu zaman sade görüntüdedir ve anlaşılırlığını etkilemez. 
<br>
<br>Ama şairliği bir başka tabiî...
<br>
<br>"Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak" dilinizle gönlünüz arasına bir hat çekerken, ruhunuz da hayatın hüzün penceresinin önüne oturmuştur çoktan. Sonraki mısra doğru yerde olduğunuzun işaretidir atık: "Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak" 
<br>
<br>Merdiven'de akşamın hüznüyle, hayatın akşamını iç içe ve bir daha bu kadar derin ve etkili anlatılamayacak güzellikte tasvir eden sayın Haşim 1885'te Bağdat'ta doğdu. Galatasaray Lisesi'nde okudu. Burada önemli edebiyatçılar onun öğretmeniydi. Hukuk Fakültesini yarıda bıraktı ve Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı. 1932'de böbr ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=797-bize-gore-ahmet-hasim">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Deniz Gümüştekin</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 11:59:06 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=796-dusun-ve-basar-muhammed-bozdag</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=796-dusun-ve-basar-muhammed-bozdag</guid>
	<title>Düşün Ve Başar - Muhammed Bozdağ | Deniz Gümüştekin</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/21e56b6964a5f32e356dc1fcb16cfa70.jpg">Öncelikle hayatımda önemli değişikliklere sebep olan değerli yazarımızı tanıtmak isterim... 
<br>
<br>Muhammed Bozdağ, muhtelif zamanlarda ABD, Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan&#8217;da çeşitli inceleme çalışmalarına katıldı. Kurucuları arasında yer aldığı Kültürlerarası Araştırma ve Dostluk Vakfı&#8217;nı, 1999-2001 yıllarında başkanlığını yaptı. 1992 yılından itibaren yasama uzmanı olarak çalıştığı TBMM&#8217;de halen yöneticilik yapmaktadır. 
<br>
<br>Yazıları lise yıllarından itibaren çeşitli dergilerde yayınlandı. Bir dönem köşe yazarlığı yaptı. &#8220;Düşünce Mühendisliği, Yüksek Yetenek, Tele-terapi, Yüksek Ahlak, Kişisel Değişim, İstemenin Esrarı&#8221; gibi isimler altında seri radyo konuşmaları yaptı. TRT&#8217;de &#8220;Sonsuzluk Yolcusu&#8221; isimli programı hazırlayıp sundu. 
<br>
<br>Doktora Tezi &#8220;AİHM Yolunda Parti Kapatma: Laiklik, Bölücülük Sorunu&#8221; adıyla yayınlandı. Başarı, motivasyon ve din alanlarında, &#8220;Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka, İstemenin Esrarı ve Sonsuzluk Yolculuğu&#8221; adında yüz binler satan üç kitabın yazarıdır. 
<br>
<br>Farklı yazarlara ait kişisel gelişim kitapları okudum ama bu kitabı diğer kişisel gelişim kitaplarından ayıran en önemli özelliği bence yazarın insan hayatına yaklaşımıdır. Batıdan tercüme edilmiş kişisel gelişim kitapları , bir batılının gözünden dünyay ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=796-dusun-ve-basar-muhammed-bozdag">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Z. Eroğlu</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 02:04:09 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=795-terapi-sifa-niyetine-bir-kitap</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=795-terapi-sifa-niyetine-bir-kitap</guid>
	<title>Terapi: Şifa Niyetine Bir Kitap | Z. Eroğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1a958c712b0ea740a4fb2716a1579056.jpg">Modern dünyanın, ortak insani değerlere vurgunun azaldığı, farklılıkları ile biricikliklerini ilan eden bireysel krallıklara teslim olduğu bir zamanda terapinin yükselişe geçmesi tesadüf eseri olmasa gerek.
<br>
<br>Bireyselliğin tarihinin aydınlanmacı Avrupa tarihi ile canlandığı tarihin pek de uzak olmayan sayfalarında karşılaştığımız Freud ve psikanalitik pratiklerinden bu yana terapi de, zamanın ruhu ile şekillenmeye devam ediyor. Kendi evrimini gerçekleştirmesi, alternatif yaklaşımlar ve yöntemleri beraber inde getirmesiyle kavramın içeriğini zenginleştirirken bir yandan özündeki iyileştirici anlamdan uzaklaştırıyor olabilir mi? 
<br>
<br>Bir kültürel eleştiri olarak Terapi, analitik anlatımı ile meraklı zihinlerin yüzlerce soruyu sormasına ve cevaplamasına zemin oluşturabilecek kapsamda bir kritik kitabı. Yazarının dünya görüşünü arka plana atmayan bir objektiflikle insan ruhunun derinliklerine inilirken kullanılan dilin akademik katılıktan uzak oluşu, benim gibi okuyuculara edebi bir doygunluk hissi de vermeyi başarıyor. Akıcı ve samimi sıcaklığında cümlelerin kendimi bir terapi odasında hissettiğim, terapistimle hasbi-hal ettiğim anları yakaladığım oldu. Kendi kendine konuşan değil, okuyucusunu karşısına alan, bir dünya görüşünün uzantısı yargılar ve pratik doğrularla doldurulmamış, içeriğindeki sorulara yanıt ararken, yeni sorulara gebe bir zihinle okuyucularını baş başa bırakan ufuklar açıcı bir eser. 
<br>
<br>Bilincin üstünü örttüğü, kişisel ve tarihsel bilinçaltı okunmaya başlandığında, içine doğduğumuz kültürün, coğrafyanın ve zamanın süregelen etiketlemesiyle kazandığımız kimliklerin altında kalan, yaşantıya, duygular ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=795-terapi-sifa-niyetine-bir-kitap">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 01:59:04 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=794-insani-asan-kan-mustafa-celep</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=794-insani-asan-kan-mustafa-celep</guid>
	<title>İnsanı Aşan Kan - Mustafa Celep | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8bb6c160d6bab44bf50225794793d642.png">İlk kitabı Ateş Bandosu ile okur karşısına şiirlerini toplu bir şekilde sunan Mustafa Celep bu kitabından sonra arayı soğutmadan İnsanı Aşan Kan ile tekrardan okurları selamladı. Ateş Bandosu&#8217;ndaki tarzını ve dilini değiştirmeden, yürüdüğü yola sadık kalarak devam eden Mustafa Celep kendi künhüne sadık bir yolcu olarak son dönem şairlerinden olup yeni eseriyle tekrardan şiirleri üzerine eğilme fırsatı verdi.
<br>
<br>Ateş Bandosu 2007&#8217;de çıktığında ilk şiirinden son şiirine kadar yaşamın şiirde belirgin bir özne olarak nasıl durduğu sorusunu akla getiriyordu. Çıkartma şiiriyle başlayan kitap &#8220;Tanrım, zincirlerimi çöz, aşka ışık olayım/ Tanrım göğsümü geniş kıl, konuşabileyim&#8221; cümleleriyle bir çıkarımda bulunarak birinci tekil şahsına atıfla ilk önce &#8220;Beni konuştur, gönlümü konuştur, dilimi konuştur, gözyaşlarım konuşsun&#8221; diyerek ara ara tekrara düşerek - bir dervişin virdi gibi &#8211; bir iştiyakı, bir intikamı, bir düzensizliği, bir mutsuzluğu, dünyanın leke tutan bir şey olduğunu dillendiriyor.
<br>
<br>Bir şair için önemli geçiş noktaları vardır. Bu noktalar onun şiirleri üzerinden gözlemlenebilir. Mustafa Celep için de bence bu nokta Çıkartma şiiridir. Ateş Bandosu eserindeki bu şiiri onun gündelik dilin şiirde nasıl durduğuna, şiirin gündelik dil içinde nasıl sağaltılıp güzelleştiğinin göstergesidir.
<br>
<br>&#8220;Taşmak üzereyimdir bir taşkınlık çıkartmak akışından
<br>Rüzgarın esişinden söyle nereye ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=794-insani-asan-kan-mustafa-celep">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 01:55:17 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=793-meleklerle-omuz-omuza-hakan-albayrak</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=793-meleklerle-omuz-omuza-hakan-albayrak</guid>
	<title>Meleklerle Omuz Omuza - Hakan Albayrak | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e82799c90260b53331e1b1b6f34248da.jpg">"Bir kitap;
<br>Bosna, Irak, Şam, Afrika, Amerika, Çeçenistan ve Filistin'den bahseden...
<br>
<br>Bir adam;
<br>her şeye rağmen
<br>'Allah
<br>ve elbette yenilmedik' diyen... "
<br>
<br>İslam birliği adına sınır ötesi hayaller kuran, "yenilmeyi hazmedenler kahrolsun" diye haykıran, Allah'a iman etmeyi her şeyin üstünde tutanlara dair daima ümitli, daima dinamik, daima heyecanlı kalan adamdır Hakan Abi. 'Hakan Abi'dir. Şahsen tanışmış olsak da olmasak da, hep Hakan Abi'mizdir. Ve hiç 'Hakan Bey' olmamalıdır sanki. Delikanlı adamdır Hakan abi. Slogan değil, tekbir getiren gazetecidir.
<br>
<br>İki abimiz vardır en özelinden. Hakan Albayrak abi ve Bülent Akyürek abi. Hakan Abi'nin bir tane "Bilent'i", Bülent Abi'nin de "Mavi marmara'da sadece ve sadece Hakan'ın burnu kanasa karşıma çıkan ilk İsrailliyi vururum!" dediği bir tane "Hakan'ı" vardır.
<br>
<br>"Hakan Albayrak Kitabı" isimli kitabından öğrendiğimize göre; 1968'de Almanya'da doğmuş Hakan abi. İlkokul birinci sınıftan itibaren hikayeler yazmış. 1980'de Türkiye'ye kesin dönüş yapmış ve 12 eylül günü çabucak büyümüş. Develi İmam Hatip Lisesi, Gebze İHL, Gebze Lisesi, Ankara Çankaya Lisesi, Cumhuriyet Lisesi ve Cumhuriyet Ticaret Lisesi'nde okumuş ve halen diplomasız bir hayat sürmekteymiş. 1 gün inşaatta, 1 ay mobilya mağazasında, 15 gün Milli Gazete dağıtımında, 4 ay Ankara Şık Düğme'de, 2 saat bebe donları satan bir mağazada, 3 ay Çağdaş Sanat Tiyatrosu'nda, 11 ay Zaman Gazetesi'nde, 10 ay da Belde Gazetesi'nde çalışmış. Hali hazırda Yeni Şafak Gazetesi'nde çalışan Hakan Albayrak, halinden memnun gözükmekteymiş.
<br>
<br>Elimdeki kitap -Meleklerle omuz omuza- 2000 ila 2005 yılları arasında kaleme aldığı, genel manada bahsi İslam aleminden ibaret olan, gazetedeki köşe yazılarının kitaplaştırılarak vücuda gelmesi hali.
<br>
<br>Hakan abi ortaokul üçüncü sınıftan beri her ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=793-meleklerle-omuz-omuza-hakan-albayrak">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 01:22:28 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=792-ihtiyarin-vefati-polat-onat</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=792-ihtiyarin-vefati-polat-onat</guid>
	<title>İhtiyarın Vefatı - Polat Onat | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4e7d2b70edd9549d7aef492a1e4eedef.jpg">Şair kitabın arka kapağında kitabına dair şöyle bir açıklamada bulunmuştur:
<br>
<br>"şunu söyleyeyim günümüz şiirinde sıkça kullanılan güvenli
<br>yolda yani belirli bir dizge etrafında imgeselliğe yaslanan
<br>kolaycılığa sapmaktansa risk almayı tercih ederek
<br>alabildiğince basitlik ve yalınlıktan absürtlüğe dahası
<br>zırvalamaya dek açılan yelpaze etrafında sıradanlıklardaki
<br>müthiş çarpıcılığı lirik tonda hissettirme"
<br>
<br>Bu dizelere ekleyecek çok şey var. Ama bunları sonraya bırakmayı istiyorum. Sadece açıklığın, anlaşılırlığın lirizmi diyeyim ben şimdilik. Ve Polat Onat&#8217;ın şiirini bu hemen kavranan açıklıktaki mesafede duran imgeyle ördüğünü belirteyim. Ve elbette Polat Onat&#8217;ın şiirimizde farklı ama önemli bir yer edineceğini de. Okuyucuya bu sağlam, bir kitap bütünlüğü taşıyan bu güçlü şiiri okumasını salık vereceğim
<br>
<br>Polat Onat, 1979 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Eğitim hayatına Bursa, Gümüşhane, Isparta ve İstanbul gibi şehirlerde devam ettirmiştir. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünden mezun olmuştur. Şuan Batman&#8217;da sınıf öğretmeni olarak çalışmaktadır. Evlidir. Bir kız ve bir erkek çocuk babasıdır.
<br>
<br>Polat Onat şiir yazma hayatına daha önceleri de yazmakla birlikte 2009 yılında ilk şiir kitabı olan "Son"u çıkarmıştır. İhtiyarın Vefatı ise şairin Şiirden yayıncılıktan yayımlanan ikinci şiir kitabıdır. Şair ayrıca birçok dergide yazı yayınlamakla bi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=792-ihtiyarin-vefati-polat-onat">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
	</channel>
	</rss>
