<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
	<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title>Kitap Haber | RSS Kaynağı</title>
		<link>http://www.kitaphaber.com.tr/feed.php</link>
		<description>Kitap Haber için RSS Kaynağıdır.</description>
		<language>TR-tr</language>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 11:30:33 +0300</pubDate>
		<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 11:30:33 +0300</lastBuildDate>
		<docs></docs>
		<generator>Yakusha Bilişim</generator>
		<managingEditor></managingEditor>
		<webMaster></webMaster>
	
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 18 May 2012 18:12:35 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=973-ilk-bulusma-ercan-soysal</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=973-ilk-bulusma-ercan-soysal</guid>
	<title>İlk Buluşma  Ercan Soysal | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e3ea2eac23fabc85326619762f4f41ff.jpg">Bir hikaye düşünün anlatılan konu insanlığın en eski hikayelerinden biri olsun, içinde aşk, sevgi, merhamet, hakikat olsun.Anlatılanlar bize bizi anlatsın. İlk atamız Adem ve Havva'nın yaşadığı olayların tekrardan ama bu sefer ayrıntılı bir biçimde iki insan üzerinden insanlığın çetelesini ortaya koysun.
<br>
<br>İnsanlık kendi özüne dönmek için bakışlarını kendine çevirirse ancak eski güzelliğine kavuşabilir. Hızla ilerleyen bir zaman diliminde bakışların, sözlerin, anlamların, seslerin, duyguların kirlendiği bir çağın içindeyiz. Çağın getirisi bilinçaltlarımızda kirlenmiş şeylerin birikmesine neden oldu. İnsan kendini kirlettikçe özünü, hakikatindeki cevheri unuttu, onu görmezden geldi, unuttu. Artık şimdi kendine yabancılaşmış bir varlık olarak dünya üzerinde dolanıyor. Ona sunulan hayatın anlamına dair bir sorgulamaya girmeden, ne için var olduğuna dair varoluş felsefesini sorgulamıyor. 
<br>
<br>İlk Karı Koca 
<br>
<br>İlk insan ilk erkekti. İlk erkek ilk peygamber. Daha sonra ilk kadın. İlk eş. İnsalığın ana-babası Adem ile Havva'sı. Tüm ilahi dinlerde, metinlerinde geçen Hz. Adem ile Hz. Havva kıssaları benzerlik gös ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=973-ilk-bulusma-ercan-soysal">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Türkmen</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:14:34 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=972-iki-ask-cicegi-omer-nasuhi-bilmen</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=972-iki-ask-cicegi-omer-nasuhi-bilmen</guid>
	<title>İki Aşk Çiçeği - Ömer Nasuhi Bilmen | Mehmet Türkmen</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/82edc5520d78abd406288f828a12f0a2.jpg">Ömer Nasuhi Bilmen, ülkemizin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden, âlimlerden biridir. Bilmen, 1883 yılında Erzurum'un Salasar köyünde doğdu. İslami ilimlerde öne çıkmış bir aileye mensup olan Bilmen, küçük yaştayken babasını kaybetmesi üzerine Abdürrezzak İlmi Efendi'nin himayesine girdi. 1908 yılında ise İstanbul'a gelen Bilmen, 12 Ekim 1971 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. 
<br>
<br>Osmanlı'nın son zamanlarını görmüş, o dönemin geleneksel eğitim yollarından geçmiştir. Bunun yanında Cumhuriyet dönemini de yaşamış, ülkenin çeşitli kurumlarında -gerek Üniversitede gerek Diyanet'te- görev almıştır. Her iki dönemi de bilen Bilmen, bu dönemlerde kendine özgü sorunlarla karşılaşmış ve bu sorunların çözümü için gayret içinde olmuştur.
<br> 
<br>	****
<br>Kitapçıda raflar arasında dolaşırken bulduğum bu kitabı ilk gördüğümde şaşırmıştım. Ömer Nasuhi Bilmen hocanın roman yazdığını bilmiyordum (ki bu benim ayıbımdır ve hocanın nice eserleri vardır) "Aşk-ı Memnu'nun kitabı çıkmış" deyip sevinen günümüz çocukları gibi hissettim kendimi ve bir an utandım. 
<br>
<br>Kitabın adı İki Aşk Çiçeğidir. Osmanlının son dönemiyle Cumhuriyet döneminde yaşayan Bilmen için Yayınevinin Notu başlığında kısa bir yazıyla karşılaşıyorsunuz. Ömer Nasuhi Bilmen'in hayatını anlatan bir başka başlıkla bu büyük İslam Âlimini tanıyorsunuz. Kitabı sadeleştirenler Binnur&Ahmet Albayrak. Yazarın Önsözü başlığıyla Bilmen, bu kitabı yazmadaki amac ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=972-iki-ask-cicegi-omer-nasuhi-bilmen">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 16 May 2012 14:50:20 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=971-soz-yangini-senai-demirci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=971-soz-yangini-senai-demirci</guid>
	<title>Söz Yangını  - Senai  Demirci | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/931b93fc038c6a64d7625a96cd84a63e.jpg">Dilimize dokunan yanık sözcüklere aralanan kapılar... İçimizin yaralarına tutuşturduğumuz hırslı kavramlarımızın, kin dolu kalplerinde acımasızca öldürdüğümüz insanlık... Ve tahrif edilmeden tahrip olan yüreğimizin kırılgan yerlerine merhem: söz yangını...
<br>
<br>Kavramların boş odalarında derin yolculuklar, öze dökülen itiraflar, tevbeye dair aralanan kapılara esmayla sıkıca tutunmalar... Söz yangını, yangınların en çetrefillisine dair olabildiğince berrak cümlelerle ayetlerin ölüsüne diş geçiren yanımıza sesleniyor: gıybetin y/aktığı dudaklardan k/özlü sözlerle...
<br>
<br>Bugün vurdumduymaz yüreklerimizin en sık düştüğü doğru olan gıybetten, en sık yaptığı yanlış olan her bildiğini söylemeye ve bundan kendimize popülerlik devşirmeye kadar ince ve hassas tahlillerle yazar, çatlamış damarlarımızdaki ölmemiş vicdanımıza sesleniyor. Ahlaki yozlaşmanın dibinden çıkardığı insanlığımızı, ölmemiş yanlarımızın hakikatine tutuşturuyor. 
<br>
<br>Sözde büyük günahların hâkimiyetinde kalan sınırlı Müslümanlığımıza, "sözce" büyük bir günahı daha tanıtan yazar, dört soruluk gıybet testinde vicdanlarımızda kanayan ezberleri gıybetle yakıp kül ediyor.  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=971-soz-yangini-senai-demirci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Asiye Yerebatmaz</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 14 May 2012 13:33:38 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=961-yuzler-rasim-ozdenoren</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=961-yuzler-rasim-ozdenoren</guid>
	<title>Yüzler - Rasim Özdenören | Asiye Yerebatmaz</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/48daa4f205d041e37f0c667db64e8ed6.jpg">Yüz şahsiyetinin simgesi, karakterin aynası olan biricik uzvumuz. Yaratılışın en güzel işareti, Efendimizin ( a.s.) "İnsanların yüzlerine vurmayın." diyerek tembihine konu olan naif emanet. Bu yasağın hikmetini düşünen âlimler geçmişten günümüze farklı yorumlarda bulunmuşlardır. Nevevi; insanın dış âlemi algıladığı (göz, kulak, burun v.b.) organların yüzde bulunması nedeniyle yüze vurmanın ve onda meydana gelecek bir arızanın insanı çok yönlü etkileyeceğini söylerken, Bediüzzaman; Allah'ın isimlerinin kâinatta tecelli ettiğini, Rahman isminin de insan yüzünde en mükemmel eksiksiz şekilde bir ayna gibi tecelli ettiğini, bu isme hürmeten yüze vurmanın yasaklandığını beyan etmektedir.
<br>
<br>Erzurumlu İbrahim Hakkı; insanların azalarından yola çıkarak karakterlerini tespite çalıştığı "Marifetname" isimli eserinde uzun bir bahiste yüzlerden bahsederken, bugün batılı bilim adamları da insanların yüzlerinden karakterlerinin tespiti için çok çeşitli araştırmalar yapmaktadırlar.
<br>
<br>Geleneğimizde yüz ve şahsiyet arasında derin bir bağ bulunmasının yanında edebiyatta ta yüz önemli bir imgedir. Suçluları ayna karşısında yalnız bırakmayan, vicdanın sesi olarak tezahür eden, herkesten kaçılsa da ondan kaçılamayan bir sorguçtur yüz.
<br>
<br>Kuran'ın pek çok ayeti insanların yüzlerinden tanınacağının açık bir beyanıdır. Muhtaçların, müminlerin, kâfirlerin simalarından tanınacağını dile getiren ayetlerin yanı sıra ahiret günü anlatırken "O gün bir takım yüzler ağarır bir takım yüzler de kararır."( K.K.3/106) buyurur yüce kitab. 
<br>
<br>Usta edebiyatçı Rasim Özdenören de bu ayetten yola çıkarak derin g ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=961-yuzler-rasim-ozdenoren">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 14 May 2012 13:32:23 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=950-pakia-mektuplari-ihsan-sureyya-sirma</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=950-pakia-mektuplari-ihsan-sureyya-sirma</guid>
	<title>Pakia Mektupları -  İhsan Süreyya Sırma | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/7d9aaa7d1c35d08fd14eeacd22181d60.jpg">İhsan Süreyya Sırma hocanın değerli kitaplarından olan "Pakia Mektupları" hacmi küçük fakat içeriği ciltler dolusu bilgiyi özetler durumdadır. Haziran 2008 de yayınlanmış olup şuan 12. baskısını yapmıştır.İslam coğrafyasında cereyan eden müessif olayları mektuplaşma suretinde anlatmaktadır.
<br>
<br>Kitapta Pakia'lı Tian'ın dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan dostları ile mektuplaşmalarından, uyuyan, sömürüye, emperyalizme seyirci kalan hatta yazarın deyimi ile "seyirci kalmayı bile beceremeyen" Müslümanlara mesaj verilmektedir.
<br>
<br>Kitabı okumaya başlayan herkes görecektir ki mektuplarda konu alınan meseleler halkı Müslüman olan bütün ülkelerde bulunan sancılardır. Batının sömürü sosyolojisi bütün dünyayı sarmış olup Müslümanların artık vahiyle inşa olan bir akıl ile rengini Kur'an'dan alan, resulullah(s.a.s)'den, onun sünnet'inden olan bir sosyolojiye talip olması gereklidir. Tian mektuplarında genel olarak Pakia'lı Müslü ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=950-pakia-mektuplari-ihsan-sureyya-sirma">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Sat, 12 May 2012 12:22:42 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=970-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu-ve-turkiyedeki-dergicilik</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=970-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu-ve-turkiyedeki-dergicilik</guid>
	<title>Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü Ve Türkiye'deki Dergicilik | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e97edb2847fc878f4afcbecb67924a93.jpg">Yakın zamanda çok önemli bir çalışmaya imza atıldı. Her iyi iş gibi popülarite peşinde olmayan iki kişinin yola koyularak başlattığı bu iş salt amme hizmeti olarak okurların, arşivcilerin, araştırmacıların hizmetine sunuldu. Türkiye'de iyi iş yapanların duyulmaması ve bu konuda gerek medya, gerekse diğer yerlerin bu gibi işlere destek vermemesi yapılan iyi işlerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. 
<br>
<br>Kamil Akdoğan ve Arzu Baydur Sarıyer tarafından hazırlanan 2011 Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü bu güzel işlerden biri. Dergiler üzerine yapılan çalışmaların eksikliği su götürmez bir gerçektir. Fakat bu gibi çalışmaların olması yapılacak çalışmaları teşvik edecektir. Biz de bu albümün duyurulması ve eserin hikâyesini öğrenmek için Kamil Akdoğan ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
<br>
<br>Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü nasıl şekillendi. Kitabın hikayesi nedir?
<br>
<br>Öncelikle bu söyleşi için teşekkür etmek istiyorum size. Sorunun yanıtına gelince: Aslında uzun yıllar önce oluşmuş bir düşünceydi bu. Daha da doğru bir ifadeyle çok uzun yıllar önce oluşmuş bir düşüncenin ilk adımı da diyebiliriz. İlk adımı çünkü asıl hedef 2011 gibi bir kısıtlama getirmeksizin bütün yerel edebiyat dergilerine ulaşmak, onları bir çalışmada toplamak. O çalışmanın adına ise artık albüm denmeyecek mutlaka ama düşüncesi bile heyecanlandırmaya yetiyor. 
<br>
<br>Bu düşünceyi ilk kez Arzu Baydur Sarıyer ile paylaştım. Onun da dergileri sevdiğini, mümkün olduğunca takip etmeye çalıştığını biliyordum. Üstelik emekli olduğu için bolca da zaman ayırabilir diye düşünüyordum. Sonuçta onun da hoşuna gitti proje, üçüncü bir kişiyi daha yanımıza alarak yola çıktık. Bir süre sonra üçüncü kişiyle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Yaklaşık 5-6 aylık bir süre içinde de kitabı ortaya çıkardık. 
<br>
<br>Türkiye'de dergiler üzerine yapılan pek çalışma yok. Eserin ortaya çıkması bu eksikliğin ürünü olabilir mi?
<br>
<br>Düşüncenin ilk oluştuğu zamanlarda daha çok özel bir pratik, özel bir ihtiyaç önemli bir rol oynamıştı. "Keşke elimde söyle bir şey olsaydı o zaman şöyle şöyle yapardım" diye düşünür ya insan bazen. Albümün ilk akla gelişi işte böyle bir şeydi. Ama iş artık ürün noktasına geldiğinde elbette ortada böyle bir çalışmanın olmadığını da biliyorduk. Ama o düşüncenin ortaya çıktığı anda da, bugün de asıl belirleyici olan dergileri, dergiciliği sevmek diyebilirim ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=970-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu-ve-turkiyedeki-dergicilik">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Özgür Atasoy</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 11 May 2012 11:05:51 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=968-esir-sehrin-insanlari-kemal-tahir</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=968-esir-sehrin-insanlari-kemal-tahir</guid>
	<title>Esir Şehrin İnsanları -  Kemal Tahir | Özgür Atasoy</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/15f831fd69f7e3837768a81511d3df88.jpg">Eser 1.Dünya Savaşı yıllarında sivil aydınların durumunu konu edinmektedir.
<br>Eser bu yıllardaki aydınların çektiği sıkıntıları dile getirmektedir. Özellikle aydınların halkı bilinçlendirmek ve işgal güçlerine karşı durmalarını sağlayabilmek için kendilerini ateşin önüne atmalarına şahit olmaktayız. 
<br>
<br>Eseri anlatmadan önce yazar hakkında birkaç bilgi ile verecek olursak. 1938'de bahriye olayı diye bilinen davanın sanıklarından biri oldu. Donanma komutanlığı mahkemesinde yargılandı. Askeri isyana teşvik etmekle suçlandı ve 15 yıl ağır hapse mahkûm edildi. 1950 af yasasıyla çıktı. 1955 sonra romanları yayınlamaya başladı. Özelikle Marksist bir terminolojiyi yerleştirerek Anadolu'da uygun sol düşünce oluşturmaya çalıştı. 73'te kalp krizi sonucu İstanbul da vefat etti.
<br>
<br>Esir şehrin üçlemesi 
<br>1 eseri 
<br>Esir şehrin insanları 
<br>2. eser 
<br>Esir şehrin mahpusu
<br>3. eser 
<br>Yol ayrımı 
<br>
<br>Eser birinci dünya savaşı sırasındaki sivil aydınların durumunu anlatmaktadır. Eserin başkahramanı kâmil beydir. Kamil bey Abdülhamit'in en zengin vezirlerinden Selim Paşa'nın tek çocuğudur. Genç yaşında çok büyük mirasa konmuştur. Fransızcayı iyi konuşan bir aydındır. Bir diğer karakter ise eşi Nermin hanımdır. Kendisi de bir paşa kızıdır. 
<br>
<br>1914'te savaş patladığı zaman İspanyol prensinin yanındaydılar. Osmanlının savaşa gireceğini aklının ucundan bile geçirmemişti. Ancak savaşa girmek zorunda bırakılmıştır. 1919 yılında işgal altında bir ülke ile karşı karşıyayız. Kamil bey İstanbul'a doğru yola çıktı. İstanbul'a vardı. Parasız bir hayat onu bekliyordu. Nermin hanımın halasının yanına yerleştiler. Ancak bu durumu kendine yediremeyen kâmil bey anneannesinden kalan köşkü hatırlıyor ve oraya yerleşiyor. Fuat bey'le orda karşılaşıyor. Peki, kimdir bu Fuat Bey? Fuat Bey bir derviştir. Komşusu olduğu için birçok yardımı dokunmuştur. 
<br>
<br>Ahmet ve İhsan karakterleri vardır. Bu karakterler onun eski sınıf arkadaşıdır. İhsan bey yedek subay olarak harbe gitmiş yaralanmış ve hemen ardından da dergi çıkarmaya başlamış. Kuvayi Milliye yi açık ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=968-esir-sehrin-insanlari-kemal-tahir">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 11 May 2012 11:03:43 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=969-toplum-psikolojisi-nevzat-tarhan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=969-toplum-psikolojisi-nevzat-tarhan</guid>
	<title>Toplum Psikolojisi - Nevzat Tarhan | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1a82fce60eee32d1b215fec45e673286.jpg">Bireysel kimliğin ön planda olduğu bir dünya düzeni içerisinde toplumsal akla hizmet edecek argümanlara ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Derin kavramsal boşluğun anlam denizinde yüzmeye çalışan insan için varlığa bütüncül yaklaşmanın kodları, bu argümanları elde edebilme ve kullanabilme yetisiyle birebir ilişkilidir. 
<br>
<br>Bugün anlamın konusu olan birçok noktada insanın kendisiyle birlikte varlığa ve topluma dönük düşünsel yaklaşımı, tasavvurunda şekillenen kavramların kalplerinde yetişmektedir. Düşünceye bir temel teşkil eden bu kavramların kalplerinde, anlamın konusu olacak her bir olgu, sağlam dayanaklarla yeniden yorumlanıp yeni bir insan ve toplum bilincine hizmet edecek araçlara dönüştürülebilmektedir.
<br>
<br>Nevzat Tarhan, toplum psikolojisine dair tespitler yaparken öncelikle her bir kavramı bireysel-toplumsal zeminde ayrı ayrı ele alıp, bireylerden topluma uzanan yolun çizgisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İlk olarak kavramların anlam dünyasında okuyucusuna bir perspektif kazandıran yazar, düşüncelerini daha cesur ifade edebilme yollarını da bu şekilde oluşturmuş olmaktadır.
<br>
<br>İnsanı iyi anlamanı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=969-toplum-psikolojisi-nevzat-tarhan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 09 May 2012 12:39:08 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=967-made-in-avrupa-fermani</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=967-made-in-avrupa-fermani</guid>
	<title>Made In Avrupa Fermanı | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/09e699229a88fbaf6e236533b1ffa26c.jpg">İhsan Süreyya Sırma Müslüman halkın deşilmemiş yaralarına neşter vurabilen cesaretli ilim insanlarından biridir. Yazdığı eserleriyle dik durmanın, cesaretli olmanın ve bunların ne demek olduğuna dair iyi ipuçları vererek eserleriyle aydınlatmaya devam ediyor. Bu eserinde Tanzimat fermanı ile Osmanlının nasıl yıkıma götürüldüğünü ve Müslüman halkına Tanzimatı kazanım diye gösterilip aslen kaybettiğini bozulmamış akıllara sunmaktadır.
<br>
<br>Osmanlıyı yıkıma hazırlayan bu ferman Türkiye Milli öğütüm(MEB) sisteminde orta öğrenimden üniversiteye kadar hep tarih derslerinde anlatılmaktadır. İnsanlara yararlı bir iş olarak sunulan bu projede azınlıklar hak sahibi olup dağdan gelip bağdakini kovma hesabına dönüştüğünden bahsedilmemektedir. Günümüzdeki bir avuç azınlığın yetmiş milyona çektirdiği gerici baskısının kökünün Tanzimat fermanı ile topraklarımıza dikildiği ekseriyetle bilinmemektedir. Batı sevdalıları tarafından batılı efendilerine yaranma pahasına kendi halkını hiç sayıp başımıza ne işler açtıkları 21. yy da dahi devam eden kapanması zor bir gediktir 
<br>
<br>Tanzimat fermanı ile Müslümanlara aydınlanma devri diye yutturulmak istenmiştir. Batıya benzemek için var gücüyle körü ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=967-made-in-avrupa-fermani">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 09 May 2012 12:28:30 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=966-inanamamanin-sancisiyla-kurulan-bir-cumle-imparatorlugu-itiraflarim</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=966-inanamamanin-sancisiyla-kurulan-bir-cumle-imparatorlugu-itiraflarim</guid>
	<title>İnanamamanın Sancısıyla Kurulan Bir Cümle İmparatorluğu İtiraflarım | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/39dbb25a83fafd55395c5c0a3e7081bb.jpg">İnanamamanın sancısıyla(Tolstoy tarafından) kurulan bir cümle imparatorluğu "İtiraflarım". Daha doğrusu yaşamın ne olduğu hegemonyasından kurtulmaya çalışan ve yaşamın anlamını sorgulayan bir yazarın "özgürlüğe kaçış" mücadelesi... 
<br>
<br>Mükemmelleşme çabasının çürümeye yüz tuttuğu bir hayatın kırılma noktasından filizlenerek gün yüzüne çıkmış olan bu kitap, hayatın varlık sebebini arayan Tolstoy'un anılarından oluşmaktadır. Ve Tolstoy, ömrünün sonlarına doğru kaleme almış olduğu bu anılarıyla ilk olarak arayışının bir vicdan haritasını çıkartmaktadır. İnançla aklın amansız mücadelesine sahne olan bu arayışlar; kimi zaman yaşamı anlamsız kılarken kimi zaman da hâlâ ondan bir şeyler ümit edilen bir afyon etkisi göstermektedir.
<br>Başından sonuna kadar bir çatışma içerisinde devam etmekte olan kitap, ilk olarak Tolstoy'un çocukluk hatıralarındaki inanç ve inançsızlık savaşıyla başlıyor. Ve bu savaş, yenilenin inançlar değil de kendisi olduğunu anlayıncaya kadar belli bir süre devam ediyor.
<br>
<br>İlerleyen sayfalarda ise inanç coğrafyasının zedelenen dokularını onarmaya çalışan Tolstoy, zihninde tutunamayan inkâr tereddüdünün bir iç çatışmasını yaşıyor. Ve düşüncelerin bir uçurum gibi derinleştiği bu bölümlerde, zihninin uyuşan yanlarına "yaşamanın anlamı neden ibarettir? "  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=966-inanamamanin-sancisiyla-kurulan-bir-cumle-imparatorlugu-itiraflarim">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 07 May 2012 11:45:40 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=965-bir-kis-gecesi-eger-bir-yolcu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=965-bir-kis-gecesi-eger-bir-yolcu</guid>
	<title>Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/cda4599d81463c3eecf9d3f1756d3e75.jpg">Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabı kitaplar peşinde koşan baş kahraman Okuyucu ile başlıyor. Eser aynı isme sahip bir kitabın okunuşuyla başlıyor. Fakat bu kitabı okuyan okuyucu kitabın eksik olduğunun farkına varıyor. Olaylar da bu eksik ve hatalı basılan kitabın peşinden sürüklenmelerini konu alan bir hale giriyor. Eseri ilginç kılan ise okuyucunun eksik kitabı tamamlamak için okuduğu diğer kitapları da aynı şekilde baş kahraman okuyucu ile birlikte okurun da kitapları okuması.
<br>
<br>Eser yazarın okuyucuyla oynadığı bir kurgu ile yazarın sesinin yoğun biçimde konuya müdahil olduğu biçimde ilerler. Eksik ve yanlış basılan eseri değiştirmek için kitabı aldığı kitapçıya giden baş kahraman okur kitapçıda kız okuyucu ile karşılaşıyor. Kız okuyucu ile birlikte o yanlış basılan kitabın orijinal ve doğru halini aramaya başlıyorlar. 
<br>
<br>Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu Calvino'nun okurla oynadığı, sesini ona duyurmaya çalıştığı, kurgusal olarak farklı kimi zaman sıkan bir hale giren anlatımıyla postmodern roman türünden yazılmış bir eser. Calvino eserinde kendi eserinin yazım sürecini cümle aralarında gizleyerek anlattığı ve erkek okuru kendine çekerek onu yazacağı eseri bulmak için yola düşürür. Daha sonra kız okuyucu ile buluşturarak arama sürecinin yalnızlığından erkek okuru kurtarmaya çalışır. En son ikisini evlendirerek kitabın bulunduğunu açıklar. 
<br>
<br>Eserin temel olarak konusu bir kitabı bulmak için yola koyulan erkek okurun karşılaştığı kitaplar içinde aradığı kitabın izini sürmesi. Konu ilk başlarda erkek okur üzerinden giderken yazar bir anda kız o ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=965-bir-kis-gecesi-eger-bir-yolcu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 07 May 2012 11:45:00 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=951-dert-bende-ne-gezer-beyim</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=951-dert-bende-ne-gezer-beyim</guid>
	<title>Dert Bende Ne Gezer Beyim | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a575e1c6fef0648e238278a20fd26f05.jpg">Yazarın diğer kitapları gibi bu kitabında da kendinizi ayrı dünyalarda gezdirecek derin düşüncelere dalıp nefs muhasebesi yapacaksınız. "bey ile dilenci" başlığında bey ile dilenci diyalogu aktarılmış olup hikmet dolu derin manalar içeren hasbihal sunulmuştur. Neslihan hoca "yazmasam çatlamazdım; ama kesin infilak ederdim" demiş. Söylemeyim de öleyim mi diyen gönül insanları gibi yazılarıyla nice gönüllere su serpmektedir. Kitabın başlarında üniversite hayatında başı açık olduğu için hocalarının ders anlattırdığını ve çok sevdiklerini ardından başını kapattığında herkesin aksi istikamete dönüp  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=951-dert-bende-ne-gezer-beyim">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 04 May 2012 15:05:43 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=952-huzun-duyabilen-her-ruh-iyilige-muktedirdir</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=952-huzun-duyabilen-her-ruh-iyilige-muktedirdir</guid>
	<title>Hüzün Duyabilen Her Ruh İyiliğe Muktedirdir | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0e467a33a0c0492ec04abefe4448d5a0.jpg">Kemal Sayar psikiyatri alanında Türkiye'de önde gelen isimlerden olduğu gibi yazarlıkta da tıbbın karmaşık kavramlarını güncel konuları ele alıp anlaşılır bir kıvamda okura sunma konusunda da şüphesiz mahirdir. Kitap ilk baskıyı 1996 da yapmış olup şuan 3. baskısı mevcuttur ayrıca yazarın ilk deneme kitabıdır.
<br>
<br>Yazarın günümüz tıp biliminde hastalıklara bakış açısı ve psikoloji-psikiyatri yazılarından oluşmaktadır. Mesleği gereği birçok insanla muhatap olan yazar toplumun bakış açısı ile tıbbın topluma bakışını, günümüzde sağlık sektörünün nasıl sömürü sistemine kapitalizme alet edildiğine değinmiş.
<br>
<br>Yazar kitabına şu yazı ile başlamış;
<br>
<br> "Hüzün duyabilen her ruh iyiliğe muktedirdir.
<br>Any mind capable of sorrow is capable of good.
<br>-harrıet beecher stowe-"
<br>
<br>Yazarın ana tema olarak hüzün üzerinde durması sağlık sektörünün Sam amcalar tarafından nasıl sömürü haline getirildiği çok güzel bir şekilde sunulmuştur. Yazarın şu ifadesi ile anlaşılmaktadır ki " hayat  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=952-huzun-duyabilen-her-ruh-iyilige-muktedirdir">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Esra Şen</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 04 May 2012 15:02:03 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=963-islami-mucadelede-oncu-sahsiyetler-haksoz-okulu-serisi-1</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=963-islami-mucadelede-oncu-sahsiyetler-haksoz-okulu-serisi-1</guid>
	<title>İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler - Haksöz Okulu Serisi - 1 | Esra Şen</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b71952a5e7d0ca1dfe0f06eeb72d70dc.jpg">İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler çalışması, kitabın önsözünde de bahsedildiği gibi, Haksöz Dergisi, Dünya ve İslam Dergisi, Haksözhaber Sitesi'nde yayınlanmış ve çeşitli yazarların kaleme aldığı makaleleri kapsamakta.
<br>
<br>Makalelerin içerikleri ise kitabın adındanda anlaşılacağı gibi İslâmi mücadele için tüm ömürlerini vakfetmiş daha doğrusu bu mücadeleyi bir yaşam biçimi kabul etmiş öncü şahsiyetlerin hayatlarını ve çalışmalarını inceleliyor. Kitaptaki her makale başka bir yazar tarafından yazılmış olsa da anlatımlarda birbirlerine benzer metotlar kullanılmış. Mesela aktarılan her şahsiyet biyografisinden önce, o şahsiyetin yaşadığı dönemde dünyanın siyasi durumu, yaşadığı ülkedeki ilmi durum, ülke halkının Kur'an ve Sünnet anlayışı vs. anlatılarak okuyucu dönemin sosyal hayatından haberdar edilmiş. (Özellikle yazar Fatma Sel'in makalesi olan Mevlana Ebu'l Kelam Azad biyografisi, Hindistan tarihi açısından önemli bir araştırma niteliğinde.)
<br>
<br>Kitapta neşrolunmuş biyografiler şu şahsiyetlere ait: İbn Tümert, İbn Teymiyye, Kadızadeliler Hareketi, Muhammed bin Abdulvehhab, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Ebu'l Kelam Azad, Hasan el Benna, Ebu'l âla Mevdudi, Seyyid Kutub, Mâlik bin Nebi, İmam Humeyni, Ali Şeriati.
<br> ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=963-islami-mucadelede-oncu-sahsiyetler-haksoz-okulu-serisi-1">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 02 May 2012 13:02:09 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=964-hece-edebiyat-dergisi-mayis-2012</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=964-hece-edebiyat-dergisi-mayis-2012</guid>
	<title>Hece Edebiyat Dergisi - Mayıs 2012 | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e916c4ad16bc4d70f9c286018f7b3a45.jpg">EDEBİYAT GÜNDEMİ
<br>İbrahim Demirci/66 Yıl Sonra Büyük Doğu Okumak 3
<br>Eriş Özgül/Festival İktidarı 5
<br>Recep Şükrü Güngör/Kalmak 7
<br>Nurşah Karaca/Kara Yıldız 9
<br> 
<br>Hasan Aycın/Çizgi 14
<br>Hüseyin Atlansoy/Köşk 15
<br>Yüksel Peker/Kelebek, Şair ve İzler 17
<br>Ömer Aksay/Demokratik Bahar Salgını 21
<br>Ali K. Metin/Taze Kan İçin İkinci Zeyl 24
<br>Kenan Çağan/Raptiye 29
<br>Erdal Çakır/Yağmalanmış Bir Yürek Üzerinde Kar Yangınları 31
<br>Şenol Korkut/İrade 33
<br>Sümeyye Betül/Çaresi Bulunur 34
<br>Metin Erol/İçi Pişmemiş 35
<br>Emine Kocabaş/Havadan Sudan 37
<br>
<br>Mustafa Muharrem/Şiir Hakkı 38
<br>Yahya Kurtkaya/Tedavülde Olmayan Üzerine 41
<br>Ahmet Haydar Ak/Eleştirel Realizm Işığında Bilginin ve Gerçeğin Değerlendirilmesi 4 ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=964-hece-edebiyat-dergisi-mayis-2012">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Gülnaz Eliaçık</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 02 May 2012 12:51:42 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=962-nefis-terbiyesi-ve-ilahi-huzur-mehmet-ildirar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=962-nefis-terbiyesi-ve-ilahi-huzur-mehmet-ildirar</guid>
	<title>Nefis Terbiyesi Ve İlahi Huzur - Mehmet Ildırar | Gülnaz Eliaçık</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d92f195859b7deb71fa95424ac6ab04c.jpg">"İlim yerli yerinde kullanılmazsa zulüm,
<br> yerli yerinde kullanılırsa adalet olur. 
<br>Adaletle mücehhez ilim fazilettir."
<br>
<br>Nefis; Modern zaman insanının kendini aldatma telaşıdır. İlk insanın dünya sürgünüyle içimize çöreklendiği günden beri, bir düşman gibi yakamızı bırakmaz. Kimi zaman iman kuvvetinizle siz onu aldatırsınız, kimi zaman kuvvetinizin kırılma noktalarında o sizi. İlla ki bir aldatma telaşı vardır iki tarafta da yani. Elimizde ki kitaba bu bağlamda yaklaştığımızda ilahi huzurun izinde ki insanların aşması gereken ilk merhalenin nefis olduğunu görüyoruz.
<br>
<br>Sayfalar arasında nefis merhalesini geçmenin yollarını ararken buluyorsunuz kendinizi, karşınıza çıkan en birinci unsur zikir oluyor. Zikirle süslenmiş gönüllerin imanla mutmain olduğu şüphesiz. Zikrin önemi özellikle nefsin en azgın olduğu anlar olan bela ve musibet anlarında daha çok anlaşılıyor. Çünkü nefis böyle anlarda isyana karşı hazır ol da beklerken, zikir bu hazır duruşu bozuyor. İsyanı yumuşatma aşamasında kalbin dil ile teması önemli bir rol oynuyor.
<br>
<br>Mehmet Ildırar'ın bu eserinde ele almış olduğu nefis terbiyesi yöntemleri ve bu yöntemlerin uygulanmasının doğal sonucu olan ilahi huzur, okuyucuyu tam anlamıyla tatmin etmese de izlenecek yöntemler açısından ufuk açıcı bir kitap. Kitapta birçok başlık altında anlatılan bu yöntemlerden bir kaçına genel olarak değinecek olursak;
<br>
<br>Nefsin Savaş Alanı: Dünya!
<br>
<br>Efendimiz (s.a.v) nefis için: "Nefsiniz bineğinizdir, yumuşaklık ve şefkat ile muamele edin" buyurmuştur. Bu hadis, insanın dünya üzerinde nefsine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesiyle ilgili olarak söylenmiştir. Elest bezminde var olan ruhumuza giydiren beden elbisesine karşı olan sorumluluklarımız, yaşadığımız çevreye, yaşam içerisinde iletişimde bulunduğumuz bir takım insanlara karşı nefsen sorumluyuzdur daima. Örneğin ibadet penceresinden bakarsak olaya, yazarımızın da dediği gibi "Bedenimizin uzuvlarına Allah'ın hükümlerini yaptırmak, bedenin bizim üzerimizdeki hakkıdır." Dünya nefsimizle sınandığımız en büyük savaş alanıdır adeta!
<br>Dünya üzerinde nefsin hoşuna gidecek ancak ruhumuzu yıpratacak birçok eylem bulunmaktadır. İnsanın bu eylemler karşısında ayakta durması kalbi huzuru ve iman kuvveti ile doğru orantılıdır. Hz. Ali'ye dünya nedir diye sorulduğunda: " Sağlamı hasta, emniyette olanı pişman olacak. Fakiri mahzun, zengini ise helalinin hesabı, haramının azabına düşecek. Şüpheli şeyler için de azarlanacaktır. Size bunun  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=962-nefis-terbiyesi-ve-ilahi-huzur-mehmet-ildirar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 02 May 2012 12:26:53 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=960-beyaz-gemi-cengiz-aytmatov</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=960-beyaz-gemi-cengiz-aytmatov</guid>
	<title>Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/18fcfe8c89d2118fcf8dd8e939109e94.jpg">Cengiz Aytmatov, dünya çapında tanınan büyük Kırgız edebiyatı yazarlarındandır. Eserlerini Kırgız ve Rusça olarak kaleme alan Aytmatov, eserlerindeki başlıca konularını Ruslaştırma politikası olmak üzere, Kırgız Türklerinin başlıca hayatlarının gelenek ve göreneklerini, savaş dönemindeki acıları ve kahramanlıkları, sömürgeleştirme politikalarını ve modernizm karşısındaki tabiatın tahrip edilişine kadar pek çok konuya değinmiştir. 
<br>
<br>Beyaz gemi adlı eser, yaklaşık 7 yaşlarındaki bir çocuğun San-Taş Vadisi'nde beş-altı insanla bir arada yaşayan olay örgüsünden oluşmaktadır. Dedesinden başka seveni olmayan ve gerçek hayatında hep bir arayış içerisinde bulunan mutsuz bir çocuk portresine sahiptir. Fakat bunlara rağmen hayal dünyasında mutlu olmaya çalışan bir çocuğun psikolojisini konu almaktadır.
<br>
<br>Kırgızlara ait gelenek ve göreneklerine bağlı olan yazar eserini yüce bir birey olarak yer verdiği Maral ana adında bir geyiğin etrafında Kırgızların milli kültür ve masallarına değinmiştir. Maral Ana, mitik yapının özünde Yüce Ana kültünün simgesini oluşturmaktadır. Maral ana'nın yardımcı kolu olarak ana kahraman olan çocuğun dedesi olan Mümin dede olarak görülmektedir. Mümin dede burada torununa yol gösterici bir rol oynamaktadır. Çocuğun dünyasının büyük bir kısmını dedesi Mümin'in kendisine anlattığı Boynuzlu Maral Ana masalı ile babasının çalıştığını düşündüğü Beyaz Gemi'ye ulaşma hayalleri doldurur. Mümin Dede'ye göre Kırgızlar varlıklarını Boynuzlu Maral Ana'ya borçludurlar. Çocuk, ara sıra ormanda gördüğü geyikleri Boynuzlu Maral A ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=960-beyaz-gemi-cengiz-aytmatov">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 13:23:34 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=220-yokusa-akan-sular-mustafa-kutlu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=220-yokusa-akan-sular-mustafa-kutlu</guid>
	<title>Yokuşa Akan Sular - Mustafa Kutlu | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e85f0c47c8efc9c20abb2425d5ace870.jpg">Mustafa Kutlu Türk hikayeceliğin kilometre taşlarından biridir. Yazdığı hikayeler Türk Edebiyatında bir eksikliği kapatır nitelikte. Doğunun rüzgarlarını bağrında taşıyan, doğunun sularını içip bedeninde özümseyerek yüreğinde biriktiği resimleri yazıyor o. Bu yüzden de onun yazdığı eserler en çok doğuludur özde genelde ise evrensel konulardan biri olan insandır.
<br>
<br>İnsanların geçirdiği evreleri, yaşadığı olayları, değişimleri hikayelerinde mükemmel bir şekilde dile getirir. Eserlerinin temel çıkış noktası işte bu elde var insandır. İnsan son tahlilde biziz. Biz bir toplamanın toplamında hayatı kendimizde toparlayan unsurlarız. Hamurumuzdaki 70 civarı madde bizim için dünya üzerindeki tüm insanlarla eşit hale getiriyor. Üstün olan neyse ona göre şekilleniyor kişiliğimiz. Ateş, su, toprak...
<br>
<br>Mustafa Kutlu hikayeceliğinde evrensel unsur olarak insan bulunur devamlı. O insanı ele alır ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=220-yokusa-akan-sular-mustafa-kutlu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 13:17:55 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=959-2011-yili-yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-odulu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=959-2011-yili-yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-odulu</guid>
	<title>2011 Yılı "yılın Yazar, Fikir Adamı Ve Sanatçıları Ödülü" | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1084875d7b3e7de0715b041103af039e.jpg">Hikâye'de Mukadder Gemici Asla Pes Etme
<br>
<br>Şiir'de Arif Ay, Şiirimin Şehirleri
<br>
<br>Roman'da Güray Süngü, Kış Bahçesi
<br>
<br>Deneme'de Reşit Güngör Kalkan, Güzün Son Konuğu 
<br>
<br>Fikir'de İhsan Fazlıoğlu, Işk İmiş Her Ne Var Âlemde
<br>
<br>Araştırma'da Ahmet Özcan, Türkiye'de Popüler Tarihçilik 
<br>
<br>İnceleme'de Fatih M. Şeker, Selçuklu Türklerinin İslâm Tasavvuru
<br>
<br>Edebi Tenkit'te Necip Tosun, Modern Öykü Kuramı 
<br>
<br>Gezi'de Ülkü Özel Akagündüz, Dost Şehirler Aşina Y ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=959-2011-yili-yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-odulu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 12:37:15 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=946-tenkit-yazilari-mustafa-islamoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=946-tenkit-yazilari-mustafa-islamoglu</guid>
	<title>Tenkit Yazıları - Mustafa İslamoğlu | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/423321cf75fa4f747dc4e45004144788.jpg">Tenkit Yazıları, Mustafa İslamoğlu'nun makalelerinin seçkilerinden oluşan ve ilk kitabını 2010 yılında yayınlayan "yazılar serisi" kitaplığının yirmincisidir.
<br>
<br>Serideki her kitap gibi kendisine tahsis edilmiş konuyu okuyucusuna farklı zamanlarda yazılmış onlarca makale ile harmanlayarak sunan Mustafa İslamoğlu eskimeyen yazıları ile okurlarına manevi iklimi tattırmaktadır.
<br>
<br>Yazar kitabın ilk konusu olarak "yazı sızının çocuğudur" diye başlıyor. Bu berceste ile Mustafa İslamoğlu özdeşleşmiştir adeta. Söylemek, gerçekten ne zor iş söylemek! Evet, kişinin söylemediğinde ölebileceği şeyleri yoksa, söylemese de olur dercesine söylemese öleceği hakikatleri okuruyla buluşturmuştur yazılarıyla.
<br>
<br>Kitapta güncel konular üzerinden geçmiş ve hazır zaman analizleri sıkça yapılmaktadır, kişiler ve olaylar ile vahyin kıla ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=946-tenkit-yazilari-mustafa-islamoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 14:00:24 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=958-su-saatte-orada-miydin-bilal-sami-gok-demir</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=958-su-saatte-orada-miydin-bilal-sami-gok-demir</guid>
	<title>Şu Saatte Orada Mıydın? - Bilal Sami Gök Demir | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9d1f19a764e304ef503bd0d3bb7c8534.jpg">"Demek buraya baktın." Bakmış mıyım? Bakmışım. "Ama burası "orası" değil." Neresi madem? "Peki, söyle o zaman... Şu saatte orada olmak ister miydin?!" E, evet. " Evet mi? Peki, bunu sen istedin..!" Haydaa.. ee? " Şimdi birkaç adam düşün.."
<br>
<br>Pek ala.. "Ya da neyse neyse! Düşünme!." İyi madem. " Bir ada hayal et.." Hmm.. Sık ağaçlarla kaplı metruk bir ada.. "Yok, yok! Unut, gitsin!" Unut mu, gitsin mi? Neden? "Ne idüğü belirsiz, karmakarışık, yok artık dedirtecek, en afallatıcı birkaç olay say.." Sayayım mı, emin misin? "Dur, dur! Sayma! Dünyada en çok olmak istediğin yeri söyle..." Kabir desem çok mu melankolik olur? "Boşver! 'Orası' kesinlikle orası değil. Uhh.. İyi iyi. "Bir ada.. Bir kaç adam.. Ve esrarengiz olayların envai çeşidi... " İyi ama? "Yok anlaşıldı! Sen bu kitabı okumadan şu saatte orada olup olmadığına asla karar veremeyeceksin!" Hmmm.. "O zaman söyle... Şu saatte orada olmak ister misin?!
<br>
<br>Hayy Allah! Rüyamda kitap okumaktan, karşılaştığım herkesi bir kitap karakterine uyarlamaktan, iç sesim 'Kundura' ile garip garip diyaloglardan sonra; şimdi de kitaplarla, kelimelerle düelloya mı başladım?! Bir çok okurun aksine, bendeniz gibi okumaya, kitabı evirip çevirmeden kapak yazısına, yazar biyografisine ve önsöze göz atmadan başlamayanlar için iyi bir arka kapak yazısı...
<br>
<br>Arka kapakla atışmayı bırakıp, ön sayfalara geçtiğimde ithaf gözüme çarpıyor: "Bu kitabı yazarken, rüyama teşrif eden merhum Sultan II. Abdülhamit Han'a ithafen..."
<br>II. Abdülhamit, çok sevdiğim padişahlardan... Bilir misiniz? İlmi siyaseti, dehası, yıkılmaya yüz tutmuş devletin bekası için yaptıkları, teşkilatı mahsusa'sının da dışında, Sultanın dikkate şâyan bir yönü daha vardır. "Polisiye roman tutkunu olması."
<br>
<br>20 bin kitaplık kütüphanesinde 600 civarında, geneli Fransızcadan çeviri polisiye romanı vardı. Akşamları paravanın arkasından esvapçı başısı ve süt kardeşi İsmet beye okuturdu. Görüyoruz ki, Bilal Bey'in gözünde de belli bir değere hâiz Padişah, polisiye tutkusundan halâ vazgeçmemiş ve polisiye yazarının rüyasına teşrif ederek onu onurlandırmış...
<br>
<br>Diyebiliriz ki, ede ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=958-su-saatte-orada-miydin-bilal-sami-gok-demir">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 12:43:42 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=957-gizli-oyunlarin-ic-yuzu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=957-gizli-oyunlarin-ic-yuzu</guid>
	<title>Gizli Oyunların İç Yüzü | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/c296094eb1d50a6c519a3faee834b318.jpg">Nasıl Sömürüldük adıyla derin bir tarihi irdeleme izleme fırsatı sunan yazar Müslüman ülkeler üzerinde nasıl oyunlar oynandığını apaçık bir şekilde tarihi olaylar ile harmanlayarak anlatmaktadır. İlahiyat profesörü olmakla kalmayıp benzeri konularda yazılmış diğer kitaplar gibi tarihi bilgileri tekrarlamaktan öte işin iç yüzünü Müslümanlar lehine gösterilip aleyhine kullanılan her türlü sömürüyü ele almıştır. Müslümanların İslamlaşmaması sonucunda Amerika'nın 1945 de Birleşmiş Milletler örgütünü kurup bütün dünyaya musallat olması, kendi çıkarına olmayan her düzeni yakıp yıkması karşısında dünyada çoğunluğa sahip olduğu halde en çok zulüm gören Müslümanların firavun döneminden günümüze nasıl bir serüven izlediği okuyucuya doyurucu bir şekilde anlatılmaktadır. Batılı sömürgecilerin, sahip olmadıkları dünyalığa sahip olma hissi Habil ve Kabil kıssasında basitçe anlatılmaktadır. Bugün batı, hakkı olmayanı zulüm ile istediği yeri bahane bulup yakıp yıkarak kötü emellerine alet etmektedir. Allah'ın koyduğu kanunu reddederek kendi aşağılık kanunları ile menfaatlerini elde etmek için her çareye başvuruyor. Gerekirse dini alet edip haçlı seferleri ile hem Müslümanları hem de Ortodoksları katletmeleri de günümüz Kabil'lerinin işidir. 
<br>
<br>Sömürülmek istenen insanda yapılacak ilk şey onu inancından saptırmaktır, yani onun için değer yargısı olacak her şeyden onu mahrum etmektir. Bunun meyvesi şahsiyetsizlik, köleliktir. Firavun'un halkına yaptığı ile batıda köle ticaretinin aynı mantıkla yapıldığı, günümüzde ise modern kölelik kapitalizm perdesi altında işlendiği görülmektedir. Bu düzenin peygamberimiz (sav) Kur'an'ı tebliği ile İran ve Bizans emperyalizmine son vermesi abd-ibadet ve abd-mabud konusunun yeniden şekillenmesi insanlığın özünü anlaması ile yeni bir dönem başlamıştır.
<br>
<br>Kitapta çok ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=957-gizli-oyunlarin-ic-yuzu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 12:15:54 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=955-siradan-biri-olmak-istemiyorum-yazar-olmak-istiyorum</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=955-siradan-biri-olmak-istemiyorum-yazar-olmak-istiyorum</guid>
	<title>Sıradan Biri Olmak Istemiyorum/yazar Olmak Istiyorum | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6c02600a0360369c91400b495e386b02.jpg">Bu kitap, yazmayı sevenler, yazarlık yolunda yürüyenler ve kalem tutan eller için...
<br> Fikrindekileri ve kalbindekileri kağıda dökmek isteyen herkes için hazırlanmış bir kılavuz bu kitap. Şiir, öykü, mektup, deneme, roman yazmak, yazılarını kitaplaştırmak isteyenlere pratik bilgiler, temel yöntemler ve yazarlık yolunda yürüyenlere yardımı dokunacak notlar yer alıyor kitapta.
<br>
<br> Bilgiler deneme üslubuyla ve samimi öneriler şeklinde sunuluyor okura. Yazar, kendi yazarlık serüveninde yaşadıklarını, izlenimlerini ve deneyimlerini içtenlikle paylaşıyor ve adeta sohbet ediyor okuruyla.
<br>
<br> Eserde ilk yazı, yazar olmak istiyorum. Burada, yazarımızın yazarlık öyküsü anlatılıyor. Nasıl karar verdiği ve bu yolda ilerlemek için neler yaptığı bizlere örnek olma açısından anlatılmış. Ve insanın yazmadan yaşayamayacağı konulu yazı ile içimizde ister istemez var olan olumlu, olumsuz düşüncelerden bahsedilmiş. Paran varsa kitap bastırabilmen ve genellikle parasız insanların edebiyat heveskârları ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=955-siradan-biri-olmak-istemiyorum-yazar-olmak-istiyorum">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 12:16:14 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=922-muvahhidlerin-akidesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=922-muvahhidlerin-akidesi</guid>
	<title>Muvahhİdlerİn Akİdesİ | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/744aeb846b2c37d52d045117874551d2.jpg">Toplumun ifsad olması insanların fasid davranışlarının artması ile ilgidir. Bu ifsadın birçok sebebi vardır. Fakat asıl sebep iman ile ilgili grilik, zulüm ve cürümlerden kaynaklanmaktadır. İman anlayışı sahih olmayan bireyler buna mukabil yaşamakta ve toplumun bozulmasına sebep olmaktadırlar. Bu noktada toplumun ıslahı ve ihyası imanın sahihleşmesi ile mümkündür. Sahih bir iman Salih amellerin meydana gelmesine vesiledir. İlk önce iman ile ilgili problemleri çözmek gerekir. 
<br>
<br>Müellif, eserin bu bilinç ile okunması gerektiğine işaret ediyor. Eserde verilen bilgilerin delilleri ayet ve sahih hadis olarak belirtiliyor. İlk önce kendi nefsimizi muhasebeye çekmemiz gerekiyor. Bizim iman anlayışımız ayet ve sahih hadise ne kadar uyuyor bakmamız gerekiyor. Sahabe ve sonrasındaki iki neslin iman konularındaki yaklaşımları ile kendi yaklaşımımızı kıyas etmemiz gerekiyor. Eserde bu kıyas ve muhasebe için gerekli olan bilgiler veriliyor.
<br>
<br>İmanın idraki konusu çok önemli bir konu. Müellif bu konuyu en başa alarak iman bilinci ile ilgil ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=922-muvahhidlerin-akidesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 18:14:41 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=954-gunubirlik-uykularin-mekani-oteller</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=954-gunubirlik-uykularin-mekani-oteller</guid>
	<title>Günübirlik Uykuların Mekanı Oteller | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6f523b3c7b11382004c3d4b3e60dce74.jpg">"Bu gün gökyüzünü amma da öptüm : açtım pencereyi birden, o bana koşuyor, ben ona koşuyorum" 
<br>
<br>Otel gören defterler; kalbi bir acıyla, yüzü bir hüzünle, düşüncesi evrensel bir sevgiyle kaplı bir dervişin kelimelerle yalnızlığını, duyduklarını ifade ettiği bir iç yolculuk kitabıdır. Onun söylediği kelimeler hepimizin yalnızlığını dillendirerek yankısını yüreğimizde hissetmemize neden oluyor. Fakat bu yalnızlık öyle sitem edilecek bir yalnızlık değil, uzletin habercisi, kendine çekilmenin habercisi, öyle ki bu yalnızlıktan kendi köşesine çekilmeyi düşünen bir don kişot değil, yel değirmenlerine, gökdelenlere, gürültüye savaş açmış bir don kişot çıkmıştır. 
<br>
<br>Nuri Pakdil her eserine kendi imzası olan biçimselliğini, seslenme biçimini, kelime örgüsünü muntazam bir biçimde işlemiş kişilerdendir. Bir eserin onun olduğunu bilmeniz için bir iki kitabını okumanız yetiyor. Ama genele yaydığı sesini ise asla tamamıyla elde edemezsiniz. "otele gireli 1 yıl 12 gün oldu.
<br>Bu cümle kağıttan toz kaldırdı; duman da benziyor çıka ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=954-gunubirlik-uykularin-mekani-oteller">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 13:17:28 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=949-birinci-soz-senai-demirci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=949-birinci-soz-senai-demirci</guid>
	<title>Birinci Söz - Senai Demirci | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0a896cfeeb7edea5dc63c26731a21801.jpg">Senai demirci her ne kitap yazsa mutlaka okurum diyen bir okur kitlesine sahip olup yazdıklarıyla okuru kendine, özüne çağıran değerli kalem sahibi yazarlardandır. Birinci söz eseri ile de Risale-i Nur'un Sözler mecmuasına ait birinci söz-besmele bahsini konu edinmektedir. "Risale-i Nur'u yeni okumaya başladım" diye mesajlara muhatap olan yazar bu konuda okura hacmi küçük ama içeriği büyük olan birinci söz risaleciğini sunmuştur.
<br>
<br>Yeni başladım anlayamıyorum, eski yazı var hep diye ümitsizlenenlere şöyle bir ifade ile mukabele etmektedir, "risale-i Nur'u yeni okumaya başlamak iki türlü güzeldir. Birincisi, yeni okuduğunuz kitap risale-i Nur olduğu için güzeldir. İkincisi, risaleyi yeni okuyor olduğunuz için güzeldir. Risaleyi 'yine' okuyanlar 'yeni' okuyanların heyecanından al ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=949-birinci-soz-senai-demirci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 13:21:18 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=923-munebbihat-hacer-el-askalani</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=923-munebbihat-hacer-el-askalani</guid>
	<title>Münebbihat Hacer El Askalani | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/fb2ad51a3aba8c0fa3dc47e3fd13cd37.jpg">Hicrî sekizinci asır ricalinden büyük fakîh ve muhaddis Îbnü Haceri'l-Askalânî Rahmetü'llahi aleyhinin yüze yakın değerli müellefatından başka birçok derleme risaleleri de vardır. Tâ eskiden medreselerde talebelerin elinde dolaşan ve herkes tarafından zevkle okunan ve okutulan «Münebbihât» adlı tasavvufi mahiyetteki derleme risalesini ilk olarak 1962'de İzmir Müftüsü Celâl Yıldırım metne sadık şekilde tercüme etmişti.
<br>
<br>Adı geçen risale (bu risale) takva üzerine derlendiği için Arapçası kadar Türkçe tercümesi de büyük bir rağbet gördü ve 1967'ye kadar üçüncü baskısı yapıldı. 
<br>
<br>Bu risale, dönüş gününe gereği gibi hazırlanmak üzere birtakım tenbihlerdir. Millet, Hak ve Dinin ışını Şeyh Ahmed bin Ali bin Muhammed bin Ahmed'in tasnifatı cümlesindendir. Bu zat, aslen As'kalân'lı, daha sonraları Mısır'lı, Şafiî mezhebine mensup, «Îbn-i Hacer» künyesiyle meşhurdur.
<br>
<br>Tenbihlerden bir kısmı ikili,  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=923-munebbihat-hacer-el-askalani">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 20:27:11 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=953-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=953-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu</guid>
	<title>Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b36a38751a2ebf7ad9d29e12aa05a7fe.jpg">Kamil Akdoğan ve Arzu Baydur Sarıyer tarafından hazırlanan "Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü " çalışması bir eksikliği kapatır nitelikte. Bu güne kadar sayısız derginin çıktığı Türkiye'de dergilere yeterince önem verilmemesi, haklarında konuşulmaması dergilerin pasif bir anlamı varmış gibi gözükmesine neden olmuştu. Oysa sevindirici haberler de yok değil. Yakın zamanda okurlara sunulan bu eser bir eksikliği kapatır nitelikte. 
<br>
<br>Kamil Akdoğan'da Bu Çalışmaya Destek Verenler İçin Bir Duyuru
<br>
<br>İlk günden yaptığımız duyuruda da söylediğimiz gibi bu çalışmanın amacı ülkemizde faaliyet yürüten yerel edebiyat dergilerine ulaşmak ve belli başlı bilgilerini bir albümde toplamaktı. Hakkındaki bilgilere internet ortamında bile rastlanmayan pek çok dergi vardı çünkü. Mümkün olduğunca çok il'e ulaşarak onları kaydetmek istedik. Belki çok sayıda dergiye ula ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=953-turkiye-yerel-edebiyat-dergileri-albumu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 05:03:27 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=921-fikih-usulu-vehbe-zuhayli</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=921-fikih-usulu-vehbe-zuhayli</guid>
	<title>Fıkıh Usûlü - Vehbe Zuhayli | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/2cc4594d6abd8efeabc1ff3c7a3ad093.jpg">Eserin hazırlanma sebebi olarak müellif şöyle diyor:
<br>"Bu kitap, Libya-Tarablusgarb'daki Davet Fakültesinde bulunan muhterem meslektaşlarımızın arzusu üzerine çeşitli İslâm ülkelerinde bulunan İslâm Davet Fakültelerinin şubeleri için hazırlanmıştır."
<br>
<br>Fıkıh usulü kitaplarının hemen hepsinde giriş konusu aynıdır. Fıkıh usulü kavramının lügat ve ıstılah manası, fıkıh usulünün amacı ve eserlerin tedvini tarihçe olarak ele alınır. Müellif aynı şekilde bu konuları ele almıştır. 
<br>
<br>Vehbe Zuhayli, Suriye'nin tanınan alimlerindendir. Şam üniversitesinde İslam hukuku hocasıdır. Türkiye'de "Dört mezhebe göre İslam fıkhı" adlı çalışması ile tanınır. Otuz iki ciltlik et-Tefsir'ül Münir fi'l Akideti ve Şeriati ve'l Menhec adlı tefsiri ise müellifin ilim ehli tarafından önemsenen eserlerindendi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=921-fikih-usulu-vehbe-zuhayli">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ersin Kendir</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 05:04:02 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=947-kesf-i-kadim-ducane-cundioglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=947-kesf-i-kadim-ducane-cundioglu</guid>
	<title>Keşf-i Kadîm - Dücane Cündioğlu | Ersin Kendir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/f5846526bc49276d56ccce8191a0e4bf.jpg">Dücane Cündioğlu her kitabında olduğu gibi bu kitabında da en önemli sayılan keşf-i kadîm meselesini işlemiş. İmam Gazaliyi konu alan bir kitaptır. Batılılar imam Gazali ile Abbasiler dönemi sonrasını kendi tarihleri açısından yok sayarlar. Gazali'nin özgür düşünceyi boğduğunu ondan sonra ciddi âlimler ve düşünürler yetişmediğini söylerler, "güya Gazali eserleriyle felsefe ve rasyonalizmi yıkmaya çalışmıştır diyenler, Gazali düşmanlığı yapanlar, bu kişilerin ne yapmak istedikleri, bilmişçe geçinenleri" eleştiri olarak okura sunmuştur bu kitapta.
<br>
<br>Yazar kitabında anlatmak istediğini şu şekilde özetlemiştir en başta "tarih, bugüne değin, kadim olanı keşfetmek için çaba sarfetmeyen hiçbir toplumun yeni bir şey ortaya koyabildiğine tanıklık etmedi. İşte zaten bu yüzden bu toprakların çocuklar ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=947-kesf-i-kadim-ducane-cundioglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 12:15:42 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=948-konusmalar-aliya-izzetbegovic</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=948-konusmalar-aliya-izzetbegovic</guid>
	<title>Konuşmalar - Aliya İzzetbegoviç | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0bfc07ad5deddd7cc5cbf0544729f17d.jpg">Mavi kelebeklerin konduğu çiçeklere doğru çevrilen sayfalarla başlıyoruz kitabımıza. Kanatlarında özgürlüğü taşıyan mavi kelebeklerin yolculuğuyla başlıyoruz... Geçtiğimiz her cümlenin sonu, özgürlüğü taşıyan mavi kelebeklerin yurdunu yakınlıyor bizlere. Ve yakınlanıyor kelebekleri çağıran "diriliş erleri"... Yakınlanıyor sadece insan mezarlarının bulunduğu topraklarda açan çiçekler... 
<br>
<br>Üçüncü ihtimallerin sembolü olma özelliğini taşımakta olan kitap, Aliya Izzetbegoviç'in yapmış olduğu konuşmalardan, vermiş olduğu röportajlardan ve yazmış olduğu mektuplardan mürettep bir eser olup, ikinci Endülüs soykırımına engel olmaya çalışan Bosna direnişinden kesitler sunmaktadır okuyucusuna. İlk olarak, "Bosna Direniş Mucizesi" başlığı adı altında Aliya Izzetbegoviç'in 1993 yılında askerlerine yapmış olduğu konuşmasıyla başlamaktadır. Ve daha sonraki sayfalarda ise Aralık 1993-Aralık 1994 yılları arasında yapmış olduğu konuşmaları, röportajları ve mektupları yer almaktadır. 
<br>
<br>Böylelikle kitap, derlenmiş olan bu tarihi belgeler ışığında Bosna'nın tarihine daha iyi bakabilmemizi sağlamakta ve Bosna'nın bağımsızlığıyla başlayan ve savaş boyunca süren siyasi krizleri Izzetbegoç'in gözüyle okuyucusuna yansıtmaktadır. Ayrıca barışla sonuçlanmayan hiçbir savaş yoktur anlayışına da sahip olan Izzetbegoviç, tüm konuşma ve röportajlarında vurguladığı barış kavramını her gö ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=948-konusmalar-aliya-izzetbegovic">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Esra Şen</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 12:06:33 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=944-tahtin-kudretli-misafirleri-osmanli-padisahlari-salih-gulen</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=944-tahtin-kudretli-misafirleri-osmanli-padisahlari-salih-gulen</guid>
	<title>Tahtın Kudretli Misafirleri Osmanlı Padişahları  -  Salih Gülen | Esra Şen</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/813147b2ff6a4b09b7b3edcac2ac2ddb.jpg">Yitik Hazine Yayınları'nın 2009 yılında neşrettiği "Tahtın Kudretli Misafirleri Osmanlı Padişahları" eserini, Salih Gülen hazırlamış bulunuyor. 
<br>
<br>Kitabın Takdim yazısını "Baba tarafından Sultan V. Murad ile anne tarafından Sultan Mehmed Reşad'ın soyundan gelen" Şehzade Osman Osmanoğlu Efendi yazmış. Salih Gülen'in de Özsöz'ünde değindiği gibi Osmanoğlu'nun esere önemli katkıları bulunmuş.
<br>
<br>Eser için klasik bir Osmanlı tarihi kitabı diyemeyiz. Bol miktarda fotoğraf kullanılmış olan kitap, adeta bir Hânedân albümü niteliğinde. Elbette her padişah dönemi genel hatları ile kitabın içeriğine dahil edilmiş, fakat bunun kitap görsellerinin bir adım gerisinde olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira gerek dönemlerin incelenişindeki metot gerekse verilen bilgilerin genelliği, bize kitabın amacının salt tarihi bilgi vermek değil, verilen öz bilgilerin görsellerle hafızamızda daha doğru ve daha geniş bir yer edinmesini sağlamak olduğunu açıkça gösteriyor.
<br>
<br>Kitapta dikkat çeken şeylerden en önemlisi şüphesiz Fotoğraf Arşivi'nin genişliği ve seçkinliği. Ayrıca fotoğrafların baskı kalitesi ve kitabın genel estetiğide takdire şayan. Ara ara yer verilmiş târihi  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=944-tahtin-kudretli-misafirleri-osmanli-padisahlari-salih-gulen">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 12:15:57 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=943-psikolojiye-giris-kemal-sayar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=943-psikolojiye-giris-kemal-sayar</guid>
	<title>Psikolojiye Giriş - Kemal Sayar | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/272731240bc0c203a60ff677564b9e98.jpg">Bilgi ve bilmenin hızla sınırlarını genişlettiği günümüzde disiplinler arası çalışmalara kaynaklık edecek bir çalışma gerçekleştiren Değerler Eğitim Merkezi, Giriş kitaplığı adı altında Felsefe, Din Psikolojisi, Siyasi Düşünceler, Psikoloji, Mezhepler Tarihi, Kelam İlmi, , Fıkıh, İletişim, Müzik ve Tarih gibi alanlarda "bilim disiplinlerine giriş" serisi oluşturmuş. Psikolojiye Giriş adlı eser ise bu serinin bir parçası... 
<br>Eser Kemal Sayar ve Mehmet Dinç tarafından kaleme alınmış. İki yazarın bu kadar geniş bir alanı özetlemeye çalışarak çok zor bir iş gerçekleştirdiklerini kabul etmek gerekiyor. Ayrıca bu özetlemeyi bir de herkesin anlayabileceği sadelikte yapabilmek daha bir zor olsa gerektir. 
<br>
<br>Esere bu zaviyeden bakıldığında kaygısının bilimsellikten daha çok psikoloji alanındaki kavramlara ve gelişmelere dair zihinlerde bir alt yapı sağlamak olduğu görülecektir. Bu öngörü ile esere yaklaşılmadığı takdirde bir hayal kırıklığı ile karşılaşmak içten bile değildir.
<br>
<br>Eser zihinlere bir parmak kavram çalma çabasında. Asıl yapmak istediği şey ise istek ve merak duygumuzu harekete geçirmektir. Böylece kavramların tadını alan zihnin b ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=943-psikolojiye-giris-kemal-sayar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Şüheda Hüsna</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 12:10:19 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=945-mavi-marmara-risalesi-bulent-akyurek</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=945-mavi-marmara-risalesi-bulent-akyurek</guid>
	<title>Mavi Marmara Risalesi - Bülent AkyÜrek | Şüheda Hüsna</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/06bc64a2c3911a37f08cd625f9856cdf.jpg">"Denizde Allah yolunda cihada çıkan bir kimse ki Allah kendi yolunda cihada çıkanları en iyi bilendir- Yüce Allah'a bütünüyle itaati eksiksiz yerine getirmiş olur ve cennete çıkan tüm yolları izlemiş, cehennemden de oraya götüren bütün yollardan kaçmış olur." (Taberani, İmran b. Husayn)
<br>
<br>"Benimle birlikte cihada çıkma imkânı bulunmayan kimse denizde cihada çıksın." (Taberani, Vâsile b. Eska) hadisleriyle bizi bize getiren bir tokat ile başlayan bu risale, gelecek tokatların habercisiydi. Ne mutlu bu tokadı yedikten sonra yine silkelenmek adına öbür yanağını dönenlere!
<br>
<br>Cesur yazar Bülent Akyürek'in yazdığı bu risale, ufkumuzu açan, çoğumuzun silkelenmesine vesile olan Mavi Marmara'ya ve yiğitlerine işaret etmektedir. Cesur anlatımıyla, insanı coşturan üslubuyla, "israil" kelimesini -doğaya ve ağaçlara duyarlılığından olsa gerek- küçük yazmasıyla dikkat çekmektedir.
<br>
<br>Bu kitap Akyürek'in deyimiyle "ağızlarımız yalanların sarayı, yüreğimiz doğruların mezarı" olan bizlere karşı ağızları da yürekleri de sadakat dolu yiğitleri anlatmaktadır.
<br>
<br>Bu kitap gazetecilik ve Gazze'tecilik arasındaki farkı ortaya koymuş ve ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=945-mavi-marmara-risalesi-bulent-akyurek">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 12:51:39 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=933-hamza-omer-faruk-donmez</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=933-hamza-omer-faruk-donmez</guid>
	<title>Hamza - Ömer Faruk Dönmez | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1a28f138a0b2804b8f66529add0dcb36.jpg">" Ben Hamza; kaldırımlarda yürür, ülkemin sorunlarını çözerim. Mahcup delikanlıyımdır, fakat acayip de öfkeliyimdir hani. Evet, biz Anadolu çocukları susmayı ve sabretmeyi iyi biliriz. Fakat damarımıza basılırsa, adamın anasını ağlatırız evelallah. Emperyalistlere duyurulur. Aslı gibidir.
<br>Mühür ve İmza:
<br>Anadolu Çocuğu Hamza." (sh 51)
<br>
<br>" Kimim ben? Hamza'yım. Gelin sizi ham yapayım. Dört yıldır sınava giren bir zavallıyım. 21 yaşındayım. İmam Hatip mezunuyum. Hani mahcup ve onurlu çocuk. (Hani koşu bittikten sonra da koşan at..) İşte o benim. Sabah dersaneye, akşam eve giderim. Laf aramızda müthiş kitap okurum. Edebiyatsever. Kitapsever. Ha, bir de reklamsever. (tövbe estağfullah.) Anladık anladık. Bu hayatın anlamı nedir? Niçin yaşıyoruz? Sen onu söyle. Bu soruya cevap bulamamış milyonlarca ahmak var. Hatta bu soruyu kendine bir kez olsun sormamış milyonlarca ahmak var!" (sf 14)
<br>
<br>" Ben masum Anadolunun saf çocuğu Hamza, dört yıldır üniversite sınavını kazanamıyorum. Ve sizi temin ederim bu, aptal olduğum anlamına gelmiyor! Çarkına tükürdüğümün sistemi... Öhhö öhhö.. Pardon. Nezaketimizden taviz vermeyelim. Herşeye rağmen asaletimizi muhafaza edelim. Muhtaç olduğun kudret nerededir biliyorsun. Biliyorum tabi.. A grubu RH pozitif. Halis türk kanı. Ah baba ah! Yaktın beni. Adımı Hamza koyduğun yetmezmiş gibi, bir de tuttun İmam Hatip lisesine yolladın. Hayatım kaydı. Neymiş efendim? Dinine vatanına bağlı... " (sf 22)
<br> 
<br> Durun! Durun biraz daha.. Hamza'yı tanıdınız sayılmaz henüz bu kadarla. Ah, tanısak ne olur ki demeyin. Sizden bahsediyor, bizden! Hepimiz biraz Hamza'yız aslında. Evet, sizlere sesleniyorum. Öğretim sıralarında dirsek çürütenler! Sınavdan çıkıp şadırvanda abdest alarak namaza yetişenler! Modernizmin çarkına direnenler! Rahatsızlar! Dertliler! İstenilen dindar gençlik temasının alt yapısını dolduracak kült karşınızda!
<br> 
<br> Abiler! Ablalar! Sizler de bir baksanız buraya. 'Ah ilim irfan haya edep kalmamış.' diyerek yakınmayı bırakın biraz. Öyle küçük de görmeyin Hamza'yı. Hem ne olmuş yani 4 yıldır sınavı kazanamadıysa? Emperyalist, kapitalist, modernist zihniyete köle olduktan sonra adının şirket logolarında yazmasının ne yararı olur ona? Hamza öyle alelade bir lakaba prim verecek çocuk değildir. Düşünür Hamza. Ve sorgular, sigaya çeker. 
<br>
<br>"İnsanlar beni deli ediyor! Yaşama amaçları: barınma, beslenme, üreme! Etrafımdaki insanlara bakıyorum da, daha büyük bir ev, daha lüks bir araba, daha lezzetli yiyecekler falan fişman. Kapitalizm! Ey insanlar. Canlarım. Ciğerlerim. Kim uyuttu sizi? Hangi kötü kalpli büyücü yedirdi size bu zehirli elmaları? Ulan hadi biriniz uyumuş olsanız, öpüp uyandıracağım ama, herkese yetişemem ki! Kapitalizmin beşiğinde ölüm uykusu! E bebeğim eeee ee e! Dandili dandili dastana/ Danalar girmiş bostana/ Kov bostancı danayı/ Yemesin lahanayı. Ne için yaşıyorsun? Hayatın anlamı nedir? Sabah işe gidiyor, akşam eve dönüyorsun. Ulan danalar da sabah çayıra gidiyor, akşam dönüyor. Sen hiç akşamları ahırında kitap okuyan bir dana gördün mü? Varoluş gizemini çözmeye çalışan bir dana? Hayır. Göremezsin. Neden? Çünkü danalar hayatın anlamını bilmeden yaşar. Peki insan ne için yaşar? Lahana için mi? " (sh 54) 
<br> 
<br> Hem zaten sonunda (kitabın da sonunda) kazanıyor sınavı. Hem de istediği bölüm. 'İstanbul edebiyat!' He, anladık. Problem zekasında değil. Fakat gitmiyor üniversiteye. Çünkü istediği şey, Meczup amca ile karşılaştıktan sonra değişir. Gitmez tabii, sorguluyor ve farkediyor çünkü. "İnsanların paraya, kariyere, statüye taptığı bir dönemde, artık daha erdemli, daha farklı tercihlerim var benim. Onların istediği gibi değil; Allah'ın istediği gibi bir insan olmaya karar verdim. Ha, üniversiteye gidenler hep onların istediği gibi mi oluyor? Bilemem. Benim şahsi tercihim bu." Peki neden böyle yaptın şimdi Hamza? "Emperyalizm/ kapitalizm/ modernizm denen sistemin içine ne kadar girersek, kendimiz olmaktan o kadar uzaklaşıyoruz. Ben, kendim olmaya karar verdim: kendim kalmaya karar verdim. Ben Hamza'yım. İnsan kalmak istiyorum. Evet. Dağılın ulan. " (sh 131) 
<br> 
<br> Meczup amcalar da olmasa.. Neyse. Sever misiniz meczupları? Yoksa gülüp geçer misiniz? Sevin bence. Ben de meczup olmalıydım diye düşünüyorum bazen. Sonra si ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=933-hamza-omer-faruk-donmez">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hilal Bilgeç</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 12:58:42 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=932-destan-yazan-kahramanlar-metin-korkmaz</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=932-destan-yazan-kahramanlar-metin-korkmaz</guid>
	<title>Destan Yazan Kahramanlar - Metin Korkmaz | Hilal Bilgeç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dbbc10a3743b9633bb5a3da8ff7281c5.jpg">Bu cennet vatanın kurtuluşuna katkıda bulunmuş bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırasına armağan edilerek başlayan eser Bengisu yayıncılık tarafından yayımlandı.
<br>
<br>Türk milletinin özelliklerinden biri de destan yazan bir millet olmasıdır. Alper Tunga , Oğuz Kaan, Genç Osman.. gibi.
<br>
<br>Tarih boyunca oluşturulan destanlar zincirinin en büyük halkalarından biri de hiç şüphesiz "Çanakkale Destanı'' dır. 
<br>
<br>Gün, o gündü. Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaş'ında en başarılı olduğu ve de dünyanın en kanlı çarpışmasıydı Çanakkale Savaşı. Zaferin büyüklüğü savaşın çetinliği ile ölçülü. İki yüz elli binden fazla şehidin verildiği, Mehmetçiğin, anasını, babasını , yavuklusunu bir daha göremeyeceğini bildiği halde büyük bir teslimiyetle cepheye koştuğu ,on beşli körpe yavruların diyetini kanlıyla ödediği bir savaştı.
<br>Bu öyle bir savaştı ki,Türk milletinin ruhunda ve zihninde silinmeyecek izler bırakmıştı...Bu nedenledir ki birçok şiire, romana konu olmuştur.
<br>
<br>Milli mücadeleinin dayandığı en kuvvetli zemin sayılan ve insanlık adına büyük bir dram olan Çanakkale Savaşları, b ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=932-destan-yazan-kahramanlar-metin-korkmaz">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 13:36:01 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=925-vasitiye-akaidi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=925-vasitiye-akaidi</guid>
	<title>Vasıtiye Akaidi | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4d3c7f692fe1e6bc4d2847a430b121ee.jpg">Bu akideye "el-Akîdetu'l-Vâsıtıyye" adının veriliş sebebine gelince, bunu bu akidenin müellifi Şeyhu'l-İslam -Allah Ona Rahmet Etsin-'ın kendisi şu sözleriyle açıklamaktadır:
<br>
<br>"Vâsıt diyarında, oranın yakın bölgelerindeki kadılarından birisi olan Şafîi mezhebine mensub Radıyu'd-Din el-Vâsıtî adında bir hoca efendi hac dönüşü bize de uğradı. Hayırlı ve dinine bağlı bir kimse idi. Kendi topraklarında ve Tatar'ların yönetimi altında insanların içinde bulunduğu baskın gelen bilgisizlik, zulüm, din ve ilmin izlerinin silinmek üzere oluşundan şikayet etti, bana kendisine hem kendisi için, hem de aile efradı için dayanak teşkil edecek bir akide metni yazmamı istedi. Bu işten beni affetmesini istedim ve; İnsanlar pek çok sayıda akide metni yazmış bulunuyorlar. Sünnet imamlarından herhangi birisinin yazdığı bir akide metnini al, dedim. Ancak o, bu isteğinde ısrar edip şöyle dedi: Ben ancak senin yazacağın bir akide metnini arzu ediyorum. Bunun üzerine ben de ona ikindi vaktinden sonra oturup, bu akide metnini yazdım. Bu akidenin birçok nüshası Mısır, Irak ve başka yerlerde etrafa yayıldı."[3]
<br>
<br>Yüce Allah'ın tevfik ve takdirinin bir gereği olarak böyle bir akidenin yazılmasını isteyen şahıs Vâsıt'lı idi. İşte bundan dolayı bu akideye de "el-Akidetu'l-Vâsıtıyye" adı verildi.
<br>
<br>Aynı şekilde bu akide Şeyhu'l-İslam'ın baş taraflarında da söylediği gibi hem Vâsıtıyye, hem de Vâsatiyye (vasat yolu izleyen) bir akide olmak özelliğindedir: "...Hatta onlar -yani ehl-i sünnet ve'l-cemaat- bütün ümmet fırkalarının en vasat olanlarıdır. Tıpkı bu ümmetin diğer ümmetler arasında vasat ümmet oluşu gibi. Onlar yüce Allah'ın sıfatları meselesinde tatîl ehli ile cehmiye arasında, temsîl ehli ile müşebbihe arasında ortada yer alırlar. Yine Allah'ın fiilleri hususunda da cebriye, kaderiye ve diğerleri arasında vasat (orta) yoldadırlar..."
<br>
<br>Büyük ilim adamı Muhammed Halil Herras'ın "Vâsıtıyye Akidesi"ne yaptığı şerh açık seçik ve özlü olmak gibi bir özelliğe sahiptir. Nitekim Allâme Abdu'r-Rezzak Afifî'nin de belirttiği gibi bu şerh "şerhlerin en nefisi, en açık ve anlaşılır olanı, bununla birlikte en kısalarıdır."
<br>
<br>Kurtuluşa eren fırka (fırka-i naciye)'nin akidesini ifade eden Vâsıtıyye akidesi'nin pekçok baskısı ve birçok şerhi yapılmıştır. Örnek olmak üzere aşağıdakilerini sözkonusu edelim:
<br>
<br>1- "et-Tenbihatu'l-Latife fi ma'htevet Aleyhi el-Vasıtıyyetu mine'l-Mebahisi'l-Munîyfe":
<br>
<br>Bu şerhi büyük ilim adamı Abdu'r-Rahman en-Nasır es-Sa'dî telif etmiştir. Bu şerhle birlikte Şeyh Abdu'l-Aziz b. Abdullah b. Baz'ın açıklamalarından seçilmiş birtakım notlar da vardır. Bunun neşrini ve basın kontrolünü Prof. Abdu'r-Rahman b. Ruveyşid ile Prof. Süleyman b. Hammad yapmışlardır. Orta boy, almışdört sahifelik olan bu şerhin baskı tarihi bulunmamaktadır. Daha sonra sayın Ali Hasen Abdu'l-Hamid bunu ikinci olarak bastırmış, akidenin metnini ve hadislerini harekelemiştir. ed-Dammam'da Daru İbni'l-Kayyim'de neşredilmiş olup, büyük boy yüzyedi sahife olan bu baskı da h. 1410 yılında yapılmıştır.
<br>
<br>2- "el-Akîdetu'l-Vâsıtıyye":
<br>
<br>Büyük ilim adamı sayın Prof. Muhammed b. Abdu'l-Aziz b. Manî' -eski milli eğitim genel müdürü- nin tashihini yaptığı ve notlar ekleyerek yapılan baskısı. Bu eklenen notlar son derece kısa olup, orta boy otuziki sahife olarak ilk baskısı Riyad'da tarih ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=925-vasitiye-akaidi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Esma Meşar</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 20:22:02 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=930-hz-fatima-tevfik-ebu-ilm</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=930-hz-fatima-tevfik-ebu-ilm</guid>
	<title>Hz. Fâtıma - Tevfik Ebû İlm | Esma Meşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a6cc088a9aa43a211e1a477fdf0e9c25.jpg">Tevfik Ebu İlm'in kaleminden bizlere ulaşan bir kitap "Hz. Fâtıma". Müellifin de belirttiği gibi, kitap tarihi kaynakların aracısız aktarımından oluşmaktadır. Ebû İlm de olayları kendine has bir üslupla, ancak 'emanete riayet' şiarıyla aktarmaktadır. Kitabın dikkat çeken bir yönü de, bir konu hakkında bilgi verirken bunu birden fazla kaynaktan aktararak yapmasıdır. Kitabı okurken yer yer Şii düşüncesini yansıtan rivayetlere rastlamak da mümkün.
<br>
<br>Ebû İlm, Rasûlullah(sav)'ın ehl-i beytine dair genel değerlendirmelere yer verir öncelikle. Hz. Hatice'den, Hz. Peygamber'in evlatlarından, damatlarından kısaca bahseder. Ardından sözü Hz. Fâtıma'ya getirir.
<br>
<br>Her şeyden önce Hz. Fâtıma risâletin kızıdır. İsmi de 'sütten kesilen' manasına gelir. Adeta vahiyle beslenip vahiyle büyümüştür. Hz. Hatice vefat ettiğinde Rasûlullah'ın evinde olan tek kızıdır ve babasına en çok benzeyendir.
<br>
<br>Kitap, Hz. Fâtıma'nın güzel sıfatları ve şahsiyetinin üstün özelliklerine de değinir.
<br>O, fazilet ve dine bağlılık açısından ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=930-hz-fatima-tevfik-ebu-ilm">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 13:09:59 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=931-okunamayan-kitaplar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=931-okunamayan-kitaplar</guid>
	<title>Okun(a)mayan Kitaplar | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/68d9dd476f8afa232e96684685a91a61.jpg">Edebifikir.com alınıp da bir türlü bitirilmeyen kitapları araştırdı. Bizce de haklılar.Bu kitapların bazıları okunsa da bazılarının bitmediğini biz de onaylıyoruz.
<br>
<br>Kitaplar konusunda olmazlar var bir de olmazsa olmazlar vardır. Bir kitap ne kadar iyi sorusunu akla getiren eserlere bakınca, bu eserlerin çok konuşulmasına ve çoğu okur tarafından alınmasına rağmen okunup bitirilmediği bir gerçek. Kitapların bir türlü bitirilememesi, bu kitapların kötü olduğu anlamına gelmemeli. Elbet bir gün biter diye bakıyoruz biz. Fakat şu bir gerçektir ki bu kitaplar bir türlü bitmiyorlar. Okursunuz, okursunuz, sayfalar ilerledikçe kitabın içinden çıkamazsınız. Bir süre sonra kitabı öyle yarım bırakarak  yarım bırakılmış kitaplar- listesine eklersiniz.
<br>
<br>B ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=931-okunamayan-kitaplar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 11:59:18 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=929-dil-toplumsal-bir-olgudur</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=929-dil-toplumsal-bir-olgudur</guid>
	<title>Dil Toplumsal Bir Olgudur | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/34f86478f81eddf1dc4dd0b1f31b1bcb.jpg">Kelepir Sepet Necati Mert'in Türkçe üzerine çeşitli yerlerde yazdığı yazılarının toplandığı bir eser olarak yakın zamanda Okur Kitaplığından okuyucularla buluştu. Eser kısa,akıcı bir dil ile yazılmış kısa kısa inceleme yazılarından oluşmaktadır. Kullandığımız dil üzerine yazarın öne sürdüğü tezlerini ispatlama çalışarak Türkçe'nin daha doğrusu bir dilin nasıl olması gerektiğine dair önemli orijinal- diyeceğimiz fikirler içermektedir. 
<br>
<br>Kitabın oluşma safhası 19 yıllık bir geçmişe sahip. Yazarın ara ara çeşitli dergilerde dil üzerine yazdığı yazıların derlenmesiyle ortaya çıkmıştır eser. Temel yargılarından biri "kullanılan sözcüklerin, onların kullanışının kişiyi ele verdiğidir". Dil kişinin kimliğidir. Birey üzerinden bir kimlik olan dil bilinirse toplumun da kimliği de bilinecektir. 
<br>
<br>Dil denilince dil hakkında bu güne kadar en çok ismi geçen kişilerden biri olan Saussure'u anmamak olmaz. "Genel Dilm Bilimi Dersleri" adıyla yayınlanan ve zamandan yoğun bir ilgiyle karşılanan eser dil hakkında bir ana kaynak olarak günümüzde de yoğun olarak başvurulan bir kaynak konumu ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=929-dil-toplumsal-bir-olgudur">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 11:56:34 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=924-rahmet-ikliminden-esintiler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=924-rahmet-ikliminden-esintiler</guid>
	<title>Rahmet İkliminden Esintiler | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/ec418f83180adcc58941f40af690f2b4.jpg">Unuttuklarımız vardır. Üstü kapanmış önceliklerimiz vardır. Hayata dair bir kısım takıntılarımızın bizi sürüklediği çıkmazlar vardır. Yitirdiğimiz gerçeklerimiz vardır. Hepsini bir araya topladığımızda ortada bir yanılgı vardır. Bu yanılgı hayatın her alanında ve zamanın her deminde kendisini bir şekilde belli etmekte. Beslendiğimiz kaynağı iyi tercih etmediğimizde sığınacağımız limanı da yanlış liman olarak tercih ediyoruz. İşte bu vasatta bazen bir hasbihal bazen bir olay bazen de bir kitap tokmak gibi iniyor kafamızın orta yerine. Şu an o tokmak hükmündeki kitabın adı "Rahmet ikliminden esintiler"
<br>
<br>Besleneceğimiz kaynağı iyi seçmeliyiz dedik. En iyi kaynak kelamı kadim olan, Rahman'ın kelamıdır. Bu ilahi kelamın kitabi şekline Kur'an diyoruz. Hayata, zamana, kişilere ve olaylara Allah'ın bak dediği yerden bakmak gerekiyor. Bugüne kadar bu konuda eksiklerimiz olabilir. Bir kısım yanlış yaklaşımlarımızda olmuş olabilir. Fakat bu hal hakikate tabi olmaya mani değildir. Geç kalmış sayılmayız. Bu anlamda ısınma hareketleri babında "Rahmet ikliminden esintiler" ile başlayabiliriz. İnsan için gerekli olan bütün vitamin ve proteinleri bünyesinde barındıran ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=924-rahmet-ikliminden-esintiler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 14:44:52 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=928-edebiyat-sosyolojisi-editor-koksal-alver</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=928-edebiyat-sosyolojisi-editor-koksal-alver</guid>
	<title>Edebiyat Sosyolojisi  - Editör: Köksal Alver | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/998e4045fd1cbcb17646ae08ea9d67d9.jpg">Edebiyat Sosyolojisi bu gün Türkiye'de geçen yılların yapılmamış çalışmaları dolayısıyla sosyolojinin çok geriden gelen bir alt kolu olarak durmaktadır. Yapılan çalışmaların eksikliği ve üniversitelerin bu dala ait dersler vermemesi Türkiye'de edebiyat sosyolojisinin gelişimini engellemiştir. Fakat bu eksiklik edebiyat sosyolojisinin önemli olmadığı anlamına gelmemelidir. Aksine edebiyat sosyolojisi üzerinde yoğun bir biçimde durulması gerekilen dallardan biridir. 
<br>
<br>Edebiyat bir toplumun bilinç tarihidir. Daha genel bir tanımla edebiyat, duygu ve düşüncelerini nev'i şahsına münhasır bir biçimde işlenmesi, kağıda dökülmesidir. Edebiyatın en güzel tarafı belki de bu güne kadar ilerleyerek gelmesinin temel sebebi kendisine olan yaklaşımlara izin vermesidir. Haz almak amacıyla başlayan bu serüven daha sonra işin estetik boyutunu doğurmuştur. 
<br>
<br>Edebiyatın toplum için olduğunu, toplum olmadan edebiyatın olmayacağını basit bir çıkarımla elde edebiliriz. Sonuçta tüm bilimler insanlar için, tüm yaklaşımlar daha iyi bir yol bulmak, insanı o konuda tatmin etmek, daha doğrusu o konuda muradına erdirmek içindir. Edebiyat da bu amaçla yola çıkmış ve asırlardır bu görevini yerine getirmiş, getirmeye de devam edecektir. 
<br>
<br>Edebiyat toplum içindir dedik. Daha doğrusu küçülterek ele alırsak insan içindir. Sosyoloji de toplum içindir. İki alanın ortak paydası insan olduğu için aklımıza direk olarak edebiyat ve sosyoloji nasıl bir biriyle bağdaşır sorusu gelebilir. 
<br>
<br>Eserler bir toplumun içinde yaşadığı durumu, geçmişini, bu gününü, olan biteni ayrıntılı bir biçimde ortaya koyar. Bu kimi zaman psikolojik bir tahlili kimi zaman ise siyasi olayları da aktarabilir. Özellikle romanlar belirtilen konularda yoğun bir biçimde materyal sunan eserlerdir. İşte edebiyat sosyolojisi bu durumda ortaya çıkar. Köksal Alver'in ayrıntılı olarak söylediği gibi " edebiyat-toplum ilişkisi ve bağını merkeze akarak bu ilişkinin tüm boyutlarını araştıran edebiyat sosyolojisi de edebiyata değişik bir pencereden bakma girişimidir. Edebi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=928-edebiyat-sosyolojisi-editor-koksal-alver">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 12:37:01 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=927-cocuk-yasamini-kitaba-gore-sekillendirir</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=927-cocuk-yasamini-kitaba-gore-sekillendirir</guid>
	<title>Çocuk Yaşamını Kitaba Göre Şekillendirir | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/7b602db04946ac719296fdd17a739589.jpg">Röportaj: Bilal Can
<br>
<br>Çocuk edebiyatına verilen önem son zamanlarda gittikçe artıyor. Çocuk edebiyatının bilinmeyenlerini öğrenmek amacıyla Çilek Yayınları editörü Hilal Acar ile çocuk edebiyatının durumu ve sorunlarını konusunda konuştuk.
<br>
<br>Bu gün çocuk edebiyatı ismiyle geniş yelpazede bir edebiyattan bahsediliyor. Çocuk edebiyatı nedir, ne zaman başlamıştır? Örneğin 100 yıl önce böyle bir edebiyattan bahsedilebilir miydi?
<br>Çocuk edebiyatı dediğimiz 15 yaş ve altındaki çocuklar için dilin etkili ve güzel kullanılarak, konu ve karakterler ile bütünleşmesini sağlayarak oluşturulan bir edebiyat koludur. Dalıdır diyemiyoruz çünkü henüz üniversitelerimizde bu tür için bir dal oluşturulmuş değil. Dünyada, çocuk edebiyatı tarihi dediğimizde 16. yüzyıl ve sonrasında konunun gündeme geldiğini, giderek artan bir ilgiyle çocuk edebiyatına yönelimin olduğunu görürüz. Ancak 18. yüzyılın ikinci yarısında bağımsız bir edebiyat kimliği kazanmış. Bu yıllarda Fransa da Pearault Halk ağzında dolaşan masalları toplayıp, kısaltarak çocuklar için basmış. Bunların içinde "Kül Kedisi", "Parmak Çocuk", "Mavi Sakal", "Kırmızı Başlıklı Kız", "Çizmeli Kedi", Uyuyan Güzel" gibi eserler vardırki bunlar klasik olmuş eserlerdir. Çocuk kitaplarındaki gelişme 19. yüzyıla kadar hayli yavaş olmuş. 19. yüzyıldan sonra ise bu alanda çalışmalar ve eser üretmeler hız kazanmış. Bir süredir ülkemizde Çocuk edebiyatı konularında yazılmış metinleri okuyor, yapılmış araştırmaları takip etmeye çalışıyorum. Bunlardan yola çıkarak bundan 100 yıl önce çocuk edebiyatından bahsedilebilir miydi? Sorusuna ben evet demek istiyorum. Her ne kadar çocuk edebiyatı adı altında olmasa da ve yazılı metinler ile olmasa da çocuk edebiyatı Türk tarihinde çok eskilere dayanıyor diye düşünüyorum. Şöyle ki; bizim bu anlamda oldukça zengin bir edebiyat kültürümüz var. En gerilerde Dede Korkut hikâyelerimiz var ki bunları o dönemde çocuk büyük herkesin keyifle dinlediğini biliyoruz. Sonra Nasrettin Hocamız, Karagöz ile Hacivat'ımız, Meddahlarımız var. Ben bunları da sözlü çocuk edebiyatı olarak kabul ediyorum. Bazı edebiyatçılarımız her ne kadar çocuk edebiyatında da batıyı izleme metodunu uyguladığımızı düşünse de, bu türe yeterli önemin verilmediğini kabul etmekle birlikte batının doğu kültüründen çok fazla ürünü kendilerine uyarladıklarını biliyoruz. Örneğin 18. yüzyıl da İngilizler tarafından çevrilen Binbir Gece Masallarından, Denizci Sinbad, Alaaddinin Sihirli lambası gibi eserler uyarlanmış. Bu batının çocuk edebiyatında da doğuyu kaynak olarak kullandığını gösteriyor.
<br>
<br>Kısaca bizler taklit etmiyoruz, sadece bugüne kadar elimizdeki kültür mirasını doğru kullanamamışız o kadar. Yayınevi olarak bu konu üzerinde ciddi çalışmalarımız var. Tarihi ve kültürel mirasımızı değerlendirerek ahlaki değerlerimizi, gelişen ve hızla küreselleşen dünyamızın bugününü göz önüne alarak içinde bulunduğumuz zamanın kabullerine uygun şekilde uyarlama ve değerlendirme noktasında çalışmalarda bulunuyoruz ve daha ciddi çalışmalar için projeler hazırlıyoruz. Batının keşfedip kullandığı ve kendi inançlarına, kendi kültürlerine göre uyarladığı değerlerimize sahip çıkmak noktasında çalışmalarımız sürüyor. Cici Çocuklar adıyla hazırladığımız serimiz bu gayret ve isteğin neticesi olarak ortaya çıktı. İlk etapta Almanca'ya çevrilen seri başka dillere de çevrilecek ve manevi değerlerimiz bu seri ile yalnız Türkiye değil Avrupa'nın da çok yerlerine ulaşmış olacak.
<br>
<br>Çocuk edebiyatı ismiyle kategorize edilen edebiyatın ortaya çıkış nedeni nedir?
<br>Edebiyat dilin süslü ve etkili kullanımıyla ortaya çıkan anlatımı. Bu hali ile yetişkinlere göre yazılmış bir edebi metni 15 yaş altı çocukların anlaması oldukça güç ve çocuk anlamayacağı metne ilgi duymaz, alıp okumaz. O dönemlerde yani çocuk edebiyatının henüz ortaya çıkmadığı, bu alanda ürünlerin hazırlanmadığı Tanzimat dönemi ve öncesinde çocukların bir kitabı ellerine alıp bakmaları için o kitapta resim veya karikatür gibi ilgisini çekecek çizimlerin olması gerekiyormuş. Ve doğal olarak çocuklar kitaptan, okumaktan uzak kalıyorlarmış. O dönem edebiyatçılarından bazıları çocuklara yönelik ayrı bir edebiyat türü oluşturmayı başta gereksiz görmüşler fakat daha sonra kendileri de bu türde ürünler ortaya koymuşlar. Bu da zamanla çocuk edebiyatı oluşturmanın gerekliliğinin anlaşıldığını gösteriyor. Özetlememiz gerekirse çocuk edebiyatı, çocuklara edebiyatı ve okumayı sevdirmek ve böylece onları hayatın içine çekebilmek için ortaya çıkmıştır.
<br>
<br>Türkiye'deki Çocuk edebiyatı alanındaki durum nedir? 
<br>Ülkemizde 1960'lardan sonra çocuk edebiyatına yönelim artmış. Mesela, bu alana teşvik için TDK ve Kültür Bakanlığı yarışmalar düzenlemiş. Sonraki yıllarda bazı yazarlarımız ciddi çalışmalarla bugün hâlâ okunan güzel eserler ortaya çıkarmışlar. Örnek vermemiz gerekirse Gülten Dayıoğlu'nun Fadiş'ini, Sunanın Serçelerini anabiliriz. Son yıllarda ise çocuk edebiyatına önem veriliyor ve bu alanda çalışmalar yapılıyor olsa da ne kadar yeterli olduğu tartışılır diye düşünüyorum. Hâlâ çok fazla eksiğimiz var. Örneğin bu türün başlı başına bir eğitimi yok. Başta da dediğimiz gibi üniversitelerimizde bu türde bir dal oluşturulmuş değil. Bu mümkün mü veya çok gerekli mi bilemiyorum ama en azından Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan öğrencilere çocuk edebiyatı derslerinin de verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak o zaman bu alana ilgi de artacaktır. Yalnız yine de çok karamsar olmamak gerekir. Çünkü ciddi çalışmalar olduğunu görmek mümkün. Her ne kadar Türk Dili Ve Edebiyatı bölümünde olmasa da okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde artık çocuk edebiyatı dersleri veriliyor. Yeni nesil hızla bu alanda ciddi eğitim ve çalışmalara doğru gidiyor. Şu an olmasa da önümüzdeki yıllarda bilinçli çocuk edebiyatı yazarlarımızın sayısının artacağını, kaliteli ve özgün eserlerin ortaya konacağını düşünüyorum.
<br>
<br>Çocuk Edebiyatı denilince benim aklıma hemen Mustafa Ruhi Şirin geliyor. Sanırım bunun nedeni de ilkokul dönemlerinde elime geçen bir hikâye kitabıyla oldu. Onun Çocuk edebiyatı üzerine sorunlar başlığı altında söyledikleri arasında temel sorunun "çocuk edebiyatı kültürünü özümsemiş yazar-sanatçı" eksikliğinin olmasıdır. Bu gün bu sorundan bahsedebilir mi?
<br>Mustafa Ruhi Şirin çocuk edebiyatı dalında ve dahası çocuklar için çok ciddi çalışmaları olan bir isim. Gerek araştırma yazıları gerekse masalları, hikâyeleri ve kitaplarıyla kendini çocuklara adamış diyebiliriz. Onun yetişkinler için hazırladığı kitaplar dahi çocuk temalı... Onun görüşüne katılmamak mümkün değil. Ben de en büyük sorunun çocuklar için yazmanın basitsenmesi, önemsiz bir iş gibi kabul edilmesi, belki kolay görülmesi veya konuya ciddi yaklaşımın yeterli olmaması olduğunu düşünüyorum. Bugün mevcut yazarlarımıza ve yazar olmak niyeti ile yola çıkan gençlerimize baktığımızda çocuk edebiyatına gönül vermiş, kendini bu alanda geliştirmek isteyen, bunun ciddiyetinin farkında kaç isim sayabiliriz?
<br>
<br>Çocuk kitapları editörlüğü yapıyorum. Yaşadığımız en büyük sıkıntı kaliteli çocuk yazarı bulamamak. Yetişkinler için yazabilen biri çocuk kitabı da ya ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=927-cocuk-yasamini-kitaba-gore-sekillendirir">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 12:22:35 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=920-cocuk-egitiminde-hz-lokman-ornekligi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=920-cocuk-egitiminde-hz-lokman-ornekligi</guid>
	<title>Çocuk Eğitiminde Hz. Lokman Örnekliği | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/66fe788d6adde99c2b8a7be9323bbf0b.jpg">Çocuklar geleceğimizdir. Bugünün yetişkinleri dünün çocukları. Ağaç yaş iken eğilir. Çocuklar cennet meyvelerimiz. Çocuklar evlerin neşe kaynakları. Çocukluk dönemi hayatın en güzel zaman dilimi. Çocukluk dönemi geleceğin şekillenmesinde en önemli dönem. 
<br>
<br>Eğitim; her anlamda güzelliklerin vesilesi çirkinliklerin men edilme sebebidir. Eğitim olan her alanda muvaffakiyet ve meyve alma eğitimsizliğin söz konusu olduğu durumlarda hüsran ve kayıp söz konusudur. Kimi eğitimler dünyamızı güzelleştirirken kimi eğitimler ahiretimizi güzelleştirir. Her iki dünyanın güzel olması da aynı şekilde eğitim ile ilgilidir. Hayatın her alanında bir eğitimin olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak, önemli olan hususun faydalı ve bilinçli bir eğitim olup olmaması olduğunu unutmamalıyız. 
<br>
<br>Çocuk ve eğitim dediğimiz zaman, piyasada bu konu ile ilgili birçok eser olduğunu görüyoruz. Bu eserlerin ekserisi maalesef din olgusunu hesaba katmadan kaleme alınan eserlerdir. Genel olarak, Batı yaşam tarzına göre yazılmış eserlerin  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=920-cocuk-egitiminde-hz-lokman-ornekligi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 15:17:09 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=903-hadiscilerle-kelamcilar-arasindaki-munakasalar-talat-kocyigit</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=903-hadiscilerle-kelamcilar-arasindaki-munakasalar-talat-kocyigit</guid>
	<title>Hadisçilerle Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar - Talat Koçyiğit | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8930db313f58e308b1dc977bdd5528b2.jpg">İslami ilimler ile iştiğal eden bu konularda analiz yapmak isteyenlerin esas olarak dikkat etmeleri gereken hususların başında farklı ekollerin aynı konulara farklı bakış açılarının sebeplerini ve yaklaşımlarını bilmesi gelir. Deliller, hükümler ve yöntemler ekollerin ortaya çıkışları ve gelişim süreçleri bu noktada çok önemlidir. Mevzulara yaklaşım konusunda, bugün itibari ile taraf olmak yada her yönü ile bir ekolü sahiplenmek eksik, hatalı hatta yanlış görüşleri savunmaya sebep olabilir. 
<br>
<br>Aynı mevzular hakkında farklı yöntem ve yaklaşımlar sergileyen ekoller; hadisçiler, kelamcılar, fıkıhçılar, tefsirciler ve tarihçiler olarak ele alınabilir. Bütün bunlar ile birlikte modernist yaklaşım ve yöntemler de eklenebilir. Son dönemlerde bu ekollerin bir kaçının yöntem ve görüşlerini harmanlayıp yeni bir tür ortaya koymaya çalışan kişiler olsa da ana damar ekoller bunlardır. Modernist yaklaşım daha ziyade yenileme adına gelenek ile çatışma halinde olan bir yaklaşım olduğundan kendi dinamiklerini pozitif anlamda harekete geçirememiştir. 
<br>
<br>Hadisçiler ve kelamcılar arasındaki münakaşalar kitabında, eserin adından da anlaşıldığı gibi hadisçi ekol ile kelamcı ekol arasındaki görüş farklılıkları ve çatışmalar masaya yatırılmış. Konular ele alınırken, Talat hocanın hadis ilmi ile olan münasebeti dolayısı ile mevzu bahis olan konularda kelamcı ekolün karşısında, hadisçi ekolün yanında durduğu fark e ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=903-hadiscilerle-kelamcilar-arasindaki-munakasalar-talat-kocyigit">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 11:17:20 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=926-genclere-seslenis-ismail-oz</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=926-genclere-seslenis-ismail-oz</guid>
	<title>Gençlere Sesleniş - İsmail Öz | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1b979204d0e541e75fa20145f0c6b1f1.jpg">1973 yılında Bayburt'ta doğan Öz, İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm'ünden mezun olmuştur. İstanbul'daki çeşitli dershanelerde "Felsefe Grubu" öğretmenliği yapan Öz, bunun yanı sıra rehber öğretmenlik ve idarecilik
<br>Görevlerini de yürütmüştür. Birçok Ulusal Gazete, dergi ve internet sitesinde yazıları yayınlanan Sosyolog İsmail Öz'ün, yerel ve ulusa gazetelerde yayınlanmış 500 denemesi ve 4 kitabı bulunmaktadır.
<br>
<br>	''Geleceğe Sesleniş'' adlı eserinde geleceğin umudu olarak gördüğü yeni nesile geçmişteki toplumsal vakalardan ders çıkartılması adına bir şikâyetname örneğini sunmaktadır. Şikâyetnamesini 2055 tarihini temel alarak yaşanmış toplumsal olayları mektuplar halinde sunmaktadır. 2055 tarihinin nedenini ise sosyolojide kuşakların bundan 1545 yılları arasında yepyeni gelecek nesillere karşı bir umut beslediği tarihin başlangıcını kabul ettiği için bu tarihteki gençliği muhatap seçmiştir.
<br>
<br>	Yaklaşık 31 denemeden oluşan eser, birer şikâyetname örneğini gösteren mektuplardan oluşmuştur. Fuzuli'nin Kanuni Sultan Süleyman'a yazmış olduğu Şikâyetname tarzındaki bu eseri Sosyolog Öz'de geleceğin gençlerine sunmuştur. Yazıları Türkiye ve Dünyada ki bazı önemli olayları birer sosyolojik çerçeveden bakarak ele almıştır. Yer yer aksak gördüğüm konuları sevecen ve tatlı bir üslup ile yaklaşarak objektif yazar gözlüğüyle  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=926-genclere-seslenis-ismail-oz">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 10:55:43 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=917-yazarlar-bu-aralar-hangi-kitaplari-okuyor</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=917-yazarlar-bu-aralar-hangi-kitaplari-okuyor</guid>
	<title>Yazarlar Bu Aralar Hangi Kitapları Okuyor? | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0dfba757d78691460790c1e1745bb806.jpg">Yazarlara 'şu sıralar hangi kitapları okuyorsunuz?' diye sorduk ve bizi kırmayıp soruşturmamıza cevap verdiler. İşte yazarların verdiği cevaplar;
<br>
<br>
<br>Gökhan ÖZCAN
<br>Kalender ve Kale 'Sühreverdi'nin Hayat Hikayesi'  Seyyid Yahya Yesribi
<br>Sahipkıran  Hasan Aycın
<br>İrşad  Muzaffer Ozak
<br>
<br>
<br>Alper ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=917-yazarlar-bu-aralar-hangi-kitaplari-okuyor">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 10:41:11 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=918-babam-mehmet-akif-emin-akif-ersoy</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=918-babam-mehmet-akif-emin-akif-ersoy</guid>
	<title>Babam Mehmet Akif - Emin Akif Ersoy | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/1c8f70edb043da5ebe9c36fc81897379.jpg">Silinmeye yüz tutmuş hatıraların tutsak edildiği bir zaman tünelinde sıkışıp kalmış anılardan mürettep bir eser olan bu kitap; Emin Akif'in, babası Mehmet Akif'le İstiklal Harbi yıllarındaki yaşantılarından ve Mısır'daki zorlu yaşam şartlarından bahseden röportajlardan oluşmaktadır.
<br>İki farklı bölümden oluşmakta olan kitap öncelikli olarak Emin Akif'in biyografya taslağını oluşturan Mehmet Akif'in bir baba olarak oğlu için Mısır'dan yazdığı mektuplarla başlamaktadır. Ki bu mektuplar bize hem Emin Akif'i tanıma şansını sunmakta hem de Mehmet Akif'i oğlu için endişelenen bir baba olarak karşımıza çıkarmaktadır. 
<br>
<br>Daha sonra ise İstiklal harbi yıllarındaki mücadelelere ve Mehmet Akif'in Mısır yaşantısına değinmekte olan kitap, İstanbul'dan başlanılıp Mısır'da son bulacak olan yolculuğu Emin Akif'in izlenimleriyle on beş bölüm halinde okuyucusuna sunmaktadır.
<br>
<br>Kitabın ilk bölümünü oluşturan İstiklal Harbi yıllarını, Yunan harbinin cereyan ettiği bir dönemde Emin Akif'in babasıyla Anadolu'ya yaptıkları yolculuklar oluşturmaktadır. Ki yaylı bir arabayla başlayan yolculuk sürecinin büyük bir başarıyla okuyucuya tasvir edildiği bu bölüm, tarihi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=918-babam-mehmet-akif-emin-akif-ersoy">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 11:00:45 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=905-kesf-el-subuhat-ibn-hacer-el-askalani-kitap-notlari</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=905-kesf-el-subuhat-ibn-hacer-el-askalani-kitap-notlari</guid>
	<title>Keşf-el Şubuhat İbn Hacer El Askalani  Kitap Notları | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/cf8063f5666f7ca31b67311714ce0e2c.jpg">İBN-İ HACER EL-ASKALANİ'NİN AKAİD KONUSUNDAKİ FETVALARI
<br>
<br>Bu kitap İbni Hacer El-Askalani'nin el yazması kitabından çevrilmiştir. Kitap Hicri 838-839 yıllarında ona akide konusunda sorulan soruların cevabını içermektedir: Bu el yazmasının iki nüshası vardır. Her iki nüsha da Dar'ül-Kütüb El-Mısriyye'dedir. Birincisinin numarası 1559, ikincisinin numarası ise 25-566'dır. İkincisinin sayfa sayısı 88'dir.Bu kitap da ikinci nüshaya göre hazırlanmıştır. 
<br>
<br>İBN-İ HACER EL-ASKALANİ: Hicri 773, Miladi 1372'de doğmuştur. Hicri 852, Miladi 1449'da vefat etmiştir.İsmi; Ahmet bin Ali bin Muhammed El Kinani El Askalani Ebu'l Fadıl Şihabiddin İbn-i Hacer'dir. Büyük bir tarih ve İslam ilimleri alimi aynı zamanda büyük bir hadis alimidir. Ailesi Filistin'de olan Askalan şehrindendir. Kahire'de doğmuştur ve vefat etmiştir.
<br>
<br>Birinci Soru:Bir kimse öldüğünde Münker ve Nekir melekleri gelerek ona Muhammed (s.a.s) ve onun risaleti hakkında soru sorduklarında o bu sorulara cevap veremezse Allah'ü Teala kıyamete kadar azap mı eder,yoksa belli bir zamana kadar mı azap eder?
<br>Birinci Cevap: Ayet ve hadislerde bildirildiğine göre muhakkak ki kafirlere ve küfri nifak işleyen kimselere sonsuza dek sürecek azap vardır.
<br>
<br>İkinci Soru: Ölü, mezarının yanına oturan kimseyi tanır mı? Kur'an okumasını işitir mi?
<br>İkinci Cevap: İbn-i Abdul Bir ve diğer alimlerin rivayetine göre hadis ehlinin çoğu ruhun ölünün kabrinin etrafında olduğu görüşündedirler. 
<br>
<br>Üçüncü Soru:"Ölü için sadaka verme, köle azat etme, kurban kesme ve vakıf olarak birşey bırakma gibi hayırlı amellerin sevabı ölmüş kimseye ulaşır mı?
<br>Üçüncü Cevap: Ehl-i sünnet alimlerinin çoğunluğuna göre ölü için sadaka vermenin sevabı ölmüş kimseye ulaşır. Ve ona fayda verir.
<br>
<br>Dördüncü Soru:Kur'an okumanın sevabı ölüye ulaşır mı? Şayet ulaşırsa kabir yanında okunduğu zaman mı, yoksa uzakta okunduğunda mı ulaşır? Ve ölü okuma sevabının tamamını mı yoksa dinleme sevabını mı alır?
<br>Dördüncü Cevap: Kabirin uzağında okunduğunda sevabını alır. Okuma sevabının tamamını alır.(Farklı görüşler ve delilleri verilmiştir kitapta)
<br>
<br>Beşinci Soru:Kur'an okuyucu Kuran'dan birşey okuduğu zaman ve onu ölülere hediye ettiği zaman bu onlara ulaşır mı yoksa ulaşmaz mı? Ve okunanı ölü işitir mi yoksa işitmez mi?
<br>Beşinci Cevap: Bu ihtilaflı bir konudur. En iyi olan okuyucunun şöyle demesidir: "Allah'ım eğer bu okuyuşumdaki amelimi kabul ettiysen bunun sevabını senden bir lütuf olarak filana ver." Eğer böyle demeyip de: "Allah'ım okuduğum Kur'an sevabını filana ver" derse; bu sevabın ölüye ulaşıp ulaşmaması alimler arasında ihtilaflıdır.
<br>
<br>Altıncı Soru:Ölü için namazdan, sadakadan veya Kur'an okumadan veya buna benzer başka iyilik çeşitlerinden hediye edilerek sunulduğunda ölü onu bilir mi? Bundan gelecek olan sevap ölünün amel defterine yazılır mı?
<br>Altıncı Cevap: Sadakanın sevabı ölüye ulaşır ama namazın ve orucun sevabının ona ulaşıp ulaşmadığı hususu ihtilaflıdır.
<br>
<br>Yedinci Soru:Hesap ve azaptan sonra dünyada olduğu gibi birbirlerine yakın ve akraba olanlar buluşurlar mı?
<br>Yedinci Cevap: Bu soruda bir kusur vardır. Eğer bu "hesap ve azaptan sonra" dan kastedilen kişiler cennete ve cehenneme yerleştikten sonrası ise böyle bir soruya gerek yoktur. Zaten cennet ehli toplanıp birbirlerini ziyaret edecek cehennem ehli ise toplanıp birbirleriyle atışacak.
<br>
<br>Sekizinci Soru:Günahkar olan bir kişi kıyamete kadar kabirde azap görür mü? Yoksa sadece Münker ve Nekir melekleri geldikleri zaman mı azap görür?
<br>Sekizinci Cevap: Bu, işlenen haramın büyük veya küçük olmasına göre değişir. Bazı ölüler affedilebilir, bazıları affedilmez. Bazı günahkarlar azap görmeyebilir. Ve bazıları için azap sürekli olur. Bazılarından ise azap daha sonra kaldırılabilir.
<br>
<br>Dokuzuncu Soru: Şehitlerin ruhu semada mıdır yoksa yerde midir?
<br>Dokuzuncu Cevap: Şehitlerin ruhu istediği yere gider sonra arşta asılı olan kandillerde geceler.
<br>
<br>Onuncu Soru: Müslümanların çocuklarının ruhu kendi kabirlerinin üstünde midir yoksa cennetteki Beyti Mamur'da (cennetteki İbrahim (as)'ın evi) mıdır.Yoksa başka bir yerde midir? Cennette İbrahim (as)'ın onlara Kur'an okuttuğuna dair sabit bir delil var mıdır?
<br>Onuncu Cevap: Kuvvetli olan görüşe göre müminlerin ruhu Allah'ın dilediği yerdedir. Ve kabirdeki cesetlerle bir bağlantısı vardır. Yine kabirde gördüğü mükafatı beden ve ruhlarıyla hissederler. Ruh ve ceset arasında olan bağlantının nasıl olduğunu bilemeyiz. Bu dünyadaki cesetle ruh bağlantısına benzemez. Müslüman çocuklarının ruhu hakkında ise şu sahih hadis vardır: Rasulullah (s.a.s)'in gördüğü uzun rüya hadisinde Rasulullah (s.a.s) müslüman çocuklar hakkında şöyle der:"Müslüman çocuklarının ruhu İbrahim (as)'in yanındadır." Bu hadis Buhari'de geçer. Bu hadisin hiçbir rivayetinde İbrahim  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=905-kesf-el-subuhat-ibn-hacer-el-askalani-kitap-notlari">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 15:23:03 +0300</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=919-iki-bibliyomanik-iki-fincan-kahve-bir-de-soylesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=919-iki-bibliyomanik-iki-fincan-kahve-bir-de-soylesi</guid>
	<title>İki Bibliyomanik, İki Fincan Kahve, Bir De Söyleşi | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/2e8bbc05afb7a616a2fa44146676dc22.jpg">Yağmurlu bir kış gecesinde mi yoksa güneşli bir bahar sabahında mıydı tam hatırlamıyorum.. Birine âşık oldum. Yüzünü görmediğim, çok gezen, çok seven, çok yazan bu kız benim idealimdeki aşktı... Lâkin ortada büyükçe bir sorun vardı: Ben de kızdım! Aşk hemcinsine duyulan koyu hissin adı da olamaz mıydı? Tabi ki hayır! Bunun adı dostluk, bunun adı hürmet, bunun adı aynı davada yoldaşlık, en çok da güzel insanlara duyulan hasretti...
<br>
<br>Şimdi bu kız tam karşımda. Gözlerinin içine baktığımda içimden İsrail'e bir taş fırlatmak gelirken; Bosna'ya gitmek geliyor bir gün, ertesi gün Endülüs'e... İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Anlıyor ve gülümsüyor. "Neden olmasın?"
<br>
<br>	Kitaphaberin değerli yazar kadrosundan Meryem Betül Altuntaş, Boşnak kahvesi eşliğinde sohbet meclisimize konuk oldu, iki dost söyleştik, sizin adınıza sorularımızı sorduk, merak ettiklerin(m)izi öğrendik.
<br>
<br>	BNK: Sevgili Meryem, sorularımıza başlayalım mı ne dersin?
<br>
<br>	MBA: Allah iyiliğini versin derim, buyur başlayalım.
<br>
<br>	BNK: Kısaca kendini tanıtır mısın? Kimsin sen?	
<br>
<br>	MBA: Cemil Meriç "kronoloji aptalların tarihidir." dedikten sonra, benim tarihsel doküman sunmaya cesaretim yok. "Duygu ve düşünceleriyle kişi, kendisidir" diyor Meriç yine bir yerde... Bu yüzden şöyle diyeyim: 20'li yaşların ilk basamaklarını adımlayan, zamane çocuğu değil fakat zamanın çocuğu -ki bu mühimdir- olma gayretinde, 'bilinçli gençlik' gibi bir idealin yüküne omuz sunan biriyim. Kitapların, kelimelerin bir de çayın -aşk hariç, evet- peşinde koşturuyorum. Gazze'ye balayımda gitmek gibi garip bir umut besliyorum. Atları, 2. Abdulhamid'i ve fosfor kalem kullanmayı seviyorum. Dünyada bir çizik bırakmadan gitmeme derdindeyim. Aslında bu soruya cevabı tam anlamıyla ölünce verebilirim. Hani şu "Mevtayı nasıl bilirdiniz? " sorusunda. Ama o soruyu da bana sormayacaklar ne yazık ki. (Gülüşmeler)
<br>
<br>	BNK: Harikasın Meryem, demeden edemeyeceğim, peki, ismin ne anlam ifade ediyor sende? Hayatın neresindesin?
<br>
<br>	MBA: İsmim bende; emanet duygusu barındırıyor. Dini bütün bir kimliği bulunan ailem, Hz. Meryem gibi, benim de Allah'a adanmış kul olabilmem niyetiyle bu ismi vermiş. Ve böylece farkında olmadan onun adını ve misyonunu yüklenmiş olduğumu hissediyorum.
<br>
<br>	Bu hayatın neresindeyim? Dışındayım sanki. Güneş gibi her yere nüfuz etmeme rağmen içinde değilim. İsmet Özel "Dünyaya alışan şair olamaz." diyor. Dünyaya alışamadım, şair de olamadım. İlk şiirimi 11 yaşında yazmıştım. Lâkin biliyorsun, şair olursam âşık olurum korkusundan şiir yazamıyorum ki. (Göz kırpma efekti)
<br>
<br>	BNK: Aşk konusunda daha sonra sıkıştıracağım, şey yani sorular soracağım deyip sonraki soruma geçeyim: Kitap okuma serüvenin nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>
<br>	MBA: Kitap okumaya, daha doğrusu yemeye 2 yaşında başlamışım. Ramazan boyunca, Kur'an okuyan annemin kucağında usulca otururken bir gün -Nur suresi dolaylarında- sayfayı koparıp alelacele yutmuşum. -Daha sonraları bizzat hafızı olacağım- Kur'an ile o zamandan aram iyiymiş yani. (Gülüyoruz birlikte) Türk dili üzerindeki eserlere de okuldan önce okumayı sökerek başladığıma göre 5-6 yaşımda diyebilirim. Çünkü babam, benim için, kitap ve her akşam eve gelirken getirdiği yumiyum şeker demekti o zamanlar. Zaten binden fazla kitabın bulunduğu bir eve doğduğum için kendimi anlamadan kitabın içinde buldum. Yalnız bu yüzden "ilk okuduğunuz kitap" sorusuna bir cevap hatırlayamamak içimde ukde olarak kalmıştır.
<br>
<br>	BNK: ne tuhaf. Benimse ilk okuduğum kitaplar 90'ların modası Cin Ali'lerdi. Çocukluğumdan beri yıldızlara ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=919-iki-bibliyomanik-iki-fincan-kahve-bir-de-soylesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 20 Mar 2012 01:41:47 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=915-carpisan-sesler-nuri-pakdil</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=915-carpisan-sesler-nuri-pakdil</guid>
	<title>Çarpışan Sesler - Nuri Pakdil | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/a247d9dd5b09ff18fa2ac239b46280e3.jpg">Odalar. Otel odaları. Boş odalar. Bir şairin cinnetinin yansımaları. Odalar, uğuldayan odalar. Odalar üzerine söylenmiş kitaplar dolusu sözler. Sözler uğuldayan seslerin yansıması. Uğultu, tıkırtılar, uykuyu bölen tıkırtılar. Geceleyin en çok. Odaların en büyük uğultusu geceleyindir. Kendi yalnızlığını kusar gibi uğuldar odalar. En çok da Necip Fazıl'ın dediği gibi. Arada ara...
<br>
<br>Bir merhamettir yanan, daracık odaların,
<br>İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.
<br>
<br>Yazı kışkırtılmıştı. Bu cümle ile başlar "otel gören defterler". Yazının kışkırtılması şairin kalbinde bir eylem gibidir. Onunla kuşanır gecenin sessizliğine karşı. Yazı gecenin uğultusuna karşı şairin/yazarın bir direnişidir. Yazdıkça çoğalır oysa uğultu. Ne yalnızlık azalır, ne uğultu kesilir. Ne de tıkırtılar. Sessizlik en çok geceleri artar. Bu sessizlikteki çığlık da en çok geceleri artar. Sağır edercesine. 
<br>
<br>Düşünen insan için boş oda bir azaptır. Azap gibi uğuldar çünkü. Her şey uğuldar, zaman onda geçmek bilmez bir sürgün gibidir. Azar azar azalır her gece. Ve Nuri Pakdil : "Beş yüz doksan iki gün tam / 5 Nisandı. Cuma idi/ Ortalık ağarmamıştı. Bağırtı, çağırtı,  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=915-carpisan-sesler-nuri-pakdil">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Kitaphaber</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 14:52:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=916-yazarimiz-ferhat-ozbademin-yeni-kitabi-cikti</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=916-yazarimiz-ferhat-ozbademin-yeni-kitabi-cikti</guid>
	<title>Yazarımız Ferhat Özbadem'in Yeni Kitabı Çıktı | Kitaphaber</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/c18514233d9d2dae10840fa4ea5bbc0c.jpg">Ferhat Özbadem'in kaleme aldığı "Cennetin Yolu" adlı kitap Çıra Yayınları tarafından okuyucunun istifadesine sunuldu. Kitabın ana mesajı; tebliğ et, cennete git olarak özetlenebilir.
<br>
<br>Yazar Ferhat Özbadem tarafından kaleme alınan "Cennetin Yolu" adlı çalışma, dilinin sadeliği ve konuların ele alınış tarzı açısından her seviyeden insanın okuyabileceği bir çalışma özelliği taşıyor.
<br>
<br>Özbadem, bu çalışmada İslami davet ve tebliğ çalışmalarıyla ilgili yaklaşımları güncelleyerek ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=916-yazarimiz-ferhat-ozbademin-yeni-kitabi-cikti">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 14:52:23 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=913-hukumdar-machiavelli</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=913-hukumdar-machiavelli</guid>
	<title>Hükümdar - Machiavelli | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/385ce528cf3b3c89c880ef3a2a664005.jpg">Hükümdar (Prens) adlı eseri birçok yönüyle ( siyaset, iktidar, devlet adamı, psikolojik) ele alınabilecek türden bir eserdir. 1500'lü yıllardaki İtalya'nın içinde bulunduğu çatışmaların olduğu dönemde kaleme alınan bir eserdir. İtalya'nın içerisinde bulunduğu durum ise; ekonomik ve kültürel açıdan ileri olması ile askeri ve siyaset ikilisinin ise geri kalmasıdır. 
<br>
<br>Machiavelli bir Floransalı olup bütün faaliyetlerini Floransa Cumhuriyetine adamış bir düşünürdür. Yaşadığı devir demokrasinin olmadığı bir döneme tekabül etmektedir. Yazmış olduğu bu eserde yapmak istediği projelerinin hiçbirinin başarısını görmeden ölmüştür. Çünkü eser ölümünden yaklaşık beş yıl sonra yayınlanmıştır.
<br>
<br>Machiavelli'nin Makyavelcilik anlayışı hile, yalan, düzenbazlık demektir. Yani hilekâr, hain ve barbar diye nitelendirilen bir felsefi görüşe sahiptir. O ulaşmak istediği bir amaç uğruna yoluna çıkan her şeyin mubah olduğunu sayar. Bu yüzden bir devletin kontrolünü elinde bulundurabilmek için üç önemli görüş/ü ileri sürer. Bunların birincisi, o devleti tamamen ortadan kaldırmak. İkincisi, bizzat fethedilen devletin başına geçip oturmak. Üçüncüsü ise o devleti kendi kanunlarımız ile baş başa bırakmaktır. 
<br>	
<br>Hükümdar, siyaset ve ahlak görüşlerini ise ikiye ayırır. Hem Hegel'in ahlak düşüncesine ters çıkar hem Platonun ideal devleti'nin (ütopya) bütün görkemli inşasını çürütür. Burada her iki kavramın bir uzlaşma içeri ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=913-hukumdar-machiavelli">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 11:42:22 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=907-tevhid-hasan-el-benna</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=907-tevhid-hasan-el-benna</guid>
	<title>Tevhid - Hasan El Benna | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/4e9c9170f370ed8c8d8d9f613f3f1334.jpg">Merhum ve mücahit Şehit Hasan El Benna hazretlerinin Müslüman Kardeşler mecmuasında islam akaidine dair eşsiz ve nadide tefrikalarını yayınlamıştı. O, bu makalelerini islam topluluğuna ithaf etmişti. El Benna'nın akaid ile ilgili makalelerini derleyen ve bu eseri istifademize sunan Muhammed Rıdvan şöyle diyor: "Bu konuda yazdığım yazılarda Allah'ın izni ile iki esastan hareket edeceğim. Birincisi, dini inançları insanların ruhlarına ulaştırmakta, kalplerine ve şuurlarına akıtmakta Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Muhammed'in (S.A.V.) yoluna dayanmaktır. Sade bir dil kullanılacak, felsefe ve mantığın münazaracı görüşleri ve kelamcıların terimleri kullanılmayacaktır. Burada bizim tuttuğumuz yol, selef-i salihinin yoludur. Allah onlardan razı olsun. 
<br>ikincisi, insanlardaki dinî inançların tesirlerini beyan etmekle İslâmi akidelerin ruhlara ve gönüllere akış derecesini ortaya koymaktadır. Kitabımızı tetkik eden okuyucu bu sayede nefsinin hangi merhalede olduğunu bitebilsin. Eğer imanı kuvvetli ise Allah'a ve verdiği nimetine karşı hamd etsin. Yok eğer dinî inançları zayıf ise  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=907-tevhid-hasan-el-benna">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 11:51:43 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=912-kucuk-prens-antonie-de-saint</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=912-kucuk-prens-antonie-de-saint</guid>
	<title>Küçük Prens - Antonie De Saint | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b296bf9eac5f50be472bc3474d227319.jpg">'' O halde kendini yargılayacaksın. En zoru olan da budur. Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen, o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışın demektir. ''
<br>
<br> Evet kitabımızın adı Küçük Prens. Kitapta biz büyüklere vermek istenilen hayata dair önemli noktalar var. Mesajlar biz büyüklere ama ithaf aksine küçüklüğe. Ki zaten girişte bu açıklanmış. Yazarımız eserini arkadaşı Leon Werth'in çocukluğuna sunduğunu ve de nedenini birkaç cümle ile ifade etmiş. Gelin ilk önce yazarımızı tanıyalım.
<br>
<br> Uzun adu Antoine Jean-Baptiste Marie Roper de Saint-Exupery. 29 Haziran 1900'de Fransa'nın Lyon kentinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Ecole des Beaux-Arts'da mimarlık okudu. 1921 yılında Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak çalıştı ve Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Fakat ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofis işinde çalışmaya başladı. Ve ardından gelen yıllarda da başarısız birkaç işe girip çıktı.
<br> 1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu. Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakkar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İspanya'daki iç savaş boyunca Afrika'da pek çok şehre uçtu. ilk kitabı Courrier Sud bu ilk uçuşlarının deneyimlerini yansıtır. Daha sonra Casablanca-Dakkar rotasında uçtu ve Batı Saharanın hava kontrol sorumlusu oldu.
<br>
<br> Kitaptaki serüven yazarımızın Büyük Sahra Çölü üzerinde uçağıyla geçirdiği kaza ile başlıyor. En yakın yerleşim merkezinden bin kilometre uzakta, kimsenin olmadığı bir çöl burası. Uçağın motorunun bir parçasının kırılmış olması, tek bir yolcu bile bulunmaması ve bir haftalık su! Her şey olanaksızlığı zuhur ettiriyor. İnce bir ses '' lütfen '' diyor.
<br>
<br>'' Bana bir koyun çizin! ''
<br>'' Ne? ''
<br>'' Bir koyun çizin! ''
<br>
<br> Ben koyun çizmeyi bilmem denilse de küçük prensin ısrarı, şaşkınlığın da getirisiyle birkaç koyun resmi çiziliyor. Ama hiçbirini beğenmiyor küçük prens. Sonunda bir resim daha çizip bu senin koyununun kutusu. Koyun kutunun içinde denildiğinde iş tatlıya bağlanıyor ve ilk tanışma da böyle başlıyor.
<br>
<br> Birbirlerini tanımaları açısından ara ara sorular sorulsa da küçük prens hiçbir soruya cevap vermiyor, geçiştiriyordu. Ve birgün bir çiçek açmıştı, taç yapraklı idi. Küçük prense arkadaş olmuştu. Sahip olduğu bir çiçeği ve iki tanede volkanı vardı. Birgün göç etmekte olan yabani kuş sürüsünden yararlanarak gezegeninden ayrıldı. Artık ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=912-kucuk-prens-antonie-de-saint">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Nihat İlhan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 11:52:29 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=911-ali-seriati-ile-soylesmek-omer-noyan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=911-ali-seriati-ile-soylesmek-omer-noyan</guid>
	<title>Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan | Nihat İlhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d80c980e9339bb3c03a66c00322c9abc.jpg">Ali Şeriati, Müslüman bir bilincin içinde kopan fırtınaları keşfetmiş, ne tam olarak doğulu, ne de tam olarak doğu da yaşayan batılı bir aydın. Zira onu aydın kavramının modernlik/ geleneksellik oluşumu bahsinde dile getirdiği "Aydın, bu iki zıt kalıptan hiçbirine sığmaz. Modernlik ve geleneksellik, bize empoze edilen iki kalıptır. O zamanı, zarureti ve mevcut durumu bildiği için, geleneğin taşlaşmış, donuk çerçevesinde bulunmaz." sözü inayetinde dünya sistemi çevresi üzerinde; kendine, kendi dünyasını empoze etmiş, hazır fikirleri kabul etmeyen ve bunların yerine kendi ideolojik örgüsünü kuran kimse/aydın olarak kabul edebiliriz. Gerçekten de Ali Şeriati, İslami bir altyapı üzerinden ne tam olarak doğuyu, ne de tam olarak maddesel konumu itibariyle üstsel sınıfı kendisine elbise olarak giydiren batıyı tasdik eder. Onun düşünce kavramında medeniyet olarak kabul ettiği gerçek 'düşünce gücünde olgunlaşma derecesidir.' Bu bağlamda Şeriati, Necip Fazıl Kısakürek'in de tabiriyle; Batıyı ruhta çökmüş, maddiyatta ilerleyen; Doğuyu ise maddiyatta (Akla dayanan düşünce) çökmüş, ruhta ise ilerici yapısının tahribe uğradığı kemalinde görür. 
<br>
<br>Şeriati asıl bağlamda, Müslüman insanlara ya da genel tabiriyle 21. yy insanına şunu anlatmak ister; Batı dünyevi üstünlüğü münasebetiyle, kendisini dünya üzerindeki tek hamil ve medeniyet görmektedir. Bu bağlamda diğer Doğu ve Afrika insanları ancak kendi yöntem ve kanunlarını uygulamaları münasebetinde medeniyete ulaşmış olacaktır. Buna göre Batı, Doğu'ya 'medeniyetinin eskiden varolduğunu', Afrika'ya ise 'medeniyetinin hiçbir zaman olmadığını' söyler. Ancak medeniyetinin  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=911-ali-seriati-ile-soylesmek-omer-noyan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Can Varol</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 17:08:25 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=914-hapsuuuuuuuuuuuu-ruhum-sen-cok-yasa</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=914-hapsuuuuuuuuuuuu-ruhum-sen-cok-yasa</guid>
	<title>"hapşuuuuuuuuuuuu! Ruhum Sen çok Yaşa" | Can Varol</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0168dc17a171e84a477231f5b9fbba16.jpg">Şair Sayısınca Şiir Yaklaşımı
<br>
<br>Her şairin şiire yaklaşımı farklıdır gibi bir cümle ile çıkarımda bulunmam yanıltıcı olmaz sanırım. Şairler şiirlerini yazarken farklı kulvarlarda koşan şairleri de takip edip şiirin "poetikası nasıl oluşturulur" hakkında malumat sahibi olabilir. Şiir, estetik ölçütü olan ve eser olarak ortaya konma amacıyla yazılan metinlerdir. Şiiri şairin bir eseri olarak görmek ve bu şiiri bir ileti amacıyla okumak okura düşen görevlerdir. 
<br>
<br>Şiir üzerine bu güne kadar sayısız tanımlamalar getirildi. Hepsi bir tarafı yanlı bir tarafı eksik kalan tanımlardır. Bunu şairin şiiri yazarken söylenen tanımlara göre şiirini oluşturmamasından dolayı söyleyebiliriz. Şiir bir tanıma sığmaz lakin farklı ölçütler üzerinden değerlendirilme imkanı sunabilir bize. Bir şiir nasıl kaliteli bir şiir olur, bir şiirin olmazsa olmazı nedir, şiir gibi yazılan her metin şiir midir, şiirin yapı taşı nedir, şiirdeki şair izi nasıl olmalıdır v.s gibi sorular sorarak bir şiir poetikası oluşturabiliriz.
<br>
<br>Kambiyo Hesabı Olan Şiir Ya da 646
<br>
<br>Zafer Acar'ın son şiir kitabı olan Diri geçenlerde elime geçti. Zafer Acar'ı artık şiirle ilgilenip de bilmeyen yoktur herhalde. Hakkında onca yazı yazılmış, editörlüğünü yaptığı dergide uzun uzun röportajları ya ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=914-hapsuuuuuuuuuuuu-ruhum-sen-cok-yasa">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 12:21:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=901-en-uzun-gece-ahmet-altan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=901-en-uzun-gece-ahmet-altan</guid>
	<title>En Uzun Gece - Ahmet Altan | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/5ec904519dd87127d9a44c73d9f6b86b.jpg">Selim ve Yelda birbirine âşık İstanbul'da yaşan iki gençtir. Selim Öğretmen Yelda ise iktisatçıdır. Aralarındaki ilişki zamanla ikisini de çok yıpratmıştır. Selim sık sık yalanlar uydurarak Yelda'yı aldatmaktadır. Yelda ise bu aldatılmalara rağmen bir türlü Selim'den vazgeçemeyecek bir tutku ile bağlanmıştır. Aksine gün geçtikçe Selim'e olan tutkusu büyümektedir. Ve Yelda bir süre sonra artık ilişkilerinin tıkanma noktasına geldiğini anlayarak Selim'den kaçmak ister.
<br>
<br>Avrupa Birliği'nin kurduğu bir araştırma grubuna katılan iktisatçı Yelda'nın, sosyal antropolog Lepold'un (İspanyol), psikiyatr Günter'in (Alman), Doktor Amy'nin (İngiliz), sosyolog Beatrice'in (İtalyan), ve hem grup şefi hem de davranış bilimci olan Jacgues'ın (Fransız) amacı, Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubunun yapacağı "Töre cinayetlerini" ve bunun sosyolojik nedenlerini araştırarak bir rapor hazırlamaktır.
<br>
<br>Yelda kendini İstanbul'un kalabalık ortamından Güneydoğu'nun yalnız bir köyünde ve bir barakanın içinde ilişkisini unutmak ve hayata yeni işi ile birlikte yeni bir düzen getirmek düşüncesinde olur. Yeni yaşantısında kendini yenilemek, acılarından sıyrılıp geçmişini unutmak ister.
<br>
<br>Yelda sürekli çevre köylere giderek ''Töre cinayetleri'' ile ilgili araştırmalar yapmaktadır. Araştırma yaptığı bir gün Heja adında 12 yaşındaki bir çocuğu görünce o an çocuğa karşı bir sevgi besler. O günden sonra Heja ile iyi bir ilişki kurup köyden ayrıldığında annesinin iznini alıp Heja'yı da buralardan alıp İstanbul'a götürme düşüncesindedir. Bu düşüncenin altındaki ne ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=901-en-uzun-gece-ahmet-altan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 12:19:11 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=902-fikih-usulu-abdulkerim-zeydan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=902-fikih-usulu-abdulkerim-zeydan</guid>
	<title>Fıkıh Usulü  - Abdulkerim Zeydan | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8a40d85ada498e6cb5c92dc4d0e0e78e.jpg">Fıkıh usulünün lügat ve ıstılah manası verildikten sonra fıkıh usulünün öğrenilmesinin amacı üzerinde yapılan mülahazalar ile esere giriş yapılıyor. Fıkıh usulü ilminin tarihsel gelişimi ve alimlerin takip ettikleri yöntemlere kısaca değiniliyor. Akabinde kitabın terkibi ile ilgili okuyucuya bilgi veriliyor. Verilen bu ön bilgiler okuyucunun fıkıh usulü ile ilgili bakış açısını genişletecek bilgiler olarak önemli bilgilerdir. 
<br>
<br>Hükümler babında fıkıh usulünde gerekli olan kavramlar ayrıntısı ile izah ediliyor. Fıkıh okunurken bu kavramların bilinmesi konuyu kavrama açısından birinci dereceden önemli bir husustur. Fıkıhta esası teşkil eden "emanet ve ehliyet" konusu üzerinde dikkatlice duruluyor. Eser nihayetinde tercüme bir eserdir. Müellifin kendi yaşadığı yer ve dönem ile ilgili bir kısım yaklaşımları olmakla birlikte bunlar okuyucu için pek bir önem arz etmemektedir. Mesela Irak ceza kanunları ile ilgili olan kısım buna misal verilebilir.
<br>
<br>Hükümlerin delilleri ele alınırken ufuk açıcı ayrıntılara yer veriliyor. Hükümlerin delilleri olarak şunlar beyan ediliyor: Kur'an, sünnet, icma, kıyas, istihsan, mürsel maslahat, seddu zerat, örf, sahabi görüşleri, bizden önceki şeraitler ve istishab'tır. Bunlar içinde özellikle dikkat çeken başlık "Bizden öncekilerin şeriatleri" başlığıdır. Bu konuda İslam alimleri arasında derin bir ihtilaf vardır. Müellif bu konudaki ihtilaflar ve görüşlere genişçe yer vermiştir. Bizden önceki şeriatlerdeki delil olabilecek hükümler ve sebepleri ile birlikte delil olamayacak hükümler ve sebepleri de okuyucuya sunuluyor. Bu konuda esas olarak şunu beyan edebiliriz. Şayet Kuran ve sahih sünnette bir hüküm varsa ve bu hükmün benzeri bir önceki şeraitlerde varsa bu beyan edilebilir. Bunun dışında delil o ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=902-fikih-usulu-abdulkerim-zeydan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Can Varol</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 17:34:59 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=910-hobo-bir-serserinin-yol-notlari-eddy-joe-cotton</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=910-hobo-bir-serserinin-yol-notlari-eddy-joe-cotton</guid>
	<title>Hobo: Bir Serserinin Yol Notları - Eddy Joe Cotton | Can Varol</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/c4bdfe5b5637c8596baf70f55f9b67f5.jpg">Altıkırkbeş yayınları yayınladığı kitaplar bakımından diğer yayınevlerinden ayrılan bir yayınevidir. Özellikle yeraltı edebiyatına dair çıkarttığı eserler bu alanda yayınlanmış en iyi kitaplardır. Hobo'da bu kitaplardan biri olarak okuyuculara sunuldu. Neydi Hobo, Hobo'luk bir kültür mü yoksa atraksiyonlu bir hayat tarzı mı? Bu soruların cevabını Hobo: Bir serserinin yol notları adlı kitapta bulabiliriz. Kitap günlük tarzında yazılmış bir hobonun yol notları.
<br>
<br>Hoboluk Amerikan kültürünün seyyahlığıdır denilebilir. Bir battaniye, sırt çantası ve bir tava ile ruhunun istediği yere gitmek için yola koyulan kişiler hobo olmaya aday kişilerdir. Hobo olmak bir anda gerçekleşen bir unvan değil onun için emek, çaba ve efor sarfetmek gerekir. Yola çıkmışsanız öncelikle belirli şeyleri kabul etmeniz gerekir. Bunlar evvela aç kalmayı, susuzluğu, mide krampları geçirmeyi, olabildiğince pasaklı kalmayı, otostop çekmek için olabildiğince yüzsüz, trenden atılma korkusuyla baş başa kalabileceğinizi bilmeniz lazım. Kuzey Amerika'da yaygın olan Hoboluk, bir n ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=910-hobo-bir-serserinin-yol-notlari-eddy-joe-cotton">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 17:26:44 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=906-mukatil-b-suleyman-ve-ilk-fikhi-tefsir-fevzi-hamurcu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=906-mukatil-b-suleyman-ve-ilk-fikhi-tefsir-fevzi-hamurcu</guid>
	<title>Mukatil B. Süleyman Ve İlk Fıkhi Tefsir - Fevzi Hamurcu | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/88a230d0c5e1f014d7e6a26eaa579518.jpg">Bir kısım eserlerin tanıtımı klasik tanıtım yazıları ile mümkün olmamaktadır. Kitaptan notlar ve bu notlar ile ilgili var ise görüşler ifade edilmek suresi ile okuyucuya yol göstermek şeklinde yazılar ile tanıtmak daha uygun olmaktadır. Elimizde bulunan Süleyman bin Mukatil ve ilk fıkhi tefsir adlı çalışma da bu özellikte olan bir çalışmadır. Yazının ilk bölümünde kitaptan notlar ve bir paragraflık bir eleştiri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, kitaba bağlı kalmadan Mukatil ve eserleri ile ilgili iki alıntı bilgi ve bir tespit paragrafına yer verilmiştir.
<br>
<br>Kitaptan notlar
<br>
<br>Tefsir çalışmaları içinde ilk çalışmalar ahkam tefsiri/fıkhi tefsir çalışmalarıdır. 
<br>
<br>Mukatil'in tefsiri günümüze ulaşan ilk dönem tefsir çalışmalarından biridir.
<br>
<br>Mukatil'in günümüze ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=906-mukatil-b-suleyman-ve-ilk-fikhi-tefsir-fevzi-hamurcu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Gülnaz Eliaçık</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 17:32:30 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=900-acisi-uyurken-yuzunden-okunanlarin-yol-hali-nazan-bekiroglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=900-acisi-uyurken-yuzunden-okunanlarin-yol-hali-nazan-bekiroglu</guid>
	<title>Acısı Uyurken Yüzünden Okunanların Yol Hali - Nazan Bekiroğlu | Gülnaz Eliaçık</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/5ac621eb6d5fcb90218166f33fa0cbab.jpg">"Ben ki "iyi ki" değil "keşke"yim hep.
<br>
<br>Neye tanık olduğumu bilsem, hiç daha fazlasını kayıt düşmez miydim?"
<br>Yürümenin anlamaya eşlik ettiği vakitler vardır. Bir otobüs camının buğusuna çizilen cümle düşlerini, bir kâğıdın bağrına not düşmekle başlar her şey. Yazmak önü alınamaz bir eylemdir. Kimi zaman insani bir uzvunuz eşlik eder yolculuğunuza, kimi zamanda bir vasıtayla kurarsınız düşlerinizi yol boyu. Her ikisi de aynı hedefe götürür aslında. Kısa mesafelerde insanoğlu bedenine yüklerken düşlerini, uzun mesafelerde ruhunu kullanır taşıyıcı olarak.
<br>
<br>Biz okurların bazı ön yargıları vardır hani; Yol Hali bu ön yargının bir yansıması olarak neredeyse bir yıl kütüphanemde bekledikten sonra göz hizama girdi. Nazan Bekiroğlu'nun Lâ'sını okumuşsanız şayet, benim hissettiğim ruh hali sizi de sarmış olabilir diğer eserlerine karşı. Aynı tadı, aynı kokuyu, aynı duyguyu bulabilecek miyim sorusu beyninizi kemirir de durur. Hâlbuki yazar her eserinde farklı denizlere yelken açar. Farklı olaylar ve durumlardan çıkarımlar yaratır kendine. Siz, yazarın kendi heybesinde kalanları sofraya getirmesiyle doyarsınız cümlelerine. Yol Hali'yle bir kez daha öğrendim ki iyi bir yazar, her vakit iyi yazar! 
<br>
<br>Nazan Bekiroğlu'nun bu eseri, kendine has otobiyografik özellikler de taşımakta. Kimi vakit sayfalar arasında babasına duyduğu derin özleme, öğrencileriyle arasında ki duygusal bağa dolayısı ile akademisyen kimliğine vakıf oluyorsunuz. Eser bu açıdan samimiyeti ile sizi içinize çekiyor. Ne vakit ilk sayfaya başlamışsınız, nasıl son sayfa da soluk almışsınız şaşırıyorsunuz. Yol hali kendini hızla ama her satırında içinize samimiyet buseleri bırakarak okutuyor kendini.
<br>
<br>Kitap içeriğinin büyük bölümünün köşe yazılarından oluştuğunu biliyoruz. Kitabı okurken acaba köşe yazılarını kitaptan mı paylaşmış, yoksa bu yazılar sonradan mı kitap olmuş gibi bir soru alıyor sizi. Elbet köşe yazıları sonradan birleştirilmiş ama bu kadar birbirine yakışan yazı yan yana bir tesadüf eseri değil, olsa olsa bir tevafuk eseri olarak karşımızdadır. Yol hali her haliyle yazanının gönül izlerini taşımaktadır satırları arasında, siz arkanıza yaslanıp izleri takip etmeli ve kendinizi cümleler arası bir yolculuğa hazır hissetmelisiniz bu kitapla...
<br>
<br>"Nokta: Varlığın Özeti"
<br>
<br>Yol Hali bir noktayla başlayıp bir nokta ile son bulur, kuralına uygun kurulmuş tüm cümleler gibi! Nazan  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=900-acisi-uyurken-yuzunden-okunanlarin-yol-hali-nazan-bekiroglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 29 Feb 2012 12:02:22 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=904-huseyin-sultanoglu-ile-kitaplara-ve-hayata-dair-soylesi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=904-huseyin-sultanoglu-ile-kitaplara-ve-hayata-dair-soylesi</guid>
	<title>Hüseyin Sultanoğlu Ile Kitaplara Ve Hayata Dair Söyleşi | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6b3c4bc34ddda43cf8f49703d561aac8.jpg">Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?
<br>
<br>Ben Mardin doğumluyum. Ankarada öğrencilik yıllarımı yaşıyorum. Şehrin uğultusuna kapılmış ama bu uğultunun içinde sokak sanatçılarının anlamlı ve dinleyenlere değişik gelen enstrumanın sesi gibiyim. İsmimin anlamını ilk olarak Martin Lings'in Hz. Muhammed'in hayatı kitabından öğrenmiştim. Hüseyin küçük hasan demekti yani küçük sevgi. Mutluluklar anlık ve küçük sevgilerde gizlidir. Bu yüzden hayatın her zerresinde mutluluğun gizini bulabilirsiniz.
<br>
<br>Hayatın ve ona atfedilen bir çizgi varsa o çizginin sonunda olduğumu ve ben nefes aldıkça bu hayat çizgisinin de benimle birlikte ilerlediğini düşünürüm. Hep hayatın sonunda ve ölümün başındayım. Benimle birlikte diğer insanlarında hayatın sonunda ilerlediklerini biliyorum bu yüzden insanlarla olan münasebetim onların her an yok olacağı kurgusu üzerine şekillenir. Bazen sekülerizme dalıp insanları istemeyerek üzmüş olabiliyorum ama o dalgınlıktan uyanıp tekrar kendime geldiğimde çok üzülür ve pişman olurum. İzdiham adında bir site vardı Cüneyt suavi nin 'hepimiz ölecek yaştayız' cümlesini slogan olarak yazmışlardı. Benimde sloganım bu ' hepimiz ölecek yaştayız'
<br>
<br>Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?
<br>Ağabeyimin hayatımda özel bir yeri vardır kişilik olarak şekillenmemde ve şu an okuyup ve yazmamın temellerini kendisine borçluyum. İlkokul ikinci sınıftayken ağabeyim bana renkli çocuk kitapları getirmişti yanlış hatırlamıyorsam altı taneydi; bunları kendini yormadan oku demişti ama ben o kitapları üç günde bitirmiştim. Birde Cahit Zarifoğlu'nu bilmeden onun çocuk kitaplarını okumuştum. Onu okumanın verdiği hazzı günümüzde daha rahat duyuyorum. Yıllar ilerledikçe kitap okuma çıtasını yükselttim ve okumayı zaruri bir ihtiyaç olgusu olarak kabul ettim. Kitaplarla olan ilişkim Mardin'deki bir hocamın ve ağabeyimin etkisiyle gün geçtikçe ilerledi ve hala ilerlemektedir. Kendilerine bu dünyada ve öteki dünyada müteşek ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=904-huseyin-sultanoglu-ile-kitaplara-ve-hayata-dair-soylesi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 29 Feb 2012 12:03:54 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=908-toplumsal-kiyamet-hanifi-tosun</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=908-toplumsal-kiyamet-hanifi-tosun</guid>
	<title>Toplumsal Kıyamet- Hanifi Tosun | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/688a63356d85b109ba24513493d820ac.jpg">Kıyamet denince hepimizin aklına aynı manzara geliyor. Aynı olgu canlanıyor zihinlerimizde. Kıyamet konusu hemen bütün inançlarda olan bir olgu. Kıyamet olgusuna yaklaşımlar tarihsel süreç içinde farklılıklar arz etmiştir. Bu farklılıklar birey ve toplumların inançlarından kaynaklanabildiği gibi, birey ve toplumların sosyo-psikolojik durumu ve siyasal yaklaşımları ile de direkt alakalıdır. Kıyamet olgusu farklı açılardan değerlendirilebilir. Toplumsal kıyamet kitabı kıyamet algısını sosyal yönü ile ele alan bir eser. Sosyal anlamda bozulmaların, ifsadın ve zulmün toplumların kıyameti olduğu tezini savunan bir yaklaşım ile kaleme alınmış. 
<br>
<br>Genel olarak Müslüman camianın kıyamet algıları ile ilgili bir kısım tespitlere yer verilip, müellife göre yanlış ve eksik olan bir kısım algılar eleştiriliyor. İfrat ve tefritten sakınılması gerektiği mutedil olan bir çizgide kıyamet ile ilgili yaklaşımların şekillenmesi gerektiği beyan ediliyor. 
<br>
<br>Kıyamet ile ilgili hadislere yaklaşım konusunda müellif, hadisleri sosyolojik bağlamda ele almamız gerektiği üzerinde duruyor. Peygamberlerin gelecek ile ilgili öngörülerde bulunmayacağı ile ilgili bir yorum bu kısımda dikkatleri çekiyor. Bu mesele üzerinde münazara edilebilecek bir meseledir. Peygamberler gelecekte olabi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=908-toplumsal-kiyamet-hanifi-tosun">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 28 Feb 2012 09:42:58 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=894-kirmizi-yildiz-ramazanoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=894-kirmizi-yildiz-ramazanoglu</guid>
	<title>Kırmızı - Yıldız Ramazanoğlu | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d20914911d798399aa5ef0f81be8b84a.jpg">Büyük şehirlerin şa'şalı, tuhaf büyüsüne kapılıp da köylerinden kentlere göç edenlerin hikâyesi tanıdık gelebilir kulağınıza. Hatta bir sır vereyim mi? Aramızda kalsın ama bu hikâyeler, kulağınızla birlikte ruhunuza da tanıdık gelebilir metropol diye nitelendirilen bir şehirde soluk alıp veriyorsanız. Mesela orada doğmamışsınızdır hiçbiriniz. Oralı değilsinizdir ve kahramanları da oralı değildir hiçbir hikâyenin. Oralı olmadığınız için hiçbiriniz; hemşeri sayılırsınız.
<br>
<br>Mesela uzak bir kasabanın küçük bir köyünde bir kerpiç evde dünyaya gelmişsinizdir, babanız işsiz kalınca umut bağlamıştır büyük şehirlerin birine. Sizi okutmak için canını dişine takan babalarınız, başına bir iş gelecek diye tir tir titreyen, bu sebeple etrafınızda dört dönen anneleriniz vardır sizin de ilk hikâyedeki Ayla gibi. Ya da kuşların da bir gün yorulup uçamayacağına iman eden haylaz kardeşinizle kırmızı el örgüsü bir kazağı sırtına geçirip saçlarını atkuyruğu yapmış bir komşu kızı. 
<br>
<br>Yaşı çoktan otuzu vurmuş kariyerini tamamlamış ama ev bark sahibi olamamış arkadaşlarınız vardır belki son leyleğin hikâyesini takvim yapraklarından okuyan ya da fotoğraf meraklısı düşüncesiz bir akrabanız. 
<br>Yıldız Ramazanoğlu hayatın içinden tam sekiz portreyi usta kalemiyle biz okuyucularına Kırmızı adlı hikâye kitabı ile sunmuş: 
<br>*Ayla ile Zeliha
<br>*Kuşlar da düşer
<br>*Kırmızı 
<br>*Son leylek
<br>*Rampadan aşağı aşk
<br>*Sağdan, soldan, aşağıdan ve yukarıdan
<br>*Rüya gibi bir akşamüstü
<br>*Bay Köri'nin tutkusu
<br>
<br>"Hikâye okumanın da bir yaşı var" diyenlere inat edeple kapağını kaldırdığınız kitabın ilk hikâyesi cinsiyetinize bakmaksızın üniversiteye başladığınız ilk yıl tatil sonrası okuduğunuz şehre giderken yaşadıklarınızı özetleyecek nitelikte bana sorarsanız. Arkanızdan pür telaş koşturan, sizin için endişelenen, yaşınıza aldırmadan hâlâ onun küçük-masum-saf-iyi-güzel kuzucuğu olduğunuzu haykıran bir ann ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=894-kirmizi-yildiz-ramazanoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ayşenur Aydınlı</dc:creator>
	<pubDate>Tue, 28 Feb 2012 09:42:26 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=897-zuleyhanin-ask-derdi-celal-settari</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=897-zuleyhanin-ask-derdi-celal-settari</guid>
	<title>Züleyhâ'nın Aşk Derdi - Celâl Settârî | Ayşenur Aydınlı</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e793e593f87cfafaaffb70e8c3165fc4.jpg">"Aşk imiş her ne var âlemde
<br>İlim bir kıyl u kâl imiş ancak"
<br> Fuzûlî
<br> 
<br>Herkeste farklı tezâhürde olsa da "üç harf beş nokta" nın var olmadığı bir gönül yoktur sanırım. Kiminin beşer, kimin para, kiminin meslek, kimin de ilâhî olan aşkı... Bazen perde olsa da aslında ilâhî olana ulaşmanın basamağıdır ilâhî aşktan gayrısı. "Leyla Leyla derken Mevlâ'yı bulabilmenin adıdır" bir nevî. Şimdilerde sıradanlaşmış bir sözcük haline gelse de birçokları için hala en kıymetli kelimedir. Sanki zikrettikçe, içerdiği o derûnî manadan değer kaybedeceği düşünülen bir hazinedir "aşk". 
<br> 
<br>Hoyratça kullanılıp tüketmeye çekinilen, dert sanıldığı halde dermanın tam da kendisi olan ilâhî bir lütuftur. İnsanı çepeçevre saran, aklı devreden çıkaran ve nihâyetinde O'na (c.c.) ulaşılan sırlı bir perdedir. Her gönüldeki sızısı farklıdır. Zira her yüreğin bulunduğu basamak ve orada temâşâ ettikleri birbirinden ayrıdır. Bu gönü ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=897-zuleyhanin-ask-derdi-celal-settari">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 22:27:30 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=899-sizi-sergul-vural</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=899-sizi-sergul-vural</guid>
	<title>Sızı - Sergül Vural | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d13ba141ce7db3e61d300c7ab19b0b28.jpg">Yürek imbiğinden sızar en acı, en hüzünlü, en içsel duygular. Kimi kelimeler var ki, hali anlatmak için, başka kelimelere ihtiyaç duyar. Kimi haller de vardır ki, anlatmak için ne kelimeye, ne de bir başka şeye ihtiyacı vardır. İnsan içinde yaşadığı âlemin gizemini, her zaman dışa vurmak için türlü türlü yollara başvurur. Aşkı, sevgiyi, ümitleri, hayalleri dillendirmek için yakar yüreğini. Ve kelimeler raksa başlar, artık cümle cümle dökülür hisler, kâğıtla kalem bu sızıntılara şahitlik eder. 
<br>
<br>Özü aşktan, sözü aşktan canların cihana yansıyan aydınlığında; gönüllerin yoldaşlığıyla yâr uğruna yola çıkanların sınırlanmamış ama sırlanmış veya sır perdesi aralanmış ne varsa; itirafları vardır, havaya, suya, toprağa... 
<br>
<br>Aşkın adıyla başlıyor yazar kitabına. Her ne kadar bir deneme kitabı olsa da, okuyucuya sanki bir şiir kitabı okumuş hissi veriyor. Ve kendi içinde her paragraf, yazarın dünyaya bakışını yansıtıyor. 
<br>
<br>Kitap kırk dört başlıktan oluşuyor. Birbirinden farklı bu başlıkları yazar, kendi içsel dünyasındaki gördüğü şekliyle anlatmaktadır. Kayseri'li olan yazarın, gönül dünyasındaki Erciyes'in yerini de yazılarında görmek mümkün. 
<br>
<br>Boşuna bekleme kolay kaçmam; hem de yarışmam... Ne yenmeyi seve ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=899-sizi-sergul-vural">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Türkmen</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 22:27:09 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=898-kalp-nefs-ve-ruh-robert-frager</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=898-kalp-nefs-ve-ruh-robert-frager</guid>
	<title>Kalp Nefs Ve Ruh - Robert Frager | Mehmet Türkmen</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/231560ce4c4c8d7348a4208464701e61.jpg">Bezm-i âlemde ruhlar "Allah Teâlâ'nın, Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna "evet" cevabını vermekle ve Allah'ı tanımak, bilmek ve kabul etmekle aynı zamanda şunu da söylemiş, zikretmiş oldular. "ya Rabbi, sen bizim ilelebet İlahımızsın. Biz her halde seni anarız ve sözümüzden ve vadimizden asla dönmeyiz." Bu demekti ki kul her halde vadinden dönmeyeceğine göre vermiş olduğu sözü ispat etmek için bir imtihana tabi tutulacaktı. Ruhlar âleminde verdiği sözden dönmeyecek ve ahdini bozmayacaktı.
<br>
<br>İmtihanı kabul etmiş olan ruh topraktan imal olmuş beden elbisesini giyerek ilkin Cennet'e yerleşmiş ve sonra yasak meyveyi ısırması sonucu dünyaya geçici olarak yerleştirilmiş oldu. Ruha biçilmiş olan bu bedenin hareket etmesini sağlayan, bedene hayat veren, yönlendiren bir kalp takıldı ve bu bedenin nasıl kullanılacağını, iyi ve kötü arasındaki farkı anlaması için insana akıl, irade gücü verildi.
<br>
<br>İslam tasavvufunda kalbin önemi büyüktür. O bedene hem kan dağıtma, ayakta tutma işleminin yanında, ruhun rahatlamasını sağlayan bir unsurdur. Kalbin bedeni işleminin yanında, manevi işlevleri de vardır ki kalp aynı zamanda görür, işitir, konuşur. Kalbin içinde de çeşitli duygular vardır. Örneğin kalbin sevinci, kalbin sancısı, kibri, acizliği... İnsanın maneviyatına dair çeşitli halleri çoğunlukla kalbinden gelir. Söz gelimi kalbi mühürlenmiş olan kişiler gözlerinin önünde var olan hakikati göremezler. 
<br>
<br>Kalbin üzerine ne kadar çok yazılsa da sanırım anlatılacaklar, yazılacaklar bitmez. Biz en iyisi kitaba dönelim ve biraz yazarıyla birlikte kitaptan bahsedelim. 
<br>
<br>Bu kitabı nette dolaşırken tevafuken bulmuş ve okumak için listeme almıştım. Bilirsiniz bazı kitaplar mıknatıs gibidir. Sizi kendine çeker ve sırlarını açar. Bu kitap bana böy ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=898-kalp-nefs-ve-ruh-robert-frager">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 09:53:51 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=896-anna-dostoyevski-fyodor-dostoyevski</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=896-anna-dostoyevski-fyodor-dostoyevski</guid>
	<title>Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/f1b5eef71a295978e311bf5daeeda1f8.jpg">"Beni hayatta anlamış olan tek kadın sensin" 
<br>Dostoyevski 
<br>Dostoyevski bu cümleyi hayatta en değerli varlığı olan Anna'sı için söylemiştir. Çünkü Anna, Dostoyevski'nin hayatında huzur bularak sığınabileceği tek limanı olmuştur her zaman için. En verimli çağlarından itibaren onun yanında yer alarak, tüm sıkıntılarına ve sırlarına ortak olmuş, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar anlamaya çalışmıştır onu. Öyle ki Dostoyevski de ölümünün ardından; her zaman için özverili bir kadın olmuş olan Anna'yı, ruhunun geriye kalan bir parçası olarak bırakmıştır. Bu yüzden olsa gerek Anna ve mazinin derinliklerinden çıkarılmış olan cevher niteliğindeki hatıralarından oluşan "Fyodor Dostoyevski" kitabı, bizler için büyük bir önem arz etmektedir. Hem Dostoyevski'yi dönemin içerisinde tanıma fırsatı vermekte hem de sosyal hayatta nasıl bir insan olduğunu göstermektedir. 
<br>
<br>Anna'nın gözlerindeki Dostoyevski'yi (eseri dilimize kazandıran Tahsin Yalım aracılığıyla) görebilme şansını elde edeceğimiz bu kitap; Dostoyevski romanlarının yazılışına ve Dostoyevski'nin içinde bulunduğu ruh haline her yönüyle şahitlik eden Anna'nın hatıra kırıntılarından oluşmaktadır. Her ne kadar okuyucuyla Anna arasına ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=896-anna-dostoyevski-fyodor-dostoyevski">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 09:52:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=895-siyaset-spor-sermaye-imparatorlugu-ismet-orhan</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=895-siyaset-spor-sermaye-imparatorlugu-ismet-orhan</guid>
	<title>Siyaset Spor Sermaye Imparatorluğu - İsmet Orhan | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/549b7a445b202d5925b6930a62e27d06.jpg">Futbol, tüm dünyada 7'den 70'e herkesi ilgilendiren müsabakalardan birini oluşturmaktadır. Haliyle futbol ile ilgili her hangi bir konuda her camiadan birileri mutlaka bir şeyler yapma telaşına girmektedirler. Bunlar işadamları, siyasetçiler, başbakanlar vb yüksek rütbeli şahıslar...
<br>
<br>Futbolun toplum üzerindeki muazzam etkisi gün geçtikçe artmaktadır. Artık çoğumuz futbol ile yatıp futbol ile kalkmaktayız. İngiltere'de feodalizmin sonunu getiren ve insanlığın kapitalizm ile tanışmasına neden olan sanayi devrimi gerçekleşmiştir. Sanayi devrimiyle birlikte oluşan yeni değişim sisteminde futbol kulüpleri de kurulmaya başlanmıştır. Böylece futbol da artık belli bir kesimin ihtiyacını karşılamak için kurulmuş bir pazar anlamına gelmektedir. Futbol artık küreselleşen bir kurum olarak kapitalist sistemin içinde yer almaya başlamış bulunmaktadır.
<br>
<br>''Dünya; Siyaset, Spor ve Sermaye'nin kurduğu küresel bir imparatorluk tarafından yönetiliyor! Bu imparatorlukta futbolcular da modern zaman gladyatörleri..''
<br>
<br>Zenginler kulübünü temsil eden Şampiyonlar ligi artık modern zamandaki futbolcularından tutunda, teknik direktörleri, kulüp başkanları gibi kişiler resmen bir kıyasıya yarışın içerisine girmiş bulunmaktadırlar. Artık sahalarda ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=895-siyaset-spor-sermaye-imparatorlugu-ismet-orhan">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:55:12 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut</guid>
	<title>Bozkırın Sırrı - Ahmet Turgut | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/f1e8e27d25e8f20188353bd2dabd0dc0.jpg">"Üç bin yıl önce, Bozkırdaki yarı-göçerler 'Türk' adıyla henüz bilinmezken doğdular. Erkek: Çadırı tutan ana direk olması için Öktem diye çağrıldı. Yüz yirmi dört bin peygamberden biriydi o. İkizi: müjdelenen yoldaşın eşi ve sırrın anasıydı. Tarihçiler onu Aşena diye andı... " (arka kapak)
<br>
<br>Sahaflar çarşısında ilk bakışmamızda adı ile merakımı celbetmişti ilkin. Hem çok satan kitaplara karşı bir ön yargının etkisi hem de türk lafzının aklıma düşürdüğü ırkçılık olabileceği hissi ile gayet mütereddid bir halde kitabı aldım. Amacının dikkat çekmek mi, farklı bir konuyla ortaya atılmak mı, yoksa Mevlana kitapları gibi dindarlık üstünden geçinmek mi olduğu şüphelerini duyduğumu da itiraf etmeliyim. Eh, bakalım neyin nesiymiş diyerek okumaya koyuldum. Fakat okudukça kurgusunda kof bir iddia olmaması, karakterleri ayetlerden temellere oturtması takdir ettirdi. Gerçekten çok iyi! Türk edebiyatına zannediyorum ki ilk defa misafir oluyormuş türk bir peygamber konusu.
<br>
<br>1975 Malatya doğumlu olan Ahmet Turgut, inşaat mühendisliği mezunu. Uluslararası inşaat projelerinde çalışmış. 2005'ten itibaren "Ekmek teknesi, Ayrılık, Kurtlar vadisi" gibi dizilerin hikaye ve araştırmalarını yapmış. Ve halen "Kurtlar vadisi pusu" dizisinin yayın grubundaymış. 'Aşkın Şehidi' kitabının da yazarı olan Ahmet Turgut, bu kitabın öncesinde 2 yıl boyunca ön-türkçe, atçılık, sanat tarihi, askeri tarihçilik, dinler tarihi araştırmaları yapmış. Sağlam adımlarla ilerleyen yazarın eleştiri alan tek yanı: Kurtlar vadisi dizisinde bir sahnede Polat Alemdar'ın elinde bu kitapla görülmüş olması olmuş. Reklam yüzünden yok satanlara girdiği iddiası biraz iticilik katıyor olsa da, Öktem karakterini temalandırdığı ayetler sayesinde hem kitap boyunca ayetler arası ufak bir gezintiye neden oluyor, hem de beyinde bir peygamber portresi yanı sıra güzel ahlak çizelgesi yansıyor. Bunlar güzel şeyler diye düşünüyorum.
<br>
<br>Kırgızistan ile Kazakistan arasında bulunan Issık Göl yakınlarındaki Aladağ'da buluyorsunuz kendinizi. Bozkırdaki rutini bozabilen bir toy düğün ile başlıyor hikaye. Gülce'nin düğünü bu. Kamların ayini oluyor önce. Sonra babası son kez sesleniyor Gülce'ye. "Boyuna g ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=893-bozkirin-sirri-ahmet-turgut">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:56:17 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun</guid>
	<title>Teselliler Kitabı - Yusuf Özkan Özburun | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/41d9b851a95abb1d2846a0c2cb5fdb4a.jpg">Yusuf Özkan Özburun'un kaleminden, bir rüya olan hayatta her an düşebileceğimiz ve belki de birçoğuna düştüğümüz, düşerek uyanmaya çalıştığımız o derin boşluklara dair teselliler sunan bir eser; Teselliler Kitabı.
<br>
<br>Kapağından iç tasarımına ve içeriğine kadar ince bir çalışmanın ürünü olduğu derin tahlillere gerek kalmadan anlaşılabiliyor. Her bir bölüm tefekkürane zaman dilimlerine eşlik edecek çizimlerle zenginleştirilmiş. Yine farklı desenlerin eşlik ettiği sayfa tasarımı ve üzerinde hüzne dair bir tesellinin bulunduğu kartpostal sürpriziyle de, yüreklerden önce gözlere hitap eden farklı ve ilgi çekici bir eser oluşturulmuş.
<br>
<br>Yusuf Özkan Özburun, kavramların derin anlam yataklarında yolculuk yapmaktan çekinmeyen ve tuttuğu kavramları anlamanın kıvamına getirmeden bırakmayan bir yazar. Senelerin verdiği birikimi irfani bir dil ile yoğurarak her kesimden okurun damağında farklı bir tat bırakabilmeyi amaçlıyor. Sırf bu yüzden kırk teselli niyetiyle başladığı eserini dokuz teselli de bırakabiliyor. Araştırıyor, yeri geldiğinde kazılar yapıyor, alıntılarla zenginleştiriyor ve kavramı okuruna objektif bir açıdan sunabilmenin tüm yollarını deniyor.
<br>
<br>Bu durum elbette eseri kavramsal açıdan sağlam bir zemine oturtuyor. Yine, eserin önsözünde de açıkça değinildiği üzere, yazarın bizzat yaşadıkları, arayışları ve tecrübesiyle de, eserin ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=892-teselliler-kitabi-yusuf-ozkan-ozburun">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 17:15:49 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu</guid>
	<title>Tufandan Önce - Mustafa Kutlu | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3ccd72e5a4435acf7a377e47e52cc2a0.jpg">&#8220;Belediye başkanı Şemsettin Bilen o sabah banyo yapmış, kurulanmış, üstte fanila altta çizgili pazen pijama, gözlüklerini takıp sedire çıkmıştı. Tırnaklarını kesiyor, ayak tırnaklarını. Bir gazete yaymış, belini kamburlaştırıp ayaklarına eğilmişti.&#8221; 
<br>
<br>Böyle başlıyor hikâye, Mustafa Kutlu&#8217;nun günümüz birçok yazarının aydın olma hürmetine bizden olmayan, Avrupai söylemlerinin yanında basitçe duran ifadeleri ile. Söz gelimi A isimli yazar bu hikâyeye şöyle başlayabilirdi: 
<br>
<br>&#8220;Yağmurlu bir sonbahar sabahında (fazla mı romantik oldu ne!) Belediye başkanı Sayın Şemsettin Bilen her sabah yaptığı üzere duşunu almış ütülü röpdeşambırlarını giyip salondaki L koltuğa oturmuştu. Kişisel temizlik işlerini banyoda yaptığından camdan dışarıdaki yağmuru izliyor, siyasi düşüncelere dalıyordu...&#8221; 
<br>
<br>Ya da bir başkası bunu hiç hikâye edilecek bir olay olarak görmeyip, buruşturup çöpe atabilirdi yazdıklarını. Dedik ya Kutlu&#8217;nun kalemi buna müsaade etmez, zira O bu toprakların emzirdiği çocuktur. 
<br>
<br>Kutlu&#8217;nun kitaplarında aşağı yukarı aynı dili tutturduğunu bu kitabı elinize alıp kapağını kaldırır kaldırmaz anlarsınız böylelikle. Gerçek yazarların asra göre, cisme göre, isme göre, yöreye göre değişmez kendi üslûpları vardır zira. Kutlu da günümüzde nadir kalan bu yazarlardandır bize göre. 
<br>
<br>Hikâyenin ilerleyen safhalarında siyasi, idari kimlikli birkaç önemli şahsiyetin yanında vatandaştan birilerini de bulmanız söz konusu. Mesela Şemsettin Bilen&#8217; ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=891-tufandan-once-mustafa-kutlu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 17:33:38 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt</guid>
	<title>Harem&#8217;den Mektebe - Songül Keçeci Kurt | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/468be5b51ee8ef49b489d33779011d28.jpg">Kesintisiz mecburi eğitimin, 12 yıla çıkarılmasının tartışıldığı bu günlerde Osmanlı&#8217;da ilk eğitimin ele alındığı bu kitap mevzuya kız çocuklarının eğitimi noktasından bakmamıza yardımcı oluyor.
<br>
<br>Doğan Cüceloğlu &#8220;İnsanı ararken&#8221; adlı kitabında, Amerika&#8217;nın bazı eyaletlerinde halen devam eden bir uygulamadan bahsediyor.
<br>
<br>İlkokula başlama çağına gelen bir çocuğun velisi &#8220;ben kendi çocuğuma, kendim eğitim vermek istiyorum, okula göndermek istemiyorum &#8221; deme lüksüne sahip. Böyle bir talep olduğu takdirde, ailenin eğitim verebileceğine kanaat getirilirse izin veriliyor ve çocuk okuldan muaf tutuluyor.
<br>
<br>ABD referanslarım arasında olmamasına rağmen, bu uygulama dikkatimi çekmişti. Yıllar önce okuduğum bu satırları hatırlattı.
<br>
<br>Osmanlı döneminde ilk eğitimin verildiği yerler &#8220;sıbyan mektepleri&#8221; 5 ila 10 yaş aralığındaki çocuklara, dini bilgiler, okuma yazma (daha çok okuma) eğitimi verilen, her mahallede bulunan halk arasında &#8220;mahalle mektebi&#8221; diye anılan camiye bitişik büyük bir oda.
<br>
<br>Sıbyan mektebinde eğitim alan çocukların tahsil hayatı, erkek çocuklarında isteğe bağlı olarak medreselerde devam edebiliyordu.
<br>
<br>Kız çocukları için ise böyle bir sürecin başlaması ikinci meşrutiyetten sonra açılmaya başlanan okullarda mümkün olduğu kayıtlardan ulaşılan bilgiler arasında.
<br>
<br>Yine erkekler için olan mekteplerde okutulan farklı alanlardan bah ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=890-harem-8217den-mektebe-songul-kececi-kurt">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Deniz Gümüştekin</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 13:06:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman</guid>
	<title>Göğü Delen Adam - Erich Scheurman | Deniz Gümüştekin</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/51e46661922d9c2222add46536ce30a5.jpg">Tavsiye üzerine okuduğum &#8220;Göğü Delen Adam&#8221; isimli kitap 20. Yüzyılın başında basılmış. Yazıldığı dönemden itibaren büyük bir ilgi toplayıp bu günlere kadar okunmuş ve en son 7. basımıyla elimde bitirdiğim son kitaplardan biri... 
<br>
<br>Kitap okurken bitirmekten öte bir şeyler vardır; gözlerinizin bir diğer sayfaya geçerken içinizde uyandırdığı merak duygusu. Bu duygu size kitabı sıkılmadan, farkına varmadığınız bir hız içerisinde bitirmenizi sağlar. Bana bu merak duygusunu uyandıran sebebe gelince kitapta kendisi Amerikalı bir yerli olup ayrıca kabile reisi olan Tuiavii&#8217;nin batılı insanların yaşamı ile ilgili yaptığı yorumlardır. Her yorumu okuduğunuzda yaşantısını normal olarak gördüğümüz batılı insanlarının, aslında doğaya ne kadar aykırı bir yaşam sürdürdüklerini anlarsınız. Yaptığı eleştirileri ayrı ayrı başlıklar içinde anlatması ise kitabı daha da cazip bir hale getirmiştir. 
<br>
<br>Kitapta &#8220;papalagi&#8221; ismine sık sık rastlarsınız. &#8220;Papalagi&#8221;, yerlilerin konuştuğu samoa diline göre &#8220;göğü delen adam&#8221; demektir. Göğü delmek  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=889-gogu-delen-adam-erich-scheurman">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 12:58:14 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar</guid>
	<title>Okul Evde Başlar | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/3e089a0df05a9b72d2c3889ecd838abd.jpg">Meslek itibari ile sık sık aile ve çocuk eğitimi konulu konferans ve seminerlerde esniyoruz, şey pardon, eğitiliyoruz. Geçenlerde yine yanımıza yastık niyetine taşıdığımız birkaç kitap ve çantamızı alp koyulduk yola. Uzman psikolojik danışman dr. Fatih Kalkınç gelecek dediler, okuldaki bütün öğretmen arkadaşları toplayıp aşağı indirdiler. Diğer arkadaşları bilmem ama ben yine o sıkıcı ve içimizdeki balonları konferans boyunca şişirip şişirip konferanstan iki saat sonra patlatacak konuşmalardan birine daha gideceğim için hazırlıklıydım. Dedim ya kalın birkaç kitap başım altına, bir yumuşak şal da dizlerim üstüne. Rahat uyumak için!
<br>
<br>Neyse efendim. Doktor bey içeri girdi sebepsiz alkışlardan biri tam kopacaktı ki durdurdu milleti, lüzum yok dedi. Skor 1-0. Alkış meraklısı bir toplumda alkış istemediğini söyleyen bir uzman? Şaşırdım doğrusu. Seminer süresince zihnimi ayakta tutan değişik imgeler, ilginç örnekler, &#8220;bu sorun tıpkı benim a öğrencimin sorunu, şu da falanca arkadaşımın başına gelmişti&#8221; dedirten olaylar sonrasında salon çıkışında satışa sunulan kitaplardan birine el uzattım: &#8220;OKUL EVDE BAŞLAR&#8221;.
<br>
<br>Çocuk eğitiminin kalıplara sığmayacak kadar geniş ve ihmal edilemeyecek kadar önemli olduğuna dem vuran yazar, &#8220;hiçbirimizin çocuğu kullanma kılavuzu ile dünyaya gelmiyor&#8221; diyerek kitabın selam faslından sonraki ilk sayfasıyla kendini okuyucuya zamkla yapıştırıyor. Yazar kitapta, Zeka, empati, çocuk davranışları, sorumluluk duygusu, özgüven, özel olma hisleri, dinleme, cinsiyet eğitimi, aile toplantısı, sorumluluk geliştiren disiplin anlayışı, kardeşler arası ilişkiler başta olmak üzere tam 15 bölümde birbirinden önemli konulara değiniyor.
<br>
<br>Hepiniz bilirsiniz klasik bir karikatür var ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=888-okul-evde-baslar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 13:19:55 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil</guid>
	<title>Ceviz Sandıkları Ve Para Kasaları - Ali Ayçil | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/572cf63296d438cec3b87d0098eaa86c.jpg">"Artık seni aramaktan vazgeçtim.
<br>Bunu bana "şiir" öğütledi.
<br>Yazdığım her şiirde, senin,
<br>Yeryüzünde bir karşılığının bulunmadığını,
<br>Şu sebepsiz sıkıntılar bize uğradıklarında
<br>Evsiz kalmasınlar diye bahane edilmiş bir imge
<br>Olduğunu, geç de olsa kavradım.
<br>O sıkıntılar hep gelecek ve biz onları,
<br>Aslında hiç olmayan sende ağırlayacağız.
<br>O sıkıntılar nereden mi gelecek
<br>Doyamadan terk ettiğimiz cennetten ve
<br>Yarım bırakılmış çocukluğumuzdan. 
<br>Yani tam dünyaya atıldığımız yerin iki yakasından."
<br>
<br>Ali Ayçil, duru ve güzel bir şekilde sosyal realizm kokan ve alt kategorileri mevcut olan denemelerini bir arada topladığı &#8216;&#8216;ceviz sandıkları ve para kasaları&#8217;&#8217; adlı eserinde, eski toplumsal yaşamın/düzenin yeni toplumsal yaşama/düzene ayak uydurması arasındaki farka değinmiştir. Burada birçok değişen faktörü ele alma ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=887-ceviz-sandiklari-ve-para-kasalari-ali-aycil">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:21:53 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar</guid>
	<title>Merhamet - Kemal Sayar | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8ceb508c1770e074f1c965ec8954bce0.jpg">&#8220;Kitap bilgisi hâl bilgisine kolaylıkla dönmüyor.&#8221;
<br>
<br>Kalbinize kabul ettiğiniz her cümle içinde merhamet ve muhabbet taşıyan bir hediye kutusu gibidir. Kutuyu açmadan hediyenin aslına vakıf olmak zordur. Kutuyu açıp hediyeyle karşılaştıktan sonra onu tanımak ise daha zordur. Zira genelde hediyenin maddi ve şeklî nedenleriyle oyalanırken faili ve amaçsal nedenleri hep ıskalanır. Tam olarak nedeni bilinemez. Eksik bilinir. 
<br>
<br>Her kitap da insan için özünde bir hediye kutusu gibidir. Süslenir kapağı özenle. Çekici bir duruma getirilir. Dikkatleri celbeder. Üzerine türlü kabartmalar uygulanır. Eliniz uzandığında dokunma duyunuzu tahrik eder. Eller kapakta kalır kitap okundukça. Eller kalpleri yener çoğu zaman. Arka kapakta yer alan ince bir paragraf ya da cümle ise, son darbedir okuyucuya, artık gel çığlığı&#8230; 
<br>
<br>Bütün kitapları bir cümle bulmak için okuruz. Bir cümlede hayat bulmak için. Bir cümlede dirilmek ve diriltmek için. Bir cümlede kalbimizi görmek için. Kalbimizin kanayan yaralarına merhem bulmak için. Acıya dayanmak için. Kanıksamak için. Çektiğimiz acıları çeken başka birilerinin daha var olduğunu görmek için. Bir cümle için&#8230;
<br>
<br>Kitap bilgisinin hal bilgisine dönmesi, ancak beklediğimiz bir çağrı cümlesine gönül vermemizle gerçekleşir. Bu yüzden Kemal Sayar, hâl bilgisine dair cümleler sıralarken ok ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=886-merhamet-kemal-sayar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Fatmanur Demir</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:15:29 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert</guid>
	<title>Öykü Yazmak - Necati Mert | Fatmanur Demir</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/0002fb16f52c81e849b2c0971825f4a7.jpg">Yüksek sesle hissedileni söyleyiniz. Cümle kendiliğinden gelecektir .(Ömer Seyfettin, Üslûbu İnşa sf. 20) 
<br>
<br>Öykü yazımında başlangıç, son noktanın anahtarı gibidir. Gidilen yoldaki meşakkatleri aza indirmenin en önemli ipuçlarını verir ilk cümle. Giriş kapısı hükmündedir yazara göre. İstenilen sonuca ulaşmak için çalınan kapının doğruluğu kadar, nasıl çalındığı da önemlidir. Bu nedenle farklı giriş cümlelerini, türlü şekillerde kullanmıştır birçok yazar. 
<br>
<br>Bu kitap, kalem elinde tetikte bekleyen amatör bir yazar için, her adımda sağ kulağına dostane bir üslupla eksiklerini fısıldayacak bilgilerle dolu. &#8220;İlk cümle&#8221; başlıklı bölümü öykünün, hangi cümleyle başlanırsa daha anlamlı ve dikkat çekici olabileceği bilgisini vermek amacıyla birkaç örneklendirme yapmış. Ve ardından bu bilgiye ilaveten Tarık Dursun K&#8217;nın ilk cümleyi günlerce bulamadığını eklemiş. İlk cümle nizamiye kapısıdır, öyküye oradan girilir. 
<br>
<br>Öyküye giriş kadar öykü kahramanlarının kişilik ve adlarının da önemini ayrı bir başlık altında açıklamış. Ve demiş ki; Sait Faik diyor ki: &#8220;Bu Sakarya balıklarının etinin lezzetinden ziyade isimleri hoşuma giderdi. Neden? Çünkü; Sakarya balıkları isimleriyle beraber yendiği için lezzetlidir.&#8221; (sf:111) Öykü kahramanına yüklenen kişiliğe ve verilmek istenen mesaja uygun adlandırma yapılmasıyla öykünün bir tuğlası da ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=885-oyku-yazmak-necati-mert">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Seher Ortaöner</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 14:33:30 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi</guid>
	<title>Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi | Seher Ortaöner</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/54cb72cd69f3f2d6916af43d7052d282.jpg">Bana ne demekten vazgeç!
<br>Herkesin derdini de sevincini de paylaş.
<br>Herkes kimdir?
<br>Herkes dediğin: Sensin!
<br>
<br>Kitabın sahibinin engin tevâzuunu gösteren güzel, güzel olduğu kadar da manalı bir hikayesi vardır. 1942 yılında Sâmiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan adlı romanı neşredilir. Hocası kendisinden bu kitabı imzalamasını ister. O da hemen kalemi kağıdın üstünde yürüterek, '' Taşı dile getiren Büyük Üstadıma '' diye yazar ve hocasına uzatır. Arkasından bu güzel ânın duygularını kitabın ilk parçası ile ifade eder ve artık mensur şiirlerinden birinin adı belli olmuştur. Dile Gelen Taş...
<br>
<br>Eser Aysel Yüksel'in yazarımıza ve kitaba dair bilgilerinin mevcut olduğu bir önsözle başlıyor. Akabinde kitaba ismini veren mensur şiir formatındaki dile gelen taş adlı yazının varlığı görüyoruz. Yine bu eserde de bir önceki tanıttığımız Hancı adlı kitabının içeriğiyle konular eşdeğer. Gerek anlatımlar, gerekse kitaba hâkim olan konular. Ki anlatımlar arasında geçen ve manası herke ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=884-dile-gelen-tas-semiha-ayverdi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Merve Toprak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 14:30:05 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop</guid>
	<title>Cennete Otostop | Merve Toprak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/89162a79924d284fbcac034f5a0cb1a5.jpg">Büyük bir merakla alıp okumaya başladığım ve bir solukta bitirdiğim &#8216;cennete otostop&#8217;, Adem Özköse tarafından 19 kişinin hidayet öyküleri üzerine yazılmış etkileyici bir kitap.
<br>
<br>19 mühtedinin öyküleri farklı farklı; kimisi ünlü bir müzisyenken, kimisi papazken, kimisi dibine kadar günaha batmış bir gençken, kimisi misyonerken tanışmış İslam ile. Bu hikâyeleri okurken hidayeti farklı vesilelerle Allah&#8217;ın nasip ettiğini görüyoruz. Ve hemen En&#8217;am sûresi 125. ayet canlanıyor kafamızda; &#8216;Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam&#8217;a açar, kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.&#8216;
<br>
<br>Allah istediği müddetçe hidayet nasip oluyor ve bu hidayetlere birçok şeyi vesile kılıyor. 19 mühtedinin öykülerini okuduğumuzda ise hidayete vesile olan en büyük etkenin &#8216;Kur&#8217;an-ı Kerim&#8216; olduğunu görüyoruz. Devamında &#8216;Müslüman kimliği&#8217;, &#8216;tebliğ&#8217; vs..
<br>
<br>Kimisine arkadaş vesilesiyle, kimisine rüya vesilesiyle, kimisine tamamını sadece 2 haftada okuduğu Kur&#8217;an-ı Kerim ile, kimisine radyoda dinlediği besmele ile, kimisine &#8216;hamd alemlerin Rabbi içindir&#8217; ayetiyle ve kimisine de otostopla hidayeti nasip ediyor Rabbim. Hidayet vesilelerinden anlaşılacağı üzere hepsinin hikayesi birbirinden ilginç ve bir o kadar da etkileyici.
<br>
<br>Hidayet öykülerini okurken bu kişilerin ve daha bizim bilmediğimiz binlerce insanın hidayetine vesile olan Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in neden Müslüman bir ailede doğan ve Müslüman olduğunu iddia eden insanlar üzerinde çok fazla etki etmediğini düşünürken bir mühtedinin cevabı derinden sarsıyor; &#8216;Müslüman bir aile ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=883-cennete-otostop">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 13:28:15 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci</guid>
	<title>Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/9135ca962beaa733801a871a1772ee2c.jpg">İbrahim Tenekeci kitaplarıyla karşılaşmam aklıma geldikçe acı hissederim. Okudukça hüzün&#8230; İlk aldığım kitabına attığım tarih, ikinci intifada&#8230;
<br>
<br>Gazze yararına yapılan bir kermeste, yarı fiyatına satılan kitaplar arasından seçtiğim rastgele kitaplardan biri: Uçuş Denemeleri&#8230; Kitabın kapağını açtığımda önüme çıkan ilk cümle: &#8220;Rabbim, sen olmasan kimin aklına gelirim ben?&#8221; gerisi yok&#8230; O güne dair tek satır hatırlamıyorum. İncecik bir kitap, içerisinde ne yok ki? Döne dolaşa okuyorum. Daha sonra İbrahim Tenekeci&#8217;nin şiirleri olduğunu öğrendiğimde, tutup ilk defa şiir kitabı aldım. Haşmet Babaoğ ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=881-ucus-denemeleri-ibrahim-tenekeci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Sümeyye Göçer</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 13:25:09 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose</guid>
	<title>Mesnevi Hikayelerinden: Gafletten Kurtuluş - Kadir Köse | Sümeyye Göçer</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b1475f8397dd2480b1ab0807e6dd1e19.jpg">Kadir Özköse&#8217;nin Sivas Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirmiş olduğu &#8220;mesnevi sohbetleri&#8221; konulu konferanslar dizisinin bir derlemesi olan bu kitap birçok mesnevi şarihinin yorumunu  yazarın dilinden okuyucuya sunuyor.
<br>
<br>Mesnevi Hikayeleri dizisinin ikinci kitabı olan bu eser hayatını çengi çalarak gaflet içinde geçirip yaşlılığında yalnız ve çaresiz kalan, umutsuzluk içinde bir kabristana giderek bu kez de Allah için çengi çalmaya karar veren bir çengicinin hikayesini anlatıyor. Anlattığı bir hikaye değil esasında ömrü vefa edip yaşlılığa eren her gafil insanın başına geleni /terk edilişi ve en önemli gerçeği: ne olursa olsun her an yanında olacak tek varlığı hatırlatıyor.
<br>
<br>Şüphesiz ga ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=880-mesnevi-hikayelerinden-gafletten-kurtulus-kadir-kose">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Meryem Betül Altuntaş</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:50:21 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef</guid>
	<title>Hamas'ın Oğlu - Mosab Hassan Yousef | Meryem Betül Altuntaş</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/426b71df30883228fa57947955abe823.jpg">Adı: Mosab Hassan Yousef; diğer bir deyişle Mus'ab Hasan Yusuf. 1978 Ramallah-Filistin doğumlu. Hamas'ın 7 kurucusundan biri olan Şeyh Hasan Yusuf'un büyük oğlu. Desteği, veliahdı, sırdaşı. Bu ilk kimliği..
<br>
<br>Kod adı: Yeşil Prens. 1996'da yapılan teklifi kabul etmesinin ardından 10 yıl İsrail adına casusluk yapmış Şin Bet ajanı. Kaç intihar bombacısını ihbar eden, babasını korumak için (?!) hapse attıran ajan. Bu ikinci kimliği... Hamas'ın Oğlu.
<br>
<br>Yeni adı: Josef. Ortadoğulu bir öğreticinin verdiği İncil'de okuduğu "Düşmanını sev." parolasının aradığı şeyin ta kendisi olduğu inancıyla tanrısı İsa'nın iyi bir takipçisi olup, hıristiyan olarak Amerika'ya yerleşen ve kitabının sonunda da "İsa'ya imanını geliştirebilmesi için" dua isteyen bir hıristiyan. Bu da üçüncü kimliği...
<br>
<br>"Hamas'ın Oğlu" 3 inancın özgürce (daha doğrusu ikisinin hür diğerinin asker ve bombalarla kuşatılarak) yaşandığı kent Kudüs'de 3 ayrı inanca da bulaşmış bir adamın hayat hikayesini anlatıyor. Kitaptan edindiğimiz bilgiye göre: Ramallah'ta dünyaya gelir Musab. Dedesinin okuduğu o büyülü ezan seslerini huzurla dinleyerek büyür. Babasının öğretileri doğrultusunda namaza başlar. Biraz serpilince her Filistinli çocuk gibi taş atma eylemlerine başlar, şehid cenazelerine katılır. Ama Musab bunlardan ürkmektedir. Zira samimi bir müslüman olan babası yahudilerden nefret etmektedir. Ve ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için mücadele vermektedir. 14 yaşına geldiğinde Musab Kur'an'ı ezberlemeye başlar. 1989 yılında babası hapse girer ve tüm sorumluluk ve yük ona kalır. Babasının peşpeşe hapse düşmesini üzerine hepten nefretle dolar ve radikal fikirlere kapılır ve nefret ettiği İsrail'e karşı kendini daha iyi savunmak için silah almaya karar verir. Fakat silahları temin eden İbrahim dikkat etmez, telefonda silahlardan bahseder. Telefonların dinleniyor olması başlarına bela olur ve Musab 18 yaşında ilk defa hapse girer. Lise sınavlarını da kaçırmıştır.
<br>
<br>Dipçik ve tekmelerle hapse tıkılan Musab 45 gün kaldığı hapishanede adı Luay ol ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=877-hamasin-oglu-mosab-hassan-yousef">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:47:48 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi</guid>
	<title>Rivayet Kültürü Ve Yanlış Din Anlayışı | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/fe077c978e1f395f640c4046a550c08a.jpg">Kitabın adından da belli olduğu gibi, rivayetlere dayanan din anlayışının, kültürlerin de içine girmesiyle doğruyu nasıl saptırdığını gösteren oldukça faydalı olacağını inandığım bir çalışmadır. Belki birçok tabuları yıkması sebebiyle eleştirilmeye müsait bir kitaptır. Çünkü rivayetlerle aktarılan birçok hadisin, Kur-an ile irtibatı ve aykırılığı gözler önüne serilmektedir.
<br>
<br>Çok titiz bir çalışmanın ürünü olan bu eserde, bir hadis düşmanlığı veya İslami geleneğe bir başkaldırı durumu söz konusu değildir. Fakat bizim dokunulmaz bildiğimiz birçok tabunun, dokunulduğunda nasıl elimizde kalacağını göstermesi açısından, önemlidir. Zira Kur-an&#8217;ı Kerim&#8217;in koruyuculuğunun bizzat Allah tarafından olması ve onun pratiğe konulması yönünde ise sünnetlerin yol gösterici olduğu şüphesizdir. Fakat günümüze kadar birçok kavim ve cemaatlerin de rivayetler vasıtasıyla bu dine bazı şeyler kattığı bir gerçektir. Bu kitapta özellikle bu gerçeği göz önüne alarak, bazı Hadis&#8217;lerin kaynağı araştırılmıştır. Yani söz konusu olan hadisler Kur-an ile karşılaştırılmıştır.
<br>
<br>&#8220; Hemen belirtelim ki burada hadis düşmanlığı yapmıyoruz ve yapanları da onaylamıyoruz. Yararlı her bilginin müminin yitik malı olarak görüldüğü İslam anlayışında değil hadis kültürüne, doğudan batıya kadar hiçbir kültüre ilke olarak düşmanlık yapmak veya tümünü reddetmek doğru değildir. Yapmak istediğimiz, doğru ile yanlışı, sahihle zayıf ve uydurmayı birbirinden ayırmak ve yanlışların insanların din, inanış, ibadet, ahlak, yönetim ve uygulamasını, tasavvur ve anlayışını yönlendirip etkilemesinin önüne geçmeye çalışmaktır&#8230;&#8221;
<br>
<br>&#8220;Fakat ne yazık ki İslam devleti sınırlarının genişlemesi, kısa sürede gerçekleşen yoğun katılımla beraber başka kültürlerin ve felsefelerin İslam kültürüne karışması, oluşan sosyal refah ve bunun yol açtığı iktidar mücadelesi neticesinde üzerinden henüz elli yıl geçmeden ve bütün olumsuzluklara rağmen rayından çıkmayacak şekilde kökleşip yeterince kurumsallaşmadan bu toplum büyük bir travma yaşadı. Fitne kazanı kaynayıp birçok konuda cahiliye anlayışları hortladı. Ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve kutuplaşmalar yüzünden iç mücadeleler, toplumu kamplara ayıran Cemel ve Sıffin gibi savaşlar meydana geldi ve Müslümanlara çok pahalıya mal oldu. Bunun bedelini Müslümanlar bu güne kadar ödemeye devam etmektedir. 
<br>
<br>Çünkü bunun sonucunda yüksekten düşen karpuzun parçalara ayrılması gibi toplum Emevilik, Haşimilik, Abbasilik, Araplık, Mevalilik, Haricilik, Şiilik, Mutezilelik, Sünnilik, Mürciilik, Kaderilik, Cebrilik vd. şeklinde itikadi, fikri ve siyasi kamplara ayrı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=879-rivayet-kulturu-ve-yanlis-din-anlayisi">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:42:39 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin</guid>
	<title>İslam'a Göre Kişisel Gelişim - Vedat Aydın | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/546d6363a0d991635b95ee6418103cf7.jpg">Kişisel gelişim insan hayatında düzenin ve istikrarın en iyi biçimde uygulanması anlamına geliyor. Yirminci yüzyılla birlikte gelen modern çağ insanı şehirleşme kültürüyle yaşamaya başlamıştır. Şehirleşme kültürü ise insan yaşamına etkilerini bir çok yönde göstermiştir. İntaharlar, boşanmalar, şiddetli geçimsizlik, savaşlar bunlardan sadece birkaçıdır. 
<br>
<br>Aslında Kuran'ı Kerimde bunların yolu açık bir dille gösterilmiştir. Ancak günümüz insanı bir nevi popüler kültür haline gelen kişisel gelişim kitaplarına tapar olmuştur. Vedat Aydın ise bu sorunu Kuran'ı Kerim'in ışığında incelemiş ve bir çok aksaklık farketmiştir. Bulduğu yanlışlıklarıda bu kitapta toplamıştır. 
<br>
<br>Kuran'ın ön gördüğü kişisel gelişim ana karnında başlar. Hamile olan bir annenin hamilelik döneminde yediğine içtiğine dikkat etmesi, haram lokma yiyerek karnındaki yavrusunun genlerine gayrı fıtri bir enerji yüklememesi, dinen hassasiyet gösterilmesi gereken bir husustur. (sf:11) 
<br>
<br>Kitapta en çok dikkat çeken şey, kişisel gelişim kitaplarının insanları bencilliğe yönlendirmesidir. Aslında bir kaç kişisel gelişim kitabını incelediyseniz bunu göreceksinizdir. Vedat Aydın ise bu duruma Kuran'ı Kerimden ayetlerle cevap vererek göstermektedir.
<br>
<br>Yaşamınızdaki her sorun, içerisinde bir armağan saklar.(Richard Bach)
<br>"Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir."
<br>
<br>Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur. (Wayne Dyer)
<br>"İnana ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=878-islama-gore-kisisel-gelisim-vedat-aydin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Gülnaz Eliaçık</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 17:08:41 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler</guid>
	<title>Kapılar Kapanmadan - Necmettin Şahinler | Gülnaz Eliaçık</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dd915e1e15f962e73ae57f25ad02b479.jpg">&#8220;Kapılar açılmak içindir, çalanı olmayan bir kapının ne anlamı vardır?&#8221;
<br>
<br>İnsan bir kapıdır ömrü ilahisinde. Yaratılan her varlık bir kapı görevi görür kendi özünde. Kimi kapıların önünde bir ömür boyu beklenirken, kimileri, benliğinde bir ses bile işitmeden önünden geçip gidenleri izlemek zorunda kalır. Dünya böyledir. Bazen insan, ömrünü kapı kapı dolaşmakla geçirir. Bazen de kapısını çalanları karşılamakla&#8230;
<br>
<br>Necmeddin Şahinler, Kapılar Kapanmadan isimli eserinde kapı metaforunu insan ömrüyle ilişkilendirerek, kalp lisanımızdaki dağarcığa, hitap etmek derdindedir. Kapsamlı bir şekilde olmasa da yer yer ulaşmıştır bu amacına. Yazar düşünce iklimlerinde okuru gezindirmek ümidiyle olsa gerek, her varlığa kapı üzerinden yüklediği anlamları, birçok başlığın altında vermiş eserde. Okudukça düşünüyorsunuz, sonra: &#8220;Ben hangi yolcuya açılacak bir kapıyım?&#8221; yahut &#8220;Ben hangi kapıları arşınlayacak bir insanım?&#8221; diye. Okurken insanın kendine sorular sorması iyidir. Diri tutar kalbi ve beyni. Necmeddin Şahinler&#8217;in okurunu içiyle baş başa bırakarak, kendisine sorular sordurma eylemi &#8220;Hz. Musa İle Yürümek&#8221; adlı eserinde de fazlası ile mevcuttu. İnsanı kendine fark ettirme telaşını bu eseriyle de sürdürdüğünü açıkça görmekteyiz.
<br>
<br>Varlığını latifleştirmek ve kendi özünün farkında olabilmek için, insan nasıl bir kapı olur başkaca bir kardeşin? Nasıl kapılar aşındırır ömrünce? Bu soruların cevapları için eseri biraz daha irdelemek lazım belki de&#8230;
<br>
<br>Gayb ile Şahadet Arasında bir Kapı: İnsan
<br>
<br>Yaratılan her zerrenin bir görevi vardır mutlak bu âlemde. Görevini hakkıyla ifa edebilme çabasıyla sürgün edilmiştir dünya yerine. Örneğin, musibet saydığımız olayların insan ömründe cereyan etmesi, onun önüne başkaca kapılar açmak derdinden gayrisi değildir aslında. Bela kapısı gelir, alt üst eder belki yaşam denen tek düze süreci&#8230; İmtihan, bir kapıyı aralamak yahut başına gelen onca şeye rağmen kendi kapılarını başkalarına kapamamakla alakalı olabilir. Burada ki olay, insanın karar mekanizmasındaki kalbi vuruşlarıyla vuku bulacak, verilen karar Hak katında bir kapıyı açacak yahut kapatacaktır. İnsan bilir bunu, yalnız itaat noktasında içi hep endişelidir.
<br>
<br>&#8220;Her zerrenin gönlünde bir saray var; fakat kapısını açmadıkça kapalı kalır sana&#8221; diyor Necmeddin Şahinler. Dünya hayatında karşılaşılan her olay ve kişiye, kapı olması açısından bakarsak ve ömrümüzde ki sarayların çokluğunu sayarsak, bu sözün haklılığı daha açık aşikar olacaktır.
<br>
<br>"Ömür kapılarının haritasını Kur&#8217;an ahlakıyla öğrenmek gerek öncelikle. O yüce sayfaları ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=876-kapilar-kapanmadan-necmettin-sahinler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:36:47 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis</guid>
	<title>Sivil İtaatsizlik Ve Pasif Direniş | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/67c0626ddb3c9b29cb91ac998fe719b3.png">Sivil itaatsizlik kavramı son zamanlarda sürekli duyulan, gittikçe kullanımı yaygınlaşan ve üzerinde bir hayli konuşulan konulardan biri haline geldi. Bu bağlamda ele alacağımız kitap Sivil İtaatsizliğin fikir babası olan ve bu kavramın ortaya atılmasını sağlayan ilk kişi Thoreau&#8217;dur. Ondan sonra sivil itaatsizlik denilince akla gelen ilk isimler: Gandhi, Rosa Parks ve Paul Lafarge&#8217;dir.
<br>
<br>Thoreau&#8217;nun Sivil itaatsizlik makalesiyle &#8220;aktivizm&#8221; temelinin ortaya atılması &#8220; en iyi yönetim en az yönetendir&#8221; fikrine dayanarak bunu ilerletmiş ve &#8220;en iyi yönetme hiç yönetmeyendir&#8221; düşüncesine varmıştır. Thoreau sivil itaatsizlik kavramını ele alırken öncelikle yönetimi ele almış ve yönetimin nasıl olması gerektiğine dair kafa yorarak sivil itaatsizliğin zeminini oluşturmaya çalışmıştır. Onun yönetime dair fikrinin dayanak noktası olarak &#8220;çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim hiçbir durumda doğruluk üstüne kurulamaz, insanların adaleti kavrayıp kaçınılmaz bulduğu durumda bile! İyi ile kötünün ne olduğuna çoğunlukların değil de vicdanın karar verdiği bir yönetim olamaz mı?&#8221; (syf, 43-44) söylenebilir. Çünkü sorduğu soruya cevap ararken yönetim biçiminin nasıl olması gerektiğine dair de fikirlerini öne sürüyor cevap olarak. Yazının devamında şöyle diyor: &#8220;her insanın bir vicdanı olmasına ne gerek var? Bana kalırsa, önce insan olmalıyı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=875-sivil-itaatsizlik-ve-pasif-direnis">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 16:09:37 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar</guid>
	<title>Vefa Apartmanı - Sadık Yalsızuçanlar | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/8750475b2b59ac4d061454c80d664ce7.jpg">&#8220;Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir&#8230;&#8221; (kayseri cezaevi 1961)
<br>
<br>Kitabın hemen başında bu cümleler yer alıyor.
<br>
<br>Zamanında teselli ettiği, moral aşıladığı ahbabı gibi, şimdilerde yayımlanan, hayatını üzülmeden, içi sızlamadan okuyamayan bizleri teselli ediyor sanki.
<br>
<br>Hâlbuki bu satırları okuduğumda kitaba başlamamıştım.
<br>
<br>Kitabı bitirip başa döndüğümde, elimde mektup ve resimlerle vefa apartmanından ayrılan bendim sanki&#8230;
<br>
<br>Sadık Yalsızuçanların anı/roman olarak kaleme aldığı oldukça yalın bir kitap. Bahse konu olan merhum Tevfik İleri&#8217;nin hayatı o kadar sade ve edebi ki ilave bir kurgu istemiyor.
<br>
<br>Hemşinli Tevfik&#8230; Milli eğitim bakanlığı, ulaştırma ve bayındırlık bakanlığı yapmış, Yassıada&#8217;da yargılanıp idama mahkûm edilmiş bir bürokrat&#8230; İdam cezası ömür boyu hapse çevrilen, kanserin pençesinde kısa sürede mum gibi eriyen Tevfik ileri&#8230;
<br>
<br>Memleket aşkını derinden hissediyoruz. Ömrü boyunca çok sevdiği eşine &#8220;Vasfiye&#8217;m seni mi çok seviyorum yoksa memleketi mi mi?&#8221; dediği naklediliyor mektuplarında.
<br>
<br>Kitap, vefa apartmanına gelen yazar Ali&#8217;nin öyküsüdür bir yanıyla.
<br>
<br>Tevfik İleri&#8217;nin hayatı üzerine yazacağı kitap için bilgi almak üzere kızları Cahide, Ayşe hanımlar ve eşi Vasfiye hanımla görüşüp ona dair ne varsa görmek bilmek ister.
<br>
<br>Oysa O, tahammül fersa ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=874-vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Büşra Nur Karaarslan</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 15:53:08 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu</guid>
	<title>Oyuncak Tamirhanesi - Metin Karabaşoğlu | Büşra Nur Karaarslan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/d6ab66cf909d1ea0f829e83b0a68cbec.jpg">Kalpleri değil kalemleri yorulan bir neslin, klavye başında ömür tükettiği yıllarda eline ilginç bir kitap düşer bir serüvenperestin. Kitabın ismini okuduğunda ilk olarak aklına yaklaşık yirmi yıl önce annesinin özenle diktiği; fakat ne hikmetse bir kolu koptuğu için ismi Çiğdem Bebek&#8217;likten unutulup &#8220;Sakat Bebek&#8221; olmuş bir oyuncak gelir. Israrla gösterilen şefkatle birlikte, yenisi değil, aynısı değil, başkası hiç değil, ille de O olmalıdır oyuncakların prensesi. Artık merhamete muhtaç olan bu bebek elden düşmemelidir, ekstra şefkatle ve özenle korunmalıdır, yaraları sarılmalıdır. Lâkin günlerden bir gün, dalgınlıkla divanın köşesinde unutulduğunda cayır cayır yanan sobaya atılıvermiştir bu yaşta psikolojisi bozulmasın diye küçük kızın. 
<br>
<br>Bu acı anının hatırlanması ile istemsiz üç beş dakika duraksamanın ardından, esefle kitabın sayfaları açılır.
<br>
<br>Kitabı ödünç aldığım arkadaşım oyuncak tamirhanesi isimli yazı üzerine: &#8220;&#8230;bir miktar çelişki!&#8221; notunu almış, ben de hemen bir post-it yapıştırmışım üstüne: &#8220;Hayır bence çelişki yok diye. Üzerinde, &#8216;Yenisini alırız&#8217;cı zihniyetin baskısı ile kendi benliklerini, belki insancıl bakış açılarını kaybetti çocuklar. Belki de bu sebeple yıpranmış dostluklarını, günü geldiğinde, geçmişin çocuğu günümüz anne babası olarak umarsızca terk edip gittiler&#8230; Ve en önemlisi belki de oyuncak tamircileri aslında kimyası bozulmuş ruhlarımıza da şifa dağıtacaktı o zamanlar olsaydılar, kim bilir?&#8221;
<br>
<br>Psikoloji uzmanları çocukluğumuza inip sorunlarımızın nedenlerini araştıradursunlar, bu  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=873-oyuncak-tamirhanesi-metin-karabasoglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Sabırsız Çalakalem</dc:creator>
	<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 12:46:18 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom</guid>
	<title>Farzımuhal.com | Sabırsız Çalakalem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/5a2f8cee05376d5ec6897f904663c11f.png">İnternet üzerinden gitgide gelişen ve artan kültür-sanat, kitap, dergi v.s gibi yerlere yeni bir web sitesi daha dahil oldu. İnternet üzerinden yayıncılığın ne durumda olduğunu öğrenmek için bu web sitelerine inceleyerek bir sonuca varabiliriz. 
<br>
<br>Yazılan yazıların matbu dergide değil de neden web sitesinde yayınlanıyor sorusu her zaman için yazarlarda bir soru işareti olmuştur. Dergilerdeki yazılarla, web sitelerindeki yazıları karşılaştırdığımız karşımıza çıkan ilk ve en önemli sonuç: yayınlanan yazıların web sitelerinde daha özgür olduğudur. Diğer bir katkısı da her zaman için web sitelerinde yayınlanan yazıların okunurluluk oranları dergilerden daha fazladır. Bu yüzden de internet üzerinden yayıncılığa başlayan ya da biraz daha eleştirel bir kelime kullanarak soyunan bir çok yer bir hayli artmış durumdadır. 
<br>
<br>Okuyucu olarak bize düşen en büyük görevlerden biri kültür-sanat, kitap, dergi v.s gibi yayım yapan web sitelerine biraz eleştirel gözle bakıp hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu, iyiyse neden iyi, kötüyse neden kötü, eksiklikleri, fazlalıkları, sağlamlıkları nelerdir bunları ortaya koyup tak ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=872-farzimuhalcom">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Enes Yaşar</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 14:15:00 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu</guid>
	<title>Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç - Dücane Cündioğlu | Enes Yaşar</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b04005f8c17b94514a17f4e2819a8b48.jpg">Delilerin ve ölülerin sevebileceği bir yazarın kitabını okuyorsanız eğer; hele ki bir de &#8220;Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç&#8221; se elinizde tuttuğunuz kitap, bir sonun başlangıcına gelmişsinizdir demektir. Sonun başlangıcı diyorum; çünkü Cündioğlu böylesi bir düşünür için &#8220;ilk sözün bir sona kavuşmayacağını ve her neslin kaçınılmaz olarak &#8220;ilk sözün&#8221; kendi sözünü söylemekle kalacağını&#8221; bilmekte ve bu sebepten ötürü de, vedayla başlamaktadır kitabına. El-Vedayla&#8230; 
<br>
<br>Bu yüzden olsa gerek daha başlarken farklı bir öngörüyle yaklaşmış olduğumuz kitabın ilk sayfalarına; mütercim, mütefekkir ve münekkid Cemil Meriç &#8216;ten farklı bir savaşçı bulmayı arzulayarak başlıyoruz. Kendi göğünde tek yıldız olarak fildişi kulesinden bakan bir Meriç mesela&#8230; Öyle ya, farkındalıklar hep çizginin ötesindeyken yakalanır&#8230; Fakat çizginin karşısında olabilmek için de önce karşıda olabilmeyi göze almak gerekir. İşte &#8220;Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç&#8221; kitabı da, karşı olmayı göze alan bir savaşçının hayatını ele almaktadır.
<br>
<br>Evet, kitap ilk olarak Meriç&#8217;in başkalarının nezdinde var olabilme savaşıyla başlar. Cündioğlu da bu savaşın bilinmeyenlerine değinerek, bizlere çizginin berisindeki Cemil Meriç&#8217;i anlattır. Daha doğrusu fildişi kulesine giden taşlı yolların, geçilmesi gereken hafakanlarını dile getirir. Biten bir savaşın madalyalarından değil, bizzat savaşın kendisinden bahseder. Ve savaşın başladığı ilk anı ş ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=871-bir-mabed-savascisi-cemil-meric-ducane-cundioglu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mehmet Burhan</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 14:08:44 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin</guid>
	<title>Portakal Kızım Sadece Ben - Duran Çetin | Mehmet Burhan</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/38dbc5a5947dda8cf25e565043e962a4.png">Portakal kızım sadece ben Duran Çetin'in Portakal Kızım isimli romanının devamı niteliğindeki romanıdır. Romandaki karakterler değişmemiş ve bu romanında karakterleri aynı kişilerden oluşmaktadır.
<br>
<br>Kitabın akıcı üslubu ilk dikkat çekenler arasına girmektedir. Diğer dikkat çeken husus ise Duran Çetinin diğer kitaplarındada göze çarpan betimlemeleridir. Okuyucunun zihninde çok iyi bir şekilde canlandırmasını sağlamaktadır.
<br>
<br>Doğru ve yanlış ailelerin özelliklerini açık bir dille belirtilmektedir. Hakkına riayet etme konusunu ince ince işleyen yazar günümüz ailelerinden de örnekleriyle sunmaktadır. Aile yapılarının bozukluğunu çocuk terbiyesine dayandığını anlatan yazar, çocuk terbiyesini de nasıl yapılması gerektiğini göstermektedir.
<br>
<br>Ailelerin çöküş noktasını çocukların yetişme şekillerine dayanması ilginç gelebilir, ancak bir insan yedisinde neyse yetmişinde de öyle olur atasözü bize yoldaş olmaktadır. İslam dininin üzerine titrediği çocuk terbiyesi, günümüz şartlarında her ne kadar zor olsada bizler müslüman olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmekle mükellefiz.
<br>
<br>Yazarın üzerinde durduğu konuda aile düzeninde çocuktan başlanmalı konusu ele alınmaktadı ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=870-portakal-kizim-sadece-ben-duran-cetin">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Bilal Can</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 12:05:27 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim</guid>
	<title>Yenilmiş Asilere Çiçek Verelim | Bilal Can</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e88c70e1b686a8ca633769f39344cb92.jpg">Date i fiori ai ribelli vinti*
<br>[bir İtalyan halk şarkısından]
<br>
<br>Biz kendi ayaklarımızla çölü geçtiğimizde çölün tuzunu ayaklarımızdan dudaklarımıza kadar hisseden insanlarız. Hissederiz çünkü ayakkabılarımıza dolan çöl kumlarını metropollere, tünellere, bazilikalara, gökdelenlere taşırız. Ayakkabımızdaki kum nereli olduğumuzun göstergesidir. Bu kum bir kimliktir, modern dünyada sahip olunan bir çok kimlikten biri de taşıdığımız o toprağın nasıl ve nereye ait olduğunun açıklanmasıdır.
<br>
<br>Bugün sosyolojik kavramlarla açıklanan kimlik, etnisite insanın yazılı olmayan fakat bir ömür üzerinde taşıdığı yaftalardır. Etiketlerimizin konuştuğu bir dünyada kendi künhümüze cevval bir söz beslemişsek bizi aidiyet pasajında belirgin kılacak olan budur. Şair &#8220;yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır&#8221; demişse ait olduğumuz topraklarda yenilmenin kutsal bir anlama vurgu yaptığını da beyaz sayfalara yazmalıyız. Yengi, yenmek, yenilmek bütün kelimelerin kökündeki asıl maksat muradın insan üzerindeki etkisidir. Yani yenilgiden murat aslında bir zafere giden yoldur. Biz bu yüzden buna niyet edip niyetlerin bizim üzerimizdeki sağanak haline şarkılar söyleriz.
<br>
<br>Doğulu olmak, doğudan olmak, haritanın sağ tarafına düşen kısımda yer almak. Nihat Genç Doğu Konferansında d ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=868-yenilmis-asilere-cicek-verelim">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Hüseyin Sultanoğlu</dc:creator>
	<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 12:04:21 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler</guid>
	<title>İslam Şehirleri Üzerine Makaleler | Hüseyin Sultanoğlu</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b42887e68450abbb68f39cfe6964f966.jpg">Coğrafik yapılar ile orda yaşayan insanlar arasında bir bağ oluşur ve bu bağın sonucunda medeniyet kavramı doğmuştur. İslam, hicretten sonra medeniyet oluşturma sürecine girmiş ve gün geçtikçe bu medeniyetin ürünü şehirler oluşmuştur. İslam şehirlerinin kuruluşları nedenleri ve tecrübeleri bakımından geleneksel olarak bazı gruplara ayrıştırılıp bu gruplar baz alınarak incelenirler. Kitabın önsözünde bahsedildiği gibi bu ayrıştırmalara kısaca değinecek olursak;
<br>
<br>1. Müslümanlar tarafından planlı ve düzenli olarak inşa edilmiş kentler; Medine, Vasıt, Bağdat, Tahert&#8217;i örnek olarak verebiliriz. 
<br>
<br>2. Müslümanlar tarafından kurulmakla birlikte kutsal bir kült merkezli inşa edilen kentler; Kerbela, Necef, Meşhed, Mezar-ı Şerif bu gruba örnektir. 
<br>
<br>3. Müslümanlar tarafından askeri mülahazalarla kurulmuş kentler. 
<br>
<br>4. Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra dizayn edilen kentler. Bu kentler kendilerine ait özelliklere sahip olmalarına rağmen Müslüman hakimiyetinden sonra İslam kentleri özelliğini belirgin şekilde gösteren kentler. 
<br>
<br>5. Karargah veya ribat iken şehre dönüşmüş olan kentlerdir. (syf:9)
<br>
<br>İslam medeniyetinin ilk şehri olan Medine kelime kökü bakımından bir çok anlamlara gelir. Medeniyet kelimesiyle aynı köke sahip olan Medine &#8216;deyene&#8217; kökünden türemiştir. Bu kavramdan türemiş olan ilk kelime &#8216;din&#8217; dir. Bu da medenileşme yolunun dinden geldiğini apaçık göstermektedir. Bu kökten türetilmiş olan bir başka kavram ise &#8216;ed-Deyyan&#8217; yani Tanrı&#8217;dır. Kelime anlamı olarak &#8216;ed-Deyyan&#8217; idare etme yönetme manalarına gelir. 
<br>
<br>Buradan türetilen sözcüklerden bir başkası ise köle yada kul anlamlarına gelen &#8216;el-Medin&#8217; dir. Köleye neden medin dendiğine gelince; bunun nedeni bir güç ve otorite karşısında boyun eğmesi veya güç sahibinin gücünü benimsemesi olsa gerektir. (syf: 18-19)
<br>
<br>Bu kavramlardan türetilen sözcüklerden bir başkası ise şehir anlamına gelen &#8216;Medine&#8217; dir. Medine kavramının &#8216;medin&#8217; sözcüğünün müennesi olduğu ve cariye anlamına geldiğini söyleyenlerde vardır. 
<br>
<br>Bu kavramları göz önünde bulundurursak varacağımız sonuç ed-Deyyan ile Medin ilişkisinin tezahürü olarak medeniyetin oluştuğunu farkederiz. İslam medeniyeti bu döngüsel yapıya sahiptir. Merkezde ed-Deyyan dış halkada ise Medin bulunur. Bu kavram varlık silsilesinin tamamının, Allah&#8217;ın etrafında bir döngü oluşturduğunu izah etmektedir. Merkezi bir kavram olan ed-Deyyan&#8217;ı bu döngünün içerisinden söküp aldığınız zaman varlık silsilesinin intizamının bozulacağına ve çökmesine sebebiyet verecektir. Günümüzde bir çok modern şehirde bunu görebiliyoruz. Modern insanın merkezi yapılanmada varlıksal boşluktan ötürü buhranlar geçirdiği ve bu buhranın modern çağın yaygın hastalığı olduğu aşikardır. Medin, bir taraftan kulun ed-Deyyan&#8217;a karşı acizliğini ifade ederken diğer taraftanda döngünün bir parçası olduğunu, tam bağımsız olmadığını özgürlüğünün bir yere kadar olduğunu belirtmektedir. İnsanın  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=869-islam-sehirleri-uzerine-makaleler">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Yakup Çak</dc:creator>
	<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 11:30:58 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort</guid>
	<title>Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort | Yakup Çak</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/dfead3794f4b5014b2f9edd74c448f2d.jpg">İnsanlık tarihinde, her zaman olağan üstü güçlerin ayrı bir gizemi vardır. Ve neredeyse bütün zamanlarda, büyücülük, sihirbazlık olagelmiştir. Günümüzde de sıklıkla duyduğumuz bu kavramların, ne kadar bilimsel olduğu hala gizemini korumaktadır. Bu silsile içinde, geçmişten günümüze gelen ve hala canlılığını koruyan bu konuların, daha çok zaman gündemde kalacağı da su götürmez bir gerçektir. 
<br>
<br>Georgi Gürciyev&#8217;de büyücüler silsilesinin bir halkasını oluşturmaktadır. Öncelikle Georgi Gürciyev kimdir, bir tanıyalım. 
<br>
<br>Georgi Gürciyev, kesin olarak bilinmemekle birlikte 1873&#8211;77 yılları arasında, o dönemde Rus İmparatorluğu&#8217;na bağlı Batı Azerbaycan&#8217;ın (günümüzde Ermenistan sınırları içindeki) Gümrü vilayetinde doğdu. Yunanlı bir baba ve Ermeni bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Georgi, bölgedeki gayrimüslimlere Gürcü denilmesinden dolayı Türkler (ve daha sonra Ortadoğu ve Orta Asya&#8217;daki tüm Müslümanlar) tarafından Gürcüzâde olarak adlandırılmış, Rus pasaportunda Gürciyev olarak kaydedilmiştir. 1877&#8217;de Kars&#8217;ı işgal eden Ruslar, burayı Ermeni, Rum, Süryani ve çeşitli Slav halkalarından insanları yerleştirerek Müslüman nüfusun sayısını azaltma girişiminde bulunurlar; bu göç kapsamında Gürciyevler de Kars&#8217;a yerleştirildi ve Georgi çocukluğunu bu şehirde ve daha güçlü bir Ortodoks kültürü etkisinde geçirdi. Babasının onu bir hekim papaz olarak görme arzusuna rağmen, Ermeni-pers mitolojisine dayanan Sarman kardeşliği örgütüne katılarak &#8220; kadim bilgi arayışı&#8221; için uzun bir Ortadoğu ve Kuzey Afrika gezisine çıktı. 
<br>
<br>Gürciyev&#8217;in, uzun bir dönem (neredeyse 15 yıl) Müslüman coğrafyada aradığı şeyin yalnızca &#8220; kadim bilgi&#8221; olması ihtimali, kulağa hoş gelmekle birlikte ikna edici değildir. Bu kitapta yer alan her iki çalışmada, Gürciyev&#8217;in hayat hikâyesinin en karanlık çağı olan bu on beş yıllık döneme ışık tutmaktadır; Perry, Gürciyev&#8217;in aslında bir Rus ajanı olduğu iddiasına yer vermektedir ki onun özel olarak yetiştirilmiş olması da bu iddiayı güçlendirmektedir. Ayrıca, seyahate çıkmadan önce Rusya destekli Girit İhtilali&#8217;nde Megali İdea savunucusu olarak savaştığını ve yaralandığını da göz ardı etmemek gerekir. Lefort tarafından tespit edilen Gürciyev&#8217;in Müslüman coğrafyadaki bağlantı noktaları, belki bu seyahatlere meşruiyet kazandırma çabaları şeklinde değerlendirilebilir; fakat Gürciyev, bu seyahatlerde sadece başkaları için değil, kendisi için de gerekli bilgilere ulaşmış gibi görünmektedir. &#8220; intisap&#8221; ettiği her &#8220; mürşit&#8221;den öğrendiği simya, farmakoloji, hat, müzik ve raks gibi geleneksel sanat ve beceriler sayesinde hem belirli bir maddi zenginliğe ulaşmış, hem de bunları ilerleyen dönemlerde (özellikle Avrupalı) insanları etkileme teknikleri olarak kullanmıştır.
<br>
<br>Kitabın birinci bölümü ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=867-gurciyev-ve-gizli-ustatlari-sufizmi-kullanan-modern-akimlar-whitall-n-perry-rafael-lefort">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferit Genç</dc:creator>
	<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 10:44:28 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu</guid>
	<title>Şayenler: Kızılderili Bir Kabilenin Öyküsü | Ferit Genç</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/ce58ae1e940a39ae2dffba074931175a.jpg">&#8220;Dağların Sonuna Gittim; Arkadaşım Olmayan bir şey bulamadım&#8221;
<br>
<br>Şayenler, Kızılderili bir kabilenin yaşamlarının en ince detayına kadar anlatıldığı bir sosyolojik saha çalışmasıyla yapılan bir öyküdür.
<br>
<br>Bu çalışmadaki Şayenler; 1840-1860 periyodunun yerleşimci halk olarak topraklarını satın alma önceliğine sahip oldukları halde bu haktan mahrum edilen, Birleşik Devletler askerlerinin zorbalıkla kendilerine boyun eğmeye mahkum ettikleri, beyaz avcıların yaban sığırlarının kökünü henüz kadıdıkları yıllarda yaşayan Şayenler'e dayanmaz. Çalışmaya konu olan Şayenler henüz özgür ve göçebe avcı kültürüne adaptasyonların zirvesinde oldukları oldukları dönemde yaşayan Şayenler'dir. Bu nedenle kitap, &#8220;etnografik zaman&#8221; kavramıyla yazılmıştır. Bunun anlamı, anlatıların bugüne ait olmadıkları halde betimlemeli olarak şimdiki zaman dilimiyle anlatılmış olmasıdır. (önsözden)
<br>
<br>Şayenler, Mississipi nehrinin batısından, kayalık doğusuna kadar uzanan açık düzlüklerdeki geniş ovalarda yaşayan batı kızılderili kabilelerinin en önemli soylularından biridir. Şayenler, Cheyenne ulusu olarak adlandırılan Sotaeo&#8217;o ve Tsitsistas adlarındaki iki kabilenin birleşmesinden oluşmuştur. Tsitsistas "Yürekli insanlar gibi" anlamına gelirken; Sotaeo'o kelimesinin kesin bir tercümesi yoktur.
<br>
<br>İki bölümden oluşan kitapta ilk bölümü Şayenlerin geleneklerinden olan ok yenileme (canlandırma),
 güneş dansı ve massaum (aykırılık) veya hayvan dansını anlatmaktadır. İkinci bölümde ise Şayenlerin sosyal yapıları ve geçim ve savaşçı özelliklerinden bahsedilmiştir.
<br>
<br>Çok titiz bir çalışmadan geçirilen ve eserde yazarın bizzat saha çalışması yaparak Şayenler hakkında her türlü toplumsal yaşamlarına dair gözlemlerini aktarmıştır. Yer yer bazı Şayen halklarının ağızlarından da hikâyelere yer verildiklerini görebiliriz.
<br>
<br>Bilindiği üzere Kızılderilerde ok ve danslar çok önemli ritüellerini oluşturmakta ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=866-sayenler-kizilderili-bir-kabilenin-oykusu">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Ferhat Özbadem</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:24:25 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna</guid>
	<title>Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna | Ferhat Özbadem</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/e310071f89f37117f984af376bee2338.jpg">Varlığın içinden çıkamadığı en girift konuların başında gelir. İnsanın bir şekilde inandığı fakat anlam dünyasında netleştiremediği bir konu. Hakkında bilginin çok olduğu lakin doğru bilginin az olduğu bir alan. Gerekliliği olmazsa olmaz olan fakat uğraşı cüret gerektiren bir mevzu. Her varlığın kendisine doğru yol aldığı halde bir kısım varlığın kendisinden bihaber olduğu hakikat. Kendisi tanındığında-anlaşıldığında var olanın anlam bulacağı Allah&#8217;ın (cc) bilinmesi-tanınması-anlaşılması konusu. Kim ki, bilir Allah&#8217;ı o bilmiştir her şeyi, kim ki bilmez Allah&#8217;ı o bilmemiştir hiçbir şeyi.
<br>
<br>Allah&#8217;ı bilmek-tanımak-anlamak zor iştir; fakat bütün külfetlere, bedellere verilen çabalara değecek bir iştir aynı zamanda. Bu işin farklı yolları vardır; fakat en sağlam yolu Allah&#8217;ı Allah kelamı ile tanımaktır. Hak olanı Hakk&#8217;tan öğrenmek asıl marifet kapısı olsa gerek. Hakkı bilmek ise marifetinde kendisi...
<br>
<br>Anlam bilinmeden manaya nüfuz etmek mümkün değildir. Kainatın her bir zerresinin kendisini tesbih ettiği (ki bu tesbih durumu, kainatın her zerresinin Allah&#8217;ı tanıdığının ve itaat ettiğinin ispatıdır) Allah (cc),
 insanın bilgi dünyasında en hususi yerde durur. İnsan için bundan daha kıymetli bir bilgi yoktur. Bu bilgi, insanı Allah&#8217;ı sevmeye, Allah&#8217;a itaat etmeye ve Allah&#8217;a hizmet etmeye yönlendirir. Var olan ne varsa Allah&#8217;tandır. Madem her ne var ise Allah&#8217;tandır, insanın sevgisi, itaati ve hizmeti de Allah&#8217;tandır.
<br>
<br>İnsan, Allah&#8217;ı tanımaya-anlamaya çalışırken Kur'an&#8217;dan beslenmelidir. Kur&#8217;ân&#8217;a göre Esma-i Hüsna çalışması Kur'an&#8217;dan beslenen bir kitap. Tevhid akidesinin ilk maddesi ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=865-kurana-gore-esma-i-husna">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Mustafa Atalay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:21:01 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci</guid>
	<title>Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek - Senai Demirci | Mustafa Atalay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/6adf16ef1ca0c099e40cba1a086d286c.jpg">Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/ gönle sahip olduğunu hatırlayıp, zamanın geçmişliğini hayatın kalıbına pişmanlık olarak dökmekti. Yaşamak, kendini arama-bulma arasındaki ince bir çizgide var oluşunu anlamlandırma ameliyesiydi...
<br>
<br>Yaşamak hayatın Yusuf&#8217;u olduğunu fark etmektir Demirci&#8217;ye göre. Kıssaların en güzelini en güzel olman için anlatması ondandır. Düştüğün dünyanın, düşmekle birlikte düşürdüğün/düşürülen dünyanın kalkması için bir uyandırma busesidir bu kıssa. Bu yüzden züleyhanın aşkına kurban edilmemesi gerekir bu kıssanın. Aşk masallarının, hikâyelerinin konusu olmaktan çıkmalı, düşürüldüğü derin uykudan uyandırılmalı Yusuf kıssası. U/yanmalı, yakmalı, akmalı yeniden...
<br>
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin berrak sularında yıkanmaya varım çığlığı... 
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin kuşatıcı yangınına girmeye hazırım çığlığı...
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221; gam ve kederin Yusuf&#8217;a uyanmasına ben de uyanmaya hazırım çığlığı...
<br>
<br>&#8220;Ya esefâ!&#8221;ların çokluğuyla övünmezdi kimse. Huzur ve konfor isteği kuşatmışken kalbini, &#8220;ya esefâ!&#8221;lar kabrin oluyordu seni uyandıran. Tutkunun şehvetli kollarından alıyordu seni ve yakîn bir bilginin engin yamaçlarına götürüyordu. Ah keşke bilseydin! Her &#8220;ya esefâ&#8221; bir gün bileceğin bir güne birikiyor demekti. O gün hesaba çekileceğin &#8220;ya esefâ!&#8221;ları bir düşünsene... Düşünemediğin her  ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=864-uc-yusuf-uc-ruya-uc-gomlek-senai-demirci">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
<item>
	<dc:creator>Zehra Erbay</dc:creator>
	<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 13:06:38 +0200</pubDate>
	<link>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz</link>
	<guid>http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz</guid>
	<title>Bir Neslin öncüsü Celal Hoca - Hüseyin Yorulmaz | Zehra Erbay</title>
	<description><![CDATA[<img align="left" height="170" src="http://www.kitaphaber.com.tr/_images/b5f185c07c544470f966a108d3789bd5.jpg">Gerçekten kimdir bu unutulmuş meşhur bir meçhul?
<br>Yoksa sis perdeleri arasında bırakılmış meçhul bir meşhur?
<br>
<br>Meyveleri 70 sonrasında gün ışığına çıkan bir neslin öncüsü Celal Hoca. Çoğu zaman soyadı kullanılmadan anılmış Mahmud Celaleddin Ökten. Vefatından elli yıl sonra portresiyle tanışıyoruz merhum ve merhun Celal Hoca&#8217;nın.
<br>
<br>Yıllar yılı böyle münevver bir şahsiyeti tanımaktan mahrum edilmişiz doğrusu.
<br>
<br>&#8220;Belli ki yarım asırdan beri filmin bir yerinde kopukluk var. Kurucusu olduğu okulları, öncüsü olarak yeni bir devrin nesline örnek olması gereken Celal Hoca bugüne kadar anlaşılmaz bir şekilde ihmal edilerek unutulmaya terk edilmiş. İşte ömrünün yarısını Osmanlı döneminde diğer yarısını da Cumhuriyet yıllarında yaşamış benzeri az bulunan bu insan yeniden gündemimize giriyor. Daha doğrusu yarım yüzyıl öncesinin kurak ikliminde inanılmaz çabalar gösteren Celal Hoca ve arkadaşları gündemimizi belirliyor. Umuyoruz ki geçmiş elli yıl Celal Hoca için bir vakti merhun olsun ve rehin alınmış bu süre tamamlanmış bulunsun.&#8221;
<br>
<br>1882 Trabzon doğumlu olan Celal Hoca üç kuşak şehrin merkez camiinde imam ve hatiplik yapan bir aileye mensup. Çocuk denecek yaşta annesinin yatarken kulağına okuyarak ezberlettiği Kuran&#8217;ı kerim ve diğer dini ilimleri okuyarak yetiştirilir. Keskin zekâsı ve müthiş hafızasıyla istikbal vadeden bir öğrencidir
<br>
<br>5 yaşında babasını ardından birkaç yıl sonra annesini ebediyete uğurlar. Bundan sonraki hayatında istikbali hakkında karar verecek ve onu yönlendirecek kimse bulunmadığından kendi kararlarını kendisi vermek durumunda kalır.
<br>
<br>Ve bir gün manasını anlamadan okuduğu Kur&#8217;an karşısında duyduğu üzüntüyle şöyle dua eder: &#8220;Ya Rabbi! Eğer bana bu kitabın dilini anlamayı nasip edersen, ölünceye kadar senin dininin dellâlı olacağım&#8221; ve duası kabul olunur.
<br>
<br>Uzun yıllar İstanbul&#8217;da devam eden tahsil hayatı kimi zaman maddi sıkıntılar kimi zaman dönemin siyasi karışıklığı sebebiyle kesintiye uğrasa da nihayet darülfünundan mezun olur.
<br>
<br>Mezun olduğu yıl 1912 de maarif vekâletinin İstanbul&#8217;daki okullarda ders vermek üzere Arabî muallimliği için açtığı imtihana girer ve sınavı ikincilikle kazanır. Artık İstanbul sultani ...<br><br><a href="http://www.kitaphaber.com.tr/detay.php?id=863-bir-neslin-oncusu-celal-hoca-huseyin-yorulmaz">Yazının Devamı &raquo; &raquo;</a>]]></description>
</item>
	</channel>
	</rss>
