Filozoflar ve Kralların Ölüm Dansı

Filozoflar ve Kralların Ölüm Dansı

Filozoflar ve Kralların Ölüm Dansı

22.09.2020 - Ayşe Bağca
Filozoflar ve Kralların Ölüm Dansı

Yılların verdiği paslanmışlıkla, biraz da böylesi bir eserin tahlilinde doğru kelimeleri sıralamanın zorluğunu sezinleyerek uzun bir süredir elim kaleme gitmiyor. Yazma gereksinimi bir ihtiyaç olarak beliriyor ve yazının o gizemli dünyasına icabet etmek için kapıları aralıyorum, ta ki o ilk kelimeyi, o ışığı keşfedinceye kadar. İlk kelimenin peşine takılıp, zihnimdeki ve hayalimdekileri birbirine ekleyerek ilerliyorum, bu bilinmez bir yolculuk, sonunu bilemediğimiz, aslında bilmek için bir çaba da sarf etmeden sadece bu büyülü serüvenin aksiyonuna kendimi bırakarak ilerliyorum. Elbette ki zihnimde yol haritaları, levhalar, uyarı ve ikaz lambaları mevcut. Bir kitabın düşündürdükleri ile aralıyorum çünkü o kapıyı ve serüven o kitabın, bitişi ile bende tekrardan neşet ediyor.

“Kitaplar ne için vardır ve hangi kitaplar okunmalıdır?” kabilinden bir soruyla başlamak istiyorum. Elbette görecelidir bu. Fakat abur cubur mahiyetindeki yazınsal ürünle ruhu ve zihni doyuran bir ürün arasında farklar olmalıdır. Bilgi bir kitap için yeterli unsur değildir. Bilginin yanında doğru üslup, dile hâkimiyet ve o tınıyı senkronize edecek yazma kabiliyeti gerekmektedir.

Elimizde sevgili Hasibe Çerko’nun “Us Lekesi” ve bir diğer adıyla “filozoflar ve kralların ölüm dansı” eseri bulunmaktadır. Hasibe Çerko bu eseriyle yazarlık hususunda çıtayı fazlaca yükseltmiş olup dili kullanma gücü ve bilgiyi metne işlemesi bakımından muazzam bir noktaya ulaşmıştır.

Felsefeci kimliği ile bildiğimiz yazar, “Us Lekesi” ile muazzam bir okuma ziyafeti çektiriyor bize. Tarihte yaşamış olan on yedi şahsiyeti mitolojik eksende kaleme alarak, sağlam bir bilgi birikim temeli ile öykü penceresinden son anlarına şahit kılmıştır okuyucuyu. İmgenin ve mitsel dokunun yoğunluğu, okurken gözümüzü korkutsa dahi Hasibe Çerko, velüt bir kalem olarak üst perdeden dokunuşlarla yazının üst sınırlarında geziniyor. Onu hakkıyla anlamak onun geçtiği yolları bilmekle mümkündür. Belirli bir birikimle Çerko’nun öykülerine giriş yaptığınızda bu birikim yoğunluğu karşısında hayretler içerisinde kalabilirsiniz.

Öyküye felsefe anaforlarıyla başlayıp mitsel kurguları eklemlediğimizde iki olasılıkla karşılaşmamız mümkündür. Ya saçmalarız ya da olağanüstülüğü yakalarız. “Us Lekesi” bu anlamda olağanüstülük yolunda ivme almış başarılı bir anlatım biçimini yakalamış bir eser olarak karşımızda durmaktadır. Bilginin kelime oluşu, kelimenin ahenk bulması, ahengin de sırlı perdeler arasından sunulması bu kitap için yapılabilecek yerinde bir tanım olacaktır.

Yazarın öykü ile sarmaş dolaş olan iç dünyası; kâh öykü kahramanların sorduğu sorularla, kâh onların son anlarındaki iç hesaplaşmalarının kurgusuyla zihninizde duyduğunuz haz ile bir bilgelik kitabını elinizde tuttuğunuz hissini size iliklerinize kadar yaşatacaktır. Kadim kütüphanelerin rafları arasındaki ruhunuzu dolduracak olan bilgelikten haber veren o kitap elleriniz arasında duruyor olacaktır. Öyküler arasında gezinirken -her biri birbirinden benzersiz- kitap içerisindeki bir öyküyü gerçekten titreyerek okuduğumu itiraf etmeliyim. “Nietzsche Tapınağı” isimli öyküde imgelerle bir iç hesaplaşmanın, ölümle insanın ünsiyetini harika bir anlatı ve diyalogla müşahede ediyoruz. “Nietzsche! Bu dağın, ormanın ve çölün hâkimi, şehrini terk etmiş de nereye gidiyorsun.”

Öykülerdeki diyaloglar, anlatılar ve tanımlamaların dışında tarihte yaşamış ve mücadeleleri ile var olmuş bu şahsiyetlerin hayatlarının daha detaylı araştırılması adına da bir merak uyanıyor okurda. Aslında tam burada bir kitap misyonuna ulaşıyor ve okuyup kapağını kapattığınızda sayfaları arasında kalmayıp yeniden harekete geçmek için bize yön veren bir klavuz oluyor.

Hasibe Çerko
Us Lekesi
Hece Yayınları
135 Sayfa

Ayşe Bağca - 22.09.2020

,

2224

Ayşe Bağca Hakkında

Ayşe Bağca

1983 Haziran ayında doğdu. Yüksek öğrenimi Cumhuriyet Üniversitesinde başladı ve şuan Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji porogramıyla devam ediyor. İlk yazıları 2001 yılında Yitik Düşler dergisinde yayınlandı. Zaman içerisinde çeşitli dergi ve edebiyat sitelerinde yazdı. Yolcu Dergisi ve Kitap Haber'le yoluna devam ediyor. Şiir yazdığına dair bazı rivayetler var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin