Fizilali İman

Fizilali İman

Fizilali İman

26.10.2015 - Ferhat Özbadem
Fizilali İman

İman konusu ile ilgili olarak giriş kitabı olarak nitelendirilebilecek bir eser. İman konusunda asırlardır tartışılan konuları içeren eser genel olarak ehli sünnet çizgisinde bir yaklaşım takip etmek ile birlikte bazı konularda selef çizgisinin görüşlerini ön plana çıkarmaktadır. Dil sade ve çevirisi iyi yapılmış bir eser.

 Halidi, düşünce ve fikir olarak Şehid Seyyid Kutub’un varisi olarak görülen bir alimdir. Tefsir tarihi ve Kur’an ilimleri üzerine yoğunlaşan bir alimdir. Sahabe cihadından tablolar, Müslümanın temel prensipleri, Kur’an öyküleri, Kur’an’la iletişim nasıl kurulur adlı diğer eserleri de Türkçeye tercüme edilmiş olan müellif Ürdün Şeriat Fakültesi Öğretim Üyesidir.

 Müellif eserde ele aldığı konuları ilmi bir usul ve selef yöntemi ile kaleme almıştır. Misal olarak İman kavramının tanımı ele alınırken ilgili ayetler, sahih hadisler, sahabe yaklaşımı ve ilk dönem alimlerin konu ile ilgili görüşleri sırası ile verilmektedir. Kavram ile ilgili yorum yapmaktan ziyade kabul ettiği beğendiği yorumları ön plana çıkarmaktadır. İman ve emniyet ilişkisi üzerinde uzunca duran müellif özet olarak iman olmadan emniyetin olmayacağını beyan ediyor.

 Tarihsel süreç içinde tartışıla gelen ve günümüzde de ihtilaf konusu olan İmanın hakikatinin ne olduğu sorusuna cevap aranırken ilgili bütün görüşler verildikten sonra kendisinin de kabul ettiği görüş öne çıkarılmaktadır. Bu konuda geçmişten günümüze bir kısım ekoller imanın sadece kalbi tasdik olduğunu, bir kısım ekoller kalbi tasdik ile birlikte dil ile ikrar olduğunu bir kısım ekoller ise tasdik ve ikrar ile birlikte amel ile ispatın da gerektiğini savunmuşlardır. Müellif selefin görüşü olan tasdik, ikrar ve amelin gerekliliği fikrini öne çıkarmaktadır. Bu bölümde önemli bir ayrıntı dikkatimizi çekiyor. Aslında mutezile ekolünün de selef ekolünün bu görüşü gibi düşündüğünü fakat farklı olduğunu işliyor müellif. Şöyle ki; mutezile tasdik, ikrar ile birlikte amelin de olması gerektiğini amelin imanın sıhhat şartı olduğunu öne sürerken selef ekolü amelin kemal şartı olduğunu savunmuştur. Bu konuda özet olarak şunu ifade edebiliriz: İman Salih amel işlemeyi gerektirir. Bir bütün olarak ameli terk etmek imanın varlığına şüphe düşürür. Bir kısım amellerin terki ise imanın zayıflığına delalet eder

 Kitapta Kur’an’da iman ile ilgili ayetler bir bölümde müstakil olarak veriliyor. Okuyucunun iman kavramı ile ilgili Kur’ani vukufuyeti bu vesile ile daha da kolaylaşıyor. Kur’an’da iman kavramının hangi anlamlarda kullanıldığı bu vesile açıkça anlaşılıyor. İman ve İslamın aynı mı farklı mı olduğu konusu üzerinde durulurken müellif iman ve İslamın farklı kavramlar olduğunu savunuyor. Bu konuda ilgili ayetleri verdikten sonra hadisler izaha çalışıyor. Aslında bu konuda ihtilaf eden tarafların ikisi de aynı fikri farklı şekillerde söylemektedirler. Tanımlamaların farklı olması başka konulardaki görüşlere zemin hazırlaması açısından ele alınıyor.

 Kitapta ilgimi çeken ve şaşırdığım bir başlık var. İman ve akide başlığı. Akide kavramının sonradan çıkan bir kavram olduğu Seyyid Kutub’un ise iman ve akide yerine İslam tasavvuru/düşüncesi kavramını öne çıkardığını ama olması gerekenin iman kavramını kullanmak olduğunu ifade ediyor müellif. Aynı şekilde iman ile ilgili farklı yaklaşımlar eleştirilirken imanın sadece teorik ya da nazariye olmadığı hayata değen bir yanının olduğu kalbi ve ameli yönünün olması gerektiği ince ince işleniyor. Bu kısımda müellifin Seyyid Kutub görüşlerinden etkilenme oranının çok yüksek olduğu açıkça görülmektedir. Bu konudaki görüşlerinin Yoldaki İşaretler adlı eserde daha derinlemesine ele alındığını söyleyebiliriz. Aynı şekilde Seyyid Kutub’un İslam düşüncesi adlı eserinde bu konularda çok derin analizler yaptığı da bakıldığında görülecektir.

 İmanın rükünleri konusu klasik ehlisünnet bakış açısı ile işlenmekte. Kur’an’da müminlerin özellikleri ile ilgili ayetler müstakil olarak verilmekte. İmanın bir nimet olduğu aynı zamanda imanın bir ziynet olduğu konusu işlenmektedir.

 Eserde müellifin görüşlerine katılmadığımız birkaç husus olduğunu özellikle ifade etmeliyim. Misal olarak müellif imanın bir kader işi olduğunu savunmaktadır. Bu görüş zorlama bir görüştür. İman kişinin iradesi ile ilgilidir. İlgili ayetlere bakıldığında insanın kendi hür iradesi ile ya iman ettiği ya da inkarcı olduğu görülecektir. İman etmek veya inkar etmek konusunda ilahi bir müdahalenin olmadığı ayetlerde görülmektedir. Şayet iman etmek veya inkar etmek kişinin kaderinde olan bir mevzu olsa inkar edenlerin hesap gününde itiraz etme hakkı ortaya çıkacaktır. Hatta bu minval üzere ve benzeri itirazlar öne süren inkarcıların durumunu izah eden ayetlerde bu itirazlarına cevap verilmektedir. Tabi bu konuda polemik olmaması için kader kavramının içeriği/anlamı belli bir çerçevede ele alınmalıdır.

 Salah Abdulfettah el Halidi

Buruc yayınları

Ferhat Özbadem - 26.10.2015

,

2160

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin