Furkan Yılmaz İle “Nikâh Medeniyeti” Üzerine Bir Söyleşi

Furkan Yılmaz İle “Nikâh Medeniyeti” Üzerine Bir Söyleşi

Furkan Yılmaz İle “Nikâh Medeniyeti” Üzerine Bir Söyleşi

30.06.2017 - Fatih Pala
Furkan Yılmaz İle “Nikâh Medeniyeti” Üzerine Bir Söyleşi

Daha önce, “23 Hadis”, “Düşündüren Hikâyeler”, “Vahyin Aydınlığında Tavsiyeler”, “İmtihanın Adı Yusuf ile Züleyha”, “Allah’a Zaman Ayırmak”, “Hepimiz Söz Vermiştik” kitaplarıyla kendisini okuyucusuna tanıtan Furkan Yılmaz ile Mayıs 2017’de Çıra Yayınları arasından çıkan “Nikâh Medeniyeti” isimli yeni kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Malatyalı olup yıllardır Kayseri’de yaşayan Furkan Yılmaz, Kayseri’deki Mirac Kültür Merkezi’nin onursal başkanlığını yapıyor. ‘90’lı yıllarda “Mirac” isminde aylık periyodlarla ilgilisine ulaştırdıkları bir dergi çıkardı. Hafızam beni yanıltmıyorsa bu dergi, toplamda iyi yıl, yani 24 sayı çıkmıştı. Çalışmalarını genelde Kur’an ve Sünnet merkezli oluşturmaya çalışan Yılmaz, edebî yazmaya da dikkat ediyor.

Günümüz için büyük önem arz eden nikâhlı yaşamayı, helal dairesinde hayat sürmeyi işaret eden bu güzel çalışması ekseninde yaptığımız söyleşiyle sizi baş başa bırakalım. Buyurun:

Sanırım okuru ile buluşan yedinci kitabınız oldu bu, hayırlı olsun.

Evet, hamd olsun. Şimdiye değin 7 kitabım oldu okuyucusu ile buluşan. Son kitap bu: Nikâh Medeniyeti...

Neden bu isim ya da başlığı tercih ettiniz, diye sorsak?

Adı konulmamış elimizden çıkıp, kaybolmaya yüz tutmuş bir değer; Nikâh. Başka bir ifade ile itibarsızlaştırılan/itibarsızlaştırılmaya çalışılan; çok yönlü saldırıya maruz kalan inanç, kültürel ve insani bir değer de ondan.

Peki, bir fıkıh kitabı mıdır?

Hayır! İlmihal veya Fıkıh kitabı değil. İçerik olarak da hiç benzemiyor. Piyasada çok sayıda nikâhın fıkhını anlatan kitap var.

Hissettiğimiz kadarıyla evlilikte mutlu olmanın yolları diyebilir miyiz?

Bir rüzgârdır aldı başını gidiyor; evlilikte mutluluk, mutlu olmanın yolları, karı kocanın birbirini anlaması gibi... genelde Batı kaynaklı yazınların Türkçeleştirilmesi gibi bir şey bunlar... Benim çalışmam tamamen farklı... NLP değil...

Peki, “Nikâh Medeniyeti” kitabınız okuyucusuna neyi anlatıyor?

“Nikâh Medeniyeti” kitabım; iffetin birey, toplum ve devlet yaşamının sağlıklı ve uzun ömürlü olması için olmazsa olmazlarını anlatıyor. Mahremiyet, iffet, meşru evliliğin sonuçları ve şeytanın varlık nedeninin; iffetsizliği ve nikâhsızlığı yaygınlaştırmak olduğundan bahseder. Kitabım, vahiy eksenli sosyo-psikolojik bir çalışmadır.

Âdem ve Havva cennette yaşamlarını sürdürürken şeytanın onlara bir müdahalesi vardır. Şeytanın ilk müdahalesi. Bu müdahale ile birlikte ortaya çıkan sonuç, şeytanın hedeflediği bir sonuçtur; Âdem ve Havva ağaca yaklaşınca; aç mı kaldılar, yoksul mu düştüler, diplomaları mı alındı, ne oldu? Olan şey; Âdem ve Havva’nın elbiselerinin açılması yani çıplak hale gelmeleri. İşte şeytanın hedefi ve elde etmek istediği şey; çıplaklık, tesettürsüzlük, fuhuş ve nikâhsızlık... Âdem ve Havva tövbe etmişler ve korunmuşlardır. Ya Âdem’in çocukları... Şeytanın bu kirli girişimi ile iki medeniyet anlayışı ortaya çıkıyor. Yani şeytan, “fahşa”yı emreder. Bu emre uyan Kabil; peygamber ve aynı zamanda baba olan Âdem’e (as) karşı çıkar, insanlık tarihinde ilk olarak nikâhsız bir ilişkiyi başlatır. Bununla beraber ilk katil ünvanını alır. Ve böylece peygamberlerin inşa ettiği ‘Nikâh Medeniyeti’nin karşısında; Kabil’in temsil ettiği ‘Nikâhsız medeniyet’ algısının tohumları ekilir.

Peki, kitabınızın içeriğinden yola çıkarak, tarih boyunca nikâhsız bir toplum var olmuş mudur?

Tarih boyunca nikâhsız birey ilişkileri olmuştur. Ancak nikâhsız toplum görülmemiştir. Lut Peygamberin kavmi istisna. Lut kavmi, bir yaşam tarzı olarak nikâhsızlığı ve eşcinselliği seçmiştir. Kur’an’ın ifadesiyle kendilerinden önce hiçbir topluluğun yapmadığı çirkin şeyi. Bu çirkinliğe karşı Allah’ın cezası çok ağır olmuştur. Hiçbir kavme verilmeyen ceza, bu kavme verilmiştir; yerin dibine geçirilen ülke/ölü ülke.

Lut Peygamberin ülkesi Sodom Gomorra’nın bir benzeri İtalya/Pompei kenti. Aynı suç, aynı günah ve aynı ceza; dondurulan kent. Fuhşun en sapkın boyutu olan eş cinsellik, M.S. 70’li yıllarda Vezür yanardağının kül püskürtmesi ve külün taşlaşarak Pompei kentinin üzerine inmesi/yağması; toprak altına gömülen bir şehir; pompei. Lut kavmi ve Pompei, aynı suçun işlenmesi ve aynı cezanın alınması; hangi dönemde olursa olsa bu suçun cezası aynı.

“Kadın” konusuna gelecek olursak; kitabınız bağlamında ele aldığımızda, İslam’ın ve İslam dışındaki anlayışların, batıl inanışların gözündeki yeri nedir, neresidir kadının?

Kadın ya da zayıflar, her zaman için egemen güçlerin dolgu malzemesi ve zevk aracı olmuştur. Ancak vahyi yani Kur’an ve sünneti inanç ve yaşam tarzı olarak benimseyenler, bunun dışındadır. Tarihte, içinde şeytan var diye yakılan, mirastan yoksun bırakılan hatta insan olarak dahi kabul edilmeyen kadınlar; Yahudilerin sabah yemek dualarına “bizi kadın olarak yaratmadın hamd olsun tanrım” diye konu olmuştur. Hristiyanlık, Havva’yı “Âdem’i cennetteki yaklaşılması yasak olan ağaca yaklaştırdığı, günaha bulaştırdığı ve cennetten çıkmaya neden olduğı için” suçlu ilan etmiştir. Dolayısıyla kadınlar, Yahudi ve Hristiyan algısında insan vicdanında mahkûm edilmiştir.

Modernizm ve Batı’da kadın, anneliği ve saygın bir ailenin üyesi olması elinden alınmış ve zevk aracı haline getirilmiştir. Çünkü anne olan, evine, kocasına ve ailesine bağlı olan kadın, kolay kolay zevk aracı haline gelmez. Beyaz kadın ticaretine konu olmaz. Ayrıca bu gidişle kadın, Batı’da/seküler anlayışta terk edilen ve yalnız bırakılan bir nesne konumuna düşürülmekte/düşürülecektir. Eşcinselliğin yasal bir zemin bulması ve yaygınlaşması, önce kadınlar, sonra da erkekler için; zulüm aracı işlevini üstlenecektir. Sodom ve Pompeiler, pek yakında insanlığın kapısını çalabilir; tabi aynı şekilde bir helak ile...

Bekâr ve dul olarak yaşamak ve birden fazla evlilik konularında bizlere neler demek istersiniz?

Bekârlık ve dul olmak, nikâhsızlığı tetikleyen etkenler arasında sayılabilir. Özellikle dul olan kadın ve erkeklere bakış tarzı, tarihin hiçbir döneminde sağlıklı olmamıştır. Bu konuda binlerce kitap yazılmış ve film çevrilmiştir. Hikâye ve masallara konu olmuştur. Taciz ve tecavüze uğrayan kadınların çoğu, dul olanlardır. Bekârlık da buna yakın kabul edilebilir. Bu anlamda eş, sahip olmak demektir. Özellikle koca, sahip rolünü daha da çok üstlenmektedir. Üstelik cennette bekâr kimse bulunmaz.

İslam’ın 4 sayı ile sınırladığı çok evlilik, zina tehlikesini en aza indiren diğer faktörlerden birisidir. Özellikle savaş, deprem, felaketler sonucu ortaya çıkan kimsesizlik ve yoksulluğu aşmada birden fazla evliliğin önemi büyüktür. Birçok sorunu aşmada çok önemli roller üstlenen çok evlilik; Batı ilahiyatçıları ve sosyologları tarafından da gündeme getirilmektedir.

Kitabınızda okuyucunun ilk defa okuyacağı ve okuyunca da çok şaşıracağı, ilgi çeken, “bu noktaya özellikle dikkat edilmeli” diyeceğiniz bir yeri bizimle paylaşır mısınız?

Kutsal kitapların ortak emri/duruşu; “Zina etmeyeceksin!” kararlığıdır. Tüm peygamberlerin ortak davranışı ve onlara iman eden Müslümanların da davranış biçimi; zina etmeyeceksin! Kitapta, büyük seyyah İbn-i Batuta’nın bir gözlemine yer verdik; zina teklifinde bulunan kadının hilesinden kurtulmak için “kaşlarını tıraş” eder. Çok ilgi çekici bir konudur...

Son olarak neler söylemek istersiniz?

İhtiyaçlar boyutunda hayvanlarla insanlar arasında birçok benzerlik vardır. Beslenme, barınma, korunma ve üreme, bunlardan başlıcalarıdır. Ancak hayvanlarda nikâh akdi yoktur. Nikâh yoktur. Evlilik sözleşmesi yoktur. Nikâhsızlık eş cinselliği, ensest ilişkileri ve diğer sapkın yaklaşımları beraberinde getirecektir. Toplumun imha nedenlerinden birisidir nikâhsızlık... Yetim çocuklar, öksüz çocuklar ve dul, sahipsiz kadınlar; nikâhsızlığın sonucudur.

Neden nikâh? Çünkü nikâh, Allah’ın emridir.

Fatih Pala - 30.06.2017

,

706

Fatih Pala Hakkında

Fatih Pala

Gümüşhane/Köse doğumlu. 2003’ten beridir Kayseri’de ikamet etmektedir. 

Küçük yaşlarda başlayan okumaya olan sevgisi, şimdilerde, kimi yayıncıların kitaplarının tashihini ve editörlüğünü yapmasıyla daha da büyümektedir. 

"Genç Birikim" dergisinde ve "dunyabizim.com"da düzenli olarak yazmakta. Genellikle portre, deneme ve kitap tahlili türlerinde yazan yazarımızın Mayıs 2017'de Okur Kitaplığı'ndan "Gün Gün Rahmet İklimi - Ramazan ve Oruç" isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

Rüveyde Bera, Şüheda Vera ve Sümeyye Sena’dan dolayı Peygamber aleyhisselatu vesselam'ın cennet müjdesine nail olacağına inanıyor. 

E-mail: fatihpalafatih@gmail.com

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin