Gelin Tacı : Hasta Kalplerin İlacı

Gelin Tacı : Hasta Kalplerin İlacı

Gelin Tacı : Hasta Kalplerin İlacı

30.10.2013 - Merve Yüksel
Gelin Tacı : Hasta Kalplerin İlacı

Sonbahar gelir, yağmurlar yağar; çatıların saçaklarına pineklemiş kuşlar gibi hissedersin kendini… Sonra uzaklara dalar yüreğin, özlersin. Ekim; sararmış umutları göğe taşıyan sonbaharın yetim çocuğudur. Hangi dilde susmayı denesem, kelimelerin bitmeyen çöpçatan dengesi Ekim’de varlığını hissettirir. Her hafta tarihi bir camiyi ziyaret etmeyi planlamıştım. Bir 26 Ekim Cumartesisi Yavuz Selim Camii’ne doğru yol alırken adımlarım, sıradaki yağmur kuraklaşmaya yüz tutmuş kalbine gelsin dedi kalbimde bir his. Hz. Yavuz’un huzuruna Haliç’ten gelen sonbahar eşliğinde varırken Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin yanından geçtim. Ona selam verdim. Yirmi bir yaşında Efendimiz’in (sav)  müjdesine mazhar olan Koca Sinan’ın yanına girmeye utandım.

hangi yüzle geldin?” derse ne diyecektim.
Dünya bir padişaha kifayet edecek kadar vasî (geniş) değil” hitamında bulunan Hz. Yavuz’un huzuruna vardığımda, “Himmet!” dedi kalbim.
Gayret” cevabını verdi.
Üç asırlık yıkılmışlığıma bir çare!” deyince; O:
Önce kalbini düzelt” dedi. Kabri başında dua ederken bir kitaba ulaştı gözlerim…
“Gelin Tacı” yani   “Hasta Kalplerin İlacı” yani yeniden “İbn Ataullah İskenderi’nin” tasavvuf yolunda deryaların biriktiği gönül insanı olmak vakti. Kitabı elime alıyorum, daha evvel okuduğum ve Kitaphaber’de yayımlanan ilkyazım “Kuşeyri Risalesi’ni” anımsıyorum. Ataullah İskenderi tasavvuf düşüncesine kazandırdığı boyutlar ve kendisinden sonraya etkileri ile “dönüm noktası” olmuş bir sufi-düşünürdür benim lügatimde.


O halde Hz. Yavuz’un kabri başında kitapla birlikte derin bir tefekküre dalmanın vakti gelmişti. Bende asırlar öncesinden günümüze kadar ulaşan çamurlu kaftanın üzerinde gözyaşı akıtarak “Gelin Tâcı’nın’’ derinliklerine dalmak istedim. Kapağını açtığımda daha kitabın derinliklerine yol almadan kitabın ilk cümlesi kalbimi titretmişti.

“Allah’a yemin ederim ki, senin asıl ömrün; doğduğun günden beri olan süre değil; bilakis Allah’ı tanıyıp bildiğin günden beri geçen süredir”  Kitaptaki bu cümle manen feyizle dolduğum Yavuz Selim Camii’nde, ezan seslerinin verdiği bereketle de beni derûnumdan vurmuştu. Tuhaf bir utangaçlık, derin bir hürmet, büyük bir iftihar ve iman şevki ile dolup taştım.

Benimkisi bu dünyadan göçüp gidenlerden medet ummak değildi esasen. Eğer biri karşısına çıkan bir kitap sayesinde tevbeye muvaffak olduysa, bu; Allah’ın onu sevdiğinin göstergesidir bence. Çünkü Ibn Ataullah İskenderi ve Yavuz Sultan Selim gibi büyük zatların geride bıraktıkları izler, eserler ve varlıkları bizlere mihmandarlık eebilirdi. Ben, Yavuz Selim’in  huzurunda Ibn Ataullah İskenderi’nin bu kitabı ile manevi zatların tasarrufunun devam ettiğine inananlardandım. Sayfalar arasında tefekküre dalmışken benim bu düşüncemi destekleyen ve dengemi sarsan bir cümle ile karşılaştım.

"Allah’ın sevgisine erişeceğin yerlerde bulunmak, hayatın değerini bilmektir ( sf/ 22)"

Artık Allah’ın sevgisine erişeceğin yerlerde bulun, bu hakikatler sana yürümen gereken yolu gösterecek, diyerek nasihat veren bu kitap, Yavuz Selim’in huzurunda kendisi ile hasbihal etmemin bir hikmeti olduğunu vurguluyordu.

Yüzümde huzurlu bir tebessüm belirdi. Demek ki, insan hikmet meclislerinde, ezanların bereketinde, gül kokulu rayihalarla dolu kitaplarla bulunmalıydı ki, yürüdüğü yolda, yaşadığı evde her zaman cennet kokularından bir koku bulunsun. Demek ki, insanın Allah ile arasındaki sevgi ve sadakat kapısı açılmış olsaydı artık başka bir sevgili ve dost aramazdı.Demek ki, Allah insanı rubûbiyeti için seçseydi, asla rahmetini ondan ayırmazdı. İnsan Allah Teâlâ’ya hakkıyla saygı gösterseydi, Rahman onu kendisinden başkasına muhtaç etmezdi. Oysa insanın kalp gözü kırk senedir hastadır da, onu tedavi ettirmeyi düşünmez.

İnsanın Allah’ın ondan istediğini anlayamaması ne fena şey. 

Allah'ın insana sevgi ve dostluğuyla davranmasına karşılık insanın O’na eza ve zahmetle davranması, cahillik olarak ona yeter. İşte “Gelin Tacı” her bir sayfasında insanı etkileyecek sözleri ve altına düştüğü şerh ile cümleyi mükemmel bir şekilde açıklayarak, insanda derin bir tesir bırakan, ruhu billurlaştırıp incelten ender kitaplardan biriydi. Yavuz Selim’in huzurunda “Gelin Tâcı” ile hasbihal ederken işte bir cümle daha:  “İnsanlar bir tuhaf oldular, artık ahireti için bir araya gelmiyorlar ”diye haykırıyor bu kitap.

Düşünsenize! İnsan, Kur’an okuyucusu aradığı zaman fazlaca bulabiliyor. Hasta olduğunda doktor aradığı zaman çok miktarda bulabiliyor. Din âlimi aradığı zaman yine bir o kadar bulabiliyor. Fakat Allah’a giden yolculuğunda kendisine rehberlik edecek ve nefsinin ayıplarını kendisine bildirecek birini aradığında bunların sayısının ne kadar da az olduğunu görür.

Şuna bir kez daha kaniyim ki, Gelin Tacı ismi gibi hasta kalplere tabip olacak bir kitap. Bu kitapla hasbihal etmek, Allah’ın birliğini ve eşsizliğini öğreten bilgi, bir insana ilim olarak yeter. Allah’ın sevgisini, Allah Resulü sevgisini, sahabe sevgisini insana kazandıran, Ehl-i Sünnet ve’l cemaat akaidini öğreten bilgi, bu büyük zatın kitabına gereken ihtimamı göstermek, özenle okumak insana ilim olarak kâfi gelir.

Siz hiçbir kitabın size nasihat verdiğini hissettiniz mi?
Olmadıysanız “Gelin Tacı” size nasihat olarak yeter.


Rahman’ın, veli kullarına bahşettiklerinden senin de bir nasibin olmasını istersen, Kitap ve Sünnet’e muvafık amellerle ve doğru ve gerçek işaretle seni Allah’ın yoluna ulaştıracak eşi benzeri bulunmaz bu kitap, Allah’a yemin ederim ki, okunmaya değer güzellikte. Yavuz Selim’in huzurunda ikindi ezanları yedi tepeli şehre yükselirken kitabı bitirmiş olmanın ferahlığı kapladı kalbimi.  Kalbimde ümit ve hüzün iç içeydi, ruhlarına Fatiha okuyup,  bir elimde kitabım camiden ağır adımlarla Ruhları şâd olsun! diyerek ayrıldım.

Keyifli Okumalar!

Merve YÜKSEL
26 Ekim 2013 Cumartesi / İstanbul/ Fatih / Yavuz Selim Camii

Gelin Tâcı
Ibn Ataullah İskenderi
Üsküdar Yayınevi
132 sayfa

Merve Yüksel - 30.10.2013

,

4034

Merve Yüksel Hakkında

Merve Yüksel

Kitap sever, deniz sever, camilerin ezan seslerinin bereketinde yaşar; sadece olduğu gibi yaşamaya çalışan, gördüğünün ve yaşadığının hakkını vermeye çalışan bir kul...

 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin