Gevher Aslıhan Uncu yazdı: Adsız Olmanın Topolojisi

Gevher Aslıhan Uncu yazdı: Adsız Olmanın Topolojisi

Gevher Aslıhan Uncu yazdı: Adsız Olmanın Topolojisi

13.11.2018 - Misafir Köşesi
Gevher Aslıhan Uncu yazdı: Adsız Olmanın Topolojisi

Gevher Aslıhan Uncu* yazdı..

“Sana, beni asla tanımamış olan sana,” cümlesiyle başlar Zweing’ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Biyografi türündeki ustalığı ile adından sıkça söz edilen Zweing, görülüyor ki bu eserinde de başarıyı yakalamış olmalı. Yazarın bu eseri, kadın karakterin adını gizli tutarak, yaşamı boyunca sevdiği erkeği ve ona dair yaşanmışlıklarını içeren bir mektup üzerine şekillenir. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu okuyucu için salt bir aşk mektubu olmanın ötesinde, insanın kendi yaşamına dair izlere de rastlayabileceği bir eser olma özelliğine sahip. Zweing’in karakterler üzerinden ortaya koymuş olduğu bağlanma, tutku, unutulmuşluk, yalnızlık ve umursamazlık gibi durumların psikolojik tespitler olarak yer ettiğini görebiliyoruz. Böylesi bir tavır kahramanların iç dünyasını daha iyi tanımamıza olanak sağlıyor. Psikolojik tespit ve betimlemelerin bu denli güçlü olmasının Freud ve Adler gibi psikanalist kuramcılardan etkilenilmiş olmasının etkisi bir hayli fazla olsa gerek.

Çoğu zaman hep bir şeyleri bekler, umut eder dururuz. Yaşamı anlamlı kılma adına beklediklerimiz, umut ettiklerimiz bize geleceğe dair olmasını istediklerimizin bir portresini çizer aslında. Zweig’in kadın karakteri de sonsuz bir bekleyiş içerisindedir. Peki nedir bir kadını sonsuz bir bekleyiş içerisine sevk eden şey? Mektuptan bununla ilgili çıkarsadığımız şey umut ve yalnızlık olgusudur. Böylesi bir yalnızlık sonunda tutkulu bir aşk hikayesine dönüşmüştür. Ne var ki bu hikaye de duygular tek taraflı bir şekilde seyreder.

Bilinmeyen kadın ve Bay R. nin yolları çoğu kez kesişmesine rağmen Bay R. hiçbir zaman tanımaz ve umursamaz. Buradaki umursamazlık, psikolojik bir karakter betimlemesi olarak yer etmiştir. Ancak buradaki bu umursamama tavrının, Camus’nün Yabancı’sında karşılaştığımız ana karakter Meursault’un ki gibi bilinçli bir aldırmamazlık durumu olup olmadığının ayrımını yapmak biraz güç.

Bilinmeyen kadın... Yaşamanın ve çok sevdiği adam tarafından asla sezilmemiş olmadan yaşamanın bütün yüklerini tek başına göğüslemeyi başaran bir güçlü karakter. Yazar, karakterlerin güçlü yönüne olan vurguyu eksik etmeden bir insanda sezilmemiş olmanın yarattığı derin sancıyı işlemeyi de başarmış. “ Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur,” diyor Zweing bilinmeyen kadının içsel durumunu anlatmak için. Eserin trajik yönüne olan vurguda dikkat çeken nokta, Bay R.’nin haberi bile yokken ölmek üzere olan, çocuğu olduğunu bilmeyen bir baba ile çaresiz bir annenin trajik yönünü ustalıkla ele almasıyla şekillendir. Mektubun sonlarına gelindiğinde, Bay R. bütün olanları çarpıcı yönleri ile öğrendiğinde ne yazık ki artık çok geç kalınmıştır.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, kısa olmasına karşın sizi derinden sarsacak hüzünlü bir yaşamöyküsü.. Sizi bir yolculuğun içerisinde bulduruyor adeta. Bir tarafta kadın tarafından muazzam bir şekilde algılanmış olan Bay R, diğer tarafta asla dikkate değer görülmeyen, algılanmamayı kaderi olarak kabul eden kadın kahraman… Öte yandan Zweing’in yakalamış olduğu tutumdan, içerisinde bulunduğumuz yüzyılın bize getirmiş olduğu durumlara bakılarak içsel bir muhakeme yapma fırsatı sunması da ayrıca irdelenmesi gereken bir nokta. Zira postmodern dünyada biz insanların da farkında olmadığımız, umursamamazlık hali şeklinde sürüp giden durumları bulmamız kendimize eleştirel bir kapı aralama olanağı sağlayacaktır. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, rutinliğine alıştığımız yaşamın içerisinde farkına varmadığımız güzelliklerin, umutların insanların, tutkuların, aşkların aslında yanı başımızda olabileceğini hatırlatıyor okuyucularına. Yalnızca farkında ve bilinçle baktığımızda görebileceğimiz bir dizi güzellikler…

Stefan Zweig

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

İş Bankası Yayınları

*

1993 Hatay doğumlu. 2011-2013 yılları arasında Kilis 7 Aralık Üniversitesinde Felsefe okudu. 2014 yılında Gazi Üniversitesi Felsefe Bölümünde Eğitimine devam etti. 2015 yılında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesinde tezli yüksek lisans eğitimine başladı halen burada eğitimi devam etmektedir. Hatay/ Hassa’da öğretmenlik görevini yapmaktadır. Mekan, Arka Kapak, Ayraç gibi dergilerde yayımlanmış yazıları mevcuttur.

Not: Bu yazı daha önce Mekan Dergisi'nde yayınlanmıştır.

Misafir Köşesi - 13.11.2018

,

404

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin