Gönülden Gönüle - M. Turhan Tan

Gönülden Gönüle - M. Turhan Tan

Gönülden Gönüle - M. Turhan Tan

13.02.2011 - Özgür ATASOY
Gönülden Gönüle - M. Turhan Tan
Eserde farklı duygular yaratılması kitabı daha okunur kıldığını söyleyebilirim. Bu farklı duygular eserin dilindeki ağırlığı bile gölgede bırakmıştır. Olayların bir bilmece çözer gibi ortaya çıkması okuyucuyu daha da heyecanlandırmaktadır. Eserin içinde geçen konuşmalardan doğan hikâyeler insan zihninde daha geniş izler bıraktığını gözden kaçırmamakta yarar vardır. Duyguların duyguları kovalaması bu olsa gerek.

Eser de bulunan göze çarpan karakterler ; Akça Koca, Kunur Alp ve Abdurrahman 'dır. Eserde Bursa'dan Uludağ'a giden bu üç yolcunun bir nevi hayatını anlatmaktadır. Üç yolcunun yolculuk esnasında karşılaştığı olaylardan bahsedilmektedir. Bu üç yolcunu ilerde birer Alp olacakları o günden aralarındaki konuşmalardan sezilmektedir.

Uludağ'ın tepesine çıkıp bilgili diye tanışmak istedikleri Aptallar vardır. Bu bilgilenme esnasında onların dertlerini dinleyip onlara hem nasihat hem de yapmaları gereken şeyleri söylemişlerdir. İşte bu esnada Abdurrrahman'a derdin nedir sorusuna Abdurrrahman'ın yanıtı evlenmek olacağı tahmin edilemezdi. Aptal'ın ona verdiği nasihatler sayesinde olacak ki aradan geçen süre sonunda gerçek aşkını bulacaktır.

Eserde anlatılan ve üzerinde düşünülmesini istediği noktalardan bir tanesi de Nenofar ile Teofano'nun aralarında bulunan mektuplaşmalar işin seyrini değiştirmiştir. Bu iki karakter birer Rum kızlarıdır. Ama Nenofar Bursa'ya yerleşmiş ve Orhan Bey'e eş olmuştur. Teofano'ya ise İstanbul'da bulunan bir Rum asilzadesidir. Nenofar bu mektuplaşma esnasında Bursa'da yaşadıklarını anlatmış. Türklerin nasıl insanlar olduklarını anlatmıştır. Memnuniyetini dile getirmektedir. Teofano'ya bu durumdan rahatsız olduğunu dile getirmiştir. Teofano Bursa'ya gelerek ırktaşının nasıl bu şekilde kendi ırkını değil de farklı bir ırkı övmesine anlamlandırmak için karşılaştığı yolculukta kanaatleri değiştiği görülür.

Orhan Bey'in karısı Nenofar'ın Nülifer olarak çağırılmasını haklı bulur derecesinde zihinde geçirdiği bilinmektedir. Hâlbuki Teofano Nenofar'a yazdığı mektupta şunları dile getirmekte: '' Sevgili prensesimiz; mektubunuza bakarak inanmıştım ki sizde garip bir 'Amnezi hafıza hastalığı'var. Bu tam bir bunaklık değil, umumi bir unutkanlık da değil. Çünkü Rumları ve Rumluğu buğzu kinle ve büyük bir şevki dindaraneyle hırpalarken, o kavmin binlerce mefahiri ve hiç olmazsa muazzam bir tarihi olduğunu unutmuş görünüyorsunuz ve bu suretle de bir hadisenin ya evvelini yahut mabadini unutan hastalara benziyorsunuz.Bizans sarayının o göz kamaştıran haşmetini ve güzide sarayın ihtiva ettiği sırri güzellikler ka'le almayışınızı da büyük bir haksızlık telakki ediyorum ''

Bursa'da karşılaştığı olaylar onu derinden etkilemekte ve düşüncelerin adeta tersini düşünmesi telakki olunmaktadır. Bursa'dan tam ayrılacağı sırada yolda bir boğa saldırısına uğramış. Ölümü hisseden bu güzel Rum kızı bir kahraman tarafından kurtarılmaktadır. Bu kahraman başta anlattığımız üç yolculardan olan Abdurrahman Alp'tir. Gönülden gönüle yol vardır. Savaşa giden bu insanların nasıl güle oynaya gittikleri, yolda birleriyle şakalaşmaları adeta savaşa değil de oyun oynamaya gider gibi görünüyor. Bu üç yiğidin aralarında geçen tatlı atışmalar sonucunda Abdurrahman Alp'in aşık olduğuna kanaat getirmişler. Abdurrahman da bunu kabul etmiştir.

''Akça koca :
Eğer ki evlenirsen bize eski Alp'ler gibi ziyafet çekeceksin. Oğuz şöleni gibi olsun. Dokuz bin koyun kesmiş, doksan havuz kımız hazırlamıştı. Abdurrahman bir kahkaha atarak güldü.
-Az dedi, bu ziyafet çok az! Zamane Oğuzların şöleni şanlı olmalı. Orhan Bey ile Nülifer Hatun'u alırken bir kazan pilavla bir lenger helva pişirmiş, onu da fukaraya dağıtmıştır. Ben size bir kuzu Çevirmesi yaparım ''

Bu üç Alp çıktıkları seferler sonucunda kazandıkları zaferler anlatılmıştır. En son karşılaştıkları kale ise Teofano'nın bulunduğu Aydos prensi olan babasına aitti. Aydos prensi ikna edilmiştir. Bu aşk sayesinde kan dökülmeden zafer elde edilmiştir. Eserde Rum'ların hayat tarzlarından da bahsedilmektedir. Eserde Rumların kendi kafasında kahramanlaştırdıkları kendilerini uydurduğu efsanelerde ismi bulunan bu düzenbaz insanı da Kunur Alp tarafından rezil bir duruma düşürülmüştür.

Eserde anlaşılması gereken insanların görmedikleri sadece varlığından haberdar oldukları ve duydukları şeylere fazla ümit bağlanmamasıdır. Çünkü Türkler onun gözünde bir canavar ve ırkını katleden bir ırk olarak teşkil ediyordu. Ama bu insan bu düşünceleri tamamen değişmiştir.

Anlatılan fikirlerden tamamen uzaklaşmıştır. Eserde anlatılan hadiselerden de anlaşıldığı üzere tanımak ve görmek işte bu iki kavram önem arz ediyor. Ön yargının yanlış olduğu bilinmekle beraber en fazla başvurulan bir davranıştır. İlk karşılaşacağı insanı canavar olarak kafasında çizen Teofano'ya daha sonra o insanlara hak vermekle beraber birlikte dürüstlüklerini ve cesaretlerini takdir edildiği görülüyor. Yanılmamak için peşin hükümler vermemek gerekir ki düşünceleriniz sağlam temeller üzerinde inşa edilsin.

Gönülden Gönüle, M. Turhan Tan, Çağrı yayınları, 167 sayfa Özgür ATASOY - 13.02.2011

,

2961

Özgür ATASOY Hakkında

Özgür ATASOY

88 yılının eylül ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi. Çay ve sigaranın hayat felsefesinde önemli bir yeri vardır. Çaysız devrimin olabileceğine inanmaz. Sigarasız bir hayatın sağlığa zararlı olduğu hakkında derin düşünceleri vardır. Uzun sorular yumağında absürd lekeler barındırır duvarı. Sevdiği sözler arasında "içimde düşünen bir ben var ve o ben, ben olduğundan emin değilim"

Özgür ATASOY ismine kayıtlı 12 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin