Gözlerdeki Mutluluk - Duran Çetin

Gözlerdeki Mutluluk - Duran Çetin

Gözlerdeki Mutluluk - Duran Çetin

11.04.2011 - Mehmet Burhan
Gözlerdeki Mutluluk - Duran Çetin
Basit ve bir o kadar sade bir hikâye kitabını daha bitirdik. Bu kez hayatın içinden olmuş ve olabilecek olayları ele almış Duran Çetin. Kendi hayatından kesitler katmış bazen. Kitabı okurken hikâyelerin başlarında “öylesine yazmış işte” diyebilirsiniz belki. Ancak buna biz “dereyi görmeden paçaları sıvamak” atasözümüz ile karşılık verebiliriz. Sonucuna ulaşmadığımız hiçbir şeyin değerlendirmesini yapamayız. Onun için sonucuna yaklaştıkça olmuş veya olabilecek şekilde yargılayabiliriz.

Tartıcılık yapmayla günde iki lira kazanıp ve kazandıkları onlar için çok değerli olan Serhat ve Ömer gibi. Nasıl değerli olmaz ki? Yokluğun ne olduğunu yokluk içinde yaşayanlar bilir dedikleri bu olsa gerek. Bazılarımız için herhangi bir şey ifade etmeyen iki lira onların en büyük umutları olmuş. Onlar her gün iki lira kazanıp, yarısı ile karınlarını doyurup diğer yarısını da biriktirip en güzel bisiklet almayı düşlüyorlar. (syf:76)

Bazılarımız var mı böyle şeyler hala diyecek belki. Araştırmadan bilinmez, ancak ben olabileceğini düşünüyorum. Hikâyenin devamında ise şöyle bir yazı var “küçükken, ayakkabı boyadığım günleri hayalimde canlandırarak, şehrin akıp giden gürültülü kalabalığının arasında kendime yol bulup uzaklaştım”. Aklımda birden bir şeyler uyanmaya başladı, varmış böyle insanlar.

Bazen de yazarın bize sosyal mesaj verirken buluyoruz kendimizi. Hayatta küçümsediğimiz değerleri, bize şefkat tokadıyla anlatıyor bazen. Küresel ısınmanın yaşandığı ve su kıtlığının çoğaldığı Dünyamızda suyun önemine değiniyor bir hikâyesinde. Küçük bir hesaplamayla hem cebimize hem de Dünyamıza tasarruf sağlatmayı amaçlamış. (syf:70)

Hayat acımıyor ki kimseye. Acısıyla tatlısıyla akıp gidiyor durmaksızın, diyor hikâyesinde. Evet, hayat kimseye acımadan akıp gidiyor. Bazen “yok artık” dedirtecek olaylarla karşılaştırıyor bizi. Yaşlı amcanın karşılaştığı da bu türden di. Yolda borcunu kapatmak için cebinde ki parasıyla yürürken, birden karşısına bir genç çıkar. Kollarını açıp “amcam nerdesin, hiç görünmüyorsun. Babam hep sizden bahsederdi. Hele askerlik anılarını anlata anlata bitiremezdi. Sen bizim eve geldiğinde ben daha küçüktüm…” diyerek muhabbeti sürdürür. Vedalaşıp ayrıldıktan sonra iki sokak ötede karısının tembihi üzerine cebini yoklar. Ancak paralar gitmiştir. Borcunu yerine verememenin acısıyla evine döner. Ve polisten haber beklemekten başka çaresi yoktur. (syf:87)

Hayat acımıyor dedik bir kere. Hırlısı var hırsızı var. Akıllısı var akıldan mahrum olanı var. İşte bu kitapta bunlar gibi on üç hikâyeden oluşmaktadır. Kendi başımıza gelmeden önce okunup, üzerinde düşünülebilir türden hikayeler. Herhangi bir sınıf ayrımına gidilmeden yaşlısından gencine herkes okuyabilir. Öyle ki, gözünüzde bir anınız canlanacak belki veya zor zamanınızda açılacak bir kapı oluşturacak.

Birbirinden farklı hayatlardan bahseden kitap, aynı zamanda bize görüş tarzımızı sorgulatıyor. Yol kenarındaki bir dilenciye veya peçete satan bir çocukla hiç konuştuk mu? Ben konuşmadım. Bize anlatılan “kim bilir kaç katlı binası var” kelimesiyle kurulan cümlelerdi. Belki de yiyecek ekmeği dahi yoktur. “kapınıza geleni boş çevirmeyin” hadis-i şerifi aklıma geliyor. Global Dünyanın modern fakirleri onlar mı acaba? Yoksa kapımıza gelen bir ihtiyaç sahibine, bizden bir şey eksiltmeyecek hatta arttıracak olan bir ekmek parasını dahi verememek mi fakirlik?

“Elimizdeyken kıymetini bilmediğimiz değerlerin kıymetini gidince mi anlayacağız?”

İyi okumalar…
Mehmet burhan…

Gözlerdeki mutluluk
Duran Çetin
Beka yayınları
112 Sayfa
Mehmet Burhan - 11.04.2011

,

2962

Mehmet Burhan Hakkında

Mehmet Burhan

1991 Bursa Mustafa Kemal Paşa'da doğdu. 2009 yılında Dumlupınar Üniversitesi Mobilya Dekorasyon bölümüne yerleşti. Eğitim öğretim hayatı halen devam etmektedir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin