Gün Doğmadan - Sezai Karakoç

Gün Doğmadan - Sezai Karakoç

Gün Doğmadan - Sezai Karakoç

15.02.2011 - Bilal Can
Gün Doğmadan - Sezai Karakoç
Şairin tüm kitaplarını topladığı eseridir. 9 kitabın toplanmış halidir. 13 bölümdür. 682 sayfadan oluşmaktadır.

Mona Rosa
Şahdamar/körfez/sesler
Hızırla Kırk Saat
Taha’nın kitabı/gül muştusu
Zamana adanmış sözler
Ayinler/çeşmeler
Leyla ile mecnun
Ateş Dansı
Alın yazısı

Şairin tüm şiirlerini periyodik olarak önceden sonraya doğru okuduğumuz bu mükemmel eser herkesin kütüphanesinde olması gereken olmazsa olmaz kitaplardan bir tanesi.

Her bölüm bir sağanak olarak karşımıza çıktığında…
Şaşırmayın bu Karakoç’un eşsiz kelimelerini önümüze sunmak için bir girizgahtır.

Mona rosa / 1951-1953

Birinci sağanak: bahar sağanağı, gül sağanağı. Dolunay çağrısı

“iyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından,
İnsandan insana şükür ki fark var;
-birine cennetse, birine zindan-
İyi ki bilmiyor kalabalıklar”


“zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan…
Bir yakut yüüzkte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır”

Şahdamar / 1953-1957

İkinci sağanak: ateş sağanağı, güneş karıncalanmaları

“fikirlerimizi tıfıl vinçlere
İri buğday tanelerinin trenleri yürüttüğünü bilmeliyiz”
..

“ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk
Günahlarım kadar ömrüm vardır”

Diyecek kadar uzun düşüncelerle kalbimizi okşayan ve bir doğulu hüzünlerde en büyük sılayı içinde taşıyan şair bizi bize anlatıp bizdeki halini yüceltiyor.

Körfez / 1957-1962

Üçüncü sağanak: gölge sağanağı
Akşam yıldızının çıkagelişi.

En önemli ve en sevdiğim şiirlerinden birinin olduğu kitabıdır.

“gelecek zamanlarda
Ölüleri balkonlara gömecekler
İnsan rahat etmeyecek
Öldükten sonra da

Bana sormayın böyle nereye
Koşa koşa gidiyorum
Alnından öpmeğe gidiyorum
Evleri balkonsuz yapan mimarların”

Sesler / 1962-1967

Dördüncü sağanak: geometri sağnağı. doğaüstü kent çizgileri

“liman eksilen denizi tut
Şehir kuruyan karıncaları topla
Ben ağrımı ortasından kestim”

“bir kadın al onu yont yont anne olsun

Bir insanı al onu çöz çöz çocuk olsun”

Aslında her kitabın ilk girişindeki sağanak haller bize kitaplar hakkında kısacık da bir bilgi veriyor. Kelime düzenlerini, düşünüş evrelerini ve merhalelerini. Sırasına göre, ne eksik ne de fazla. İyi okuyup iyi gözlemek lazım her harfi.

Hızırla kırk saat / 1967

Beşinci sağanak: akış sağanağı. Geceleyin abıhayat için millet yolculuğu

“ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz”

Bir hal dilinin bir doğaüstü, metafizik muhabbetlerin gösterildiği sesler bize yazanın da artık büyük bir çığlık gibi biz de yayılmasına yol açmıştır. Bu kitab’ın 40 şiirden oluşması da 40′lar meclisini hedeflediğini göstermektedir. Her bir şiir 40′lardan bir demet sunmaktadır bize. Vuslatın mübarek olsun ey şair!

Taha’nın kitabı / 1967-1968

Altıncı kitap: insan sağanağı. İnsanda insanlığın yeşerip solması yeniden dirilişi.

“bu güne dek
Beni hiçbir yay hiçbir ok değiştirmedi
Yüreğimle karşılaşınca
Bütün kılıçlar kırıldı
Bir saman çöpü gibi
Gözümün önüne gelen”

“uyumak gerek uyumak
Kirpiklerim kıyısında
Kımıldanmaksızın durmak”

Gül muştusu / 1969-1970

Yedinci sağanak: gök sağanağı.yer sağanağı tutuşan göller. Hıdrellez rüzgarlarının kapı aralayışı

“biriktirilmiş at terlerinden fitilleri
Hey bağrı at sağrısına yapışık doğan
At dediğin de ne
Baharda
Bulut içinde lacivert bir gölge mi”

Zamana adanmış sözler / 1971-1974

Sekizinci sağanak: edebi yaz sağanağı. Ruhun ve tarihin yıkılıp yeniden yapılma fırtınaları

“gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur”

Çeşmeler / 1975

Dokuzuncu sağnak: aynalar sağnağı bardaktan boşanırcasına paslanan talihin içinde gülümseyen uygarlık ırmağı.

“Ya gidip bir çeşmeye kapansam
Ya çeşme bana açılsa
Ya çeşme gelip bende kapansa
Ya birlikte bir ağıt olsak”

Çeşmeler ve çeşmeler hayat akar dururlar uzaktan yakından. Yazanın çeşmeler deyişinde su olup çeşmelere karışmak ve o suda susamış bir gönle katılası geliyor sözlerin ahenginde.

Ayinler / 1976-1977

Onuncu sağnak: kuş sağnağı. Simurg örneği. Öteye doğru. Daha öteye.daha öteye.

“değişmek mi bir mahkumluğu başka bir mahkumlukla!
Ay ve yıldızların elleriyle onanmaz dünya.”

Leyla ile mecnun / 1974-1977,1980

Onbirinci sağnak: sevgi sağanağı. Masallaşan gerçek. Çile ve gönül prizmasından geçen yedi rengin tek hakikat ışığına dönüşmesi.

Her şairin bir Leyla-mecnun risalesinin olması gerekli midir tartışılır ama Karakoç bu risaleyle bir gerçeği yeniden bize fısıldar gibi.

“çöle vahiy indi: dümdüz ol ve hazırlan
Kumlarını düzelt suyunu damıt ve yellerin bahara dönsün”

Başlangıcından sonuna kadar giden bir hikaye zinciri gibi anlatılan bu bölümde şair’ce düşünüşleri de görüyoruz.

Ateş dansı / 1978-1982

Onikinci sağnak: güz sağnağı. Suyun alacakaranlığı yankısına dönüşü, sarıp dökülürken çınarların yaprakları.

“bir gün bir uğurlu doğru saatinde
Kız kulesi bir zafertakı gibi yükselir”

Alınyazısı saati / 1979-1988

Onüçüncü sağnak: kış sağnağı, ölüm. Sonra çark bir daha dönecek. Diriliş

“bütün dünya mahkum gibi
Yalnız sen hürsün sabah yıldızı
Bizim zincirle bağlı yer yanımız kolumuz kanadımız”

Bir sonu yazar gibi bu bölümde. Ölüm. Çark bir daha dönecek ve çarkın dişlileri yeniden başa gelecek. O zaman Diriliş yeniden olacak

“nokta tüm cümlelerin başlangıcıdır”
Hallac-ı Mansur. Bilal Can - 15.02.2011

,

8274

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 2 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin