Günümüzün Anlatıcıları: Sıddık Yurtsever İle Konu�, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Sıddık Yurtsever İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden

Günümüzün Anlatıcıları: Sıddık Yurtsever İle Konuştuk

24.11.2021 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Sıddık Yurtsever İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Bu sorunun tek bir cevabı var mıdır, kişiden kişiye değişir mi bilmiyorum. Sadece bendeki duygunun peşinden gidiyorum. Kelime olarak net bir karşılığı olmasa da daha çok heyecan ve hevesin beni yazmaya teşvik ettiğini söyleyebilirim.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

İki yönlü ele almak lazım galiba. Birincisi zamanın insanının yazdıklarına biçtiği değer. Bu değerin toplamı insanı ele veriyor. Kutsal olanın bu bağlamda beşeri bir kutsallık olduğunu söyleyebiliriz. Yapaylığın doruklarına çıkarken metnin kan kaybından ölmemesi kaçılmaz gibi geliyor bana.

İkinci olarak gerçek kutsiyet. İlahi buyruk. Burada doğuşu itibariyle bir teslimiyetin söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu teslimiyet bize metinlerin semantik düzeyinden çok oluşturduğu duygu durumunu gösteriyor. İnanan ve itaat edenler olarak anlatmanın efsununu net biçimde Kitabımızda görmemiz birçok sorunun cevabını veriyor.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinler-arasılık yanında türler-arasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Okur olmanın konforu ve yazarlığın sertliği çatışıyor bana göre. Yani tüm bu şablonu kim oluşturacak? Zihinsel bir mesele olarak duruyor bu durum. Kendi bakış açımla cevaplamaya çalışayım. Yazar metnini üretir. Anlatır. Yazarken işine yarayan ne varsa kullanır. Bu iç içe geçmişliğin metne etkisini uzun uzun konuşabiliriz ama söylediğiniz bu kavramların yazarların da elini rahatlattığını söyleyebilirim.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Şu sıralar nadiren görünüyorum. Tamamen tembellikten. Mesela bu söyleşiyi de iki haftada zor cevaplıyorum. Dergilerin bir mutfak olduğunu düşünüyorum. Muhakkak oralarda bulunulmalı. Editör fırçası yenmeli, metnininiz reddedilmeli, inatlaşılmalı belki de. Bunların hepsi bir yazarın seyr-i süluk'u bana göre.

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Bir yabancı gibi yazmaya çalışıyorum. Bir yabancı gibi metnime bakmaya, acımasızca eleştirmeye çalışıyorum.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmazsanız ne olur?

Anlatmak. Derdinizi, sıkıntınızı anlatmak istersiniz. Mutlu bir haber aldığınızda anlatmak istersiniz. Bu anlamda ketum olmamam yazmama sebep olmuş olabilir.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Bilinçli ya da bilinçaltımızın farkına varmadan yazarız. Korkularımız, endişelerimiz kelimelerin içine siner. Bu anlamda bir yazar, korkularını çekincelerini yazabilir. O korkuların gerçek olup olmayacağı ise tamamen kader.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Sadece yazar olarak değil, çalışkan ve güçlü iradeye sahip insanlara hep gıpta ederim. Bu anlamda geçmek olmasa bile onlarla aynı hizaya çıkmak isterdim.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Hikâye bir üst başlık olarak karşımızda duruyor. Hikâye etmek tabirini de pratik olarak çokça kullanıyoruz. Öykü daha teknik bir kavram. Bunun asıl meselemiz olduğunu düşünmüyorum fakat. Öykü mü hikâye mi? Bilmiyorum. Ben yazmak istiyorum sadece. Yazdıklarım neye denk düşüyor buna da okur karar vermek isterse buyursun.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

İddialı sözler söylemek istemem. Fakat evet gücüm yettiğince okumaktan geri kalmamaya çalışıyorum. Çünkü aslolan okumaktır. Fethi Bey meşrepliğiyle söylüyorum bunu. Muhakkak ki onun okumaktan kastı sadece kitap değildi. "Okudum okudum, insan okudum." diyor türkü.

Güncel edebiyatı işim gereğince takip etmeye çalışıyorum. Editör olmasaydım bu kadar sıkı bir ilişkim olur muydu pek emin değilim. Dergiler konusunda da fikrim bu. Şu sıralar dört beş edebiyat dergisini takip etmeye çalışıyorum.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 24.11.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 22.11.2021 09:07

,

357

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 5 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin