Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whi

Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort

Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort

06.01.2012 - Yakup Çak
Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort
İnsanlık tarihinde, her zaman olağan üstü güçlerin ayrı bir gizemi vardır. Ve neredeyse bütün zamanlarda, büyücülük, sihirbazlık olagelmiştir. Günümüzde de sıklıkla duyduğumuz bu kavramların, ne kadar bilimsel olduğu hala gizemini korumaktadır. Bu silsile içinde, geçmişten günümüze gelen ve hala canlılığını koruyan bu konuların, daha çok zaman gündemde kalacağı da su götürmez bir gerçektir.

Georgi Gürciyev’de büyücüler silsilesinin bir halkasını oluşturmaktadır. Öncelikle Georgi Gürciyev kimdir, bir tanıyalım.

Georgi Gürciyev, kesin olarak bilinmemekle birlikte 1873–77 yılları arasında, o dönemde Rus İmparatorluğu’na bağlı Batı Azerbaycan’ın (günümüzde Ermenistan sınırları içindeki) Gümrü vilayetinde doğdu. Yunanlı bir baba ve Ermeni bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Georgi, bölgedeki gayrimüslimlere Gürcü denilmesinden dolayı Türkler (ve daha sonra Ortadoğu ve Orta Asya’daki tüm Müslümanlar) tarafından Gürcüzâde olarak adlandırılmış, Rus pasaportunda Gürciyev olarak kaydedilmiştir. 1877’de Kars’ı işgal eden Ruslar, burayı Ermeni, Rum, Süryani ve çeşitli Slav halkalarından insanları yerleştirerek Müslüman nüfusun sayısını azaltma girişiminde bulunurlar; bu göç kapsamında Gürciyevler de Kars’a yerleştirildi ve Georgi çocukluğunu bu şehirde ve daha güçlü bir Ortodoks kültürü etkisinde geçirdi. Babasının onu bir hekim papaz olarak görme arzusuna rağmen, Ermeni-pers mitolojisine dayanan Sarman kardeşliği örgütüne katılarak “ kadim bilgi arayışı” için uzun bir Ortadoğu ve Kuzey Afrika gezisine çıktı.

Gürciyev’in, uzun bir dönem (neredeyse 15 yıl) Müslüman coğrafyada aradığı şeyin yalnızca “ kadim bilgi” olması ihtimali, kulağa hoş gelmekle birlikte ikna edici değildir. Bu kitapta yer alan her iki çalışmada, Gürciyev’in hayat hikâyesinin en karanlık çağı olan bu on beş yıllık döneme ışık tutmaktadır; Perry, Gürciyev’in aslında bir Rus ajanı olduğu iddiasına yer vermektedir ki onun özel olarak yetiştirilmiş olması da bu iddiayı güçlendirmektedir. Ayrıca, seyahate çıkmadan önce Rusya destekli Girit İhtilali’nde Megali İdea savunucusu olarak savaştığını ve yaralandığını da göz ardı etmemek gerekir. Lefort tarafından tespit edilen Gürciyev’in Müslüman coğrafyadaki bağlantı noktaları, belki bu seyahatlere meşruiyet kazandırma çabaları şeklinde değerlendirilebilir; fakat Gürciyev, bu seyahatlerde sadece başkaları için değil, kendisi için de gerekli bilgilere ulaşmış gibi görünmektedir. “ intisap” ettiği her “ mürşit”den öğrendiği simya, farmakoloji, hat, müzik ve raks gibi geleneksel sanat ve beceriler sayesinde hem belirli bir maddi zenginliğe ulaşmış, hem de bunları ilerleyen dönemlerde (özellikle Avrupalı) insanları etkileme teknikleri olarak kullanmıştır.

Kitabın birinci bölümü, Whitall N. Perry’nin Gürciyev hayatı, öğretisi ve olgularının anlatıldığı bölümdür. Bu bölümde yazar, Gürciyev’in en yakınlarında bulunan kişileri kaynak göstererek, Gürciyev hakkında bilgi vermektedir. Fakat şunu itiraf edeyim ki, özellikle bu bölümü anlamakta oldukça güçlük çektim.

Gürciyev, insanların inanç dünyasını alt üst edebilmek için bütün hünerlerini sergileyen bir büyücüdür. Böyle bir kişinin özellikle Müslüman toplumda kendisine bir yer bulması elbette güçtür. O da tercihini, dini açıdan daha zayıf olan Avrupa halkından yana seçmiştir. Genellikle ruhsal hastaları büyünün ve hipnozun tesiriyle kullanmıştır. Daha sonraki yıllarda ise, kendi düşüncesini insanlara empoze edebilmek için metafizik konularına yönelmiş ve kendince bile tutarlı olmayan bazı fikirlerini hayata geçirmeye çalışmıştır.

Şunu ifade etmekte gerek var sanırım. Gürciyev’in hem öğretisinin, hem de düşüncesinin şu anki düşünce dünyasına katacağı fazla bir şey yoktur. Hatta diyebiliriz ki Müslüman toplumlar için, tamamen, ateist bir filozoftan başkası değildir. Biz ancak bizim içimizde yaşayan bir ajanın, bir büyücünün, simyacının içinde inanç cevheri olmadığı zaman neler yapabileceğini görmemiz açısından, onun hayat hikâyesinden istifade edilebilir.

Yazar Gürciyev’in yakınında bulunan, onun öğretisinin savunucusu hatta destekçisi kişilerin, Gürciyev hakkındaki yazılarını aktarmaktadır. Şu bir gerçektir ki, o kişiler bile Gürciyev’in hayatının bazı bölümlerini tiksinerek anlatıyorlar. 20. yüzyıl başlarında Avrupa’daki ruhsal çöküntüye büyüyle ve kendi egosunu tatmin etmek için çalışan birisinin bu söylemlerinin bile modern bir akım gibi algılanması, ne kadar akla ve mantığa sığar o da ayrı bir konu…

Okuyucunun öncelikle, Gürciyev’i okurken, onun bir fikir adamı olduğu gerçeğinin yanında, insanların duygularını kullanarak onlardan çeşitli şekillerde istifade eden birisi olduğunu da göz ardı etmemesi gerekir.

Gürciyev’in materyalistliğiyle ilgili paradoks, onun maddeyi animik tözünden soyması ve bunu günümüz insanından daha güçlü şekilde yapmış olmasıdır. Eğer bir kişi, Kutsal Yazılarla yargılanabiliyorsa, onun mirası hiç kaybolmayacak, saklanan bir Kader planı gibi kalacak. Gürciyev, söylediği onca sözle ve “ Herald of Coming Good” ile bir müjdeci olarak değerlendirilebilir.

Bu konuları aydınlık bir şekilde görmeyi arzu eden okurlara, estetik ve metafizik boyutların temel oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Gürciyev’i ve onun hareketlerini yerli yerine oturmak için Tanrı’nın her şeye kâdir olup olmadığı sorusunun, arayıcı tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. Eğer cevap olumlayıcı olursa, yani “Tanrı’nın gücü her şeye kâdirdir” denirse, Gürciyev ve arkadaşlarının kıyameti kopar, işleri biter.

İkinci bölüm, Rafael Lefort tarafından kaleme alınmıştır.

Bu bölümde Lefort, Gürciyev’in özellikle öğretisinin hazırlık aşamasını gerçekleştirdiği İslam bölgelerini dolaşmış, onun gittiği güzergâhta, görüştüğü kişileri veya yakınlarını bularak Gürciyev hakkında bilgi toplamaya çalışmıştır.

Bu seyahatlerinde, Gürciyev’e hocalık yapan kişileri bulup, onun hakkındaki bilgilerinden istifade ederek, öğretisinin kaynağını bulmaya çalışmıştır

Gittiği her yerde dikkatinden kaçmayan ise, Gürciyev’in özellikle İslam tasavvufundan istifade ettiğidir. Öyle ki, kendi öğretisi içindeki bazı hareketlerin bir kısmını Mevlevi dervişlerinin hareketlerinden, bir kısmını ise ibadetlerden aldığıdır.

Burada dikkatlerden kaçmayan konu, Gürciyev sufizmi gerçekten kullanmış ve bu hayat mantığını, kendi inançsız hayatına tatbik ederek, kendi öğretisi olarak sunmuştur.

Lefort, bu esrarengiz seyahatinde şu güzergâhtan geçer. Önce Konya’dan başlar yolculuğa, Adana gönderilir ve halı tüccarı olan Hakim Abdülkadir’le görüşür, sonra silsile yoluyla Bağdat’ta Hattat Haşim Muhammet, Irak Kerbela’da Şeyh Davud Yusuf’, Şam’da Bakırcı Ataullah Kirmani, Kudüs’te şeyh Hasan Efendi ile görüşür. Halep’te Muhammed Muhsin, Humus ‘ta Şair Kazi Haydar, İstanbul’da Şeyh Pir Davud, Tebriz’de Davulcu olan Daggas Rüstem, Kahire’de Şeyh Abdülmuhyi, Konya’da Şah Naz, Meşhhed’de Mine işi yapan, Hasan Kerbelai, Kandahar’da Şeyh Muhammed Davut, Peşaver’de, Demirci Ahmed Mustafa Sarmuni ile görüşür.

Son olarak görüştüğü Celalabad’ta bulunan, Şeyhu’l-Meşayih bu yolculuğun bittiğini bildirir ve Lefort’u geri memleketine gönderir. Avrupa’ya geri döner ve kendisinin gitmesini istedikleri merkezi evinin birkaç yüz metre yakınında bulur.

Uzun zaman aradığım şeyi sonunda bulmuştum. Ama modası geçmiş bir sistemin grotesk sıçrama ve oynamalarında değil; entelektüellerin diyaloglarında değil; Hindikuş’taki gizli hücrelerde değil. Kendi ülkemde, burudu bulmuştum. Gerçek geleneğin amacı yönlendirmeleri hakikidir. Tüm insanlığa şefkat ve merhamet duyguları yayar. Kendi kaderini gerçekleştirmek isteyenlere gerçek derin ve amaç dolu yolu sunar.

***

Bu çalışmayı kuşkusuz önemli kılan şey ise, gerek Dördüncü Yol gerekse de diğer sayısız “Yeni Çağ” akımlarından alınacak derslerdir. Daha açık bir ifadeyle, bu akımlar, bir taraftan vahye dayalı dini geleneklerin taklitlerinin bile nelere kadir olduğunu; diğer taraftan da, Schuon’cu ifadeyle, çarpıtılmış erdemin, erdem değil de erdemsizlik olduğunu göstermesi bakımından, son derece önemlidir…

Gürciyev Ve Gizli Üstatları (Sufizmi Kullanan Modern Akımlar)
Whitall N. Perry / Rafael Lefort
Çeviren: Cengiz Erengil
İnsan Yayınları
Sayfa: 226
Yakup Çak - 06.01.2012

,

7458

Yakup Çak Hakkında

Yakup Çak

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman?da okudum, Lise?yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.

Not: Fotoğraftaki şahıs kendisi değildir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin