Hacc - Ali Şeriati

Hacc - Ali Şeriati

Hacc - Ali Şeriati

31.01.2011 - Esra Şen
Hacc - Ali Şeriati
Bir kitap ki sembollerden mânâya açılan kapının anahtarını sunuyor!
Bir kitap ki okuyucusuna aşk ile süzülen gözyaşını taddırıyor!
Bir yazar ki ömrünün ve ölümünün tiyatrosunu hacc da nasıl canlandırdığını anlatıyor!

Evet hacc… Hayat provası…!

Bu kitap kesinlikle okunmalı…
Şeriati’nin Hz. İbrahim’den yola çıkıp insanları vurduğu satılarında gezinirken omuzlarınızdaki yükün eksikliğinden rahatsız olacaksınız!

“Daha fazla ne olabilir, bir kitapta okuyucuda başka ne verilebilir ki!” Sorusu zihnimde…
Açıkcası kitabı okurken yer yer kapağını kapatıp derûni bir nefes alma ihtiyacına düçâr oldum. Öyle keskin öyle etkileyici cümleleri var ki soluğumun kesildiğini hissettim.

Yazarının da sürekli tekrarladığı gibi kitap haccı anlamak için ‘tek ve nihâi bir kaynak’ olmasada mükemmel bir tasvir. ibadetlerin ne kadarda hayatın kendisi olduğunun ve yeryüzündeki diriliş tarifinin onlardan geçtiğinin tasviri…

Kitapta Ali Şeriati kutsal topraklara yapmış olduğu ziyaretlerde edindiği izlenimleri anlattığını söylesede anlatılanların yalnız bundan ibaret olmadığını kavrıyorsunuz. Şeriati aslında Kabe’yi ilk gördüğünde önce yüreğini sonra tüm benliğini sarsan o seviç karışımı hüznü gösteriyor, Arafat da iken zihnini meşgul eden onca şey ile birlikte Mina’ya gidecek olma aşkına erişmenin insana nasıl bir coşkunluk bahşettiğinin haykırıyor.
Öyle ki bunları cümlelerden değil, kelimelerden değil kitabın sizi içine çektiği girdabın, o uhrevi ruhun hazzından anlıyorsunuz.

Eserin ilk bölümlerinde dünyanın değişen kanunlarına veryansın ediliyor.
Genelde tüm İslam toplumlarının özelde Şia’nın sorunları eşeleniyor.

Günümüzde adına ‘sembolik’ denen bir kısır döngüye tutulmuş müslümanların ‘anlama ve anlamlandırma’ sorunları nedeniyle nimet olabilecek bir çok şeyin külfet olduğu yani toplumu uyanıştan ziyade yokoluşa sürüklediği bir gerçektir.
Ve hacc da aslında her yıl bu döngüye çomak sokmak için vardır. Çünkü o Peygamber’in (sav) hayatını yeniden keşfetmektir. “Tevhidin dünya görüşüdür!”

Materyalist dünya insanı değersizleştirmiş kimi zaman diğer yaratılmışlardan daha aşağı bir seviyeye dahi indirmiştir. Halbuki insan Allah’ın yeryüzündeki halifesidir… Eşrefi mahlukattır, ahseni takvimdir…
Tüm bunların yanında ise insan “acîz bir kul”dur. Yalnız Rabbi’nin emrindedir. Ne nefsini ilah edinenler nede bir başka kimseye kul, köle olanlar felaha erebilirler.
Bu hassas dengenin sahibi ise yine Allah’tır ve Allah insandan onu kendi koyduğu yerde durmasını ister.
Çünkü bilmek haddini bilmektir!
Ve Hacc insana ‘haddini’ öğretir!

Orda hem acîz ve hiç bir şeysizsinizdir hem yeryüzünün en güçlüsü ve her şeyin sahibi gibi mutmain…

İşte bu yolculuk bu haddini bilme size bir çok sorumluluk yükler.
Şeriati bunu tanımlarken “her yıl pratik olarak gücü yetmeyenler, teorik olarak hacca katılırlar” diyor. Bunu sağlayan ise haccı bir ömür hayatlarına taşıyanlar oluyor. İnsan artık kapitalist ve aristokrat çehresinden sıyrılıp Allah’ın eğitimine (hacca) katılmış biri olarak kendi evinin, mahallesinin, şehrinin, ülkesinin öğreticisi konumuna gelmiştir. Tüm sembolik felsefelerin nesnel tecessümü olmuştur.

Peki nedir bu semboller!
Kitapta insanların haccın hayata dair sembolleri olarak tanımladığı “ihram, mîkat, tavaf, sa’y, Arafat, Meş’ar, Mina, şeytan taşlama, kurban ve bayram” ayrı ayrı başlıklar halinde incelenmiştir. Ve Şeriati’nin ruha işleyen bu şerhleri bir şeye yüklenen anlamın o şeyin değerinin azlığı veya çokluğundan değil insanın tasavvur sınırlarının genişliğinden kaynaklandığınını göstermektedir.
Biz ne kadarsak ibadetlerimizde o kadardır aslında…
Biz ne kadarsak haccımızda bizi o kadar İbrahim kılar…

“Hacc belirli bir vakitte başlayıp sonsuza dek süren bir yolculuktur çünkü hedef ne Mina’dır ne Arafat… Hedef Allah’tır!”
“Hacc maksad değil maksûd!”
“Müteşabih bir eylem” Üzerine düşündükçe anlamlandırılabilinen ve asla bu onun net anlamıdır denemeyen ibadet… Ki “haccı ancak hiç bir yönünü anlayamadım diyen kişi, tümüyle anladığını ifade edebilir” diyor Şeriati.

Şüphesiz kitabın en etkileyici bölümü ise Hz. İbrahim ve İsmail’in kıssasının yer aldığı, tüylerinizi diken diken eden ve muhteşem bir dille anlatılan bölüm.
Çünkü işte tamda burda insanların şaşmalarına yanıyorsunuz!

Şeriati size düşünün diyor; kerhen değil yürekten düşünün! İsmail’iniz ne, kim… Para, aşk, hayat, ev, araba, makam, şöhret, itibar… Ne!
Hacc’a gelip İsmail’inizi kurban etmeden dönmeyin…!

Zira Allah ne ki ister; almak için istemez… Vermek için ister!

Muhakkak ki hacc ancak bu bilinçle yapıldığı vakit hakiki bir toplumsal hareket halini alacaktır…
Ve müsterih olarak söyleyebilirim ki bu eser hacca dair tüm bildiklerinizi (!) gözden geçirmenize vesile olacaktır.

Dr. Ali Şeriati’yi Rahmetle anıyoruz… Esra Şen - 31.01.2011

,

3728

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin