Hak Kapısının Sırlı Anahtarı: Dua - Hilal Kara, Abdullah Kara
![]() Hilal Bilgeç | İnanç | Okunma: 1230 | 31.03.11
Işık Yayınlarından çıkan kitabı elinize alır almaz kitaptaki maviliğin insanı alıp manevi bir haz denizinde yüzdürmesi ile baş başa kalıyorsunuz. Sonra o denizde nefsin ellerindeki kirlerden nasıl arınacağını düşünürken; birden “dua” kelimesindeki U’nun bir kapı olduğunu görüp, o kapıdan içeri girmenin yollarını arıyorsunuz. “U” sizi içeri almak isterken, yanındaki “D” ve “A” harfleri ile olan birlikteliğinden meydana gelen “DUA” kelimesini fark edip, işte arınmanın, aciz olmanın, kurtuluşun, var olmanın, yok olmanın, kul olmanın, fani olmanın, aciz olmanın, kudretli olmanın ... daha bir çok OLMA’nın anahtar noktalarını “buldum” diyorsunuz Arşimed misali, yüzünüzdeki sabırsız heyecanla. Siz bu düşünceler içindeyken saat hiç durmuyor, epeyce ilerliyor. Şaşırıyorsunuz, bir mavi kapağın sizi bu kadar etkilemesine. Sonra aslında sizi oyalayanın kapak değil başlıktaki esrar olduğunu keşfediyor, yavaş yavaş kapağı aralıyor sayfalar arasında şöyle bir gezintiye çıkıyorsunuz:
Kitabın ilk bölümünde dua diğer ibadetlerle kıyaslanarak değişik tanımlamalara gidilmiş, şahit oluyorsunuz. “… Sonsuz rahmet sahibi olan Allah (c.c) yapılmasını emrettiği ibadetleri sadece kendisine kulluk vesilesi kılmamış, onlarda dünya ve ahret için eşsiz faydalar gizlemiştir. Örneğin; namaz: ‘İnsanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar’ (Ankebut 29/45). Oruç: ‘Umulur ki, sakınıp takvaya eresiniz’ (Bakara 2/183). Dua: ‘Dedi ki duanız olmasa rabbim size ne diye önem versin’ (Furkan 25/77). Sonra Peygamberimiz(s.a.v)’in eşsiz sözlerine kulak kabartıyorsunuz bu yolculukta: ‘En şerefli ibadet duadır, dua belayı önler’ gibi hadisleriyle duanın bir terbiye okulu olduğuna işaret etmesi gözlerinizde bir kez daha hayranlık perdesinin aralanmasına vesile oluyor. Dua mü’minin miracını gerçekleştirdiği andır diyorsunuz. Kulun nefsi ile mücadelesinde en büyük destekçisi yine duadır diye düşünürken siz kitaptan bir sayfa iç söylenmelerine pür telaş katılmaya çalışıyor, izin veriyorsunuz: “…Dua kulun Rabbinden yardım istemesi, ona sığınması ve yalvarmasıdır” diyor kitap, tebessüm ediyorsunuz. Düşünceleriniz sayfalarla söyleşirken iç seslerinizi dinliyorsunuz: İnsanoğlu bitmek tükenmek bilmeyen isteklerinde yardım isteyecek, korku ve endişelerinde sığınacak bir merci arar. Bu merci Rabbi’dir. Fakat her kul bu merciye başvurmaz. Başvuranlar ise dilekçe olarak duasını yollar. Tanımlamalar devam ediyor: “… Dua kulun Rabbine çağrısı ihlâs ve samimiyetle yakarışı, halini anlatmasıdır” “… Dua Allah ile kul arasındaki manevi köprüdür; büyük bir aşkla Allah huzurunda nefsini küçültmektir.” İnsan nefsi hatayı kabullenmez; övgü ise vazgeçilmezidir. Dua anında hatalarını eksiklerini yani acziyetini bilerek rabbinden yardım ister. Nefsin küçülüp yok olduğu an ise hem fikren hem ruhen hem de şeklen rabbine yöneldiği andır. İç sesleriniz dua etmeniz gerektiğini fısıldıyor kulağınıza… ‘Peki, ama nasıl?’ Sorusunu sorduğunuzda cevabı alıyorsunuz sayfalar arasından: “… Kıbleye dönerek, elleri kaldırarak, besmeleler ile başlayıp, âminle bitirerek, kendinden başlayıp, ümmeti de hatırlayarak… korku ve ümit arasında özlü ifadelerle üç kez tekrarlayarak, en son âminle bitirerek…” Dua emek için kitabı sağ yanınıza bırakıyorsunuz, gözleriniz kapatıp açtığınızda huzuru duyumsuyorsunuz iliklerinizde. Sonra yolculuğunuza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz: Secde, şükür, subhanallah, Allahu ekber ve esma-ül hüsna … Gece, seher vakti, ezanla kamet arası, ramazan ayı, kadir gecesi ve üç aylar… Mekke, Medine, Kâbe, Mescid-i Nebevi… En makbul mekânlar, en güzel dualar… Kitabı biraz daha okumaya devam ettiğinizde karşınıza duası kabul edilen zatlar çıkıyor. Peygamberler, şehitler, din kardeşlerinin-arkadaşın duası, anne-baba duası, hasta duası mazlum duası-bedduası… İç söyleşileriniz biraz daha bilindik hecelerle sürüncemedeki bilgilerinizi gün yüzüne çıkarıyor. Her konuda olduğu gibi duada da ısrarcı olmak, istediğimiz elde etmenin bir yoludur. Israrcılıktan vazgeçtiğimiz anlar nefislerin yanılgıya düştüğü anlardır, Allah’tan ümidini kestiği; şeytanın saldırıya geçip vesvesesini yoğunlaştırdığı zamanlardır. Böyle zamanlarda kararlı ve ısrarcı olmamızı isteyen bir peygambere sahibiz. Yine kitabın sayfaları bu noktada da söz alıyor, Rasulullah (s.a.v) “dua ettiğinizde kararlı olun. İster ver ister verme değil, ver ver ver ne olur ver””diye duaya devam edin diye vurgu yapıyor, düşünceli bir şekilde istemsizce baş sallıyorsunuz: ‘Senden ne gelirse işittik iman ettik!’ Kitabın birçok yerinde peygamberimizin yaptığı dualar, içerdikleri şekilleri ve insanlar üzerindeki etikleri vurgulanıyor. Hatta sahabe-i Güzin’in duayı hayat tarzı haline getirdiğine de burada rastlıyorsunuz. Bu noktada bir dönüp kendime bakmak istiyorum. Kendi aynama döndüğümde ne kadar aceleci, sabırsız ne çok şey isteyen bir nefsi görüyorum utançla. Oysa kişinin hali duanın kabul edilmesini sağladığı gibi geri çevrilmesine de neden olabilir diyor içim. İyi insan olmak, iyilik yapmak, rabbine karşı sorumluluklarını yerine getirmek, duanın kabul edilmesine vesile olduğu yeniden hatırlatıyor baktığım aynada. Yazarlar, dua kavramını sade bir dille bol örneklemelerle açıklamışlar. Öyle kelimeler veya olaylar üzerinde dakikalarca düşünüp bulmaca çözmek zorunda kalmadım ben hiç. Bir solukta okuduğum kitabın nihayetinde olayların net, betimlemelerden uzak, kaynakçalar eşliğinde fark ettirmeden damarlarıma dua bilinci aşılıyor usta hemşire kıvamındaki yazarlar. Nefsin gölgesinde kalmış, kararmış kalplere, her yerde, her zaman, her şekilde dua edilebileceğini hatırlatıyor bu kitap. Yazarlara teşekkürü borç biliyorum, ne çok uzaklaşmışım özümden! Velhasıl kitap elimde adeta su içer gibi içilip bitiriliyor ve şaşkınlıkla başladığım yolculuk aynı sadelikte yaklaşık iki saat sonra sona eriyor. Kendi payıma biçtiğim hisseleri not alıyorum defterime, paylaşmak istiyorum sizlerle de: *Diğer ibadetler gibi dua da insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin gelişmesinde son derece önemlidir. *Selam vermek, aksırana, iyilik yapana, ikramda bulunana, hasta ziyaretinde hastaya, cenazede vefat edene, yakınlarına dua etmeyi sevgi ve merhamet toplumunun oluşması açısından baş ibadetlerden birisi olarak kabul ediyorum, öğrencilerime de bu kitabı tavsiye etmek için notlarım arasına siyah puntolarla düşüyorum. “Allah’ım hüzün ve kederden sana sığınıyorum, acziyet ve tembellikten, korkaklık ve cimrilikten sana sığınıyorum, borcun galip gelmesinden, insanların bana zorla istediklerini yaptırmasından sana sığınıyorum…” Selam ve dua ile, hayırlı okumalar efendim… Hak Kapısının Sırlı Anahtarı: Dua Hilal Kara, Abdullah Kara Işık Yayınları 1974 doğumlu yazar, Dicle Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği mezunu olup, halen özel bir kurumda öğretmenlik yapmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.
Hilal Bilgeç İsmine Kayıtlı 9 Yazı Bulunmakdadır. Hilal Bilgeç İsmine Kayıtlı 9 Yazı Bulunmakdadır.
• Destan Yazan Kahramanlar - Metin Korkmaz |

1974 doğumlu yazar, Dicle Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği mezunu olup, halen özel bir kurumda öğretmenlik yapmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.









