Hamidullah’ın İslam Anayasa Hukuku Düşüncesi

Hamidullah’ın İslam Anayasa Hukuku Düşüncesi

Hamidullah’ın İslam Anayasa Hukuku Düşüncesi

14.01.2021 - Ferhat Özbadem
Hamidullah’ın İslam Anayasa Hukuku Düşüncesi

İslam Hukuku geniş bir coğrafyada uygulama alanı olan ve Kur’an-ı Kerim, Hadis, Fıkıh, Siyer, Akadik kitaplarıyla birlikte devlet yönetimi, kişi hakları, miras, suların hükmü vs. gibi alanlar dâhilinde toplumsal bir düzeni inşa eden uygulamalar bütünlüğü bakımından geniş bir alana sahip hukuk bölümüdür. Bu gün halen İslam hukuku üzerine çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalar arasında İslam hukuku konusuna değinmiş önemli isimler vardır. Bu isimlerden biri de Muhammed Hamidullah’tır. Onun “İslam Hukuku” adlı müstakil bir eseri olmasa da ortaya koyduğu düşünceler ve yazmış olduğu makale ve vermiş olduğu derslerin notları büyük bir öneme sahiptir. Eser 2005 yılında Vecdi Akyüz tarafından yayına hazırlanmıştır.

Muhammed Hamidullah, “19 Şubat 1908’de Hindistan’ın Haydarâbâd şehrinde dünyaya geldi. Ailesi köklü ilmî geleneğe sahip olup Arap müfessir ve mutasavvıfı Mahdûm Mehâimî’nin (ö. 835/1432) soyundan gelmektedir. Babası Haydarâbâd Nizamlığı başmüftülerinden Ebû Muhammed Halîlullah’tır. Osmâniye Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devletler hukuku alanında yüksek lisans yaptı. 1929’da Hanefî âlimlerinin eserlerini neşretmek amacıyla oluşturulan Meclisü ihyâi’l-maârifi’n-Nu‘mâniyye’nin kuruluşuna katıldı. 1952 yılından itibaren yirmi üç yıl boyunca İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslâm Araştırmaları Enstitüsü’nde misafir profesör sıfatıyla ders verdi. Bu enstitüde bulunduğu sırada kendisine asistanlık yapanlar arasında Fuat Sezgin ve Salih Tuğ yer almaktadır. Aynı süre içinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ile Erzurum Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi’nde İslâm tarihi, İslâm müesseseleri tarihi, mukayeseli dinler tarihi ve İslâm hukuku dersleri okuttu; ayrıca İstanbul, İzmir, Konya ve Kayseri’de çok sayıda konferans verdi.”[1]

Kitapta siyer bilgilerine çok fazla yer verilmesi Hamidullah’ın Siyer alanında uzmanlık derecesinde Siyere vâkıf bir şahsiyet olmasından kaynaklanıyor. (Muhammed Hamidullah, Siyer alanında önemli eserler vermiş bir şahsiyettir[2]. Hamidullah, aynı zamanda Kur’an ve Kur’an ilimlerine de vakıf bir şahsiyet. Aziz Kur’an isimli hazırladığı meal çalışması Türkçeye de tercüme edilmiştir[3].)

Hamidullah’a göre İslam'dan önce bir bilim olacak yetkinlikte hukuk ilminin varlığı söz konusu değildir. “Hint, Çin, Babil ve Romalıların kanunları vardı fakat bunlar insanların hareket alanlarının kurallarını belirleyen hukuk kanunları yetkinliğinde değillerdi. Kanunların kaynakları, hukuk felsefesi, yasama metotları gibi konuları ele alan bir hukuk İslam öncesinde vaz edilmemişti. Bu alana dair İslam öncesinde herhangi bir eser bulamamaktayız. Bu konuda elimizde yazılmış ilk eser olarak imam Şafii'nin usul’ü-l fıkıh (kanunların-hükümlerin belirlenme metodu) ilmine dair ele aldığı “Risale” adlı eseridir. Bu risalede hukukun köklerine dair kanun ve kurallar işlenmiştir. Bu eserden önce hukuk kaidelerinin kaynakları nelerdir, bu kaide ve kanunlara neden boyun eğiyoruz, hakkında hüküm bulunmayan durumlar hakkında nasıl hüküm verilir gibi genel geçer ilkelerin belirlendiği bir ilim veya eser görmemekteyiz. Bu nedenle İmam Şafii bu ilmi (usul’ü-l fıkıh) ilimlerin kökeni olarak görmekte diğer ilimlerin ise bu ilmin dalları olduğunu savunmaktadır.”[4]

Eser, Resulullah dönemi, Emevi dönemi, Abbasi dönemi ile ilgili genel bilgiler vermekle birlikte özel olarak bu dönemlerdeki yönetim modeli ve uygulanan hukuk üzerinde duruyor. Değerlendirme ve tespitler hala güncelliğini korumakta. Modern zamanlarda oluşturulacak bir hukuk disiplini için önemli ipuçları barındıran tespitlere yer verilmekte.

Medine Sözleşmesi, Medine Anayasası olarak isimlendirilip, tam metin olarak okuyucu ile paylaşılmaktadır eser. İslam anayasası, İslam hukuku, İslam devleti, İslami yönetim, İslam idaresi gibi hukuk ve sosyal yapıyı ilgilendiren her konuda Medine Sözleşmesi mutlaka merkezde yer alır. Günümüze kadar baktığımızda Medine Sözleşmesi ile ilgili çok fazla çalışma yapıldığını göremiyoruz maalesef. Medine Sözleşmesindeki mantık ve ilkeler merkeze alınarak her dönemde her toplumda her coğrafyada esenlik yurdu olacak toplumların inşası için toplumsal mutabakatlar oluşturulabilir.

Hamidullah, Resulullah’ın uyguladığı yönetim modeli için modern kavramlar kullanılmasını doğru bulmuyor. Bu anlamda, Resulullah’ın yönetiminin, Otokrasi, Demokrasi, Teokrasi olarak tanımlanamayacağını, bu yönetim modelinin nevi şahsına münhasır bir yönetim modeli olduğunu ifade ediyor.

İslam’da devletin şekli ve devlet başkanı konusu, Resulullah ve Dört Halife Dönemi üzerinden ele alıyor. Bugüne bakan yüzü olarak islam devlet başkanlarının oluşturacağı bir birlik üzerinden fikirler yürütülüyor. Oluşturulacak bu birliğe “Yüksek Hilafet komitesi” adını veriyor. 1955 yılında kaleme alındığı göz önüne alındığında ilgili makale çok büyük önem arz etmektedir.

Eserin son bölümünde Hz. Ömer’in, Ebu Musa el Eşari’ye gönderdiği talimatname analiz ediliyor. Maverdi ve İbn Hazm gibi islam âlimlerinin bu talimatnameye getirdikleri gerek metin gerek senet gerekse mantık eleştirilerine cevap veriyor Hamidullah. Bununla birlikte yakın zaman batılı araştırmacılardan Margoliouth, Emile Tyan ve Joseph Schacht gibilerinin talimatname ile ilgili eleştirilerinin haksız ve gereksiz olduğunu izaha çalışıyor.

“Zalimin zulmüne engel olup hakkı sahibine iade ettiği için kadıya hâkim, kararına da hüküm denir. İslam Hukukuna göre yargılama sırasında hâkimin uyması gereken ve edebü'l-Kadı denilen kurallar, yargıda istikrarı sağlamaya, hâkimi adaletsizlik yapmak ve taraf tutmaktan alıkoymaya, ona zulmü ortadan kaldırmanın ve adaleti en iyi şekilde dağıtmanın yolunu göstermeye ve nihayet onu töhmetten uzak tutmaya yöneliktir. Ayrıca yargının başarısı ve mahkemece verilen kararların saygınlığı da sözü edilen kurallara uyulmasını gerektirmektedir. Bunların çoğuna Hz. Ömer’in Ebu Musa'ya yazdığı mektup kaynaklık etmiştir.”[5]

Kitaptan bilgiler ve Notlar

Musa, İsa’dan 1200 yıl önce Mısır’da doğdu. Firavun Amenophis/Ahonatun muvahhid idi. Ramses tanrılık iddiasındaydı. İlk anayasa, İsa’dan önce yaklaşık 1000 yıllarındadır. Ondan sonra bilinen ilk anayasa Bilge Solon zamanındadır. (İÖ. 640-561)

Aristo, büyük İskender’in veziridir.

Bizzat devlet başkanının yazdırdığı ilk anayasa, Resulullah’ın yazdırdığı Medine islam devleti anayasasıdır.

Vezirlik sistemi Abbasilerle başlamıştır.

“Dikkate layık ve üzerinde durulmaya değer görüşlere sahip olan Hamidullah’ın tespitlerine göre, İslam devletinin yönetiminde şekil değil nitelik ve işleyiş esastır. Devleti idare eden idareci, adaleti devlet ve toplum sathında tesis etmeli ve toplumun birliğini muhafaza etmelidir. Diğer taraftan liyakat sahibi ve takvalı olmalıdır. Yönetim şekli ne olursa olsun Allah’ın kanunlarına uygun hareket etmeli ve idareyi bu şekilde yürütmelidir. Böyle olduğu sürece sistemin “nasıl”lığı veya “ne olduğu” önemini yitirmekte, ayrıca yönetim biçimi devrin şartları ve toplumun ihtiyaçlarına bağlı olarak değişebilmektedir.

İslam toplumunun günümüzde en hayati ve zaruri ihtiyaçlarının başında birliğinin tesis edilmesi gelmektedir. Hamidullah’ın, İslam toplumunun birliğinin tesis edilmesine yönelik serdettiği görüşlerinin mücessem hali olan “Hilafet Konseyi”, özellikle Müslümanların tekrar bir araya gelerek, yekvücut bir halde birçok probleminin üstesinden gelebilmelerinin önünü açacak olması açısından önemlidir. Bu önerinin hayata geçirilmesi ve mezkûr müessesenin tesisi sayesinde birbirine düşman, birbirinden habersiz, dağınık bir İslam âlemi yerine birbirinden haberdar, birlikte hareket eden bir İslam âleminin vücuda gelmesi mümkün olacaktır.”[6]

İslam Anayasa Hukuku

Muhammed Hamidullah

Beyan Yayınları

[1] TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt:30, s: 534-537, 2005

[2] Bu yönü ile ilgili bir yazımıza şu linkten ulaşılabilir: https://www.dunyabizim.com/kitap/muhammed-hamidullah-in-siyeri-icin-ne-dediler-h12862.html

[3] Aziz Kur’an adlı meal ile ilgili yazımıza şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.kitaphaber.com.tr/muhammed-hamidullahin-aziz-kuran-adli-meali-uzerine-k1923.html

[4] İslam’ın Hukuk İlmine Katkıları, Beyan Yayınları: İstanbul, 2005, s. 15.

[5] Abdusselam Arı, Hz. Ömer’in Ebu Musa el Eşari’ye gönderdiği mektubun yargılama hukuku açısından analizi, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sayı: 2, 2003, s.85-99

[6] Emre Özgören, http://www.islamtarihi.info/2017/06/muhammed-hamidullahin-cagdas-islam.html

Ferhat Özbadem - 14.01.2021

,

3954

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılının bir Haziran günü Adıyaman’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman’da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar Ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli dört çocuk babasıdır.

haberdurus.com, zeynepder.org, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sitelerinde belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış eserleri:

Araştırma-Düşünce: Kur’an’ın Gölgesinde Hz. Muhammed, Cennetin Yolu, Kur’an’ı Nasıl Okumalı, 40 Esas 40 Düstur, Cennetin Anahtarı, Dünden Bugüne İslami Hareket, Edebiyat Gemisinde Düşünce Adamları.

Roman: Muaz, Brezilya, Beşir ve Gazali, Beşir ve Selahaddin Eyyubi, Beşir ve İbn Haldun, Beşir ve Osman Bey, Beşir ve Fatih Sultan Mehmet, Beşir ve Sultan Abdulhamid.

Biyografik Roman: Hasan el Benna, Seyyid Kutub, Mevdudi, Aliya, Malkolm X, Muhammed Ali, Meryem Cemile, Mehmet Akif, Metin Yüksel, Said Halim Paşa, Necip Fazıl Kısakürek, Akif İnan, Ömer Muhtar, Zeynep Gazali.

Tavsiyeler: Hasan el Benna, Said Havva, Yusuf el Karadavi, Hasan en Nedvi, Seyyid Kutub, Mevdudi, Fethi Yeken, Malkolm X, Aliya, Mustafa Meşhur.

Şiir: Ebrulim. Deneme: Ortalama Bir Âşık Olmamı Bekleme Benden.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin