Hancı - Sâmiha Ayverdi

Hancı - Sâmiha Ayverdi

Hancı - Sâmiha Ayverdi

23.12.2011 - Seher Ortaöner
Hancı - Sâmiha Ayverdi

"Kimsin diye sordular.
Bu dünyada işi bitenim dedim.
Öyle de neden sefere çıkmazsın dediler.
İşi bitmemiş olanlara yoldaşlık etmem murattır dedim.
Senin için mürit diyenler de, murat diyenler de var, hangisisin sen dedim.
Kâh müridim, kâh murâdın olduğumu onlara söyler miyim hiç?"

Öncelikle yazarımızı tanıyalım. 1905'te İstanbul'un Şehzâdebaşı semtinde doğdu. 1921 yılında Süleymâniye İnas Nümûne Mektebini bitirdikten sonra tahsiline husûsî olarak devam etti. Mükemmel fransızca öğrenerek târih, tasavvuf, felsefe, edebiyat sahalarında kendini yetiştirdi. Fakat onun hayatında esas rol oynayan insan, mütefekkir ve mutasavvıf Ken'an Rifâî'dir.

1938'te ilk romanı Aşk Budur yayınlanır. Bunu diğer romanları takip eder. 1946 yılından sonra fikri ve tarihi eserlere ağırlık verir ve hatıralarını kaleme alır. Çok sayıda eser veren bir yazardır. 1966 yılında Türk Ev Kadınları Derneği'nin kuruluşuna önayak olur. 1970 senesinde ise ağabeyi Yüksek Mühendis Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi ve onun eşi İlhan Ayverdi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlar. 1978 yılında cemiyet, vakıf statüsüne geçirilir.

Hizmetle dolu seksen yedi yıllık bir ömür 1993 Ramazanının 22 Mart günü sona erer. Ardında otuzu aşkın eser ve kalabalık bir talebe topluluğu bırakmıştır. Ki Sâmiha Ayverdi dile hâkimiyeti, derin kültürü ve mükemmel Türkçesiyle son asrın en mühim edebiyatçılarındandır. Tarihi, ictimâi ve tasavvufi konulardaki eserleri gelecek nesillere gerek dil, gerek kültür ve fikir sahasında ışık tutacak mahiyettedir.

Kitaba takdim yazısıyla giriş yapılmıştır. Kalem sahibi ise; İlhan Ayverdi. Kısa ve öz yazıda Sâmiha Ayverdi'nin fikir ve iman hayatımızda müstesna eserler kazandırmış olması ile gönül coşkunluğu ve iç dünyasının zenginliği dile getirilmiş. Cihat şuûru için fasılasız otuzu aşkın eser veren, hizmeti dağlar misali olan Ayverdi 'Hancı' ile bizi yolun başındaki Sâmiha Ayverdi'ye götürmekte, sanki; "Elime verilen kalemle elimden geleni yaptım, ama işte ben gene buyum, gene aşkı ve şevki taptâze olanım" demektedir.

Kitap içeriği kısa deneme ve mısralardan müteşekkil. Bazen bir iki satırla anlatılmış duygular, bazen de birkaç sayfa ile. Ama ana tema aynı. Bir O'lana varmak ve O'na varmak için katlanılan mesafe imtihanları. Ayrıyeten insanın kendini bulduğu birçok nokta var kitapta. Çoğu anlatımlarda 'evet o benim' deniliyor ister istemez. Mesela hayat hızla sürünüp geçerken bir ses:

- Öl, der. Çabuk öl!

Ölümün kucağına atıldığım zaman ise gene o ses, hem de telaşlı, hem de sanki bir daha dirilmeyecekmiş gibi korkulu ve üzgün, tâ can evime bâ'sü bâ'del- mevt kadehini dayar.

Bazı anlatımlarda da sanki bir faniye duyulan aşkla yalvarır izlenimini verirken ahirde gerçek aşk sahibinin adını, yani Cenab-ı Hakk'ın adını anarak yorum bıraktırmıyor bizlere. Bir örnek verelim isterseniz;

Cennet neresi dediler.
Senin olduğun yerdir dedim.
Cehennem neresi dediler.
Senin olmadığın yerdir diyecektim, ama diyemedim.
Senin olmadığın yer yok ki.
Âh, vallah da yok, billah da yok Allah'ım!

Bizlere altını çizdiren cümlelerle son verelim anlatımımıza.

- Taş, seni bilmediği için taştır. Demir, seninle ısınmadığı için soğuktur. Seninle olup da senden olmayanlar da öyle, âh öyle! Sensiz olan zaman, bir bakar kör değil de ya nedir Allah'ım?

- İsrafil sûrunu vakitsiz çalsa, âb-ı hayat yol bulup yoluma aksa, ömürler ömrüme asırlar katsa, şu ölmüş gönül dirilir mi ne dersin?

- Yüzünü gözünü yerlere süren sular gibi yeksân olsam da, gökleri el ele dolaşan bulutlar gibi kat kat, boy boy yükselsem de, her zaman vurgun, her zaman başı dumanlı olduğumu nasıl inkâr edeyim!

- Ey yalnızlığımın kapısını çalan! Acımın içinden sesin geliyor. Biraz memnun, biraz mahzûn, sıcak mahrem sesin geliyor.
Ey yüreğimin eşiğini atlayan! Derdimin içinden devân geliyor. Biraz acı, biraz tatlı, hem şifalı, hem safâlı, kâh sitemkâri, kâh şâdân sesin geliyor, sesin geliyor!

Rabbim bizlere de aşkımızı böyle sade ve içten bir şekilde anlatabileceiğimiz bir eser bırakmayı nasip etsin, amel deftermizin kapanmaması adına...

İyi okumalar...

Hancı
Sâmiha Ayverdi
Kubbealtı Neşriyatı
127 Sayfa

Seher Ortaöner - 23.12.2011

,

8409

Seher Ortaöner Hakkında

Seher Ortaöner

Konya'da yaşamaktadır. İlahiyat fakültesi öğrencisidir. Hüsn-i Hat ve Ebru ile ilgilenmektedir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin