Hanefi Usulcülerine Göre Nazmın Delâleti

Hanefi Usulcülerine Göre Nazmın Delâleti

Hanefi Usulcülerine Göre Nazmın Delâleti

15.02.2017 - Serdar Kocabaş
Hanefi Usulcülerine Göre Nazmın Delâleti

Fıkıh usulü kitaplarında lafız ve mana ile ilgili konular geniş yer tutar. Bu durum Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’yi anlama çabalarının bir sonucudur. Zira dinin iki ana kaynağı Kitap ve Sünnet’tir. “Lafız” lügatte “atmak, ağızdaki bir şeyi dışarı çıkarmak” anlamına gelen “lafz” kökünden gelir ve atılan şey anlamındadır. Fakat usulcüler lafız kelimesinin anlamından ötürü Kur’an-ı Kerim metnini edep gereği kelam ve nazm gibi kavramlarla ifade etmişlerdir. Lafız; mantık, nahiv, belâgat ve fıkıh usulü gibi pek çok ilim dalı tarafından ele alınmış ve farklı tasniflere ayrılarak işlenmiştir.

Anlambilim ise bilimsel yöntemlerle dilin anlam yönünü, anlamın değişmesi ve değişmesine neden olan sebepleri, dil öğelerinin anlamını ve öğelerin arasındaki bağlantıları inceler. Lafız ve anlam arasındaki ilişkiye Arap eleştirmenler dört farklı bakış açısı geliştirmiştir. Birinci grup lafız taraftarlarıdır ki en büyük temsilcisi Câhiz anlamların hükmünün lafızların hükmünden farklı olduğunu, çünkü anlamların sınırsız şekilde geniş, sonsuz biçimde yaygın bulunduğunu, buna karşın anlamların lafızlarının ise sınırlı olduğunu söyler. İkinci gruptakiler lafızla anlam arasında tam bir bağ olduğunu iddia ederler. Lafız nazmın bir parçasıdır, anlama uyar ve izinden gider. Üçüncü gruptakiler anlamın lafızdan daha önemli olduğunu söylerler. Dördüncü gruptakiler ise anlam ve lafzı ayırıp, bunlardan biri hakkında tercihte bulunmayan gruptur.

Dr. Hüseyin Okur tarafından yazılan ve Nizamiye Akademi Yayınları tarafından yayınlanan Fıkıh ve Anlambilim (Hanefi Usülcülerine Göre Nazmın Delâleti) kitabı; Nazmın delaleti, nazmın delâlet yönlerini günümüzdeki hermeneutik ve semantik gibi anlambilimsel faaliyetler karşısında yerinin tespiti, delâlet/anlamlandırma bahislerine fukaha pencerisinden yaklaşımı ve fıkıh usulündeki anlama ve yorumlama metodu üzerine bir kanaat oluşturma gayesiyle yazılan kitap, fıkıh ve anlam bilimini buluşturması sebebiyle de farklı bir yerde duruyor.

Kitap; giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan mürekkep. “Anlambilim ve Aklî-Naklî İlimlerde Delâlet” isimli ilk bölümde tanımlar ve karşılaştırmalar ön planda. Bu bölümde delâlet, anlambilim ve delâletin mukayesesi ve delâletin farklı disiplinlerdeki anlamları genişlemesine tartışılıyor. Delâlet kavramı İslam metodolojisinin en kapsamlı kavramlarından biri olup sözlük manası “yol göstermek, irşad ve kılavuzluk etmek, belirtmek, tarif etmek, güvenmek, vakar” gibi manalara gelir. Delil ise İslam fukaha ekolünce şöyle tarif edilir: “Üzerinde doğru düşünmek suretiyle haberi bir sonuca ulaşması mümkün olan şeydir.

“Hanefi Usulünde Delalet Taksimi ve Düşüncesel Alt Yapısı” adlı ikinci bölümde nazmın manaya delalet şekillerinin Hanefi fakihlerine göre taksimi işleniyor. Delâlet, mananın doğrudan veya dolaylı yoldan ifade edilmesi açısından ibare (Delâletü’l-ibâre), işaret (Delâletü’l-işâre), delâlet (Delâletü’l-nas) ve iktizâ (Delâletü’l-iktizâ) olmak üzere dört kısımda tartışılıyor. Delâlet bahsini dört şekilde efradını cami ağyarını mani olarak inceleyen Hüseyin Okur şöyle bir sonuca varıyor: “Hanefî ekolüne nispet edilen yorum ve re’y eksenli oldukları iddiasının, en azından delâlet prensipleri penceresinden tekrar gözen geçirilerek değerlendirilmesi gereklidir.”

Hüseyin Okur’un Fıkıh ve Anlambilim (Hanefi Usülcülerine Göre Nazmın Delâleti) adlı eseri, alanındaki boşluğu dolduran, delâlet bahsine yeni bir bakış açısı getiren ve delâlet bahislerinin canlanmasına vesile olabilecek esaslı bir çalışma olarak ilim meraklılarına hitap ediyor.

Serdar Kocabaş

Fıkıh ve Anlambilim

Hüseyin Okur

Nizamiye Akademi Yayınları

Serdar Kocabaş - 15.02.2017

,

879

Serdar Kocabaş Hakkında

Serdar Kocabaş

kendi halinde bir halsiz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin