Hasan Öztürk’ün Yeni Kitabı “Üç Duraklı Yolculuk” Çıkt�

Hasan Öztürk’ün Yeni Kitabı “Üç Duraklı Yolculuk” Çıktı

Hasan Öztürk’ün Yeni Kitabı “Üç Duraklı Yolculuk” Çıktı

27.01.2021 - Yeni Çıkanlar
Hasan Öztürk’ün Yeni Kitabı “Üç Duraklı Yolculuk” Çıktı

Edebiyat yazılarını çeyrek yüzyılı aşan bir zamandır aralıksız sürdüren Hasan Öztürk, yedinci kitabı Üç Duraklı Yolculuk ile okurlarının karşısına çıktı. Şimdiye dek altı kitabı yayımlanmış Hasan Öztürk, yönettiği ‘Mavi Yeşil’ dergisi yanında ‘Roman Kahramanları’ ve ‘Kitap-lık’ dergileri ile ‘K24’ ve ‘Aksi Sanat’ adlı edebiyat sitelerinde aralıklarla yazıyor. Edebiyat, edebiyatın kurmaca metinleri, yazarın özgürlüğü, edebiyat ortamı, metin-okur ilişkisi, yaratıcı yazı, yazılan ve okunan kitap vb. konular, onun yazılarının öncelikli gündemi… Yeni okumalara yol alan okuma biçimleri de diyebiliriz ‘edebiyat’, ‘öykü’ ve ‘kitap’ başlıklı üç bölümde bir araya getirilmiş yazılar için.

Üç Duraklı Yolculuk (Önce Kitap Yayınları, Şubat 2021), adını içindeki bölümlerden alan bir kitap. Kitabın adındaki yolculukla varılacak olan; yazarı, okuru, kitabı ve eleştirmeniyle edebiyat ortamı. Kitabın her durağı, daha açıkçası her bir yazısı, edebiyatı kendisine dert edinmiş okurların bir süre bekleyip kendisi gibi kaygısı edebiyat olan başkalarıyla buluşmasını sağlıyor. Yolculuk devam ettikçe duraklardan eklenen yerli ve yabancı isimlerin kafilesiyle edebiyatın yeni ortamlarında buluyoruz kendimizi.

İnsanın “daha iyi bir dünya” arayışında edebiyatın payı ne olabilir sorusuyla açılan ‘edebiyat’ durağı, ucu Platon’a uzanan bir ‘güzellik’ yolculuğu başlatıyor kitapta. Temel kaygı, yazı ve yazar elbette. Bu, Divan şairi için de Lessing için de böyle ve elbette kurmaca yazıyı öğreten yazılarıyla Calvino için de. Yazarın niyeti ile okurun niyeti örtüşmüyor çok zaman, bunda kişisel estetik beğeniler yanında toplumsal koşulların da payı var kuşkusuz. Sabahattin Ali’nin, yazdıkları nedeniyle yaşadıkları ve Cemil Meriç’in, romancı Tanpınar’ı hiç okumayışı, bu yönleriyle irdelenmeye değer.

Kitabın ‘öykü’ durağında Sait Faik, kaleminin ucunu açmış yazı atölyesinin önünde bekliyor okuru. Usta öykücünün hakkındaki üç ayrı yazıyı okuyunca yalnızca küçük insanların, balıkçıların yazarı değil de Sait Faik’in yazıyı ve dolayısıyla edebiyatı yaşamın vazgeçilmezi bildiğini öğreniyoruz. Kendisine yazılan bir mektuba bakıldığında romancı Oğuz Atay’ın, yalnızca bir öykünün dünyasına bir dünya sığdırdığını görmemek mümkün değil. Ustalık bu olsa gerek diyoruz mektubu okuyunca. Yolculuğun ikinci durağında Çehov, Camus ve Nahid Sırrı Örik, yazarın yaratıcılık özgürlüğü tartışıyorlar kendi öyküleriyle. Sadri Ertem ve Dostoyevski de aynı durakta okuru bekleyenlerden…

Kitap, her bir okur için ayrı bir değerdir kuşkusuz ancak sahici bir okur, Proust’un, “Özgün zekâ, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir.” uyarısını göz ardı etmemeli elbette. Son durak, okurun eline ulaşıncaya dek başka pek çoklarının ortak çabasıyla biçimlenen kitabın, ‘okunurken bir değer satılırken bir nesne’ olup olmadığının konuşulması gerektiğine vurgu yapıyor. Bir yanda kutsal kitapların dokunulmazlığı diğer yanda sermayenin elinde nesneleşen kitabın marketlerde çocuk bezi yanında satılışı… Kitabın durağında Gönül Bakay, edebiyat metinlerine yansımış delirtilen kadınları; George Orwell, yazının ve yazarın özgürlüğünü; John Sutherland, edebiyatın bellekleri alt üst eden serüvenini; Ursula K. Le Guin, yazı ve okur ilişkisini konuşarak edebiyatın, ‘yine okumalar’ yöntemiyle kazanacağı zenginlikleri tartışıyor.

Edebiyatın eleştirel metinlerinin bilindik nesnel dilinden ayrı anlatımıyla Üç Duraklı Yolculuk, yazarının yazdıkları ve durakların girişine eklenen yol gösterici ‘giriş’ yazılarıyla Oğuz Atay’ın sorup durduğu, edebiyatın “sevgili” okurunu bekliyor.

Yeni Çıkanlar - 27.01.2021

,

2754

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Yorumlar
  • Kitap Sever 2021.02.09 17:30

    Hasan Öztürk'ün bu kitabının adını ilk duyduğumda Aşık Veysel'den alışık olduğumız üzere aklımda Gençlik, Orta Yaşlılık ve Yaşlılık olmak üzere yaşamın üç durağı belirdi. Nitekim okuduktan sonra durakların ne olduğunu anladım ama benim için pek bir şey değişmedi. Çünkü kitabı okurken ömür yolculuğuna çıkmış gibiydim. İlk durak bittiğinde gençtim, edebiyat dünyasının gerçekleriyle henüz yeni yeni tanışmaya başlamış genç biri. İkinci durak bittiğinde kendimi bu konuda biraz daha tecrübeli hissediyordum. Yolun sonuna geldiğimde ise, işte dedim, edebiyat bu ve ben de kitaptan (yaşamdan) kendine bir pay çıkarmış yaşlı biriyim. Sonra ayrıldım sayfalardan... Benzetmeler, kelime oyunları, alıntılar ve yazarın üslubu o kadar ustacaydı ki bazı yerlerde hayat çaylağı olarak pek bir şey anlamadığımı belirtmeliyim, ama çok şey kastedildiğinin farkındaydım. Bazı yerlerde "İşte ben buraya imzamı atarım!" dedim. Okununca direkt göze çarpacaktır ki: Güzellik üzerine de yazmış Hasan Öztürk, bu kavramı tanımlamış. Ben de bir tanımlama yapacağım: Bence güzellik böyle yazılarda... Çünkü Sait Faik'in dediği ve kitapta da geçtiği gibi "Yazmasak deli olacağız." Elinize emeğinize sağlık...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin