Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın

Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın

Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın

15.04.2013 - Misafir Köşesi
Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın

Fatma Güven, Kitaphaber için kaleme aldı.

Her şey inanmakla başladı. Ama biz istemenin kulağını çektik ilkin. Hayaller sıralandı devamında. Olduramadık birçoğunu. Ne istediysek tersi oldu sanki. Kıt kanaat geçinen günler sırtlandı sanrı duvarlarını. Herkesin geçimsizliği sararken etrafı duygular görünmezleşti. Yitik bir kalabalığın en ön safında duran köylüler şehre kaçma planı yaparken, arka kapıda bekleyen hakikat yığıldı hayalden ördüğü umudun içine. Bin pişmanlık sararken ovaları, akarsular akmaya akmaya yavaşlattı bakışları. İnanmak gelir içimizden bu defa. Her şeyin en güzeline layıksın sen diyen bir yığın geçimsiz tenhalıklar sarar suratları. Ağlamanın sırası değil zannedip boşuna güldüğünü zanneder yalnızlıklar. Bizim için örtüsüne bürünen incecik papatyalar, fallara kalmamalıdır. Her şey yerli yerinde ve uykudan uyanmak zorlaşmamalıdır.

Ayağını yorganına göre uzat diyen atalarımız, hayalinizi yorganınıza göre uzatın diyen Prof. Dr. Acar Baltaş'ı duymuş olsaydı, ne düşünürdü bilemem ama ben bu cümlenin üstüne pirelere saygımdan hayal için yorgan yakma taraftarıyım. Başarmak için tek başına aynalara ihtiyacımız yoktur. Defalarca aynadaki yüzünü süzen gözler, düz aynadaki görüntünün gerçek olmadığını bilir. Bunun için elimize bir çukur ayna alırız ve odak noktasından uzaklaştıkça görüntümüz ters olur ama gerçekleşir. Bu sefer çorba içmek için değil kendi kendinizi keşfetmek için çukur ayna şeklindeki kaşığı alın elinize ve gözlerinizdeki enerjiyi yeniden keşfedin.

Düş tek başına başarıyı tetiklemez. Lakin hayal kurmadan gerçekleştirmek diye bir tabir de kulllanılamaz ne yazık ki. Bizim tutumumuz her ne olursa olsun, gücümüzün farkında olmalıyız. Ve devamında karakter analizimize uygun bir hayal kurma yoluna adım atmalıyız. Saygı gerektiren işler, popüler Dünya'nın uçlaşmış köylerinde kemikler toplarken, isteklerimizi sıraladığımız her alanın savunmasız korucusu olabiliriz. Yeterli görünmeyen siyah renkli kara taşlar elimizde un ufak edilecek kıvama geldiğinde, başarmak için ant içmiş bir kaç kişi kaldığını görebiliriz.

Her şey yerli yerindeyse o halde başarmak için geriye ne kalmıştır?

İşte bu ve daha birçok sorunun cevabını, kişisel gelişim kitapları çıkarıp psikolojik danışmanlık yapmış olan Baltaş , bu kitabında yaşam koçu adı altında insanları yönlendiren kesimlerin yaptığı hataları mercek altına yatırarak tek tek cevaplıyor. Kitap dört ana başlık ve giriş gelişme ve sonsözden oluşan alt başlıklar içeriyor. Uygun gördüğü başlıkların altında ünlü kişilerin özlü sözlerine yer veren yazar önemli gördüğü cümlelerini siyah kalın puntolu harflerle göstermeyi ihmal etmiyor. Kitapta birçok maddeler sıralanmış. İkili ilişkilerden, iş hayatına, hayal dünyasından, reel dünyaya kadar bir çok konuda yazar,'olguyla anlaşabilmek', 'iletişimi kuvvetlendirmek', 'düşüncede yenilenme' gibi daha bir çok konuda okuyucuya taktikler veriyor.

Kitabın daha başında eleştiriye maruz kalan The Secret kitabı için yazarımız şöyle söyler:"Sır kitabında gerçekte büyük bir sır yok. Kitaptaki temel ve tek mesaj 'düşüncelerin evreni kontrol ettiği'dir." (s:19) Peki düşüncelerimiz evreni kontrol etmiyorsa neyi kontrol ediyor? Her insan bir birey olarak kontrol mekanizması içerisindeyse neden sürekli başarısızlığını kontrol altına alamıyor? Yazara göre hayal edilen başarıya ulaşmak ki bu para, güç, güzellik olabilir herkes için her seferinde geçerli olmayacağıdır. Ki kumarda her kaybeden aşkta kazansaydı ya da aşkta her kaybeden kumarda kazansaydı etraf aşkkolik ya da parakoliklerden geçilmez olurdu.

Peki, verilen stratejiyi aynen uygularsak kazanma şansımız yüzde kaç artar? Yazara göre verilen kuralları aynen uygulasak bile önemli olan bu kuralların ne kadarına karşı enerjimiz olduğu ve ne kadar kişiliğimize uygun bir hayal kurduğumuzdur. Ki enerjimiz tükendiğinde ve öznelliğimize uygun olmayan bir şey istediğimizde başarıyı ıskalamak şöyle dursun kilometrelerce uzaktaki bir sahraya baktığımız aşikar olacaktır. "Madem istediklerini elde etmek bu kadar kolay, o halde bunca insanın istenmeyen şeyler yaşamasının, başlarına kötü şeyler gelmesinin nedeni ne olabilir?"(s:21)

İyi olmayan düşünceler olabilir mi?

Yazara göre iyi olan düşünceler kurmak ve devamında elinde beş kuruş yokken varmış düşünmek başarılı olmak için yeterli değildir. Sürekli ben iyiyim demek, deliliğin tescili olabilir. Deliye her gün bayramdır zira. Bunun yerine önce kötü düşünce içindeyken düşüncelerinizi tek tek akıl süzgecinden geçirin. Sonrasında akıl kavramının sağduyusuna içtenliğinizi yerleştirin. Her şey unutulmak istenen duygularla perçinleşmeden ayağa kalkar ve siz topallamadan yürüyüşe devam edersiniz.

İstersek başarır mıyız? Kilit bir sorudur. Ve yazar bu soruya karşı şöyle bir cümle kurar:"Hiç şüphesiz bu beklenti kişiye kısa bir süre için umut verir. Ancak bir süre sonra yaşanan, büyük bir hayal kırıklığıdır"(s:22)Yani istemeye istemeye mi ulaşacağız hedefimize? Ya da benden adam olmaz diye diye büyük konuşmanın vebali altında kalıp hedefe ulaşmak için ajitasyon mu yaratacağız kendimize? Bence iki soruya da hayır cevabını verdikten sonra yapacağımız liste şöyle sıralanmalıdır: Hayal et, hayal(et) sınırlarını zorla, çalış-çabala, sabret, başar, mutlu son. Zira bilinen en ünlü sözlerden biri olan ve Yaradan için söylenen 'vermek istemeseydi, istemek vermezdi' sözüdür. Ben bu cümleye katılıyorum. Yazarsa şu cümleyle düşüncemi genişletiyor: "İsteyenlerin başarılı olması için, başarabileceği alanlara yönelmesi ve bütün enerjisini o alana odaklaması gerekir."(s:23) Gerçekleşsin veya gerçekleşmesin 'istemek' herkesin ağzında sakız olmuştur. Kimisi o sakızı belli bir süre sonra atmıştır ağzından kimisi ise yutmuştur. İşte başarılı olanlar korkusuzca yutanlar olmuştur.

Yazara göre her isteyen başarılı olamaz ama yürekten adanan, tutkulu, hem özgüven hem de özsaygısı olan, stresten uzak, kendi duygularını yönetebilen, yakıcı kzıgınlıktan yapıcı kızgınlığa geçmiş, günü değil yarını yakalayabilen insan modeli başarılı olmak için seçilmiş kaftandır. Kendi gerçeklerini fark eden ve onların peşinden giden insanlar er ya da geç başarıyı ulaşmıştır. Örneğin bence şairlik doğuştan gelen bir yetenektir ama şairi başarılı kılan çok okuyup gözlemci olmasında yatar. Şair kendi yeteneğinin farkındadır ama bunu tek başına sırtını almaz. Aynı zamanda binbir kitap okuyarak, defalarca şiir yazıp yazıp yakarak istenilen başarıya ulaşır.

"Şükretmeyi bilen insan 'şu anda iyi olan ne?' sorusunu sorar ve sorunlara yapıcı çözümler getirir."(s:143) Düşünmenin üretkenliğinde iletken bir harf yerleştirdiğimiz beynimiz enerji katmanlarından oluşmuştur. O enerji katmanlarını besleyen ve istediklerimize bizi en çabuk yaklaştıran şeylerden biri şükürdür. Şükrederek sabrederiz. Sabrederek şükretmeye devam ederiz. Sabır ve şükür sihirli iki kelimedir ve bu iki kelime istemenin ötesinde başarmanın yegâne yoludur. Eğer bir yaşam koçunuz varsa ve hala 'kendine uygun yorgan diken hayal kitabını' okumamışsa onu düşler ülkesine gönderin. Sınırları çizilen ama asla hudutları belli olmayan hayaller kurulan şehirlerin ensesinde nefes alan şükrün güzelliğini göstermek ve tecrübelerden nasiplenmektir başarı. Başarı kendine bir yol çizmekle başlar. Can Yücel'in dediği gibi: "Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış. Kendi yolumu çizdiğimde anladım."




Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın
Prof. Dr. Acar Baltaş
Remzi Kitabevi
144 Sayfa

Misafir Köşesi - 15.04.2013

,

2501

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin